Sait Faik Abasıyanık’tan 15 Alıntı: Hikâyelerden Cümleler

📁 Kitap Alıntıları 🕒 31 Eki 2026

Son güncelleme: 31 Ekim 2026

Bir vapur iskelesi, bir mahalle kahvesi, kuş tutan çocuklar, Burgazada’da sabaha karşı denize açılan balıkçılar… Sait Faik, küçük insanların küçük anlarını öyle bir dille anlattı ki Türk öykücülüğü onunla yön değiştirdi. Bu derlemede Sait Faik Abasıyanık alıntıları arasından en sevilen 15 cümleyi seçtik; her birinin hangi öyküde ve kitapta geçtiğini yazdık, kısa bir yorumla bağlamını anlattık.

Alıntıları kısa tuttuk; öykülerin tamamını Sait Faik’in kitaplarında okuyabilirsiniz. Her cümleyi ve kitap bilgisini en az iki kaynakla karşılaştırdık.

Burgazada’da Sait Faik Abasıyanık’ın beyaz ahşap köşkü; balkonlu cephe, önünde palmiye ve yeşillikler, bahçe kapısının yanında müze tabelası
Görsel: Sait Faik Abasıyanık’ın Burgazada’daki evi, bugün Sait Faik Abasıyanık Müzesi, 2018 / Wikimedia Commons (Justinianus, CC BY-SA 4.0)

İçindekiler

1. Alemdağ’da Var Bir Yılan

Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey.

Sait Faik Abasıyanık, “Alemdağ’da Var Bir Yılan”

Kitap: Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954), aynı adlı öykü

Sait Faik’in ölüm yılı olan 1954’te çıkan kitabına adını veren hikâyeden. Gerçekle düşün birbirine karıştığı, yer yer rüya gibi akan bir anlatının ortasında bu iki cümle bütün kitabın özeti gibi duruyor: dünyayı dolduran yalnızlığa karşı tek çare, tek bir insanı sevmekten geçiyor.

Cümlenin bu kadar sevilmesinin nedeni sadeliği. Büyük laflar yok; sevgi bir fikir olarak değil, bir insandan başlayan küçük bir hareket olarak anlatılıyor. Sait Faik’in hemen bütün öykülerinde dolaşan “insan sevgisi” burada en kısa hâline kavuşuyor.

2. Haritada Bir Nokta

Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. (…) Yazmasam deli olacaktım.

Sait Faik Abasıyanık, “Haritada Bir Nokta”

Kitap: Son Kuşlar (1952)

Sait Faik denince akla ilk gelen cümle büyük ihtimalle “Yazmasam deli olacaktım.” Anlatıcı adada, namuslu insanlar arasında sakin bir hayat sürmeye, hırstan uzak durmaya karar vermiştir; yazı yazmak da ona bir tür hırs gibi gelir. Ama dayanamaz, tütüncüye koşup kalem kâğıt alır.

Bu kısa sahne, yazarın yazıyla ilişkisini olduğu gibi anlatıyor: Yazmak bir meslek ya da gösteriş değil, nefes almak kadar zorunlu bir ihtiyaç. Öykü bu yüzden edebiyat derslerinde de en çok okunan Sait Faik metinlerinden biri.

3. Son Kuşlar

Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük.

Sait Faik Abasıyanık, “Son Kuşlar”

Kitap: Son Kuşlar (1952), aynı adlı öykü

Kuş tutan çocuklara seslenen anlatıcının bu sözleri, yetmiş yılı aşkın bir süre önce yazılmış olmasına rağmen bugünün iklim ve doğa tartışmalarına doğrudan cevap veriyor. Kaybolan kuşlar, yerini betona bırakan bahçeler ve bunun bedelini ödeyecek olan yeni kuşaklar aynı cümlede buluşuyor.

Öykü, Sait Faik’in doğayı yalnızca güzel bir manzara olarak değil, korunması gereken bir yaşam alanı olarak gördüğünü gösteren en net metinlerden. Bazı baskılarda “yeşillikleri” yerine “yeşilleri” kelimesiyle geçiyor.

