Kürk Mantolu Madonna Özeti: Bölüm Bölüm 12 Başlıkta Romanın Hikâyesi

📁 Kitap Alıntıları 🕒 25 Eki 2026

Son güncelleme: 25 Ekim 2026

Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı, Ankara’da kimsenin fark etmediği bir memurun, gençliğinde Berlin’de yaşadığı kısa ve derin bir aşkı anlatır. Bu Kürk Mantolu Madonna özeti, romanın hikâyesini 12 başlıkta, olayların sırasıyla anlatıyor. Ardından karakterleri, temaları ve romandan kısa alıntıları bulabilirsiniz.

Olay örgüsünü romanın 1943 tarihli ilk baskısıyla karşılaştırdık; parantez içindeki sayfa numaraları bu baskıya aittir. Yazı romanın sonunu da anlattığı için kitabı henüz okumadıysanız önce kısa özete göz atmanızı öneririz. Romandan daha fazla cümle arıyorsanız Kürk Mantolu Madonna alıntıları derlememiz de var.

Kitap künyesi

YazarSabahattin Ali (1907–1948)
İlk yayınHakikat gazetesi, 18 Aralık 1940 – 8 Şubat 1941, “Büyük Hikâye” başlığıyla 48 bölüm
İlk kitap baskısıRemzi Kitabevi, İstanbul, 1943 (177 sayfa)
TürRoman (ilk baskıda “hikâye”)
AnlatımÇerçeve anlatı: genç bir anlatıcı ve Raif Efendi’nin defteri
Zaman ve mekân1930’ların Ankara’sı; 1920’lerin Berlin’i; Havran
Başlıca kişilerRaif Efendi, Maria Puder, anlatıcı, Frau van Tiedemann, Hamdi

Kürk Mantolu Madonna kısa özeti

Genç bir memur, Ankara’da çalıştığı şirkette Almanca mütercimi Raif Efendi’yle aynı odayı paylaşır. Zatürreye yakalanan Raif Efendi, ölmeden önce ona siyah kaplı bir defter bırakır. Defterde Raif’in gençliği anlatılmaktadır: Babası onu 1920’lerin başında sabunculuk öğrenmesi için Berlin’e göndermiş, Raif orada bir sergide gördüğü kürk mantolu bir otoportrenin ressamı Maria Puder’e âşık olmuştur. Kısa bir dostluk, bir yılbaşı gecesinin ardından gelen kırgınlık, Maria’nın hastalığı ve sonunda karşılıklı bir aşk yaşanır. Babasının ölüm haberiyle Türkiye’ye dönen Raif, Maria’dan bir daha haber alamaz ve terk edildiğini sanarak on yıl boyunca insanlardan uzak yaşar. Sonunda Maria’nın doğum sırasında öldüğünü ve geride bir kızları kaldığını öğrenir.

İçindekiler

1. Ankara: Anlatıcı ve “lüzumsuz” Raif Efendi

Roman, Raif Efendi’yi tanıyan genç bir anlatıcının ağzından başlar. Bankadaki işinden ayrılıp bir süre işsiz kalan anlatıcı, Ankara’da okul arkadaşı Hamdi’ye rastlar. Makine komisyonculuğu, orman ve kereste işleri yapan bir şirkette müdür muavini olan Hamdi ona iş bulur ve masasını, şirketin Almanca mütercimi Raif Efendi’nin odasına koydurur (s. 7–13).

Raif Efendi sessiz, silik, herkesin alay ettiği bir memurdur. Kimse onun yabancı dil bildiğine bile ihtimal vermez; oysa çekmecesini aralayıp gizlice Almanca romanlar okur (s. 14). Anlatıcı, bu sıradan görünen adamın içinde başka bir hayat sakladığını sezer ve merakı romanın kapısını açar.

2. Raif Efendi’nin evi: Kimsenin görmediği adam

Anlatıcı, hasta Raif Efendi’yi ziyaret ettikçe evdeki hayatı da görür. Karısı Mihriye Hanım, kızları Neclâ ve Nurten, baldızı Ferhunde Hanım ile onun kocası Nurettin Bey, kayınbiraderleri Cihat ve Vedat aynı çatı altındadır. Bütün yükü Raif Efendi taşıdığı hâlde evde “onun yokluğu ile varlığı” birdir; ailesi onunla yalnızca para ve ihtiyaç meseleleri için konuşur (s. 22–28).

