Yazan
Editör · Sözleri.co
- 1992 İstanbul doğumlu
- Radyo ve Televizyon mezunu
- Tam zamanlı editör
Hilal Can, 1992 yılında İstanbul’da doğdu. Radyo ve televizyon eğitimi aldı. Sözleri.co’da tam zamanlı editör olarak şarkı sözü sayfalarını, şiir ve kitap alıntılarını ve kültür yazılarını hazırlar. Edebiyat, şiir, sanat, felsefe, psikoloji ve bilim alanlarına ilgi duyar.
- Edebiyat
- Şiir
- Sanat
- Felsefe
- Psikoloji
- Bilim
Son güncelleme: 23 Ekim 2026
Üç kıtaya uzanan bir imparatorluğu yöneten padişahın en çok bilinen beyti bir zafer cümlesi değil, bir sağlık duasıdır: “Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.” Kanuni Sultan Süleyman, kılıcı kadar kalemiyle de yaşadı ve şiirlerini “seven, sevgi besleyen” anlamına gelen Muhibbî mahlasıyla yazdı. Bu yazıda Muhibbi şiirleri arasından en çok okunan ve en çok sevilen 10 şiiri seçtik; her birinden birkaç beyit, günümüz Türkçesiyle kısa bir açıklama ve şiirin hikâyesiyle.
Beyitleri Muhibbî Divanı’nın bilimsel neşirleriyle ve en az bir başka kaynakla karşılaştırdık. Yazmalar arasında küçük farklar olan yerlerde en yaygın okunuşu verdik ve farkı açıklamada belirttik. Kutulardaki Kopyala düğmesi beyitleri şair ve şiir adıyla birlikte kopyalar.
Muhibbî kimdir?
Muhibbî’nin şiirlerinde aşk, tabiat, işret meclisleri, savaş ve dünyanın geçiciliği yan yana durur. Bazı beyitleri o kadar sade ve öğüt verici bir dille yazılmıştır ki zamanla atasözü gibi dilden dile dolaşmıştır. Divan ilk kez 1890’larda Âdile Sultan tarafından bastırıldı; sonra Vahit Çabuk (1980), Coşkun Ak (1987) ve Kemal Yavuz ile Orhan Yavuz (2016) yeni neşirler hazırladı.
İçindekiler
1. Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi
Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdur
Olmaya baht u saâdet dünyede vahdet gibi
Ger huzûr itmek dilersen iy Muhibbî fâriğ ol
Olmaya vahdet makâmı gûşe-i uzlet gibi
Muhibbî, “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi”
Biçim: Gazel, “gibi” redifli · Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
Ne diyor? İnsanlar arasında devlet kadar itibar gören bir şey yoktur; ama dünyada bir nefeslik sağlık kadar büyük bir devlet de olmaz. Saltanat dedikleri şey dünya kavgasından ibarettir; yalnızlık ve iç huzuru kadar büyük bir baht yoktur. Huzur istiyorsan her şeyden el çek; bir köşeye çekilmenin verdiği huzurun benzeri yoktur.
Burada “devlet” bugünkü anlamıyla devlet teşkilatı değil; talih, mutluluk, ikbal ve itibar demektir. Bu yüzden beyit, dünyanın en güçlü hükümdarının ağzından çıktığı için daha da etkileyicidir: Elinde her şeyi olan bir padişah, bütün bunların bir nefeslik sağlıkla ölçülemeyeceğini söyler. Muhibbi şiirleri içinde atasözü gibi yayılan beyitlerin başında gelir; bugün de sağlık dileklerinde en sık anılan sözlerden biridir.
Gazel kendi devrinde de çok sevildi. Taşlıcalı Yahyâ bu gazele ta‘şîr yazdı; Bâkî ve başka şairler de beyitlerine mısralar ekleyerek onu tahmis etti. Son mısra bazı yazmalarda “Olmaya vahdet cihânda gûşe-i uzlet gibi” biçiminde geçer. Huzur üzerine başka güzel sözler için huzur ile ilgili sözler yazımıza bakabilirsiniz.
