Yazan
Editör · Sözleri.co
- 1992 İstanbul doğumlu
- Radyo ve Televizyon mezunu
- Tam zamanlı editör
Hilal Can, 1992 yılında İstanbul’da doğdu. Radyo ve televizyon eğitimi aldı. Sözleri.co’da tam zamanlı editör olarak şarkı sözü sayfalarını, şiir ve kitap alıntılarını ve kültür yazılarını hazırlar. Edebiyat, şiir, sanat, felsefe, psikoloji ve bilim alanlarına ilgi duyar.
- Edebiyat
- Şiir
- Sanat
- Felsefe
- Psikoloji
- Bilim
Son güncelleme: 21 Ekim 2026
Bir oyunu yıllar sonra hatırladığımızda aklımızda kalan çoğu zaman olay örgüsü değil, sahneden salona doğru söylenmiş tek bir cümledir. Tiyatro replikleri bu yüzden sinema repliklerinden de eskidir: Hamlet’in tereddüdü dört yüz yıldır, Keşanlı Ali’nin meydan okuması altmış yıldır seyircinin dilinde. Bu yazıda Shakespeare’den Molière’e, Çehov’dan Beckett’e, Namık Kemal’den Haldun Taner’e on iki oyundan on iki unutulmaz repliği bir araya getirdik. Her birinin altında kimin söylediğini, hangi sahnede geçtiğini ve neden bugün hâlâ tekrarlandığını anlattık. Beyazperdenin klasik cümlelerini arıyorsanız Yeşilçam replikleri derlememiz de sizi bekliyor.
Yabancı oyunlardan alıntılarda Türkçede yerleşmiş çevirileri esas aldık. Kutulardaki Kopyala düğmesi repliği, sahibinin ve oyunun adıyla birlikte kopyalar.
12 tiyatro repliği bir bakışta
Dünya klasiklerinden tiyatro replikleri
Listenin ilk sekiz maddesi dört yüzyıla yayılan dünya klasiklerinden geliyor. Bu yazarların romanlarından ve öykülerinden seçmeler için dünya klasiklerinden kitap alıntıları derlememize de bakabilirsiniz.
1. Hamlet – William Shakespeare: “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.”
Hamlet, Hamlet (William Shakespeare)
Kim: Danimarka Prensi Hamlet · Sahne: III. perde, 1. sahne
Dünya tiyatrosunun belki de en çok alıntılanan cümlesi. Hamlet bunu, amcası Kral Claudius ile saray nazırı Polonius onu gizlice izlerken, sahnede tek başına söyler: Zalim kaderin oklarına katlanmak mı daha onurludur, yoksa dertlere karşı silaha sarılıp hepsine son vermek mi? Monolog intikam planından çok ölüm, uyku ve bilinmeyen üzerine bir düşünceye dönüşür. Replik kalıcı oldu çünkü herkesin hayatında bir “ya şöyle ya böyle” anı vardır ve Shakespeare o anın ağırlığını tek bir cümleye sığdırmıştır.
Aynı oyundan dilimize yerleşen bir başka cümle de birinci perdede nöbetçi subay Marcellus’un ağzından çıkar: “Çürümüş bir şey var Danimarka Krallığı’nda.” Hamlet’in ikinci perdede Polonius’a verdiği “Kelimeler, kelimeler, kelimeler!” cevabı da hâlâ boş laflara karşı kullanılan bir iğnelemedir.
2. Romeo ve Juliet – William Shakespeare: “Şu gülün adı değişse bile kokmaz mı aynı güzellikte?”
Juliet, Romeo ve Juliet (William Shakespeare)
Kim: Juliet · Sahne: II. perde, 2. sahne (balkon sahnesi)
Juliet bu sözleri, Romeo’nun aşağıda, Capulet’lerin bahçesinde onu dinlediğinden habersiz, penceresinde kendi kendine söyler. Ona göre düşman olan Romeo değil, yalnızca taşıdığı Montague adıdır; insanı insan yapan şey adı değildir. Bu replik, iki aile arasındaki kan davasını tek bir soruyla anlamsız kılar ve bugün “isimler değil, özler önemlidir” demek isteyen herkesin başvurduğu bir cümleye dönüşmüştür.
3. Macbeth – William Shakespeare: “Yeter mi ellerimi temizlemeye?”
Yeter mi ellerimi temizlemeye?”