Sait Faik Abasıyanık’ın Son Kuşlar kitabının kapağı; yeşil kumaş dokulu zemin üzerinde yapraklı dallar arasında bir kuş çizimi
Görsel: Son Kuşlar kapağı / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Doğayı ve kaybolan güzellikleri anlatan başka sözler için doğa ile ilgili sözler derlememize göz atabilirsiniz.

4. Robenson

Ben bayrakları değil, insanları seviyorum.

Sait Faik Abasıyanık, “Robenson”

Kitap: Semaver (1936)

İlk kez 1934’te Varlık dergisinde yayımlanan, sonra ilk kitabı Semaver’e giren öyküden. Anlatıcı karşısındakinin rengine, diline, nereden geldiğine bakmadan onu kendine yakın hissettiğini anlatır ve aynı renkte iki bayrak için birbirini öldüren insanları sorgular.

Tek cümlelik bu alıntı, Sait Faik’in hümanizmini en çarpıcı biçimde özetleyenlerden biri. Ayrımları değil ortak noktaları gören bu bakış, otuzlu yılların sert ortamında yazıldığı düşünülünce daha da cesur görünüyor.

5. Kınalıada’da Bir Ev

Ben görmeden severim bahçeleri, insanları, evleri.

Sait Faik Abasıyanık, “Kınalıada’da Bir Ev”

Kitap: Mahalle Kahvesi (1950)

İlk kez 1948’de Yedigün dergisinde çıkan öykü, Kınalıada’daki bir evin, bahçesinin ve o evde yaşayanların etrafında dolaşır. Anlatıcının bu kısa cümlesi, Sait Faik’in sevgisinin karşılık beklemeyen, hatta karşısındakini tanımayı bile beklemeyen doğasını özetliyor.

Adalar, Sait Faik’in dünyasında yalnızca bir mekân değil, bir ruh hâli. Burgazada’da yaşayan yazar, komşu adalardaki evlere bile bir masal gözüyle bakıyor.

6. Havuz Başı

Kimseler âşık değil mi bu şehirde? Kimseler, bir meydanın kanepesinde kimseyi beklemeyecek mi, yüzünü bir dakika görmek için kimsenin?

Sait Faik Abasıyanık, “Havuz Başı”

Kitap: Havuz Başı (1951), aynı adlı öykü

Kitaba adını veren öyküde anlatıcı, soğuk bir mayıs gününde Beyazıt’taki havuzun başında bir bankta oturur, gelip geçenlere bakar. Üst üste gelen “kimse” kelimeleri, kalabalığın ortasındaki yalnızlığı neredeyse bir şarkı gibi tekrarlıyor.

Soru aslında bir sitem: Koca şehirde kimse bir yüzü bir dakika görmek için beklemeye değer bulmuyor mu? İstanbul’un aşkla ve yalnızlıkla iç içe hâlini müzikte arayanlar İstanbul ile ilgili şarkılar listemize de bakabilir.

7. Karanfiller ve Domates Suyu

Kitaplar, bir zamanlar bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatın, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler.

Sait Faik Abasıyanık, “Karanfiller ve Domates Suyu”

Kitap: Mahalle Kahvesi (1950)

Tek cümlede bir zincir kuruluyor: insanı seven tabiatı, tabiatı seven dünyayı sever; yaşama sevinci de buradan doğar. Ama fiilin “öğretmiştiler” diye geçmiş zamanda kalması, anlatıcının bu dersi artık eskisi kadar kolay uygulayamadığını sezdiriyor.

Bu cümle okumanın insana kazandırdığı bakışı da anlatıyor. Kitaplar ve okumak üzerine başka güzel cümleler için kitap ile ilgili sözler sayfamıza göz atabilirsiniz.

Sait Faik Abasıyanık’ın Mahalle Kahvesi kitabının kapağı; koyu yeşil zemin üzerinde tek bir eski kahvehane sandalyesi çizimi
Görsel: Mahalle Kahvesi kapağı / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

8. Stelyanos Hrisopulos Gemisi

Ve denize bir dakika durup bakmaya vakitleri olmadığını söyleyen bu insanlar ne zevksiz mahluklardı.

Sait Faik Abasıyanık, “Stelyanos Hrisopulos Gemisi”

Kitap: Semaver (1936)

Adını bir gemiden alan öykü, Sait Faik’in denizle kurduğu bağın en erken örneklerinden. Bu cümlede hayatın koşturmacasında denize bakmaya bile vakit bulamayanlara duyulan şaşkınlık, biraz da öfke var.

Sait Faik için deniz bir manzara değil, hayatın ölçüsüdür. Yazarın denizle ilgili başka cümlelerine deniz ile ilgili sözler derlememizde de yer verdik.

9. Lüzumsuz Adam

Şehri bırakmak, ondan usanmak, onunla didişmemek erkekliğin şanından mıydı? Ama ne yapsın? Yapamıyor işte.

Sait Faik Abasıyanık, “Lüzumsuz Adam”

Kitap: Lüzumsuz Adam (1948), aynı adlı öykü

“Ben bir acayip oldum.” cümlesiyle açılan öykünün kahramanı, herkesin “hayat mücadelesi” dediği yarışa bir türlü ayak uyduramayan bir adam. Bu alıntıda kendisinden beklenen sertliği gösteremeyişini sorguluyor, sonra kısa bir “Yapamıyor işte.” ile teslim oluyor.

Kitaba adını veren bu öykü, Türk edebiyatında “işe yaramaz” sayılan insanın belki de en sevimli ve en hüzünlü portresi. Lüzumsuz adamın lüzumsuzluğu, aslında hayatın küçük ayrıntılarına fazlasıyla dikkat etmesinden geliyor.

Sait Faik Abasıyanık’ın Lüzumsuz Adam kitabının kapağı; açık renkli zemin üzerinde kapısı açık bir kafes ve içinde bir kuş çizimi
Görsel: Lüzumsuz Adam kapağı / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

10. Parkların Sabahı, Akşamı, Gecesi

Milyonluk şehirlerde de yaşasa, insanoğlunun içinde yalnızlık, kendi içine çekilme, sinme günleri doludur.

Sait Faik Abasıyanık, “Parkların Sabahı, Akşamı, Gecesi”

Kitap: Havuz Başı (1951)

İstanbul parklarını günün farklı saatlerinde dolaşan anlatıcı, kalabalığın yalnızlığa çare olmadığını söylüyor. Şehir büyüdükçe insan küçülüyor, kendi içine çekiliyor.

Sait Faik’in yalnızlık anlayışı karamsar değil; kabullenen, anlayan bir ton taşıyor. Benzer bir duyguyu yalnızlık ile ilgili şarkılar listemizde de bulabilirsiniz.

11. İhtiyar Talebe

Küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. Hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir.

Sait Faik Abasıyanık, “İhtiyar Talebe”

Kitap: Semaver (1936)

İlk kez 1935’te Varlık dergisinde çıkan öykü, yazarın Fransa’daki öğrencilik yıllarının havasını taşıyor; yaşını kimseye söylemeyen yaşlı bir öğrencinin etrafında dönüyor. Bu iki cümle ise bambaşka bir şeyi, hafızanın insanı nasıl hem zenginleştirip hem de yurtsuz bıraktığını anlatıyor.

“Bahtsız kuvvet” ifadesi çok yerinde: Küçük ayrıntıları unutamayan insan, her yere biraz bağlanır, hiçbir yere tam ait olamaz. Sait Faik’in kendi hayatına dair bir itiraf gibi de okunabilir.

Sait Faik Abasıyanık’ın Semaver kitabının kapağı; yeşil kumaş dokulu zemin üzerinde eski bir semaver çizimi
Görsel: Semaver kapağı / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

12. Sur Dışında Hayat

Şehrin dışına çıkmak kendi kendinden kurtulmak gibi bir şey.

Sait Faik Abasıyanık, “Sur Dışında Hayat”

Kitap: Havuz Başı (1951)

İstanbul’un surlarının dışına uzanan bir gezintinin öyküsü. Bu tek cümle, kalabalıktan uzaklaşma isteğini neredeyse bir terapi gibi tarif ediyor: Şehirden çıkan, aslında kendi kafasının içinden çıkıyor.

Sait Faik’in öykülerinde yürümek, gözlem yapmanın ve iyileşmenin yolu. Bu yüzden onun anlatıcıları hep yoldadır; vapurda, sokakta, sahilde.

13. Söylendim Durdum

Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün kaynaştığı bir şehir. İyi insanları yok mu? Dolu.

Sait Faik Abasıyanık, “Söylendim Durdum”

Kitap: Mahalle Kahvesi (1950)

Başlığı gibi baştan sona bir söylenme öyküsü: Anlatıcı şehrin kirinden, kabalığından, ikiyüzlülüğünden yakınır. Ama öfkesinin ortasında birden durur ve “İyi insanları yok mu? Dolu.” der.

Sait Faik’in en sert eleştirisinde bile insana olan inancını bırakmaması bu cümlede çok net görülüyor. Devamında iyi insanların nasıl çekildiğini, nasıl ürktüğünü sorgulaması da öykünün asıl derdini ortaya koyuyor.

14. Hişt Hişt

Bir hişt hişt sesi gelmedi mi, fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları…

Sait Faik Abasıyanık, “Hişt Hişt”

Kitap: Alemdağ’da Var Bir Yılan (1954)

1954’te çıkan Alemdağ’da Var Bir Yılan kitabındaki bu kısa öyküde anlatıcı, nereden geleceği belli olmayan bir “hişt hişt” sesini bekler. Bu ses bir çağrı, bir dostluk işareti, belki de sadece hayatın kendisi.

Ses gelmediğinde her şey kötüdür; geldiği anda ise çiçekler, böcekler ve insanlar yeniden yaşanmaya değer hâle gelir. Sait Faik’in insanı küçük bir işaretle mutlu edebilen dünyası, bu kadar az kelimeyle başka türlü anlatılamazdı.

15. Kayıp Aranıyor

Uçurtma demiş ki: “Ah! İpim olmasaydı!” Kant’ın güvercini daha ileri gitmiş: “Bir de şu hava olmasaydı!” demiş. Her ikisi de kendilerini gökyüzüne yükselten şeyin bu iple hava olduğunu unutmuşlar…

Sait Faik Abasıyanık, “Kayıp Aranıyor”

Eser: Kayıp Aranıyor, roman (1953)

Sait Faik’in iki romanından biri olan Kayıp Aranıyor’dan bu küçük mesel, özgürlük üzerine bir hatırlatma. Uçurtma ipinden, güvercin havadan kurtulmak ister; oysa ikisini de havada tutan tam olarak bu “engeller”dir.

Felsefi bir göndermeyi gündelik bir uçurtma imgesiyle birleştirmek, Sait Faik’in ağır fikirleri hafif bir dille anlatma ustalığının güzel bir örneği. Romanlardan seçilmiş başka cümleler için hayata dair kitap alıntıları derlememize bakabilirsiniz.

Sait Faik Abasıyanık alıntıları bir bakışta

Öykü / eserKitapTeması
1. Alemdağ’da Var Bir YılanAlemdağ’da Var Bir Yılan (1954)Yalnızlık ve sevgi
2. Haritada Bir NoktaSon Kuşlar (1952)Yazma tutkusu
3. Son KuşlarSon Kuşlar (1952)Doğa ve gelecek
4. RobensonSemaver (1936)İnsan sevgisi
5. Kınalıada’da Bir EvMahalle Kahvesi (1950)Hayal ve sevgi
6. Havuz BaşıHavuz Başı (1951)Aşk ve şehir
7. Karanfiller ve Domates SuyuMahalle Kahvesi (1950)Kitaplar ve yaşama sevinci
8. Stelyanos Hrisopulos GemisiSemaver (1936)Deniz
9. Lüzumsuz AdamLüzumsuz Adam (1948)Şehir ve çaresizlik
10. Parkların Sabahı, Akşamı, GecesiHavuz Başı (1951)Yalnızlık
11. İhtiyar TalebeSemaver (1936)Hafıza ve aidiyet
12. Sur Dışında HayatHavuz Başı (1951)Kaçış
13. Söylendim DurdumMahalle Kahvesi (1950)Şehre sitem
14. Hişt HiştAlemdağ’da Var Bir Yılan (1954)Umut
15. Kayıp AranıyorKayıp Aranıyor (1953)Özgürlük

Sait Faik Abasıyanık kimdir?