Romanın ilk bölümü, Raif Efendi’nin bu suskunluğunu adım adım biriktirir. Okur, daha defter açılmadan, bu adamın neden hayata bu kadar küsmüş göründüğünü merak etmeye başlar. Ev halkını ve diğer kişileri tek tek tanımak isteyenler Kürk Mantolu Madonna karakterleri yazımıza bakabilir.

3. Hastalık ve siyah kaplı defter

Raif Efendi zatürreye yakalanır ve işe gelemez (s. 37). Bir gün anlatıcıdan, şirketteki masasının çekmecesinde kalan eşyalarını getirmesini ister. Eşyaların arasında siyah kaplı bir defter vardır. Raif Efendi önce defteri yakmasını ister; sonra anlatıcının ısrarı üzerine “Oku, göreceksin!” diyerek defteri ona bırakır (s. 39–44).

Hangi hain tesadüf dün onları yolumun üstüne çıkardı…

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 45

Anlatıcı o gece otel odasında defteri okumaya başlar. İlk sayfada 20 Haziran 1933 tarihi vardır ve Raif Efendi, bir gün önce başına gelen bir olayın ona on yıl önceki hatıraları yeniden yaşattığını yazar (s. 45). Romanın asıl hikâyesi bu defterin içindedir ve bundan sonrasını Raif Efendi’nin kendi sesinden dinleriz.

4. Havran’dan Berlin’e

Defterde Raif, çocukluğunu anlatır: Havran’da doğmuş, Edremit idadisine gidip gelmiş, Birinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında on dokuz yaşında askere alınmış, ancak talimgâhtayken mütareke ilan edilmiştir (s. 46–47). Bir süre İstanbul’da kalan, Sanayi-i Nefise’ye de devam eden Raif’i babası, enflasyon yüzünden Almanya’da yaşamanın ucuzladığı yıllarda sabunculuk öğrenmesi için Berlin’e gönderir (s. 50, 120).

Raif Berlin’de lüks sabun yapan bir firmada iş öğrenmeye çalışır, ama vaktinin çoğunu kitap okuyarak ve şehri gezerek geçirir. Frau Heppner’in pansiyonunda kalır; aynı pansiyonda Hollandalı dul Frau van Tiedemann, Herr Camera ve Herr Döppke de oturmaktadır (s. 51–57). İçine kapanık, kadınlardan çekinen yirmi dört yaşında bir gençtir (s. 59).

5. Sergideki portre: “Kürk Mantolu Madonna”

Berlin’e gelişinin birinci yılına doğru, yağmurlu bir ekim gününde Raif, gazetede genç ressamların sergisi hakkında bir eleştiri okur ve sergiye gider. Büyük salonda kürk mantolu bir kadın portresinin önünde “mıhlanmış gibi” durur. Katalogda tablonun altında yalnızca üç kelime yazmaktadır: Maria Puder, Selbstporträt, yani ressamın kendi portresi (s. 54–57).

Eleştiri yazısında tablodaki kadının, Andrea del Sarto’nun Madonna delle Arpie tablosundaki Meryem’e şaşırtıcı biçimde benzediği yazılmış ve portreye yarı şaka “Kürk Mantolu Madonna” denmiştir. Raif ertesi gün o tablonun bir kopyasını bulup bakar (s. 56–57). Romanın adı buradan gelir. Raif günlerce sergiye gidip aynı portrenin karşısında oturur.

Andrea del Sarto’nun Madonna delle Arpie tablosu: yüksek bir kaidenin üzerinde kucağında çocuk İsa’yı tutan Meryem, iki yanında ayakta duran iki aziz
Görsel: Andrea del Sarto, Madonna delle Arpie (1517), Uffizi Galerisi, Floransa / Wikimedia Commons

6. Atlantik’te karşılaşma

Sergi kapandıktan sonra Raif, portredeki kadını sokakta görür ve peşinden yürür. Kadın, kapısında mavi ışıklarla “Atlantik” yazan ünlü bir kabareye girer. Raif içeride onu keman çalıp şarkı söyleyen sanatçı olarak bulur: Maria Puder geceleri Atlantik’te çalışmaktadır (s. 71–74).