2. Celîs-i halvetim varım (Hürrem’e yazılan gazel)
Enîsim mahremim varım güzeller şâhı sultânım
Saçı dârım kaşı yayım gözü pür-fitne bîmârım
Ölürsem boynuna kanım meded hey nâ-müselmânım
Muhibbî, “Celîs-i halvetim varım”
Biçim: Gazel · Vezin: mefâilün mefâilün mefâilün mefâilün · Kime: Yaygın kabule göre Hürrem Sultan
Ne diyor? Yalnızlığımın dostu, varlığım, sevgilim, parlayan ayım; can yoldaşım, sırdaşım, güzellerin şahı, sultanım. Saçı darağacım, kaşı yayım, gözü fitne dolu baygın bakışlım; ölürsem kanım senin boynuna, imdat ey merhametsiz!
Kanuni’nin Hürrem Sultan’a yazdığı kabul edilen bu gazel, Muhibbî şiirleri arasında en çok bilinenidir. Şiirin büyük kısmı sevgiliye söylenmiş bir sıfatlar zinciridir: Sevgili hem ay, hem bahar, hem gül, hem şarap, hem de koca bir ülkedir. Gazelin ortasındaki “Sitanbul’um Karaman’ım diyâr-ı milket-i Rûm’um” mısraında padişah, sevgilisini yönettiği topraklara benzetir; bu da şiire başka hiçbir şairin söyleyemeyeceği bir anlam katar.
Şiir aslında Nesîmî’nin “Nigârum dilberüm yârum” diye başlayan ünlü manzumesine bir naziredir; yani usta bir şaire aynı vezin ve kafiyeyle verilmiş bir cevaptır. Bilimsel neşirde ilk mısra “Abîrüm anberüm varum” diye başlar; bugün herkesin bildiği “Celîs-i halvetim” okuyuşu da divanın bazı yazmalarında geçen bir rivayettir. Bazı yayınlarda “Saçı dârım” yerine “Saçı târım” okuyuşu da görülür.
3. Karşında ben pervâneyem
Aşkınla ben dîvâneyem sen âfet-i cânsın bana
Cevr ü cefâ kahr u sitem mihr ü vefâ cûd u kerem
Ben bende-i fermânınam sen şâh-ı sultânsın bana
Zülfüne gönlüm bestedir âhım göğe peyvestedir
Cânâ Muhibbî hastedir sen derde dermânsın bana
Muhibbî, “Karşında ben pervâneyem”
Biçim: Gazel, “sın bana” redifli · Vezin: müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün müstef‘ilün
Ne diyor? Ben senin karşında bir pervaneyim, sen bana parlak bir mumsun; aşkınla deliye döndüm, sen benim canımın belasısın. Eziyetin de sitemin de sevgin de cömertliğin de başım üstüne; ben emrindeki bir kulum, sen benim padişahım ve sultanımsın. Gönlüm saçlarına bağlı, ahım göğe yükseliyor; sevgilim, Muhibbî hasta, derdinin dermanı sensin.
Divan şiirinin en sevilen benzetmesi pervane ile mumdur: Pervane, ışığına âşık olduğu mumun alevinde yanmayı göze alır. Bu gazelde ise imparatorluğun sultanı kendine “bende”, yani kul der ve sevgilisine “şâh” diye seslenir. Akıcı ve ezgili vezni sayesinde bestelenmeye, ezberlenmeye en uygun Muhibbi şiirlerinden biridir; bazı derlemelerde bu şiirin de Hürrem Sultan için yazıldığı söylenir.
4. Pâdişâh-ı ışkam u dil defter ü dîvân bana
Derd ü mihnet sözlerin yazdum yeter unvân bana
İnlerem tanbûr-veş bagrum delindi ney gibi
Bezm-i gamda mesken oldı gûşe-i hicrân bana
Muhibbî, “Pâdişâh-ı ışkam”
Biçim: Gazel, “bana” redifli · Yeri: Divanın ilk sayfalarındaki gazellerden
Ne diyor? Ben aşkın padişahıyım; gönül de bana defter ve divandır. Dert ve sıkıntı sözlerini yazdım, bu bana unvan olarak yeter. Tambur gibi inlerim, bağrım ney gibi delik deşik oldu; gam meclisinde ayrılık köşesi bana ev oldu.