  • Doğum: 18 Kasım 1906, Adapazarı
  • Ölüm: 11 Mayıs 1954, İstanbul
  • Eğitim: İstanbul ve Bursa’da lise; Fransa’da, Grenoble’da edebiyat
  • Yaşadığı yer: Hayatının büyük bölümünü İstanbul’da ve Burgazada’daki evinde geçirdi
  • İlk kitabı: Semaver (1936)
  • Başlıca öykü kitapları: Semaver, Sarnıç, Şahmerdan, Lüzumsuz Adam, Mahalle Kahvesi, Havada Bulut, Kumpanya, Havuz Başı, Son Kuşlar, Alemdağ’da Var Bir Yılan, Az Şekerli, Tüneldeki Çocuk
  • Romanları ve şiirleri: Medarı Maişet Motoru, Kayıp Aranıyor; şiir kitabı Şimdi Sevişme Vakti (1953)

Sait Faik, olay örgüsünden çok bir anı, bir ruh hâlini ya da bir insanı anlatan “durum öyküsü”nün Türkçedeki en büyük ustası sayılır. Balıkçılar, kahveciler, işsizler, çocuklar ve kimsesizler onun öykülerinin asıl kahramanlarıdır. 1953’te Amerika’daki Uluslararası Mark Twain Derneği’nin onur üyeliğine seçildi; ertesi yıl, 47 yaşında hayatını kaybetti.

Vasiyeti doğrultusunda kitaplarının gelirleri ve Burgazada’daki evi Darüşşafaka’ya bırakıldı. Ev bugün Darüşşafaka’nın yönettiği Sait Faik Abasıyanık Müzesi olarak ziyaret edilebiliyor; adına verilen Sait Faik Hikâye Armağanı ise Türkiye’nin en köklü öykü ödüllerinden biri. Aynı dönemin başka büyük kalemlerini merak edenler Sabahattin Ali sözleri, Kürk Mantolu Madonna alıntıları ve yakın dostu Orhan Veli için Orhan Veli şiirleri yazılarımıza göz atabilir.

Sait Faik Abasıyanık’ın eski tip nüfus hüviyet cüzdanı; ay yıldızlı kapak sayfasının yanında yazarın siyah beyaz vesikalık fotoğrafı ve el yazısıyla doldurulmuş bilgiler
Görsel: Sait Faik Abasıyanık’ın nüfus cüzdanı, 2024 / Wikimedia Commons (Dr.Wiki54, CC BY-SA 4.0)
Sait Faik Abasıyanık Müzesi’nin bahçesinde, beyaz ahşap evin önünde taşların üzerine oturmuş Sait Faik heykeli ve yanında örme sepet biçiminde bir taş
Görsel: Burgazada’daki müzenin bahçesinde Sait Faik heykeli, 2024 / Wikimedia Commons (Dr.Wiki54, CC BY-SA 4.0)

Kopyalanabilir kısa Sait Faik alıntıları

Mesajlarda ve paylaşımlarda kullanmak için kısa cümleler; her birinin altındaki düğmeyle kopyalayabilirsiniz.

  • Yazmasam deli olacaktım.
    Sait Faik Abasıyanık, “Haritada Bir Nokta”
  • Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey.
    Sait Faik Abasıyanık, “Alemdağ’da Var Bir Yılan”
  • Ben bayrakları değil, insanları seviyorum.
    Sait Faik Abasıyanık, “Robenson”
  • Ben görmeden severim bahçeleri, insanları, evleri.
    Sait Faik Abasıyanık, “Kınalıada’da Bir Ev”
  • Şehrin dışına çıkmak kendi kendinden kurtulmak gibi bir şey.
    Sait Faik Abasıyanık, “Sur Dışında Hayat”
  • Kimseler âşık değil mi bu şehirde?
    Sait Faik Abasıyanık, “Havuz Başı”

Mini test: Sait Faik’i ne kadar tanıyorsunuz?

Aşağıdaki soruların cevabını görmek için soruya dokunmanız yeterli.

“Yazmasam deli olacaktım.” cümlesi hangi öyküde geçer?

Haritada Bir Nokta. Öykü, 1952’de çıkan Son Kuşlar kitabında yer alır.

Sait Faik’in ilk öykü kitabı hangisidir?

Semaver. 1936’da yayımlandı; Stelyanos Hrisopulos Gemisi, Robenson ve İhtiyar Talebe de bu kitaptadır.

Son Kuşlar öyküsündeki anlatıcı kimlere seslenir?

Kuş tutan çocuklara. “Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak.” der.

Sait Faik’in Burgazada’daki evi bugün ne olarak kullanılıyor?

Müze olarak. Ev, Darüşşafaka tarafından Sait Faik Abasıyanık Müzesi olarak ziyarete açık tutuluyor.

Kayıp Aranıyor hangi türde bir eserdir?

Roman. 1953’te yayımlanan Kayıp Aranıyor, Sait Faik’in iki romanından biridir.

Sık sorulan sorular

Sait Faik Abasıyanık’ın en ünlü sözü nedir?

En çok bilinen cümlesi Haritada Bir Nokta öyküsündeki “Yazmasam deli olacaktım.” sözüdür. Alemdağ’da Var Bir Yılan’daki “Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey.” cümlesi de çok sık alıntılanır.

Sait Faik’in ilk kitabı hangisidir?

İlk öykü kitabı 1936’da yayımlanan Semaver’dir. Stelyanos Hrisopulos Gemisi, Robenson ve İhtiyar Talebe gibi öyküler bu kitaptadır.

Sait Faik’in son kitapları hangileridir?

Yazarın öldüğü yıl olan 1954’te Alemdağ’da Var Bir Yılan ve Az Şekerli yayımlandı. Tüneldeki Çocuk ise ölümünden sonra, 1955’te çıktı.

Sait Faik Abasıyanık Müzesi nerede?

Müze, yazarın Burgazada’daki evinde, Çayır Sokak No:15 adresinde. Darüşşafaka tarafından yönetiliyor ve çarşambadan pazara 10.30–16.45 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor.

Sait Faik’in kitaplarını hangi yayınevi basıyor?

Sait Faik’in öykü, roman ve şiir kitapları bugün Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılıyor. Semaver, Son Kuşlar, Lüzumsuz Adam ve Mahalle Kahvesi bunlar arasında.

Türk edebiyatından başka unutulmaz cümleler için edebiyat kitap alıntıları, Oğuz Atay sözleri ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü alıntıları yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Kaynaklar

  • Sait Faik Abasıyanık Müzesi (Darüşşafaka): yazarın hayatı, eserleri ve kitaplarından seçmeler
  • Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları: Semaver, Son Kuşlar, Havuz Başı, Mahalle Kahvesi, Lüzumsuz Adam, Alemdağ’da Var Bir Yılan ve Kayıp Aranıyor kitap sayfaları
  • Atatürk Ansiklopedisi: Sait Faik Abasıyanık maddesi
  • Millî Eğitim Bakanlığı Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabı (11. sınıf)
  • Vikipedi ve Vikisöz: Sait Faik Abasıyanık maddeleri
  • Wikilivres arşivi: Robenson ve İhtiyar Talebe öykü metinleri
  • Söylenti, Cafrande, Edebiyat Burada ve Tabut dergisi: Sait Faik yazıları ve alıntıları
  • 1000Kitap ve Goodreads alıntı arşivleri
  • Wikimedia Commons: Sait Faik Abasıyanık Müzesi, müze bahçesindeki heykel ve nüfus cüzdanı fotoğrafları

Alıntılar ve kitap bilgileri yukarıdaki kaynaklardan derlenmiş, her biri en az iki kaynakla karşılaştırılmıştır. Yorumlar Söz Arşivi editörlerince hazırlanmıştır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.