Boğulacak kadar yalnızım!

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 81

Konuşmaya başladıklarında Maria’nın aslında sergide yanına gelip resimde ne bulduğunu soran kadın olduğu ortaya çıkar; Raif o gün ona “Anneme benziyor!” demiştir. Maria yirmi altı, Raif yirmi dört yaşındadır. Maria, Raif’in pansiyonundaki Frau van Tiedemann’ın da akrabası olduğunu söyler (s. 78–82). İki yalnız insan, bir arkadaşlık teklifiyle birbirine bağlanır.

7. Berlin gezintileri: Bir dostluğun büyümesi

Raif ve Maria, kış boyunca Berlin’i birlikte dolaşır: müzeler, resim galerileri, nebatat bahçesi, Tiergarten’in yolları, birkaç akşam da opera (s. 113–114). Maria, babasının Praglı bir Yahudi, annesinin Alman olduğunu anlatır (s. 96). Kadının erkek karşısında hep pasif kalmaya mecbur tutulmasına çocukluğundan beri isyan ettiğini söyler (s. 104); kendisini “dünyadan ziyade kafasının içinde yaşayan” biri olarak tarif eder (s. 98).

Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiç bir şey yapmadan, bu kadar mesudetmesi nasıl mümkün oluyordu?

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 75

Raif bu günlerde hayatında ilk kez bir insanla gerçekten konuştuğunu hisseder. Ama Maria’nın ona duyduğu yakınlığın aşk mı, yoksa yalnızca dostluk mu olduğunu bilemez; bu belirsizlik romanın gerilimini taşır.

8. Yılbaşı gecesi ve kırılma

Maria’nın annesi Noel için Prag civarına gider. Maria, Atlantik’teki işi bittikten sonra yılbaşı gecesini Raif’le geçirmeyi önerir (s. 118–119). O gece çok içerler; Raif, sarhoş Maria’yı evine götürür ve geceyi birlikte geçirirler (s. 120–127).

Sabah her şey değişir. Maria, bir gece önce kendisinin başka biri olacağını umduğunu ama hiçbir şey hissetmediğini söyler; aralarında soğuk bir mesafe oluşur (s. 128–130). Raif kendini sokağa atar, karlar içinde Wannsee gölünün kıyısına kadar yürür (s. 132–134). Günlerce Maria’yı göremez.

9. Maria hastalanıyor: “Seni seviyorum”

Raif, Maria’yı Atlantik’in önünde boşuna bekledikten sonra onun hastalandığını ve Charité hastanesine kaldırıldığını öğrenir; geceyi hastanenin duvarlarının dibinde geçirir (s. 137–140). Maria yirmi beş gün hastanede kalır. Taburcu olunca Raif onun evine yerleşir, başucundan ayrılmadan ona bakar, kitap okur (s. 141–149).

Seni seviyorum… Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum…

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 148

Bu günlerden birinde Maria, Raif’e onu sevdiğini söyler. Uzun süredir ilk kez “apaçık, tertemiz” gülümser. Romanın en mutlu sayfaları, bu kısa iyileşme haftalarıdır; Tiergarten’deki gölcüklerin kenarında kuğuları seyrettikleri yürüyüşler de bu zamana aittir (s. 148–149).

10. Telgraf ve Anhalter garında ayrılık

Bir gün pansiyona uğrayan Raif, üç gündür kendisini bekleyen bir telgraf bulur. Eniştesinden gelen telgrafta yalnızca “Baban öldü. Yol parasını telledim. Derhal gel!” yazmaktadır (s. 150). Maria, kendisinin de bir süre Prag’da annesinin yanında kalacağını söyler ve Raif’ten önce yola çıkmaya karar verir (s. 152–153).

Nereye çağırırsan gelirim!