Bu beyitte bir kelime oyunu saklı: “Dîvân” hem şiirlerin toplandığı kitap, hem de padişahın devlet işlerini görüştüğü meclis demektir. Gerçek bir padişah olan şair, burada kendini bir de aşkın padişahı ilan eder; onun dîvânı ise gönlüdür. Tambur ve ney benzetmesi de şiire sesli bir hüzün katar: Aşığın inlemesi bir musiki gibi duyulur.
5. Sakın aldanma cihâna
Ne kadar devlet bulursan kendüzüni eyle mûr
Sabr kıl kim sabr ile dirler koruk helvâ olur
Gitmesün hergiz dilünden zikrün olsun yâ Sabûr
Tâc u taht u zûr u bâzûya Muhibbî bakma gel
Hîç bilür misin ki şimdi kandadur Behrâm-ı Gûr
Muhibbî, “Sakın aldanma cihâna”
Biçim: Gazel, öğüt (hikemî) şiiri · Vezin: feilâtün feilâtün feilâtün feilün
Ne diyor? Sakın dünyaya aldanma, içine gurur girmesin; ne kadar devlet bulursan bul, kendini karınca kadar küçük gör. Sabret, çünkü sabırla koruk helva olur derler; dilinden “Yâ Sabûr” zikri hiç eksik olmasın. Muhibbî, taca, tahta ve bilek gücüne bakma; hiç bilir misin, o ünlü İran hükümdarı Behrâm-ı Gûr şimdi nerede?
Muhibbi şiirleri sadece aşk üzerine değildir; divanın önemli bir bölümü bu tür öğüt şiirlerinden oluşur. “Sabırla koruk helva olur” atasözünü bir beytin içine ustalıkla yerleştiren şair, en sonunda kendine seslenir: Taç ve taht geçicidir. Bu sözlerin, dünyanın en geniş topraklarından birine hükmeden birinden gelmesi onlara ayrı bir ağırlık verir.
6. Bana dildârun cefâsı hoş gelür
Nite kim gayra vefâsı hoş gelür
İy Muhibbî âleme şâh olmadan
Dilberün olmak gedâsı hoş gelür
Muhibbî, “Bana dildârun cefâsı hoş gelür”
Biçim: Gazel, “hoş gelür” redifli · Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilün
Ne diyor? Başkalarına sevgilinin vefası nasıl hoş geliyorsa bana da onun eziyeti öyle hoş gelir. Ey Muhibbî, dünyaya şah olmaktansa sevgilinin kapısında dilenci olmak daha hoş gelir.
Gazelin son beyti, bütün Muhibbî şiirlerinin özeti gibidir: “Şah” ile “gedâ”, yani padişah ile dilenci aynı mısrada karşı karşıya gelir. Bu tezat söz sanatı, kısa ve vurucu dizeleriyle bugün de en çok paylaşılan Kanuni sözleri arasındadır. Tezat ve benzetme gibi söz sanatlarını merak ediyorsanız söz sanatları yazımızda örnekleriyle anlattık.
7. Keç kaşıyla gözleri (Mevsim-i güldür)
Kırmaga âşıkları her dem hayâl üstindedür
Bâd-ı sarsardan bi-hamdi’llâh ki kurtıldı zemîn
Mevsim-i güldür hevâlar i‘tidâl üstindedür
Baglanup virmez Muhibbî dâr-ı dünyâya gönül
Anuñ içün kim bilür anı zevâl üstindedür
Muhibbî, “Keç kaşıyla gözleri”
Biçim: Gazel, “üstindedür” redifli · Konusu: İlkbahar, gül mevsimi ve dünyanın geçiciliği
Ne diyor? Sevgilinin eğri kaşıyla gözleri her an bir hile peşinde; âşıkları kırmayı kuruyor. Çok şükür toprak, sert ve soğuk rüzgârdan kurtuldu; gül mevsimi geldi, havalar ılıdı. Muhibbî dünya evine gönül bağlamaz, çünkü onun yok olmaya yüz tuttuğunu bilir.