Macbeth, Macbeth (William Shakespeare)
Kim: Macbeth · Sahne: II. perde, 2. sahne
Macbeth, Kral Duncan’ı uykusunda öldürüp odadan çıktıktan hemen sonra kanlı ellerine bakarken bunları söyler; kapı vurulmaya başlamıştır ve her ses onu ürkütür. Lady Macbeth biraz suyun her şeyi temizleyeceğini söylese de oyunun sonunda uykusunda ellerini yıkamaya çalışan, lekenin çıkmadığından yakınan yine odur. Replik, işlenen bir suçun hiçbir şeyle silinemeyeceği duygusunu denizler kadar büyük bir imgeyle anlattığı için akılda kalır.
4. Othello – William Shakespeare: “Söndür ışığı… Ve sönsün ışık!”
Othello, Othello (William Shakespeare)
Kim: Othello · Sahne: V. perde, 2. sahne
Iago’nun kurduğu tuzağa inanan Othello, elinde bir ışıkla Desdemona’nın uyuduğu yatak odasına girer. Cümlenin ilk yarısı elindeki mumu, ikinci yarısı Desdemona’nın hayatını söndürmeyi anlatır; mum yeniden yakılabilir ama bir hayat bir kez sönünce geri gelmez. Shakespeare’in en kısa ve en ürpertici repliklerinden biri olan bu söz, kıskançlığın insanı nereye götürebileceğini tek bir görüntüde özetler.
5. Cimri – Molière: “Yaşamak için yemeli, yemek için yaşamamalı.”
Valère, Cimri (Molière)
Kim: Valère · Sahne: III. perde, 1. sahne
Bu söz aslında Molière’den çok daha eskidir; Valère de onu “eskilerden birinin sözü” diye anar. Ama Cimri sayesinde sahnenin en komik anlarından birine dönüştü: Harpagon, evinde verilecek yemekte masraf kısmak için aşçı Maître Jacques’la tartışırken Valère’in ağzından bu cümleyi duyar ve öyle beğenir ki onu altın harflerle yazdırmak ister. Oyun ilk kez 1668’de Paris’te Palais-Royal’de sahnelendi; Harpagon’u Molière’in kendisi oynadı.
6. Martı – Anton Çehov: “Hayatımın yasını tutuyorum.”
Maşa, Martı (Anton Çehov)
Kim: Maşa · Sahne: I. perde, oyunun ilk replikleri
Martı, öğretmen Medvedenko’nun Maşa’ya “Neden hep siyah giyiyorsunuz?” diye sormasıyla açılır; Maşa’nın cevabı bu kısa ve hüzünlü cümledir. Çehov daha ilk dakikada oyunun bütün havasını kurar: Göl kenarındaki çiftlikte herkes yanlış kişiyi sever, herkes başka bir hayatın özlemini çeker. Oyun 1896’da Petersburg’daki ilk temsilinde başarısız oldu, 1898’de Moskova Sanat Tiyatrosu’nun sahnelemesiyle ise büyük bir başarı kazandı; martı o günden beri bu tiyatronun simgesidir.
7. Godot’yu Beklerken – Samuel Beckett: “Godot’yu bekliyoruz.”
– Godot’yu bekliyoruz.”
Estragon ve Vladimir, Godot’yu Beklerken (Samuel Beckett)
Kim: Estragon ve Vladimir · Sahne: Oyun boyunca birkaç kez tekrarlanan karşılıklı konuşma
Issız bir yolda, tek bir ağacın yanında bekleyen iki serseri, Estragon ile Vladimir, gitmek ister ama gidemez; çünkü kim olduğunu bilmedikleri Godot’yu beklemektedirler. Bu dört kısa cümle oyun boyunca yinelenir ve her seferinde biraz daha komik, biraz daha umutsuz hâle gelir. Beckett’ın Fransızca yazdığı oyun ilk kez 1953’te Paris’te sahnelendi ve absürt tiyatronun simgesi oldu; “Godot’yu beklemek” deyimi bugün hiç gelmeyecek bir şeyi beklemenin adı.
8. Galileo’nun Yaşamı – Bertolt Brecht: “Kahramana ihtiyacı olan ülke ne mutsuz bir ülkedir.”
– Hayır, kahramana ihtiyacı olan ülke ne mutsuz bir ülkedir.”
Andrea ve Galileo, Galileo’nun Yaşamı (Bertolt Brecht)
Kim: Andrea ve Galileo · Sahne: Galileo’nun Engizisyon önünde görüşlerinden vazgeçtiği sahne
Galileo, Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğü fikrinden Engizisyon baskısıyla vazgeçtiğinde, öğrencisi Andrea hayal kırıklığıyla ilk cümleyi haykırır. Galileo’nun cevabı ise Brecht’in bütün tiyatrosunu özetler gibidir: Sağlıklı bir toplum, ayakta kalmak için birilerinin kendini feda etmesine muhtaç olmamalıdır. Brecht oyunu sürgündeyken 1938–1939’da yazdı; ilk temsili 1943’te Zürih’te yapıldı.
Türk tiyatrosundan unutulmaz replikler
Türk tiyatrosunun sözlü mirası Karagöz perdesinden ve ortaoyunundan gelir; bu geleneğin en sevilen atışmalarını Hacivat Karagöz replikleri yazımızda topladık. Aşağıdaki dört oyun ise Tanzimat’tan 1960’lara modern sahnemizin en çok hatırlanan tiyatro repliklerinden bazılarını barındırıyor.
9. Vatan yahut Silistre – Namık Kemal: “Vatanımın uğrunda ölmeyeceksem ya ben niçin doğdum?”
İslam Bey, Vatan yahut Silistre (Namık Kemal)
Kim: İslam Bey · Sahne: Manastır’da, İslam Bey’in Zekiye’ye cepheye gideceğini söylediği bölüm
Savaş haberini alan İslam Bey, onu durdurmaya çalışan sevgilisi Zekiye’ye “Gideceğim, gideceğim, gideceğim” diye karşılık verir ve bu uzun konuşmanın doruğunda bu soruyu sorar. Zekiye ise onu bekleyip oturmaz; erkek kılığına girip Silistre savunmasına katılır. Oyunun 1 Nisan 1873’te İstanbul’da Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelenmesi seyirciyi öylesine coşturdu ki gösteriler Namık Kemal’in Magosa’ya sürgün edilmesiyle sonuçlandı. Şairin kısa ve vurucu dizelerine 1 kıtalık şiirler derlememizde de rastlayabilirsiniz.
10. Ferhad ile Şirin – Nâzım Hikmet: “Sana ulaşmış olmak dünyaya ulaşmaktır.”
Ferhad, Ferhad ile Şirin (Nâzım Hikmet)
Kim: Ferhad · Sahne: II. perde, 1. sahne
Nakkaş Ferhad, Dadı Kalfa’nın ve nöbetçi Şerif’in yardımıyla gizli bir merdivenden Şirin’in odasına ulaşmıştır. Şirin ona “Bana ulaşmış olman yetmiyor mu?” diye sorduğunda Ferhad bu cümleyle başlayan cevabı verir: Şirin’in yüzünü görmek onun için dünyanın yüzünü görmektir. Ama aynı konuşmada bu kadar kolay, bedelsiz bir kavuşmanın içini rahatsız ettiğini de söyler; oyunun sonunda halka su getirmek için dağı delmeyi seçmesinin ilk işareti budur. Nâzım Hikmet oyunu 1948’de Bursa Cezaevi’nde yazdı; Türkiye’de ilk kez 1965’te yayımlandı ve aynı yıl Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu tarafından sahnelendi.
11. Keşanlı Ali Destanı – Haldun Taner: “İnsanlar ölür, destanlar kalır.”
Keşanlı Ali, Keşanlı Ali Destanı (Haldun Taner)
Kim: Keşanlı Ali · Sahne: Zilha’nın “Ya ben ya destan” diye şart koştuğu an
Sineklidağ gecekondu mahallesinde işlemediği bir cinayetin ünüyle “kabadayı” sayılan Ali, kendisine yakıştırılan destanın esiri olmuştur. Zilha, Havva’nın Âdem’e şart koşması gibi ondan bir seçim yapmasını ister; Ali’nin cevabı hem gülünç bir kabadayılık hem de efsanenin insandan büyük olduğunun acı bir itirafıdır. Yalçın Tura’nın müzikleriyle oyun ilk kez 31 Mart 1964’te Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu tarafından sahnelendi; 1970’e gelindiğinde Türkiye’nin büyük kentlerinde 493 kez sahnelenmişti. Aynı oyunda Ali’nin “Bu dünyada namuslu insaniyetli oldun mu alaya alınıyorsun” diye başlayan sitemi de sık alıntılanır; bu acı ironi, adaletle ilgili sözler yazımızdaki pek çok cümleyle aynı yerden konuşur.
12. Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım – Haldun Taner: “Düşünen kafalara zararlı fikirler üşüşür.”
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım (Haldun Taner)
Oyun: Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım · İlk sahneleme: 1964–1965 sezonu, Ulvi Uraz Tiyatrosu
Oyun, II. Meşrutiyet’ten 1960’lara uzanan bir dönemi iki çocukluk arkadaşının hayatı üzerinden anlatır: Saf, dürüst ve itaatkâr Vicdani ile her devre uyum sağlayan fırsatçı Efruz. Bu replik, sorgulamadan boyun eğmeyi erdem sayan zihniyeti tersinden, ince bir ironiyle hicveder; seyirci cümleyi duyduğunda güler ama gülerken neye güldüğünü de düşünür. Haldun Taner, oyunu ilk sahnelenişinden on yıl sonra yeniden elden geçirip yeni tablolar ekledi; eser bugün Türk tiyatrosunun en çok sahnelenen oyunlarından biridir.
Sahneden beyazperdeye geçen ustaların cümlelerini merak ediyorsanız Türk filmi replikleri ve kısa ve komik film replikleri derlemelerimize de göz atabilirsiniz.
Mini test: Bu tiyatro repliği hangi oyundan?
Aşağıdaki repliklerin hangi oyundan olduğunu tahmin edin, sonra cevabı görmek için soruya dokunun.
“Çürümüş bir şey var Danimarka Krallığı’nda.”
Hamlet, William Shakespeare. Birinci perdede, hayalet göründükten sonra nöbetçi subay Marcellus söyler.
“Ya ben ya destan.”
Keşanlı Ali Destanı, Haldun Taner. Zilha, Ali’den kendisiyle efsanesi arasında bir seçim yapmasını isterken söyler.
“Gideceğim, gideceğim, gideceğim.”
Vatan yahut Silistre, Namık Kemal. İslam Bey, cepheye gitmesine karşı çıkan Zekiye’ye böyle cevap verir.
“Kelimeler, kelimeler, kelimeler!”
Hamlet, William Shakespeare. Polonius “Ne okuyorsunuz efendim?” diye sorduğunda Hamlet böyle cevap verir.
Sinema replikleriyle de kendinizi sınamak isterseniz Yeşilçam replik testi sizi bekliyor.
Sık sorulan sorular
Tiyatro repliği nedir?
Replik, bir tiyatro oyununda bir oyuncunun sırası geldiğinde söylediği söz ya da konuşmadır. Tek kelimelik bir cevap da olabilir, Hamlet’in “Olmak ya da olmamak” diye başlayan monoloğu gibi uzun bir konuşma da. Akılda kalan tiyatro replikleri genellikle bir karakterin bütün dramını tek cümlede özetleyen sözlerdir.
En ünlü tiyatro repliği hangisidir?
Dünyada en çok bilinen tiyatro repliği, Shakespeare’in Hamlet oyununun üçüncü perdesinde geçen “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.” cümlesidir. Romeo ve Juliet’teki “Adın ne değeri var?” sorusu ve Godot’yu Beklerken’deki “Godot’yu bekliyoruz.” cevabı da en çok tekrarlanan replikler arasındadır.
Türk tiyatrosunun en ünlü replikleri hangi oyunlardadır?
Namık Kemal’in Vatan yahut Silistre’si, Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı ile Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ı ve Nâzım Hikmet’in Ferhad ile Şirin’i, sözleri en çok alıntılanan oyunlar arasındadır. İslam Bey’in “Vatanımın uğrunda ölmeyeceksem ya ben niçin doğdum?” sorusu ve Keşanlı Ali’nin “İnsanlar ölür, destanlar kalır.” cevabı bunların en bilinenleridir.
Keşanlı Ali Destanı ilk kez ne zaman sahnelendi?
Haldun Taner’in yazdığı, müziklerini Yalçın Tura’nın yaptığı Keşanlı Ali Destanı ilk kez 31 Mart 1964’te Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu tarafından İstanbul’da sahnelendi. Oyun 1970’e gelindiğinde Türkiye’nin büyük kentlerinde 493 kez oynanmıştı.
Godot’yu Beklerken’deki Godot kimdir?
Oyunda Godot hiç sahneye çıkmaz ve kim olduğu açıklanmaz. Beckett, Godot’nun Tanrı olup olmadığı sorulduğunda, Tanrı’yı kastetseydi Godot değil Tanrı diyeceğini söylemiştir. Bu belirsizlik, oyunu her kuşağın kendi beklediği şeyle doldurabildiği bir eser hâline getirir.
Kaynaklar