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 154

Raif, Maria’yı iki küçük valiziyle Anhalter istasyonuna götürür. Tren kalkarken Maria basamaktan eğilip “Nereye çağırırsan gelirim!” der. Raif trenin yanında koşarak “Muhakkak çağıracağım!” diye bağırır (s. 153–154). Dört gün sonra kendisi de Polonya ve Romanya üzerinden Türkiye’ye döner; Köstence’de vapura bindiğinde babasının ölümünü ancak idrak eder (s. 155).

Berlin’deki Anhalter Bahnhof’un büyük kemerli cephesi, önündeki meydanda tramvaylar, otomobiller ve yayalar; 1920’lerden siyah-beyaz kartpostal
Görsel: Berlin, Anhalter Bahnhof, 1920’ler kartpostalı / Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.0)

11. On yıllık sessizlik

Havran’a dönen Raif, Maria’yla bir süre mektuplaşır. Maria annesiyle Berlin’e dönmüştür; bir mektubunda ona “çok güzel bir haberi” olduğunu, bunu ancak yanına geldiğinde söyleyeceğini yazar. Sonra mektuplar kesilir. Raif’in yazdığı mektuplar cevapsız kalır, pansiyondan da bilgi alamaz (s. 158–161).

Bir insana bir insan her halde yeterdi. Fakat o da olmayınca?

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 161

Terk edildiğine inanan Raif, bütün insanlara güvenini yitirir. Evlenir, çocukları olur; zeytinliklerini borçları yüzünden eniştelerine kaptırır, Balıkesir’de bir şirkette, sonra Ankara’da bir bankada memurluk yapar (s. 162–163). On yıl boyunca bir makine gibi yaşar; Maria’yı ne affedebilir ne unutabilir.

12. Frau Döppke, gerçek ve defterin sonu

Defterin başındaki “garip hâdise” Haziran 1933’te Ankara’da yaşanır. Çarşıda biri Raif’in kolunu yakalayıp “Herr Raif!” diye bağırır: Pansiyondaki Frau van Tiedemann, artık Frau Döppke’dir. Yanında sekiz dokuz yaşlarında, soluk benizli sessiz bir kız çocuğu vardır (s. 165–167). İstasyona yürürken Raif, çekinerek Maria Puder’i sorar.

Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır, ben onu kaybettim.

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 175

Frau Döppke, Maria’nın on yıl önce öldüğünü anlatır: Maria hamile kalmış, çocuğun babasının adını annesine bile söylememiş, “Sonra öğreneceksin!” demiştir. Doğumdan önce ağır hastalanmış, doktorlar çocuğu kurtarmış, ama Maria bir hafta sonra ölmüştür. Trendeki kız, Maria’nın kızıdır, yani Raif’in kızı (s. 170–172). Raif on yıl boyunca bir ölüye kırgın yaşadığını anlar. Defter burada biter. Sabah anlatıcı defteri geri götürdüğünde Raif Efendi’nin öldüğünü öğrenir; romanın son sahnesinde Raif’in boş masasına oturup defteri yeniden okumaya başlar (s. 176–177).

Karakterler kısaca

  • Raif Efendi: Havranlı, içine kapanık, kitap ve resim seven adam. Gençliğinde Berlin’de Maria’ya âşık olur; on yıl süren yanlış bir kırgınlıkla hayatını sessizce tüketir.
  • Maria Puder: Ressam ve Atlantik kabaresinde keman çalıp şarkı söyleyen genç kadın. Bağımsızlığına düşkündür; kürk mantolu otoportresi romanın adını verir.
  • Anlatıcı: Raif Efendi’yle aynı odada çalışan genç memur. Defteri okuyup Raif’in asıl hayatına tanık olan kişidir.
  • Frau van Tiedemann (Frau Döppke): Berlin’deki pansiyonun Hollandalı dul kiracısı, Maria’nın akrabası. Yıllar sonra Ankara’da gerçeği Raif’e o anlatır.
  • Hamdi: Anlatıcının okul arkadaşı, şirketin müdür muavini. Pratik ve hesapçı insanın temsilcisidir.
  • Mihriye Hanım, Neclâ, Nurten, Nurettin Bey, Ferhunde Hanım, Cihat ve Vedat: Raif Efendi’nin Ankara’daki evini dolduran, ama onu görmeyen aile.

Her karakterin romandaki yeri ve ilişkileri için Kürk Mantolu Madonna karakterleri yazımıza göz atabilirsiniz.

Romanın temaları

Yalnızlık ve iletişimsizlik

Romanın iki ana kahramanı da kendini yalnız hisseden insanlardır. Raif’in Ankara’daki evi kalabalıktır ama orada kimse onu tanımaz. Roman, insanın en kalabalık yerde bile nasıl görünmez olabileceğini anlatır.

Güven ve önyargı

Raif’in trajedisi, kanıtı olmayan bir yargıya on yıl boyunca inanmasıdır. Maria’nın susmasının nedenini hiç sormaz; bu yüzden hem Maria’ya hem de kendine haksızlık eder.

Kadın ve erkek

Maria, erkeklerin kadınlar üzerindeki hâkimiyetine açıkça karşı çıkan, kendi kararını veren bir kadındır. 1940’ların Türk edebiyatında bu kadar bağımsız bir kadın kahraman çok azdır; roman bu yüzden bugün de güncel okunur.

Kaybedilen zaman

Raif, hayatının yalnızca “üç, dört ay” kadar yaşandığını söyler. Roman, birkaç aylık gerçek bir bağın bütün bir ömürden daha ağır gelebileceğini gösterir.

Sanat ve gerçek

Raif, Maria’ya önce bir tablo aracılığıyla âşık olur. Portre ile gerçek kadın arasındaki fark, romanın en çok tartışılan konularından biridir.

Romanın sonundaki büyük yanlış anlama, Raif’in on yıl boyunca Maria’yı ihanetle suçlamasından doğar; bu duyguyu anlatan başka cümleleri ihanet ile ilgili sözler derlememizde bulabilirsiniz.

Romandan kısa alıntılar

Özet boyunca verdiğimiz cümlelere ek olarak, romanın en çok hatırlanan birkaç kısa satırı. Sayfa numaraları 1943 baskısına göredir.

İnsanlar bana hiç bir şey yapmadılar… Hiç bir şey… Hep ben… Hep ben…

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 44

Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşıyan bir insanım…

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 98

Onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 140

Böyle birkaç ay, birkaç ömür kıymetinde değil midir?

Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, s. 176

Türk ve dünya edebiyatından başka romanların seçme cümleleri için edebiyat kitap alıntıları yazımıza bakabilirsiniz.

Sabahattin Ali ve romanın yazılışı

Sabahattin Ali takım elbise ve gözlükle bir balkonda durmuş, arkasında şehrin çatıları ve tepeler görünen siyah-beyaz fotoğraf
Görsel: Sabahattin Ali, 1940 civarı / Wikimedia Commons

Sabahattin Ali romanı, ikinci kez askerlik yaptığı yıllarda, İstanbul Büyükdere’de bir çadırda yazdı ve bölümleri her gün gazeteye yetiştirmeye çalıştı. Pertev Naili Boratav’a göre metin ilk başta “Yirmi Sekiz” adlı bir öykü olarak tasarlanmıştı; Cevdet Kudret ise yazarın bir ara “Lüzumsuz Adam” adını düşündüğünü anlatır. 1943’te kitap olarak çıktığında ilk eleştiri, Bursa Cezaevi’nden yazdığı bir mektupla Nâzım Hikmet’ten geldi.

Roman, yayımlandığı yıllarda pek ses getirmedi. Aradan yarım asırdan fazla geçtikten sonra okurdan okura yayılarak Türkiye’nin en çok okunan romanlarından biri oldu; 2016’da Penguin Classics tarafından Madonna in a Fur Coat adıyla İngilizceye çevrildi. Bugün Sabahattin Ali’nin eserleri Yapı Kredi Yayınları’ndan basılıyor. Yazarın diğer romanları ve öyküleri için Sabahattin Ali kitapları listemize, en sevilen cümleleri için Sabahattin Ali sözleri ve Sabahattin Ali şiirleri yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Sahnede Kürk Mantolu Madonna

Roman, popülerliği arttıkça tiyatroya da uyarlandı. Barış Özdoğan’ın uyarlayıp yönettiği, Şeyma Kıvanç ve Fırat Özsaruhan’ın oynadığı tek perdelik Kürk Mantolu Madonna, 2026 sezonunda Ankara, İstanbul ve Anadolu’nun pek çok şehrinde sahneleniyor. Oyun, hikâyeyi Raif Efendi’nin defteri üzerinden anlatıyor. Taner Barlas’ın uyarlayıp yönettiği bir başka sahne versiyonu da İstanbul sahnelerinde oynandı.

Kürk Mantolu Madonna tiyatro oyununun afişi: gözleri çiçekli bir bantla bağlı, kürk yakalı heykelsi bir kadın yüzü, altta oyunun adı ve oyuncuların isimleri
Görsel: Barış Özdoğan’ın uyarladığı Kürk Mantolu Madonna oyununun afişi / Çankaya Belediyesi Kültür Sanat

Sık sorulan sorular

Kürk Mantolu Madonna kısaca ne anlatıyor?

Ankara’da silik bir memur olan Raif Efendi’nin, gençliğinde Berlin’de tanıdığı ressam Maria Puder’e duyduğu aşkı anlatır. Hikâye, Raif’in ölmeden önce genç bir iş arkadaşına bıraktığı defterden okunur. Raif, Maria’nın kendisini terk ettiğini sanarak on yıl küskün yaşar; sonunda Maria’nın doğum sırasında öldüğünü ve bir kızları olduğunu öğrenir.

Kürk Mantolu Madonna’nın sonu nasıl bitiyor?

Raif, Ankara’da karşılaştığı Frau Döppke’den Maria’nın on yıl önce öldüğünü ve yanındaki kızın kendi kızı olduğunu öğrenir. Bunları defterine yazdıktan bir süre sonra hastalığından kurtulamaz ve ölür. Son sahnede anlatıcı, Raif Efendi’nin boş masasına oturup siyah kaplı defteri yeniden okumaya başlar.

Kürk Mantolu Madonna ne zaman yazıldı?

Roman önce Hakikat gazetesinde 18 Aralık 1940 ile 8 Şubat 1941 arasında “Büyük Hikâye” başlığıyla 48 bölüm hâlinde tefrika edildi. Kitap olarak ilk kez 1943’te İstanbul’da Remzi Kitabevi tarafından basıldı.

Romana neden “Kürk Mantolu Madonna” deniyor?

Maria Puder’in sergideki kürk mantolu otoportresi, bir eleştirmen tarafından Andrea del Sarto’nun Madonna delle Arpie tablosundaki Meryem’e benzetilir ve tabloya yarı şaka “Kürk Mantolu Madonna” denir. Raif de Maria’yı hep bu adla anar.

Kürk Mantolu Madonna kaç sayfa?

1943 tarihli ilk baskı 177 sayfadır. Bugünkü baskıların sayfa sayısı yayınevine ve baskıya göre değişir.

Kaynaklar

Bilgileri şu kaynaklarla karşılaştırdık:

  • Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1943 (ilk baskı; Vikikaynak tam metni ve Internet Archive taraması).
  • Vikipedi (Türkçe): “Kürk Mantolu Madonna” ve “Sabahattin Ali” maddeleri.
  • Türkiye Yazarlar Birliği: “Bir Burjuva İnşası: Kürk Mantolu Madonna”.
  • Maureen Freely, “Sabahattin Ali’s Madonna in a Fur Coat – the surprise Turkish bestseller”, The Guardian, 21 Mayıs 2016.
  • Penguin Random House: Madonna in a Fur Coat (çev. Maureen Freely ve Alexander Dawe) yayın bilgileri.
  • Çankaya Belediyesi Kültür Sanat: Kürk Mantolu Madonna oyunu tanıtımı.
  • Görseller: 1943 ilk baskı kapağı (Internet Archive, kamu malı), Andrea del Sarto’nun Madonna delle Arpie tablosu ve 1940 civarına ait Sabahattin Ali fotoğrafı (Wikimedia Commons, kamu malı), Anhalter Bahnhof kartpostalı (Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0), oyun afişi (Çankaya Belediyesi Kültür Sanat).

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.