Bu gazelin en güzel yanı, bahar tasvirinin içinden çıkan sondaki öğüttür. Gazelin bir beytinde gül, bahçede divan kuran bir sultana benzetilir; servi ağaçları da onun huzurunda ayakta bekleyen hizmetkârlardır. Saray hayatını çok iyi bilen bir şairin tabiatı da saray gibi görmesi şaşırtıcı değil. Divan şiirinde gülün yerini gül ile ilgili sözler yazımızda bulabilirsiniz.
8. Müjde iy bî-çâre dil
Hicr içinde mürde iken yine cisme cân gelür
Girye ile gözlerüm Ya‘kûb-veş a‘mâ idi
Rûşen oldı gün gibi çün Yûsuf-ı Ken‘ân gelür
Muhibbî, “Müjde iy bî-çâre dil”
Biçim: Gazel, “gelür” redifli · Telmih: Hz. Yakup ile Hz. Yusuf kıssası
Ne diyor? Müjde ey zavallı gönül, sevgili naz ile geliyor; ayrılıkta ölmüşken bedene yeniden can geliyor. Ağlamaktan gözlerim Yakup gibi kör olmuştu; Kenan’ın Yusuf’u geldiği için gün gibi aydınlandı.
Şair burada Kur’an’da ve halk anlatılarında bilinen bir hikâyeye gönderme yapar: Oğlu Yusuf’u kaybeden Hz. Yakup ağlamaktan gözlerini kaybetmiş, Yusuf’un gömleği gelince yeniden görmeye başlamıştır. Sevgiliye kavuşmanın sevinci, bu kıssa sayesinde tek bir beyitte anlatılır. Bazı yayınlarda ilk mısra “nâz ile dilber gelür” biçiminde de geçer.
9. Sultân ile bahs
Bendeye lâyık mıdur kim ide sultân ile bahs
Şi‘r-i pür-sûzun görüp tahsîn ide Husrev dahı
İy Muhibbî eyle şimden girü Selmân ile bahs
Muhibbî, “Sultân ile bahs”
Biçim: Gazel, “bahs” redifli · Anılan şairler: Selmân ve Husrev
Ne diyor? Kimin canı var ki sevgiliyle tartışsın; bir kula sultanla tartışmak yakışır mı? Ey Muhibbî, yanık şiirini görüp Husrev bile seni övse; artık bundan sonra Selmân ile yarış.
Bu gazelde iki ilginç ters yüz etme var. İlk beyitte gerçek sultan olan şair kendini “bende”, yani kul yerine koyar; sultan ise sevgilidir. Son beyitte de Farsça şiirin iki büyük ustası olarak bilinen Selmân (Selmân-ı Sâvecî) ile Husrev’i (Emîr Husrev-i Dehlevî) anar ve kendi şiirini onlarla yarışacak kadar güçlü görür. Muhibbî’nin Fars şiirini çok iyi tanıdığını ve küçük bir Farsça divan da yazdığını hatırlatan bir şiir.
10. Nakkâşa bak
Dest-i kudretle anı nakş eyleyen nakkâşa bak
Muhibbî, “Nakkâşa bak”
Biçim: Gazel, “bak” redifli · Konusu: Güzelliğin ardındaki yaratıcıyı görmek
Ne diyor? Ey gönül, sana o ay yüzlü güzelin gözüne kaşına bak demiyorum; onu kudret eliyle nakşeden nakkaşa bak.
Muhibbî’nin aşk anlayışı burada açıkça görülür: Sevgilinin güzelliği bir perdedir, asıl seyredilecek olan o güzelliği yaratan ilahi kudrettir. Divan şiirinde mecazi aşktan gerçek aşka geçmek diye anlatılan bu düşünce, Leyla ile Mecnun gibi büyük aşk hikâyelerinin de özüdür; o hikâyenin unutulmaz sözlerini Leyla ile Mecnun replikleri yazımızda topladık. Gazelin bazı yazmalarında mısra “kaş u göze bak” sırasıyla geçer.
