Edebiyat Kitap Alıntıları: Türk Edebiyatından 20 Unutulmaz Satır

📁 Kitap Alıntıları 🕒 24 Eki 2026

Son güncelleme: 24 Ekim 2026

Halit Ziya’nın Bihter’inden Orhan Pamuk’un Kemal’ine, Türk romanı ve öyküsü kuşaklar boyunca ezberlenen cümleler üretti. Bu yazıda edebiyat kitap alıntıları arayanlar için Türk edebiyatının 1900’den 2008’e uzanan 20 unutulmaz satırını yayımlandıkları sırayla derledik.

Sabahattin Ali takım elbiseyle bir balkonda durmuş, uzaktaki şehir manzarasına bakıyor; siyah beyaz fotoğraf
Görsel: Sabahattin Ali, yaklaşık 1940 (fotoğrafçısı bilinmiyor) / Wikimedia Commons (kamu malı)

Her eserden yalnızca kısa bir bölüm aldık ve her satırı kitabın metniyle ya da birbirinden bağımsız en az iki kaynakla karşılaştırdık. Listede Reşat Nuri ve Sabahattin Ali gibi klasiklerin yanında Halide Edib, Sevgi Soysal, Leyla Erbil, Adalet Ağaoğlu, Latife Tekin ve Tezer Özlü gibi kadın yazarların da satırları var. Eserlerin tamamını kitaplarında okuyabilirsiniz.

İçindekiler

1. Aşk-ı Memnu — Halit Ziya Uşaklıgil

Halit Ziya Uşaklıgil'in sandalyede oturduğu, altında Osmanlıca imzasının bulunduğu eski portre fotoğrafı
Görsel: Halit Ziya Uşaklıgil, 1914 öncesi (fotoğrafçısı bilinmiyor) / Wikimedia Commons (kamu malı)

“Sevmek, sevmek istiyordu. Hayatında yalnız bu eksikti; fakat hayatta her şey bundan ibaretti.”

Aşk-ı Memnu, Halit Ziya Uşaklıgil (1900)

Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen Aşk-ı Memnu, Türk romanını Batılı anlamda olgunluğa taşıyan eser kabul edilir. Bu satırlar, Adnan Bey’le evlenip Yalı’nın zengin odalarına kapanan Bihter’in içindeki boşluğu anlatıyor.

Halit Ziya, cümleyi “sevmek” fiilini üst üste tekrarlayarak kurar; tekrar, Bihter’in saplantısını okurun kulağına da yerleştirir. Romanın sonraki bölümlerinde bu boşluğun nereye vardığını bilenler için satır, ayrıca bir önseziye dönüşür.

Romanın ekran yolculuğunu merak edenler Aşk-ı Memnu replikleri yazımıza da göz atabilir.

2. Memleket Hikâyeleri — Refik Halit Karay

Genç Refik Halit Karay'ın süslü bir oval çerçeve içindeki portresi, Musavver Hale dergisinden
Görsel: Refik Halit Karay, Musavver Hale dergisi, Şubat 1909 / Wikimedia Commons (kamu malı)

“Irmağa giden yol, kasabadan kurtulunca, göz alabildiğine uzanan sayısız şeftali bahçeleri arasından geçerdi.”

Memleket Hikâyeleri, Refik Halit Karay (1919)

Refik Halit, sürgün yıllarında tanıdığı Anadolu kasabalarını Memleket Hikâyeleri’nde canlandırdı. “Şeftali Bahçeleri” öyküsü bu cümleyle açılır ve okuru daha ilk satırda kokulu, ağır bir yaz gününün içine bırakır.

Öykünün kahramanı Agâh Bey, kasabaya yenilik getirmek isteyen genç bir memurdur; ama şeftali bahçelerinin uyuşturan güzelliği zamanla onu da içine çeker. Bu açılış cümlesi, sonradan gelecek teslimiyetin sessiz habercisidir.

3. Çalıkuşu — Reşat Nuri Güntekin

Reşat Nuri Güntekin'in papyon kravatlı, ağzında sigarayla çekilmiş portre fotoğrafı
Görsel: Reşat Nuri Güntekin, 1934 (fotoğrafçısı bilinmiyor) / Wikimedia Commons (kamu malı)

“Hangi ümide sarılsam elimde kalıyor, neyi seversem ölüyor.”

Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin (1922)

Feride’nin Anadolu’nun uzak köşelerinde öğretmenlik yaparken tuttuğu günlüklerden doğan Çalıkuşu, kuşaklar boyunca en çok okunan Türk romanlarından biri oldu. Bu cümle, Feride’nin art arda gelen kayıplarının ardından yazdığı en karanlık satırlardan.

Romanın neşeli, yaramaz “çalıkuşu” Feride’si burada büyümüş ve yorulmuştur. Tek cümlelik bu itiraf, kitabı bitirdikten yıllar sonra bile akılda kalan kısa satırlar arasında.

Reşat Nuri’nin başka bir unutulmaz romanı için Yaprak Dökümü replikleri yazımıza bakabilirsiniz.

4. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu — Peyami Safa

“Felâketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir, fakat annelerle değil, annelerle değil.”

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (1930)

Bacağındaki hastalık yüzünden hastane koğuşlarına düşen genç bir anlatıcının hikâyesi, Peyami Safa’nın kendi çocukluk hastalığından izler taşır. Bu satırda anlatıcı, acısını annesine anlatmaktan neden kaçındığını açıklar.

Romanın devamında annelere anlatılan kederlerin bölünmediği, aksine katlandığı söylenir. Hasta bir gencin annesini korumak için sustuğu bu an, kitabın en insani sahnelerinden biridir.

5. Yaban — Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun takım elbise ve kravatla çekilmiş siyah beyaz portresi
Görsel: Yakup Kadri Karaosmanoğlu (fotoğrafçısı bilinmiyor) / Wikimedia Commons (kamu malı)

“Eğer bilmiyorlarsa kabahat kimin? Kabahat benimdir. Kabahat, ey bu satırları heyecanla okuyacak arkadaş, senindir.”

Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1932)

Kurtuluş Savaşı yıllarında bir Anadolu köyüne sığınan, savaşta kolunu kaybetmiş Ahmet Celal’in notları olarak yazılan Yaban, romanın ilk sayfasında okura bu sert soruyu yöneltir. Köylünün bilgisizliği karşısında suçu aydına, yani anlatıcıya ve okura yükler.

Yakup Kadri sonraki baskıların önsözünde kitabın köylü düşmanı olduğu yönündeki eleştirilere tam da bu satırları göstererek cevap verir. Cümle, Türk edebiyatında aydın ile halk arasındaki uçurumu anlatan en çok anılan satırlardan biridir.

6. Sinekli Bakkal — Halide Edib Adıvar

Halide Edib Adıvar'ın uzun elbiseyle, elini başına dayayarak oturduğu eski stüdyo fotoğrafı
Görsel: Halide Edib Adıvar (fotoğrafçısı bilinmiyor) / Wikimedia Commons (kamu malı)

“Sevmek demek, sevdiği için ceza görmeyi göze almak demektir, Osman!”

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar (1936)

Halide Edib’in romanı önce İngilizce The Clown and His Daughter adıyla, ardından Türkçe olarak yayımlandı. İstanbul’un Sinekli Bakkal mahallesinde, II. Abdülhamid döneminde büyüyen Rabia’nın hikâyesini anlatır.

Bu cümle, sevginin bir bedeli olduğunu dolambaçsız biçimde söyler. Romanın mahalle hayatını, din ve sanat arasındaki gerilimi işleyen dünyasında sevmek, hep bir göze almayla birlikte gelir.

7. Kürk Mantolu Madonna — Sabahattin Ali

“Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.”

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali (1943)

Berlin’de bir sergide gördüğü tablodaki kadına, Maria Puder’e tutulan Raif Efendi’nin hikâyesi, son yıllarda Türkiye’de en çok okunan romanların başında geliyor. Bu satırlar Maria’nın Raif’e yaptığı itirafın bir parçası.

“Deli gibi değil” vurgusu, aşkı bir taşkınlık olarak değil, bilinçli bir seçim olarak tanımlar. Romanın en çok paylaşılan cümlesi olmasının sebebi de bu sakin kararlılık olsa gerek.

Romandan daha fazla satır için Kürk Mantolu Madonna alıntıları ve Kürk Mantolu Madonna karakterleri yazılarımıza, yazarın diğer eserleri için Sabahattin Ali kitapları listemize bakabilirsiniz.

8. Huzur — Ahmet Hamdi Tanpınar

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın çizgili takım elbiseyle çekilmiş siyah beyaz vesikalık portresi
Görsel: Ahmet Hamdi Tanpınar, 1943, TBMM arşivi / Wikimedia Commons (kamu malı)

“Istırap günlük ekmeğimizdir; ondan kaçan insanlığı en zayıf tarafından vurmuş olur.”

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar (1949)

Tanpınar’ın İkinci Dünya Savaşı arifesindeki İstanbul’da geçen romanı, Mümtaz ile Nuran’ın aşkını Boğaz’ın, musikinin ve şiirin içinden anlatır. Bu satırlar, Mümtaz’ın amcasının oğlu İhsan’ın acıya dair düşüncelerinden.

İhsan’a göre ıstıraptan kaçmak, insanlığa yapılabilecek en büyük ihanettir. Romanın genel havasını da özetleyen bu düşünce, huzurun acıyı yok saymakla değil, onu kabullenmekle geldiğini hatırlatır.

Tanpınar’ın romanından ilham alan seçki için huzur ile ilgili sözler yazımıza göz atabilirsiniz.

9. Alemdağ’da Var Bir Yılan — Sait Faik Abasıyanık

“Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.”

Alemdağ’da Var Bir Yılan, Sait Faik Abasıyanık (1954)

1954’te yayımlanan Alemdağ’da Var Bir Yılan, gerçekle düşün iç içe geçtiği öyküleriyle Türk öykücülüğünde ayrı bir yer tutar. Bu satırlar, kitabın en sık anılan cümleleri arasında.

Cümlenin yapısı bilerek dağınıktır; anlatıcı sevgiyle ilgili düşünceyi toparlamaya çalışırken yalnızlığın ağırlığını da hissettirir. Burgazada’da, deniz kıyısında yaşayan bir yazarın insan sevgisini en yalın hâliyle görürüz.

10. Bereketli Topraklar Üzerinde — Orhan Kemal

“Ya olmalı insan, vermeli canını insan için, yahut etmemeli kalabalık dünyamızda.”

Bereketli Topraklar Üzerinde, Orhan Kemal (1954)

İş bulmak için köylerinden Çukurova’ya inen İflahsızın Yusuf, Pehlivan Ali ve Köse Hasan’ın hikâyesi, Orhan Kemal’in en güçlü romanlarından biridir. Fabrikalarda, tarlalarda ve inşaatlarda ezilen insanların dünyasını gösterir.

Bu satır, romanın ahlaki merkezini oluşturur: insan olmak, başkası için kendinden vazgeçebilmektir. Orhan Kemal, slogan atmadan, kahramanlarının yaşadıklarıyla bu düşünceyi okura hissettirir.

11. İnce Memed — Yaşar Kemal

“Toros Dağlarının etekleri ta Akdeniz’den başlar.”

İnce Memed, Yaşar Kemal (1955)

Dört ciltlik İnce Memed destanının ilk kitabı bu yalın cümleyle açılır. Ağa zulmüne karşı dağa çıkan bir köylü çocuğun hikâyesi, dünyada en çok dile çevrilen Türk romanları arasındadır.

Yaşar Kemal, kahramanını tanıtmadan önce coğrafyayı kurar; Torosların denizden yükselen etekleri, romanın bütün dünyasını taşıyan bir sahne gibidir. Kısa ama geniş bir cümle: kamera denizden dağa doğru yavaşça yükseliyormuş gibi.

12. Aylak Adam — Yusuf Atılgan

“Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır.”

Aylak Adam, Yusuf Atılgan (1959)

Yusuf Atılgan’ın ilk romanı Aylak Adam, İstanbul sokaklarında amaçsızca dolaşan ve gerçek sevgiyi arayan C.’nin hikâyesidir. Bu satırlar, C.’nin “tutamak” dediği şeyi anlattığı konuşmadan.

C.’ye göre kimi zenginliğine, kimi makamına, kimi çocuklarına tutunur; kendisi ise tek sahici tutamak olarak sevgiyi arar. Türk edebiyatında modern bireyin yalnızlığını anlatan en çarpıcı imgelerden biri bu korkuluksuz köprüdür.

13. Yürümek — Sevgi Soysal

“Yeni kapıları açmak gerek, yanlış kapıları, doğru kapıları, ama açmak, mutlaka açmak.”

Yürümek, Sevgi Soysal (1970)

Sevgi Soysal’ın Yürümek romanı, bir kadının çocukluğundan evliliğine uzanan hayatında kendisine biçilen kalıpları sorgulamasını anlatır. Romanın cesur dili, yayımlandığı yıllarda tartışma yaratmıştı.

Bu satırda doğru ya da yanlış olması önemli değildir; önemli olan kapıyı açmaktır. Kapalı bir hayattan çıkmak isteyen herkesin kendine söyleyebileceği bir cümle.

14. Tuhaf Bir Kadın — Leyla Erbil

“İnsanlar, insanlar, insanlar. Şimdi salt insanlar ilgilendiriyor beni. Ne büyük bir zenginlik.”

Tuhaf Bir Kadın, Leyla Erbil (1971)

Leyla Erbil’in ilk romanı Tuhaf Bir Kadın, genç bir kadın olan Nermin’in ailesiyle, çevresiyle ve kendisiyle hesaplaşmasını anlatır. Erbil, alışılmış noktalama ve anlatım biçimlerini zorlayan diliyle Türk romanında yenilikçi bir yer edindi.

Bu satırlarda Nermin’in dünyaya bakışı genişler: kitaplardan ve fikirlerden önce insanlar gelir. Üç kez tekrarlanan “insanlar” sözcüğü, bu yeni merakın coşkusunu taşır.

15. Tutunamayanlar — Oğuz Atay

“Bana yaşamayı öğretmediler… Yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler.”

Tutunamayanlar, Oğuz Atay (1971–72)

Turgut Özben’in, intihar eden arkadaşı Selim Işık’ın izini sürmesiyle ilerleyen Tutunamayanlar, Türk edebiyatının en etkili romanlarından biri sayılır. Bu satırlar, Selim’in günlüğünden.

Selim’in sitemi okul bilgisine değil, hayatın kendisine yöneliktir: Ona her şey öğretilmiş ama yaşamak öğretilmemiştir. Romanın “tutunamayan” insanlarına dair söylenen her şey bu iki cümlede özetlenir gibidir.

Romandan daha fazla satır için Tutunamayanlar kitap alıntıları ve Oğuz Atay sözleri yazılarımıza bakabilirsiniz.

16. Ölmeye Yatmak — Adalet Ağaoğlu

“Ölüm bazen o denli çabuk gelmiyor. Ölümle savaşmak gerekiyor.”

Ölmeye Yatmak, Adalet Ağaoğlu (1973)

Dar Zamanlar üçlemesinin ilk kitabı Ölmeye Yatmak, Cumhuriyet’in ilk kuşaklarından gelen bir kadın akademisyenin, Aysel’in bir otel odasında hayatını gözden geçirmesini anlatır. Bu satırlar, Aysel’in ölmeye karar verip yatağa uzandığı andan hemen sonra gelir.

Cümlenin ironisi açıktır: Ölmek isteyen bir insan, ölümün bile kolay gelmediğini fark eder. Adalet Ağaoğlu bu andan başlayarak bir kadının ve bir kuşağın iç hesaplaşmasını kurar.

17. Karılar Koğuşu — Kemal Tahir

“Ayrılmak ne tuhaf… Kalan daha çok ızdırap çektiği için, giden biraz vicdan azabı duyar. Her ayrılışta galiba bir parça ölüm var.”

Karılar Koğuşu, Kemal Tahir (1974)

Kemal Tahir, uzun yıllar cezaevinde kalmış bir yazar olarak hapishane dünyasını yakından tanıyordu. Karılar Koğuşu, bir cezaevinin kadınlar koğuşunda bir araya gelen hayatları bu tanıklıkla anlatır.

Ayrılık üzerine söylenmiş bu satırlar, kalanla gideni aynı terazide tartar. Hapishanede her tahliyenin ve her nakilin yarattığı boşluk, cümleye ayrı bir ağırlık katar.

18. Sevgili Arsız Ölüm — Latife Tekin

“Dirmit o günden sonra hep sözcüklerden bir yorgana sarındı. Sözcüklerden bir yatağın üstünde uyudu.”

Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin (1983)

Latife Tekin’in ilk romanı Sevgili Arsız Ölüm, köyden kente göç eden bir ailenin hikâyesini masal ve gerçeği karıştıran bir dille anlatır. Bu satırlar, ailenin şiire tutkun kızı Dirmit’in sözcüklerle kurduğu dünyayı anlatıyor.

Tekin, soyut bir tutkuyu yorgan ve yatak gibi en somut ev eşyalarına dönüştürür. Dirmit için sözcükler bir sığınaktır; okur da bu sıcaklığı hemen hisseder.

19. Yaşamın Ucuna Yolculuk — Tezer Özlü

“Ve bana geceler yetmiyor. Günler yetmiyor. İnsan olmak yetmiyor.”

Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü (1984)

Tezer Özlü’nün, hayranı olduğu yazar Cesare Pavese’nin izini sürdüğü Yaşamın Ucuna Yolculuk, gezi, günlük ve iç konuşma arasında gidip gelen bir metindir. Bu satırlar, kitabın en çok alıntılanan bölümünden.

“Yetmiyor” sözcüğünün tekrarı, hayata sığmayan bir yazma ve yaşama arzusunu taşır. Kısa cümleler, nefes nefese bir anlatıcının sesini duyurur.

20. Masumiyet Müzesi — Orhan Pamuk

İstanbul'daki Masumiyet Müzesi'nde, el yazısı notlarla birlikte iğnelenmiş yüzlerce sigara izmaritinin sergilendiği vitrin
Görsel: Masumiyet Müzesi’nden bir vitrin, İstanbul, 2018 / Wikimedia Commons (CC0)

“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.”

Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk (2008)

Orhan Pamuk’un Nobel ödülünden sonra yayımladığı ilk roman, Kemal’in uzak akrabası Füsun’a duyduğu aşkı anlatır. Roman bu cümleyle açılır ve okura daha ilk satırda kaybedilmiş bir mutluluğu haber verir.

Pamuk, romanla eş zamanlı olarak İstanbul’da gerçek bir Masumiyet Müzesi de kurdu; kitapta adı geçen eşyalar bugün Çukurcuma’daki müzede sergileniyor. Mutluluğun ancak geride kaldığında fark edildiğini söyleyen bu cümle, tüm romanın özeti gibidir.

20 eserin kısa künyesi

EserYazarYıl
Aşk-ı MemnuHalit Ziya Uşaklıgil1900
Memleket HikâyeleriRefik Halit Karay1919
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin1922
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa1930
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu1932
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar1936
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali1943
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar1949
Alemdağ’da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık1954
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal1954
İnce MemedYaşar Kemal1955
Aylak AdamYusuf Atılgan1959
YürümekSevgi Soysal1970
Tuhaf Bir KadınLeyla Erbil1971
TutunamayanlarOğuz Atay1971–72
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu1973
Karılar KoğuşuKemal Tahir1974
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin1983
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü1984
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk2008

Yıllar kitabın ilk yayımlandığı tarihi gösterir; Aşk-ı Memnu ve Çalıkuşu önce gazete ve dergilerde tefrika edildi, Sinekli Bakkal ise Türkçeden önce İngilizce yayımlandı.

Kopyalanabilir kısa alıntılar

Not defterinize, mesajlarınıza ya da sosyal medya paylaşımlarınıza eklemek için listedeki en kısa satırlar:

  • “Hangi ümide sarılsam elimde kalıyor, neyi seversem ölüyor.”
    Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin
  • “Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.”
    Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali
  • “Toros Dağlarının etekleri ta Akdeniz’den başlar.”
    İnce Memed, Yaşar Kemal
  • “Yeni kapıları açmak gerek, yanlış kapıları, doğru kapıları, ama açmak, mutlaka açmak.”
    Yürümek, Sevgi Soysal
  • “Bana yaşamayı öğretmediler… Yaşanırken öğrenileceğini öğretmediler.”
    Tutunamayanlar, Oğuz Atay
  • “Ve bana geceler yetmiyor. Günler yetmiyor. İnsan olmak yetmiyor.”
    Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü
  • “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.”
    Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk

Mini test: Bu satır hangi romandan?

Aşağıdaki satırların hangi eserden olduğunu tahmin edin, sonra cevabı görmek için satıra dokunun.

“Sevmek demek, sevdiği için ceza görmeyi göze almak demektir, Osman!”

Sinekli Bakkal, Halide Edib Adıvar. Roman Türkçeden önce İngilizce yayımlandı.

“Felâketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir, fakat annelerle değil, annelerle değil.”

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa. Hasta anlatıcı acısını annesinden saklar.

“Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz.”

Aylak Adam, Yusuf Atılgan. C.’nin “tutamak” konuşmasından.

“Istırap günlük ekmeğimizdir.”

Huzur, Ahmet Hamdi Tanpınar. Söz İhsan’ın düşüncelerinden.

“İnsanlar, insanlar, insanlar.”

Tuhaf Bir Kadın, Leyla Erbil. Romanın kahramanı Nermin’in sesinden.

Sık sorulan sorular

Türk edebiyatının en çok alıntılanan kitapları hangileri?

Kürk Mantolu Madonna, Tutunamayanlar, Huzur, Çalıkuşu, Aşk-ı Memnu ve İnce Memed, okurların en sık alıntı paylaştığı romanların başında geliyor. Son yıllarda Masumiyet Müzesi ve Tezer Özlü’nün kitapları da sık alıntılananlar arasına girdi.

Kitap alıntıları paylaşılırken nelere dikkat edilmeli?

Alıntının hangi kitaptan ve hangi yazardan olduğunu yazmak, mümkünse baskı ya da sayfa bilgisini eklemek iyi olur. Yazara ait olmayan, kitapta geçmeyen cümleler sosyal medyada çok dolaştığı için alıntıyı kitabın kendisinden kontrol etmek en sağlam yoldur.

Kadın yazarlardan hangi edebiyat kitapları okunmalı?

Bu listedeki Sinekli Bakkal (Halide Edib Adıvar), Yürümek (Sevgi Soysal), Tuhaf Bir Kadın (Leyla Erbil), Ölmeye Yatmak (Adalet Ağaoğlu), Sevgili Arsız Ölüm (Latife Tekin) ve Yaşamın Ucuna Yolculuk (Tezer Özlü) iyi bir başlangıç olur.

Romanların ilk cümleleri neden bu kadar akılda kalıyor?

İlk cümle okurla kitap arasındaki ilk temastır ve romanın havasını hemen kurar. İnce Memed’in “Toros Dağlarının etekleri ta Akdeniz’den başlar.” ve Masumiyet Müzesi’nin “Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” cümleleri bunun en bilinen örneklerindendir.

Dünya edebiyatından kitap alıntıları nerede bulunur?

Dünya klasiklerinden seçilmiş satırları dünya klasikleri kitap alıntıları yazımızda, Martin Eden ve Körlük gibi romanlardan alıntıları ise ayrı yazılarımızda bulabilirsiniz.

Kaynaklar

  • Vikisöz (Türkçe Wikiquote) eser ve yazar sayfaları
  • Refik Halit Karay, Memleket Hikâyeleri, “Şeftali Bahçeleri” öyküsünün tam metni (iki ayrı dijital baskı)
  • Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu tam metni
  • Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban, İletişim Yayınları baskısı ve yazarın önsözü
  • Onlinekitapoku, Ölmeye Yatmak metni
  • Goodreads ve 1000Kitap okur alıntı sayfaları (yazar ve eser eşleşmeleri)
  • Millî Eğitim Bakanlığı Türk Dili ve Edebiyatı 12 ders kitabı, 4. ünite
  • Türkçe ve İngilizce Vikipedi eser ve yazar maddeleri (yayım yılları)
  • Görseller: Wikimedia Commons (lisans bilgileri görsel altlarında)

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.