Adaletle İlgili Sözler: 20 Güçlü Söz ve Hikâyeleri
📁 Ünlü Sözler🕒 20 Eki 2026
Son güncelleme: 20 Ekim 2026
Adaletle ilgili sözler denince akla önce mahkeme salonlarındaki “Adalet mülkün temelidir” levhası gelir; oysa bu cümlenin bile hikâyesi, sanıldığından çok farklıdır. Bu listede Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’nden Kur’an ayetlerine, Hz. Ömer’in kadılara yazdığı mektuptan Mevlânâ’nın Mesnevî’sine, Sokrates’ten Martin Luther King’e uzanan 20 güçlü söz var. Her sözün altında ne zaman, nerede ve hangi olay üzerine söylendiğini kısaca anlattık.
Fotoğraf: DP Singh Bhullar, CC BY-SA 4.0, Wikimedia Commons
İnternette adalet sözlerinin önemli bir kısmı kaynaksız dolaşıyor ve yanlış kişilere mal ediliyor. Bu yüzden listedeki her sözün atfını en az iki güvenilir kaynakla karşılaştırdık: Atatürk için Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM) derlemeleri, ayetler için Diyanet İşleri Başkanlığı meali, hadisler için Buhârî ve Müslim’in kitap ve bab numaraları, diğerleri için eserin kendisi. Atfı tartışmalı olanları “atfedilir” diye işaretledik. Her sözün altındaki Kopyala düğmesiyle sözü kaynağıyla birlikte tek dokunuşla alabilirsiniz. Daha fazlası için en sevilen Atatürk sözleri sayfamıza da bakabilirsiniz.
1. Hak kuvvetin üstündedir – Mustafa Kemal Atatürk
“Fakat efendiler! Herhalde âlemde bir hak vardır. Ve hak, kuvvetin üstündedir.”
Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’da eşraf ve ileri gelenlere konuşma, 28 Aralık 1919 (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri; Nutuk, Vesikalar)
Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya geldiğinin ertesi günü, 28 Aralık 1919’da Ziraat Mektebi’nde şehrin ileri gelenlerine konuştu. İtilaf Devletleri’nin Mondros Mütarekesi’ni çiğneyerek Anadolu’yu işgal etmesini anlatırken bu cümleyi kurdu ve hemen ardından milletin haklarını savunmak için her fedakârlığa hazır olduğunu dünyaya göstermesi gerektiğini ekledi. Yani söz, “haklı olan zaten kazanır” rahatlığını değil, hakkın ancak sahip çıkılırsa kuvvete üstün geleceğini anlatır. Bugün Atatürk’ün adaletle ilgili sözleri arasında en çok alıntılananıdır.
2. Bir hükümet ancak adalete dayanabilir – Mustafa Kemal Atatürk
“Bir hükümet ancak adalete dayanabilir. Bağımsızlık, gelecek, özgürlük, her şey adaletle vardır.”
Mustafa Kemal Atatürk, 1923; Mahmut Soydan, “Gazi ve İnkılâp”, Milliyet, 6 Şubat 1930 (ATAM derlemesi)
Cumhuriyet’in ilanından aylar önce, 1923’te söylenen bu söz, Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşı Mahmut Soydan’ın 1930’da Milliyet gazetesinde yayımladığı “Gazi ve İnkılâp” yazı dizisiyle kayda geçti. Aynı konuşmanın devamında “Bir memlekette adalet olmazsa, o memlekette anarşi var demektir” cümlesi de yer alır. Yargıtay, 1983-1984 adli yıl açılış konuşmasında bu sözü tam da yargının neden bağımsız olması gerektiğini anlatmak için kullanmıştı.
3. Halkı yormadan, hızla ve güvenle adalet – Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk, TBMM’nin üçüncü toplantı yılını açış konuşması, 1 Mart 1922 (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I, s. 217)
Fotoğraf: Nicoleon, CC0, Wikimedia Commons
Kurtuluş Savaşı henüz bitmemişken, 1 Mart 1922’de Meclis kürsüsünden söylenen bu cümle, yeni devletin adalet programının ilk maddesi gibidir. Birkaç yıl sonra, 1926’da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile yargı alanındaki büyük dönüşüm, bu hedefin hayata geçirilmesiydi. Hız, isabet ve güven: Bugün de bir mahkemeden beklenen üç şey hâlâ bunlar.
4. Kendi aleyhinize de olsa adaleti ayakta tutun – Kur’an-ı Kerim (Nisâ 135)
“Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). (…)”
Nisâ suresi, 135. ayet (Diyanet İşleri Başkanlığı meali)
Adaletle ilgili ayetler arasında en sert ölçüyü koyanlardan biridir: Adalet, insanın kendi çıkarına, anne babasına ve akrabasına rağmen gözetilecektir. Ayetin devamında zengine yaranmak ya da fakire acımak için de doğrudan sapılmaması istenir; yani taraf tutmanın iyi niyetlisi bile kabul görmez. Mahkemede tanıklığın neden kutsal sayıldığını anlatmak için en çok bu ayete başvurulur.
5. Kininiz sizi adaletsizliğe itmesin – Kur’an-ı Kerim (Mâide 8)
“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. (…)”
Mâide suresi, 8. ayet (Diyanet İşleri Başkanlığı meali)
Nisâ 135 sevdiklerimize karşı adaleti isterken bu ayet, sevmediklerimize karşı adaleti ister. Diyanet tefsiri de ayetin, düşmanlık beslenen topluluklara bile adaletle davranmayı emrettiğine ve bunu doğrudan takvaya bağladığına dikkat çeker. Öfke anında verilen kararların neden çoğu zaman haksız çıktığını düşündüren kısa bir ders.
6. Allah adaleti ve iyiliği emreder – Kur’an-ı Kerim (Nahl 90)
“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.”
Nahl suresi, 90. ayet (Diyanet İşleri Başkanlığı meali)
Bu ayet, camilerde cuma hutbelerinin sonunda en sık okunan ayetlerden biridir; bu yüzden pek çok kişi onu ezbere bilir. Adaleti, iyilik (ihsan) ve yakınlara yardımla aynı cümlede sayması önemlidir: Adalet burada kuru bir hesap değil, iyilikle birlikte yürüyen bir ahlâktır. Cuma günü paylaşılacak sözler arıyorsanız cuma mesajları derlememizde ayet ve hadis kaynaklı başka mesajlar da var.
7. Fâtıma hırsızlık yapsaydı – Hz. Muhammed (Buhârî, Müslim)
“Sizden önceki insanların helâk olmalarının sebebi, aralarında ileri gelen kimseler hırsızlık yapınca cezasını vermeyip zayıf kimseler hırsızlık yapınca ceza uygulamalarıdır. (…) Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsa, onun da elini keserdim!”
Fotoğraf: TheBernFiles, kamu malı, Wikimedia Commons
Mahzûm kabilesinden soylu bir kadın hırsızlık yapınca Kureyşliler ceza uygulanmasın diye araya Peygamber’in çok sevdiği Üsâme b. Zeyd’i koydu. Hz. Peygamber önce Üsâme’ye “Allah’ın koyduğu bir cezayı düşürmek için mi aracılık ediyorsun?” diye sordu, ardından ayağa kalkıp bu hutbeyi okudu. Hadis, kanun önünde eşitliğin İslam kaynaklarındaki en net ifadelerinden biri olarak kabul edilir.
8. Gölgenin olmadığı gün adil yönetici – Hz. Muhammed (Buhârî, Müslim)
“Allah, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı günde yedi kişiyi gölgesinde barındırır: Adaletli yönetici (…)”
Buhârî, Ezân, 36 (660); Müslim, Zekât, 91 (1031)
Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği bu hadiste kıyamet günü Allah’ın himayesine alınacak yedi sınıf sayılır; ibadetle büyüyen genç, kalbi mescide bağlı kişi, sadakasını gizli veren kişi bunlardandır. Listenin ilk sırasında ise “imâm-ı âdil”, yani adaletli yönetici vardır. Gücü elinde tutanın adil kalmasının ne kadar zor, bu yüzden ne kadar değerli olduğunu anlatmak için sıkça hatırlatılır.
9. Zayıf adaletinden ümidini kesmesin – Hz. Ömer
“Yüz ifadenle, oturuşunla ve adaletinle insanları birbirine eşit tut ki, zayıf kişi adaletinden ümidini kesmesin, asalet sahibi kişi de lehine hüküm vereceğini ummasın.”
Hz. Ömer’in Basra’daki Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye yargı mektubu (Dârekutnî, Sünen, nr. 4391; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ X, 135)
Halife Ömer, Basra valisi ve kadısı Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye yazdığı bu mektupta yargılamanın temel kurallarını sıralar: Delil davacıya, yemin davalıya düşer; yanlış karardan dönmek, batılda ısrar etmekten hayırlıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi, mektubun İslam yargılama hukukunun temel metinlerinden sayıldığını, bazı Batılı araştırmacıların sahihliğinden şüphe etmesine karşın İslam kaynaklarınca sahih kabul edildiğini belirtir. Hâkimin yüz ifadesinin bile taraflar arasında eşit olmasını istemesi, adil yargılanma hakkının bin dört yüz yıllık bir tarifi gibidir.
10. Adalet mülkün temelidir – Hz. Ömer’e atfedilir
Geleneksel olarak Hz. Ömer’e atfedilir; bilinen en eski yazılı kaydı İbnü’s-Serrâc’ın (ö. 928) el-Usûl fi’n-nahv adlı gramer kitabıdır
Fotoğraf: belgianchocolate, CC BY 2.0, Wikimedia Commons
Türkiye’de mahkeme salonlarının duvarından tanıdığımız bu söz çoğu zaman Hz. Ömer’e, bazen de yanlışlıkla Atatürk’e mal edilir. İstanbul eski müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, sözün Ömer’den geldiğini gösteren bir kayda rastlamadığını, cümleye ulaşabildiği en erken kaynağın 10. yüzyılda yaşamış İbnü’s-Serrâc’ın gramer kitabı olduğunu yazar; Memlük tarihçisi Kalkaşendî de onu aynı biçimde kullanır. Buradaki “mülk” mal-mülk değil, devlet ve ülke demektir; fikir, Kınalızâde’nin “Cihân bir bâğdır, dîvârı devlet” dizesini de içeren sekiz maddelik “daire-i adalet”inin özetidir. Adalet Bakanlığı’nın 12 Ekim 2001 tarihli genelgesiyle yeni yargı binalarına “Adalet devletin temelidir” yazılması istendi; bu yüzden bugün bazı salonlarda “mülk”, bazılarında “devlet” görürsünüz.
11. Fırat kenarında kaybolan koyun – Hz. Ömer’e atfedilir
“Fırat kıyısında bir koyun sahipsiz kalıp ölse, kıyamet günü Allah’ın onu bana soracağını düşünürüm.”
Hz. Ömer’e atfedilir: Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ I, 53; İbn Sa’d, et-Tabakât III, 350 (“deve” rivayetiyle); senetleri zayıf kabul edilir
Yöneticinin sorumluluğunun sınırı olmadığını anlatan bu söz, klasik kaynaklarda Hz. Ömer’e nispet edilir; ancak hadis âlimleri rivayet zincirlerini tek tek zayıf bulur, bu yüzden “atfedilir” demek gerekir. Bir rivayette kaybolan şey koyun, bir diğerinde devedir. Türkiye’de daha çok bilinen “Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu” beyiti ise Hz. Ömer’in değil, Mehmet Akif’indir; hikâyesini yazının sonundaki yanlış atfedilen söz kutusunda anlattık.
12. Ya dinde kardeşin ya yaratılışta eşin – Hz. Ali’ye atfedilir
“Halkına karşı kalbini merhamet, sevgi ve şefkatle doldur. Onların başına, yemeye fırsat kollayan yırtıcı bir hayvan gibi dikilme; çünkü onlar iki sınıftır: Ya dinde kardeşindir ya da yaratılışta senin bir benzerin.”
Hz. Ali’nin Mısır valisi Mâlik el-Eşter’e ahidnâmesi; Nehcü’l-belâga, 53. mektup (Şerîf er-Radî derlemesi, 11. yüzyıl başı)
Hz. Ali’nin Mısır’a vali olarak gönderdiği Mâlik el-Eşter’e yazdığı uzun talimatın bir parçası. Metin, Hz. Ali’den yaklaşık üç buçuk asır sonra Şerîf er-Radî’nin derlediği Nehcü’l-belâga’da yer alır; TDV İslâm Ansiklopedisi’nin belirttiği gibi derlemedeki sözlerin aidiyeti tartışmalıdır, valilere yazılan mektupların ise büyük ölçüde Hz. Ali’ye ait olduğu kabul edilir. Halkı inancına göre ayırmayan bu yönetim anlayışı, yazının neden yüzyıllardır okunduğunu açıklıyor. Benzer derinlikte sözler için ağır, derin ve etkili dini sözler derlememize göz atabilirsiniz.
13. Adalet nedir? Ağaçlara su vermek – Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
“Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikene su vermek.”
Mevlânâ, Mesnevî, V. cilt, 1089. beyit
Fotoğraf: Bernard Gagnon, CC BY-SA 3.0, Wikimedia Commons
Mevlânâ adaleti tek bir benzetmeyle tarif eder ve hemen ardından açıklar: Adalet, nimeti yerli yerine koymaktır; su çeken her köke su vermek değildir. Zulüm ise bir şeyi uygunsuz yere koymaktır ve ancak belâya kaynak olur. Mesnevî’nin başka bir yerinde aynı tanımı daha kısa söyler: “Adalet nedir? Bir şeyi yerli yerine koymak.” Bu tarif, “herkese eşit” ile “herkese hakkını” arasındaki farkı yüzyıllar öncesinden anlatıyor.
14. Yasalar örümcek ağına benzer – Anakharsis (Plutarkhos’un aktarımıyla)
“Yazılı yasalar örümcek ağları gibidir: Zayıf ve önemsiz olanları yakalar, güçlüler ve önemliler ise yırtıp geçer.”
Plutarkhos, Paralel Hayatlar, Solon, bölüm 5 (İskit bilge Anakharsis’in Solon’a sözü)
MÖ 6. yüzyılda Atina’ya gelen İskit bilge Anakharsis, yasalarını yazmakla meşgul olan Solon’u ziyaret eder ve onun hırsı yazılı kurallarla dizginleyebileceğine inanmasına güler. Solon, herkesin yasaya uymayı çiğnemekten daha kârlı bulacağı kurallar yazdığını söyleyerek karşılık verir. Plutarkhos hikâyeyi şu notla bitirir: İşler, Solon’un umduğundan çok Anakharsis’in tahmin ettiği gibi gelişti. İnternette farklı yazarlara mal edilen “kanunlar örümcek ağı gibidir” sözünün kökeni bu sahnedir.
15. Hukukun en katısı en büyük haksızlıktır – Cicero
“Haksızlık çoğu zaman bir tür hileden, yasanın fazla kurnaz ve kötü niyetli yorumlanmasından doğar. “Summum ius, summa iniuria” (hukukun en katısı, haksızlığın en büyüğüdür) sözü de buradan çıkmış ve artık dilde yıpranmış bir atasözü olmuştur.”
Marcus Tullius Cicero, De Officiis (Görevler Üzerine), I. kitap, 33. bölüm, MÖ 44
Romalı hatip ve devlet adamı Cicero, oğluna hitaben yazdığı bu ahlâk kitabında örnek olarak otuz günlük ateşkesi “geceler dahil değil” diyerek gece saldırısı yapan komutanı anlatır. Kâğıt üzerinde kurala uyan ama özünde hakkı çiğneyen bu kurnazlığa karşı söylenen “summum ius, summa iniuria”, bugün hukuk fakültelerinde hâlâ ilk derslerde öğretilen Latince özdeyişlerdendir. Kısacası, yasanın harfine sarılıp ruhunu unutan adalet, adalet olmaktan çıkar.
“İkisini de istemem; ama haksızlık yapmakla haksızlığa uğramak arasında seçim yapmak zorunda kalsaydım, haksızlığa uğramayı seçerdim.”
Platon, Gorgias, 469c (Sokrates ile Polos arasındaki konuşma)
Tablo: Jacques-Louis David, Sokrates’in Ölümü (1787), Metropolitan Sanat Müzesi; kamu malı (CC0), Wikimedia Commons
Platon’un Gorgias diyaloğunda genç Polos, haksızlık yapabilecek kadar güçlü olmanın, yani bir tiran olmanın herkesin gizli arzusu olduğunu savunur. Sokrates ise haksızlık yapmanın, ona uğramaktan daha büyük bir kötülük olduğunu söyler ve tiran olmayı bu yüzden istemediğini açıklar. Sokrates bu sözünü ölümüne kadar korudu: MÖ 399’da haksız bulduğu bir kararla ölüme mahkûm edildiğinde kaçma imkânını reddetti.
17. Adalet erdemlerin en büyüğüdür – Aristoteles
“Bu yüzden adalet çoğu zaman erdemlerin en büyüğü sayılır; ne akşam yıldızı ne de sabah yıldızı onun kadar hayranlık uyandırır.”
Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, V. kitap, 1. bölüm (1129b)
Aristoteles adaleti, insanın başkalarına karşı uyguladığı “tam erdem” olarak tanımlar; cesaret ya da ölçülülük insanın kendisiyle ilgiliyken adalet her zaman bir başkasını ilgilendirir. Akşam ve sabah yıldızı benzetmesi, gökyüzünün en parlak ışığı olan Venüs’e gönderme yapar. Aynı bölümde aktardığı eski bir söz de durumu özetler: “Bütün erdemler adalette toplanmıştır.”
18. Yargı ayrılmazsa özgürlük olmaz – Montesquieu
“Yargılama gücü yasama ve yürütme güçlerinden ayrılmamışsa, yine özgürlük yoktur.”
Montesquieu, Kanunların Ruhu Üzerine (De l’esprit des lois), XI. kitap, 6. bölüm, 1748
Fransız düşünür Montesquieu, kuvvetler ayrılığı ilkesini en bilinen biçimiyle bu bölümde anlatır: Yasama ile yürütme aynı ellerde birleşirse özgürlük kalmaz; yargı da bu ikisinden ayrılmazsa yine özgürlük kalmaz. Yargıç yasa koyucu olursa vatandaşın hayatı keyfî bir güce teslim olur, yürütücü olursa bir zalimin gücüne sahip olur. Bugün hemen her anayasada yer alan yargı bağımsızlığı ilkesi, bu birkaç satırın mirasıdır.
19. Sen de haklısın – Nasreddin Hoca fıkrası
Hoca kadılık yaparken davacıyı dinler: “Haklısın” der. Davalıyı dinler: “Sen de haklısın” der. Karısı itiraz eder: “Efendi, ikisine birden haklısın denir mi?” Hoca döner: “Hanım, sen de haklısın.”
Nasreddin Hoca fıkrası (Abdülbâki Gölpınarlı derlemesi; MEB Felsefe 10 ders kitabı)
Fotoğraf: Garabet Kirkor Solakyan (1890’ların sonu), kamu malı, Wikimedia Commons
Halkbilimci Nail Tan’ın Nasreddin Hoca fıkralarından halk diline geçmiş sözler arasında saydığı “Sen de haklısın”, bugün kararsız ya da herkesi memnun etmeye çalışan biri için söylenir. Fıkranın gülümseten tarafı, adaletin yalnızca dinlemekle değil, sonunda bir karar vermekle mümkün olmasıdır. Yine de Hoca’nın her iki tarafı da sonuna kadar dinlemesi, iyi bir yargıcın ilk görevini hatırlatır.
20. Bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalete tehdittir – Martin Luther King Jr.
“Herhangi bir yerdeki adaletsizlik, her yerdeki adalet için bir tehdittir.”
Martin Luther King Jr., Birmingham Cezaevinden Mektup, 16 Nisan 1963
King bu satırları, ayrımcılık karşıtı yürüyüşlere katıldığı için tutuklandığı Birmingham cezaevinde, eylemleri “akılsızca ve zamansız” bulan sekiz din adamına cevap olarak yazdı; mektubun ilk taslağı gazete kenarlarına karalanmıştı. Aynı mektupta “Bekleyin” çağrısının çoğu zaman “hiçbir zaman” anlamına geldiğini söyler ve “çok uzun süre geciktirilen adalet, reddedilmiş adalettir” sözünü bir hukukçudan alıntılar. Adaletsizliğe başkasının meselesi diye bakmayı reddeden bu cümle, bugün insan hakları metinlerinde en sık anılanlardan biridir.
Yanlış atfedilen bir söz: “Kenâr-ı Dicle’de bir kurt…”
Sanılan: Hz. Ömer’in sözü. Gerçek: Mehmet Akif Ersoy’un dizeleri.
“Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, / Gelir de adl-i İlâhî sorar Ömer’den onu!”
Mehmet Akif Ersoy, Safahat, “Koca Karı ile Ömer”
Siyasetçilerin ve köşe yazarlarının sıkça Hz. Ömer’in sözü diye kullandığı bu beyit, aruz vezniyle yazılmış Osmanlı Türkçesi bir dizedir ve 7. yüzyılda Medine’de yaşamış bir halifenin ağzından çıkmış olamaz. Akif, “Koca Karı ile Ömer” manzum hikâyesinde Hz. Ömer’in gece aç çocuklarına yemek pişiremeyen yaşlı bir kadına sırtında un çuvalı taşıdığı rivayeti anlatırken bu dizeleri Hz. Ömer’in ağzından yazmıştır. Rivayetlerde geçen nehir Fırat’tır ve hayvan bir koyun ya da devedir; Dicle ve kurt Akif’in şiirinden gelir. Hz. Ömer’e atfedilen asıl söz için 11. maddeye bakabilirsiniz.
Kısa adaletle ilgili sözler (kopyala)
WhatsApp durumu, Instagram açıklaması ya da bir sunumun ilk slaytı için kısa adalet sözleri arıyorsanız aşağıdaki cümleleri editörlerimiz bu yazı için yazdı; kaynak göstermeden gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Yukarıdaki alıntıları paylaşırken ise söyleyenin adını ve kaynağını eklemenizi öneririz.
Adalet, güçlü olanın değil haklı olanın yanında durabilmektir.
Terazinin kefeleri eşit değilse en sağlam bina bile çatlar.
Haksızlığa susan, bir gün kendi hakkı için ses bulamaz.
Kendi aleyhine de olsa doğruyu söyleyebilmek, adaletin ilk dersidir.
Gözü bağlı adalet kimseyi görmez; bu yüzden herkesi eşit görür.
Hak yerini bulmadıkça hiçbir zafer tamamlanmış sayılmaz.
Sevdiğine ayrıcalık, sevmediğine haksızlık yapmayan insan adildir.
Adalet, kimsenin bakmadığı yerde de doğru tartmaktır.
Vicdan susunca kanunların sesi de duyulmaz olur.
Geciken adalet yaralar, hiç gelmeyen adalet yıkar.
Söz geleneksel olarak Hz. Ömer’e atfedilir, ancak erken kaynaklarda ona ait olduğunu gösteren bir kayıt bulunmuyor. Arapçası “el-adlü esâsü’l-mülk” olan cümlenin bilinen en eski yazılı kaydı, 928’de ölen İbnü’s-Serrâc’ın bir gramer kitabıdır. Buradaki “mülk” devlet ve ülke anlamına gelir. Atatürk’e ait değildir; Adalet Bakanlığı’nın 2001 genelgesiyle yeni yargı binalarında “Adalet devletin temelidir” biçimi kullanılmaya başlanmıştır.
Atatürk’ün adaletle ilgili en bilinen sözü hangisidir?
En çok alıntılanan söz, 28 Aralık 1919’da Ankara’da söylediği “Herhalde âlemde bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir” cümlesidir. 1923 tarihli “Bir hükümet ancak adalete dayanabilir. Bağımsızlık, gelecek, özgürlük, her şey adaletle vardır” sözü ve 1 Mart 1922’de Meclis’te söylediği “halkı yormaksızın hızla, isabetle, güvenle adaleti dağıtmak” ifadesi de sık kullanılır.
Kur’an’da adaletle ilgili ayetler hangileridir?
En çok bilinenleri Nisâ 135 (kendi aleyhinize de olsa adaleti ayakta tutun), Mâide 8 (bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin) ve Nahl 90 (Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardımı emreder) ayetleridir. Bunlara emanetlerin ehline verilmesini ve insanlar arasında adaletle hükmetmeyi emreden Nisâ 58 ile ölçü ve terazinin indirildiğini bildiren Hadîd 25 de eklenebilir.
“Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu” sözü Hz. Ömer’in mi?
Hayır. Bu beyit Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’taki “Koca Karı ile Ömer” manzum hikâyesinden alınmıştır; Akif, Hz. Ömer’in sorumluluk duygusunu anlatırken bu dizeleri onun ağzından yazmıştır. Hz. Ömer’e atfedilen asıl rivayet, Fırat kıyısında sahipsiz ölen bir koyun ya da deve hakkındadır ve senedi zayıf kabul edilir.
Kaynaklar
Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM), “Hukuk Devrimi ve Adalet Anlayışı” derlemesi (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri I, s. 217-218; Nutuk III; Mahmut Soydan, “Gazi ve İnkılâp”, Milliyet, 1929-1930).
Yargıtay Başkanlığı, 1983-1984 Adli Yılı açılış konuşması.
Sinan Meydan, “Atatürk Ankara’dan sesleniyor”, Cumhuriyet (28 Aralık 1919 konuşması üzerine).
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Sitemize giriş yaparak Çerez Politikası ve Gizlilik Sözleşmesi'ni okuyup kabul etmiş sayılırsınız.
Son güncelleme: 20 Ekim 2026
Adaletle ilgili sözler denince akla önce mahkeme salonlarındaki “Adalet mülkün temelidir” levhası gelir; oysa bu cümlenin bile hikâyesi, sanıldığından çok farklıdır. Bu listede Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri’nden Kur’an ayetlerine, Hz. Ömer’in kadılara yazdığı mektuptan Mevlânâ’nın Mesnevî’sine, Sokrates’ten Martin Luther King’e uzanan 20 güçlü söz var. Her sözün altında ne zaman, nerede ve hangi olay üzerine söylendiğini kısaca anlattık.
İnternette adalet sözlerinin önemli bir kısmı kaynaksız dolaşıyor ve yanlış kişilere mal ediliyor. Bu yüzden listedeki her sözün atfını en az iki güvenilir kaynakla karşılaştırdık: Atatürk için Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM) derlemeleri, ayetler için Diyanet İşleri Başkanlığı meali, hadisler için Buhârî ve Müslim’in kitap ve bab numaraları, diğerleri için eserin kendisi. Atfı tartışmalı olanları “atfedilir” diye işaretledik. Her sözün altındaki Kopyala düğmesiyle sözü kaynağıyla birlikte tek dokunuşla alabilirsiniz. Daha fazlası için en sevilen Atatürk sözleri sayfamıza da bakabilirsiniz.
İçindekiler
1. Hak kuvvetin üstündedir – Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya geldiğinin ertesi günü, 28 Aralık 1919’da Ziraat Mektebi’nde şehrin ileri gelenlerine konuştu. İtilaf Devletleri’nin Mondros Mütarekesi’ni çiğneyerek Anadolu’yu işgal etmesini anlatırken bu cümleyi kurdu ve hemen ardından milletin haklarını savunmak için her fedakârlığa hazır olduğunu dünyaya göstermesi gerektiğini ekledi. Yani söz, “haklı olan zaten kazanır” rahatlığını değil, hakkın ancak sahip çıkılırsa kuvvete üstün geleceğini anlatır. Bugün Atatürk’ün adaletle ilgili sözleri arasında en çok alıntılananıdır.
2. Bir hükümet ancak adalete dayanabilir – Mustafa Kemal Atatürk
Cumhuriyet’in ilanından aylar önce, 1923’te söylenen bu söz, Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşı Mahmut Soydan’ın 1930’da Milliyet gazetesinde yayımladığı “Gazi ve İnkılâp” yazı dizisiyle kayda geçti. Aynı konuşmanın devamında “Bir memlekette adalet olmazsa, o memlekette anarşi var demektir” cümlesi de yer alır. Yargıtay, 1983-1984 adli yıl açılış konuşmasında bu sözü tam da yargının neden bağımsız olması gerektiğini anlatmak için kullanmıştı.
3. Halkı yormadan, hızla ve güvenle adalet – Mustafa Kemal Atatürk
Kurtuluş Savaşı henüz bitmemişken, 1 Mart 1922’de Meclis kürsüsünden söylenen bu cümle, yeni devletin adalet programının ilk maddesi gibidir. Birkaç yıl sonra, 1926’da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile yargı alanındaki büyük dönüşüm, bu hedefin hayata geçirilmesiydi. Hız, isabet ve güven: Bugün de bir mahkemeden beklenen üç şey hâlâ bunlar.
4. Kendi aleyhinize de olsa adaleti ayakta tutun – Kur’an-ı Kerim (Nisâ 135)
Adaletle ilgili ayetler arasında en sert ölçüyü koyanlardan biridir: Adalet, insanın kendi çıkarına, anne babasına ve akrabasına rağmen gözetilecektir. Ayetin devamında zengine yaranmak ya da fakire acımak için de doğrudan sapılmaması istenir; yani taraf tutmanın iyi niyetlisi bile kabul görmez. Mahkemede tanıklığın neden kutsal sayıldığını anlatmak için en çok bu ayete başvurulur.
5. Kininiz sizi adaletsizliğe itmesin – Kur’an-ı Kerim (Mâide 8)
Nisâ 135 sevdiklerimize karşı adaleti isterken bu ayet, sevmediklerimize karşı adaleti ister. Diyanet tefsiri de ayetin, düşmanlık beslenen topluluklara bile adaletle davranmayı emrettiğine ve bunu doğrudan takvaya bağladığına dikkat çeker. Öfke anında verilen kararların neden çoğu zaman haksız çıktığını düşündüren kısa bir ders.
6. Allah adaleti ve iyiliği emreder – Kur’an-ı Kerim (Nahl 90)
Bu ayet, camilerde cuma hutbelerinin sonunda en sık okunan ayetlerden biridir; bu yüzden pek çok kişi onu ezbere bilir. Adaleti, iyilik (ihsan) ve yakınlara yardımla aynı cümlede sayması önemlidir: Adalet burada kuru bir hesap değil, iyilikle birlikte yürüyen bir ahlâktır. Cuma günü paylaşılacak sözler arıyorsanız cuma mesajları derlememizde ayet ve hadis kaynaklı başka mesajlar da var.
7. Fâtıma hırsızlık yapsaydı – Hz. Muhammed (Buhârî, Müslim)
Mahzûm kabilesinden soylu bir kadın hırsızlık yapınca Kureyşliler ceza uygulanmasın diye araya Peygamber’in çok sevdiği Üsâme b. Zeyd’i koydu. Hz. Peygamber önce Üsâme’ye “Allah’ın koyduğu bir cezayı düşürmek için mi aracılık ediyorsun?” diye sordu, ardından ayağa kalkıp bu hutbeyi okudu. Hadis, kanun önünde eşitliğin İslam kaynaklarındaki en net ifadelerinden biri olarak kabul edilir.
8. Gölgenin olmadığı gün adil yönetici – Hz. Muhammed (Buhârî, Müslim)
Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği bu hadiste kıyamet günü Allah’ın himayesine alınacak yedi sınıf sayılır; ibadetle büyüyen genç, kalbi mescide bağlı kişi, sadakasını gizli veren kişi bunlardandır. Listenin ilk sırasında ise “imâm-ı âdil”, yani adaletli yönetici vardır. Gücü elinde tutanın adil kalmasının ne kadar zor, bu yüzden ne kadar değerli olduğunu anlatmak için sıkça hatırlatılır.
9. Zayıf adaletinden ümidini kesmesin – Hz. Ömer
Halife Ömer, Basra valisi ve kadısı Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye yazdığı bu mektupta yargılamanın temel kurallarını sıralar: Delil davacıya, yemin davalıya düşer; yanlış karardan dönmek, batılda ısrar etmekten hayırlıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi, mektubun İslam yargılama hukukunun temel metinlerinden sayıldığını, bazı Batılı araştırmacıların sahihliğinden şüphe etmesine karşın İslam kaynaklarınca sahih kabul edildiğini belirtir. Hâkimin yüz ifadesinin bile taraflar arasında eşit olmasını istemesi, adil yargılanma hakkının bin dört yüz yıllık bir tarifi gibidir.
10. Adalet mülkün temelidir – Hz. Ömer’e atfedilir
Türkiye’de mahkeme salonlarının duvarından tanıdığımız bu söz çoğu zaman Hz. Ömer’e, bazen de yanlışlıkla Atatürk’e mal edilir. İstanbul eski müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, sözün Ömer’den geldiğini gösteren bir kayda rastlamadığını, cümleye ulaşabildiği en erken kaynağın 10. yüzyılda yaşamış İbnü’s-Serrâc’ın gramer kitabı olduğunu yazar; Memlük tarihçisi Kalkaşendî de onu aynı biçimde kullanır. Buradaki “mülk” mal-mülk değil, devlet ve ülke demektir; fikir, Kınalızâde’nin “Cihân bir bâğdır, dîvârı devlet” dizesini de içeren sekiz maddelik “daire-i adalet”inin özetidir. Adalet Bakanlığı’nın 12 Ekim 2001 tarihli genelgesiyle yeni yargı binalarına “Adalet devletin temelidir” yazılması istendi; bu yüzden bugün bazı salonlarda “mülk”, bazılarında “devlet” görürsünüz.
11. Fırat kenarında kaybolan koyun – Hz. Ömer’e atfedilir
Yöneticinin sorumluluğunun sınırı olmadığını anlatan bu söz, klasik kaynaklarda Hz. Ömer’e nispet edilir; ancak hadis âlimleri rivayet zincirlerini tek tek zayıf bulur, bu yüzden “atfedilir” demek gerekir. Bir rivayette kaybolan şey koyun, bir diğerinde devedir. Türkiye’de daha çok bilinen “Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu” beyiti ise Hz. Ömer’in değil, Mehmet Akif’indir; hikâyesini yazının sonundaki yanlış atfedilen söz kutusunda anlattık.
12. Ya dinde kardeşin ya yaratılışta eşin – Hz. Ali’ye atfedilir
Hz. Ali’nin Mısır’a vali olarak gönderdiği Mâlik el-Eşter’e yazdığı uzun talimatın bir parçası. Metin, Hz. Ali’den yaklaşık üç buçuk asır sonra Şerîf er-Radî’nin derlediği Nehcü’l-belâga’da yer alır; TDV İslâm Ansiklopedisi’nin belirttiği gibi derlemedeki sözlerin aidiyeti tartışmalıdır, valilere yazılan mektupların ise büyük ölçüde Hz. Ali’ye ait olduğu kabul edilir. Halkı inancına göre ayırmayan bu yönetim anlayışı, yazının neden yüzyıllardır okunduğunu açıklıyor. Benzer derinlikte sözler için ağır, derin ve etkili dini sözler derlememize göz atabilirsiniz.
13. Adalet nedir? Ağaçlara su vermek – Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
Mevlânâ adaleti tek bir benzetmeyle tarif eder ve hemen ardından açıklar: Adalet, nimeti yerli yerine koymaktır; su çeken her köke su vermek değildir. Zulüm ise bir şeyi uygunsuz yere koymaktır ve ancak belâya kaynak olur. Mesnevî’nin başka bir yerinde aynı tanımı daha kısa söyler: “Adalet nedir? Bir şeyi yerli yerine koymak.” Bu tarif, “herkese eşit” ile “herkese hakkını” arasındaki farkı yüzyıllar öncesinden anlatıyor.
14. Yasalar örümcek ağına benzer – Anakharsis (Plutarkhos’un aktarımıyla)
MÖ 6. yüzyılda Atina’ya gelen İskit bilge Anakharsis, yasalarını yazmakla meşgul olan Solon’u ziyaret eder ve onun hırsı yazılı kurallarla dizginleyebileceğine inanmasına güler. Solon, herkesin yasaya uymayı çiğnemekten daha kârlı bulacağı kurallar yazdığını söyleyerek karşılık verir. Plutarkhos hikâyeyi şu notla bitirir: İşler, Solon’un umduğundan çok Anakharsis’in tahmin ettiği gibi gelişti. İnternette farklı yazarlara mal edilen “kanunlar örümcek ağı gibidir” sözünün kökeni bu sahnedir.
15. Hukukun en katısı en büyük haksızlıktır – Cicero
Romalı hatip ve devlet adamı Cicero, oğluna hitaben yazdığı bu ahlâk kitabında örnek olarak otuz günlük ateşkesi “geceler dahil değil” diyerek gece saldırısı yapan komutanı anlatır. Kâğıt üzerinde kurala uyan ama özünde hakkı çiğneyen bu kurnazlığa karşı söylenen “summum ius, summa iniuria”, bugün hukuk fakültelerinde hâlâ ilk derslerde öğretilen Latince özdeyişlerdendir. Kısacası, yasanın harfine sarılıp ruhunu unutan adalet, adalet olmaktan çıkar.
16. Haksızlık yapmaktansa haksızlığa uğramayı seçerim – Sokrates
Platon’un Gorgias diyaloğunda genç Polos, haksızlık yapabilecek kadar güçlü olmanın, yani bir tiran olmanın herkesin gizli arzusu olduğunu savunur. Sokrates ise haksızlık yapmanın, ona uğramaktan daha büyük bir kötülük olduğunu söyler ve tiran olmayı bu yüzden istemediğini açıklar. Sokrates bu sözünü ölümüne kadar korudu: MÖ 399’da haksız bulduğu bir kararla ölüme mahkûm edildiğinde kaçma imkânını reddetti.
17. Adalet erdemlerin en büyüğüdür – Aristoteles
Aristoteles adaleti, insanın başkalarına karşı uyguladığı “tam erdem” olarak tanımlar; cesaret ya da ölçülülük insanın kendisiyle ilgiliyken adalet her zaman bir başkasını ilgilendirir. Akşam ve sabah yıldızı benzetmesi, gökyüzünün en parlak ışığı olan Venüs’e gönderme yapar. Aynı bölümde aktardığı eski bir söz de durumu özetler: “Bütün erdemler adalette toplanmıştır.”
18. Yargı ayrılmazsa özgürlük olmaz – Montesquieu
Fransız düşünür Montesquieu, kuvvetler ayrılığı ilkesini en bilinen biçimiyle bu bölümde anlatır: Yasama ile yürütme aynı ellerde birleşirse özgürlük kalmaz; yargı da bu ikisinden ayrılmazsa yine özgürlük kalmaz. Yargıç yasa koyucu olursa vatandaşın hayatı keyfî bir güce teslim olur, yürütücü olursa bir zalimin gücüne sahip olur. Bugün hemen her anayasada yer alan yargı bağımsızlığı ilkesi, bu birkaç satırın mirasıdır.
19. Sen de haklısın – Nasreddin Hoca fıkrası
Halkbilimci Nail Tan’ın Nasreddin Hoca fıkralarından halk diline geçmiş sözler arasında saydığı “Sen de haklısın”, bugün kararsız ya da herkesi memnun etmeye çalışan biri için söylenir. Fıkranın gülümseten tarafı, adaletin yalnızca dinlemekle değil, sonunda bir karar vermekle mümkün olmasıdır. Yine de Hoca’nın her iki tarafı da sonuna kadar dinlemesi, iyi bir yargıcın ilk görevini hatırlatır.
20. Bir yerdeki adaletsizlik her yerdeki adalete tehdittir – Martin Luther King Jr.
King bu satırları, ayrımcılık karşıtı yürüyüşlere katıldığı için tutuklandığı Birmingham cezaevinde, eylemleri “akılsızca ve zamansız” bulan sekiz din adamına cevap olarak yazdı; mektubun ilk taslağı gazete kenarlarına karalanmıştı. Aynı mektupta “Bekleyin” çağrısının çoğu zaman “hiçbir zaman” anlamına geldiğini söyler ve “çok uzun süre geciktirilen adalet, reddedilmiş adalettir” sözünü bir hukukçudan alıntılar. Adaletsizliğe başkasının meselesi diye bakmayı reddeden bu cümle, bugün insan hakları metinlerinde en sık anılanlardan biridir.
Yanlış atfedilen bir söz: “Kenâr-ı Dicle’de bir kurt…”
Sanılan: Hz. Ömer’in sözü. Gerçek: Mehmet Akif Ersoy’un dizeleri.
Siyasetçilerin ve köşe yazarlarının sıkça Hz. Ömer’in sözü diye kullandığı bu beyit, aruz vezniyle yazılmış Osmanlı Türkçesi bir dizedir ve 7. yüzyılda Medine’de yaşamış bir halifenin ağzından çıkmış olamaz. Akif, “Koca Karı ile Ömer” manzum hikâyesinde Hz. Ömer’in gece aç çocuklarına yemek pişiremeyen yaşlı bir kadına sırtında un çuvalı taşıdığı rivayeti anlatırken bu dizeleri Hz. Ömer’in ağzından yazmıştır. Rivayetlerde geçen nehir Fırat’tır ve hayvan bir koyun ya da devedir; Dicle ve kurt Akif’in şiirinden gelir. Hz. Ömer’e atfedilen asıl söz için 11. maddeye bakabilirsiniz.
Kısa adaletle ilgili sözler (kopyala)
WhatsApp durumu, Instagram açıklaması ya da bir sunumun ilk slaytı için kısa adalet sözleri arıyorsanız aşağıdaki cümleleri editörlerimiz bu yazı için yazdı; kaynak göstermeden gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Yukarıdaki alıntıları paylaşırken ise söyleyenin adını ve kaynağını eklemenizi öneririz.
Adalet temalı şarkılar
Adalet arayışı türkülerin ve şarkıların da en eski temalarından biri. Sitemizde sözlerini bulabileceğiniz adalet temalı şarkılardan üçü: Koray Avcı – Adaletin Bu Mu Dünya, Tekir ile Yiğit Mahzuni – Adalet ve Turgay Saka – Ben Böyle Adalete. Atatürk’ün sözleriyle devam etmek isteyenler için 10 Kasım Atatürk’ü anma mesajları, haksızlığa uğramış bir yazarın kaleminden çıkan cümleler için de Sabahattin Ali sözleri derlemelerimiz var.
Sık sorulan sorular
“Adalet mülkün temelidir” sözü kimindir?
Söz geleneksel olarak Hz. Ömer’e atfedilir, ancak erken kaynaklarda ona ait olduğunu gösteren bir kayıt bulunmuyor. Arapçası “el-adlü esâsü’l-mülk” olan cümlenin bilinen en eski yazılı kaydı, 928’de ölen İbnü’s-Serrâc’ın bir gramer kitabıdır. Buradaki “mülk” devlet ve ülke anlamına gelir. Atatürk’e ait değildir; Adalet Bakanlığı’nın 2001 genelgesiyle yeni yargı binalarında “Adalet devletin temelidir” biçimi kullanılmaya başlanmıştır.
Atatürk’ün adaletle ilgili en bilinen sözü hangisidir?
En çok alıntılanan söz, 28 Aralık 1919’da Ankara’da söylediği “Herhalde âlemde bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir” cümlesidir. 1923 tarihli “Bir hükümet ancak adalete dayanabilir. Bağımsızlık, gelecek, özgürlük, her şey adaletle vardır” sözü ve 1 Mart 1922’de Meclis’te söylediği “halkı yormaksızın hızla, isabetle, güvenle adaleti dağıtmak” ifadesi de sık kullanılır.
Kur’an’da adaletle ilgili ayetler hangileridir?
En çok bilinenleri Nisâ 135 (kendi aleyhinize de olsa adaleti ayakta tutun), Mâide 8 (bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin) ve Nahl 90 (Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardımı emreder) ayetleridir. Bunlara emanetlerin ehline verilmesini ve insanlar arasında adaletle hükmetmeyi emreden Nisâ 58 ile ölçü ve terazinin indirildiğini bildiren Hadîd 25 de eklenebilir.
“Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu” sözü Hz. Ömer’in mi?
Hayır. Bu beyit Mehmet Akif Ersoy’un Safahat’taki “Koca Karı ile Ömer” manzum hikâyesinden alınmıştır; Akif, Hz. Ömer’in sorumluluk duygusunu anlatırken bu dizeleri onun ağzından yazmıştır. Hz. Ömer’e atfedilen asıl rivayet, Fırat kıyısında sahipsiz ölen bir koyun ya da deve hakkındadır ve senedi zayıf kabul edilir.
Kaynaklar
Sözlerin seçimi, Türkçe çevirileri (Diyanet meali ve hadis metinleri dışında), bağlam açıklamaları ve kısa sözler Söz Arşivi editörlerine aittir.