Muhibbi şiirlerinden paylaşmalık kısa beyitler
Bir tebrik kartı, bir mesaj ya da bir paylaşım için kısa ve anlamlı beyitler arıyorsanız aşağıdakileri tek tıkla kopyalayabilirsiniz.
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi
Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman)
Olmaya baht u saâdet dünyede vahdet gibi
Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman)
Dilberün olmak gedâsı hoş gelür
Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman)
Gitmesün hergiz dilünden zikrün olsun yâ Sabûr
Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman)
Aşkınla ben dîvâneyem sen âfet-i cânsın bana
Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman)
An ol zamânı kim diyeler sana gûra gel
Muhibbî (Kanuni Sultan Süleyman)
Kanuni devrinin “şairler sultanı” Bâkî’nin ünlü kıtası için 1 kıtalık şiirler yazımıza, başka şairlerin dizeleri için Âşık Veysel şiirleri, Arif Nihat Asya şiirleri yazılarımıza ve şiir alıntıları bölümümüze göz atabilirsiniz.
Mini test: Muhibbi şiirlerini ne kadar tanıyorsunuz?
Kanuni Sultan Süleyman şiirlerinde hangi mahlası kullandı ve bu ad ne anlama gelir?
Cevap: Muhibbî. Arapça “hubb” (sevgi) kökünden gelir; “seven, sevgi besleyen” demektir.
“Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi” mısraındaki “devlet” kelimesi ne anlama gelir?
Cevap: Talih, mutluluk, ikbal ve itibar. Beyit, dünyada bir nefeslik sağlık kadar büyük bir mutluluk olmadığını söyler.
“Celîs-i halvetim varım” diye başlayan gazelin kime yazıldığı kabul edilir?
Cevap: Hürrem Sultan’a. Gazel aynı zamanda Nesîmî’nin ünlü bir manzumesine yazılmış bir naziredir.
“Bana dildârun cefâsı hoş gelür” gazelinin son beytinde şair, dünyaya şah olmaktansa ne olmayı tercih eder?
Cevap: Sevgilinin kapısında gedâ, yani dilenci olmayı. Beyitte “şâh” ile “gedâ” arasında bir tezat kurulur.
Kanuni Sultan Süleyman nerede doğdu, nerede defnedildi?
Cevap: 6 Kasım 1494’te Trabzon’da doğdu; Süleymaniye Camii’nin yanındaki türbesine defnedildi.
Sık sorulan sorular
Muhibbî kimdir?
Muhibbî, Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kullandığı mahlastır. “Seven, sevgi besleyen” anlamına gelir. Kanuni bazı şiirlerinde Muhib ve Meftûnî mahlaslarını da kullanmıştır.
Kanuni Sultan Süleyman kaç şiir yazdı?
TDV İslâm Ansiklopedisi Kanuni’nin 3000 civarında şiiri olduğunu ve padişahlar arasında en çok şiir yazanlardan biri olduğunu belirtir. Kemal Yavuz ile Orhan Yavuz’un 2016’da yayımlanan tenkitli neşrinde ise 4000’i aşkın şiir bir araya getirilmiştir.
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi” beytinin anlamı nedir?
İnsanlar arasında devlet, yani talih ve itibar kadar değer gören bir şey yoktur; ama dünyada bir nefeslik sağlık kadar büyük bir devlet de yoktur. Beyit, sağlığın her türlü makam ve servetten üstün olduğunu söyler.
Kanuni’nin Hürrem Sultan’a yazdığı şiir hangisidir?
En bilineni “Celîs-i halvetim varım habîbim mâh-ı tâbânım” diye başlayan gazeldir. Bazı derlemelerde “Karşında ben pervâneyem” gazelinin de Hürrem için yazıldığı söylenir.
Muhibbî Divanı hangi yayınlarda okunabilir?
Divanın başlıca neşirleri Vahit Çabuk’un Tercüman 1001 Temel Eser dizisindeki baskısı (1980), Coşkun Ak’ın Kültür ve Turizm Bakanlığı baskısı (1987) ve Kemal Yavuz ile Orhan Yavuz’un Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı tarafından yayımlanan iki ciltlik tenkitli metnidir (2016).
Kaynaklar
Bilgileri şu kaynaklarla karşılaştırdık: