Yazan
Editör · Sözleri.co
- 1992 İstanbul doğumlu
- Radyo ve Televizyon mezunu
- Tam zamanlı editör
Hilal Can, 1992 yılında İstanbul’da doğdu. Radyo ve televizyon eğitimi aldı. Sözleri.co’da tam zamanlı editör olarak şarkı sözü sayfalarını, şiir ve kitap alıntılarını ve kültür yazılarını hazırlar. Edebiyat, şiir, sanat, felsefe, psikoloji ve bilim alanlarına ilgi duyar.
- Edebiyat
- Şiir
- Sanat
- Felsefe
- Psikoloji
- Bilim
Son güncelleme: 30 Ekim 2026
Fyodor Dostoyevski’nin 1864’te yayımlanan Yeraltından Notlar’ı, Petersburg’un kıyısındaki köhne bir odaya kapanmış, adı bile verilmeyen kırk yaşında bir eski memurun itiraflarıdır. Kısa bir kitaptır ama etkisi büyüktür: Akla, ilerlemeye ve “mutlu insan” formüllerine meydan okuyan bu öfkeli ses, sonraki yüzyılın edebiyatını ve felsefesini derinden etkiledi. Okurların altını çizdiği Yeraltından Notlar alıntıları bu yüzden bilinç, özgür irade, acı, aşk ve yalnızlık üzerine yazılmış en sarsıcı satırlar arasında yer alır.
Aşağıda kitaptan 15 alıntıyı metindeki sırasıyla derledik; her birinin hangi kısımda, hangi bölümde geçtiğini ve hangi sahnenin içinden çıktığını not ettik. Alıntıları eserin özgün Rusça metninden Türkçeye aktardık. Dünya edebiyatından başka romanların en güzel satırları için dünya klasikleri kitap alıntıları derlememize de göz atabilirsiniz. Kutulardaki Kopyala düğmesiyle sözü olduğu gibi alabilirsiniz.
İçindekiler
Yeraltından Notlar alıntıları bir bakışta
Yeraltından Notlar künyesi: kitap ne anlatıyor?
Birinci kısım, yeraltı adamının okurlarına seslendiği öfkeli ve alaycı bir monologdur: Akıl, çıkar, doğa yasaları, özgür irade ve acı üzerine düşüncelerini sıralar, kendi söylediklerini sürekli çürütür. İkinci kısım ise bu düşüncelerin hayattaki karşılığını gösterir: Yirmi dört yaşındaki anlatıcı, eski okul arkadaşlarının veda yemeğinde rezil olur, ardından gittiği bir genelevde Liza adında genç bir kadınla tanışır ve ona umut verir, sonra da bu umudu kendi elleriyle yıkar.
Dostoyevski kitabı hayatının en zor yılında yazdı: İlk eşi Mariya Dmitriyevna 1864 baharında Moskova’da veremden öldü, birkaç ay sonra da ağabeyi Mihail hayatını kaybetti. Yazar ağabeyine yazdığı mektuplarda, sansürün birinci kısmın onuncu bölümünde inanç ihtiyacını anlattığı yerleri çıkardığından yakınır. Bu kısa kitap, Suç ve Ceza’dan Karamazov Kardeşler’e uzanan büyük romanların habercisi sayılır.
1. Ben hasta bir adamım
Kimden: Yeraltı adamı, anlatının açılışı · Nerede: Birinci kısım, 1. bölüm
Rus edebiyatının en tanınmış açılışlarından biri, okura bir kahraman değil, kendi kendini teşhis eden bir hasta tanıtır. Kırk yaşındaki emekli memur, uzak bir akrabasından kalan altı bin rubleyle görevinden ayrılıp şehrin kenarındaki köhne odasına çekilmiştir; doktora gitmeyi ise sırf inadından reddeder. Daha ilk cümlede kendini küçümseyen bu ses, kitabın sonuna kadar okurla hem dertleşecek hem de kavga edecektir.
2. Ne kötü ne iyi, ne kahraman ne böcek
Kimden: Yeraltı adamı, kendisi üzerine · Nerede: Birinci kısım, 1. bölüm
Anlatıcı, hayatta hiçbir şey olamamasını bir yenilgi olarak değil, zekânın kaçınılmaz sonucu olarak sunar: Ona göre akıllı insan ciddi anlamda hiçbir şey olamaz, ancak aptallar bir şey olur. Bu kendini aklama çabası, kitaptaki ironinin ilk işaretidir. “Böcek” imgesi de hemen sonraki bölümde, defalarca böcek olmak isteyip bunu bile beceremediği itirafıyla geri döner.
3. Fazla bilinçli olmak bir hastalıktır
Kimden: Yeraltı adamı, okurlarına · Nerede: Birinci kısım, 2. bölüm
Yeraltı adamının asıl derdi karaciğeri değil, aşırı bilincidir: Her duygusunu tartan, her adımını önceden düşünen biri harekete geçemez. Aynı bölümde bu yükün, dünyanın “en soyut ve en kasıtlı şehri” Petersburg’da yaşayan biri için iki kat ağır olduğunu da ekler. Dostoyevski bu cümleyle, düşünmekten eyleme geçemeyen modern insanın ilk ve en keskin portrelerinden birini çizer.
4. Umutsuzluğun hazzı
Kimden: Yeraltı adamı, aşağılanma üzerine · Nerede: Birinci kısım, 2. bölüm
Bu satırlar kitabın en rahatsız edici fikirlerinden birini açar: Aşağılanan insan, acısından tuhaf bir zevk de alabilir. Anlatıcı ilerleyen bölümlerde bunu diş ağrısı çeken birinin bütün evi uyutmayan iniltisine kadar götürür; inilti hem acının kendisidir hem de başkalarını rahatsız etmenin bir yolu. Dostoyevski burada kendine acımanın nasıl bir alışkanlığa, hatta bağımlılığa dönüşebileceğini gösterir.
5. İnsanın kendi özgür isteği
Kimden: Yeraltı adamı, okurlarına · Nerede: Birinci kısım, 7. bölüm
Yeraltı adamı burada, insanın her zaman kendi çıkarına göre davranacağını savunan akılcı kuramlara karşı çıkar. Ona göre insan, sırf özgür olduğunu kanıtlamak için bile bile kendi aleyhine olanı seçebilir; çünkü kimse doğa yasalarının çaldığı bir “piyano tuşu” olmak istemez. Yeraltından Notlar alıntıları arasında en çok tartışılanlardan biri olan bu itiraz, insanı tablolar ve formüllerle açıklama çabasına karşı bir isyandır.
6. İnsan yıkımı ve kaosu neden sever?
Kimden: Yeraltı adamı, okurlarına · Nerede: Birinci kısım, 9. bölüm
Anlatıcı soruyu kendisi yanıtlamaya çalışır: Belki insan hedefe ulaşmaktan ve inşa ettiği binayı tamamlamaktan içgüdüsel olarak korkar, binayı ancak uzaktan sever. Karıncaların sonsuza dek yıkılmaz yuvası gibi bitmiş, kusursuz bir düzen, ona göre hayatın değil ölümün resmidir. Bu fikir, mutlu bir geleceği garanti eden ütopyalara yöneltilmiş en keskin şüphelerden biridir.
7. İki kere iki dört, ölümün başlangıcıdır
Kimden: Yeraltı adamı, okurlarına · Nerede: Birinci kısım, 9. bölüm
Kitapta “iki kere iki dört”, doğa yasalarının ve matematiksel kesinliğin simgesidir. Anlatıcı bu kesinliği küçümsemez ama ona boyun eğmeyi de reddeder; hemen ardından “İki kere iki dördün harika bir şey olduğuna katılıyorum, ama her şeyi övmek gerekiyorsa, iki kere iki beş de bazen pek sevimli bir şeydir” diye ekler. Ona göre insanı canlı tutan şey varılan sonuç değil, arayışın kendisidir.
8. Acı, bilincin tek nedenidir
Kimden: Yeraltı adamı, okurlarına · Nerede: Birinci kısım, 9. bölüm
Yeraltı adamının paradoksu burada en açık hâlini alır: Bilincin insan için en büyük talihsizlik olduğunu söyleyen anlatıcı, insanın onu hiçbir tatminle değişmeyeceğini de bilir. Acıyı ortadan kaldırmayı vaat eden her düzen, ona göre düşünmeyi ve kuşkuyu da ortadan kaldırır. Dostoyevski’nin sonraki romanlarında acıya yüklediği derin anlamın ilk tohumları bu sayfalardadır.
9. Kristal yapıdan korkmak
Kimden: Yeraltı adamı, okurlarına · Nerede: Birinci kısım, 10. bölüm
Kristal saray, 1851’de Londra’daki Büyük Sergi için camdan ve demirden kurulan Crystal Palace’a ve Çernişevski’nin 1863’te yayımlanan Ne Yapmalı? romanında hayal edilen kusursuz geleceğe göndermedir. Dostoyevski bu yapıyı 1862’deki Londra yolculuğunda görmüş, izlenimlerini Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları’nda anlatmıştı. Yeraltı adamı için itiraz edilemeyen bir düzen, ne kadar parlak olursa olsun, bir hapishanedir.
10. İnsanın kendine bile açamadığı anılar
Kimden: Yeraltı adamı, neden yazdığını anlatırken · Nerede: Birinci kısım, 11. bölüm
Birinci kısmın sonunda anlatıcı neden yazdığını açıklar: Kendine bile söylemekten korktuğu anıları kâğıda dökerek onlardan kurtulmayı umar. Heine’nin, Rousseau’nun bile İtiraflar’ında kendisi hakkında yalan söylediğini düşündüğünü hatırlatarak tam bir dürüstlüğün mümkün olup olmadığını sorgular. Bu itiraf, kitabın ikinci kısmına, yirmi dört yaşındayken yaşadığı utanç verici olaylara açılan kapıdır.
Kitabın ikinci kısmı “Sulu Kar Üzerine” adını taşır ve anlatıcıyı yaklaşık on altı yıl öncesine, yirmi dört yaşındaki hâline götürür. Nevski Prospekti’nde kendisine yol vermeyen bir subaya yıllarca kin besleyen, eski okul arkadaşlarının arasına zorla katılıp rezil olan genç memurun hikâyesi, birinci kısımdaki düşüncelerin canlı bir sınavıdır.
11. İnsan yalnızca derdini sayar
Kimden: Yeraltı adamı, Liza’ya · Nerede: İkinci kısım, 6. bölüm
Genelevde tanıştığı Liza’yla karanlık bir odada konuşan anlatıcı, ona aile hayatının mutluluğunu anlatmaya başlar. Söyledikleri doğrudur, ama amacı iyilik değildir: Az önce rezil olduğu yemeğin öfkesini, kendisinden daha güçsüz biri üzerinde üstünlük kurarak bastırmak ister. Liza’nın ona “Kitap okur gibi konuşuyorsunuz” demesi de bu güzel sözlerin ne kadar provalı olduğunu ele verir.
12. Aşk bir elmastır
Kimden: Yeraltı adamı, Liza’ya · Nerede: İkinci kısım, 7. bölüm
Konuşma ilerledikçe anlatıcının sözleri daha tutkulu bir hâl alır; Liza’nın içinde bulunduğu hayatı en acı biçimde tasvir eder ve onu hıçkırarak ağlatana kadar sürdürür. Kendi sözlerine kendisi de kapılmıştır, ama hepsi bir oyunun parçasıdır. Yine de bu sözler Liza’da gerçek bir umut uyandırır ve anlatıcı ayrılırken ona adresini bırakır.
13. Dünya batsın, yeter ki ben çayımı içeyim
Kimden: Yeraltı adamı, Liza’ya · Nerede: İkinci kısım, 9. bölüm
Liza birkaç gün sonra kapısını çaldığında anlatıcıyı eski bir sabahlıkla, uşağı Apollon’la kavga ederken bulur; utancını örtmek için ona saldırır. Kitabın belki de en çok paylaşılan cümlesi, bencilliğini yüzsüzce ilan ettiği bu öfke patlamasının ortasında gelir. Hemen ardından kendisinin bir alçak, bir rezil, bir bencil ve bir tembel olduğunu itiraf etmesi, sözün bir felsefe değil bir çaresizlik çığlığı olduğunu gösterir.
14. Sevmek, zorbalık etmekti
Kimden: Yeraltı adamı, geriye bakarken · Nerede: İkinci kısım, 10. bölüm
Liza onun öfkesine öfkeyle değil şefkatle karşılık verir ve anlatıcı bir an için gerçek bir yakınlık yaşar. Ama ardından gelen aşağılayıcı hareketi, Liza’nın eline para sıkıştırması, sevgiyi neden kabul edemediğini açıklar: Onun için sevgi bir güç mücadelesidir. Dostoyevski bu cümleyle, sevilmeyi bir yenilgi gibi yaşayan insanın kendini nasıl yalnızlığa mahkûm ettiğini anlatır.
15. Ucuz mutluluk mu, yüce acılar mı?
Kimden: Yeraltı adamı, kendi kendine · Nerede: İkinci kısım, 10. bölüm
Liza parayı masaya bırakıp sessizce gider; anlatıcı lapa lapa yağan karın altında arkasından koşar, ama iki yüz adım sonra kavşakta durur ve onu bir daha hiç görmez. Aşağılanmanın Liza’yı arındıracağına kendini inandırarak avunur ve bu soruyu sorar. Notlar, bütün bir kuşağı içine alan “Biz ölü doğmuşuz” itirafıyla kapanırken soru da yanıtsız kalır.
Paylaşmak için kısa Yeraltından Notlar sözleri
Mesajlarda ya da sosyal medyada paylaşmak için kısa sözleri aşağıda bir arada topladık; her kutuyu ayrı ayrı kopyalayabilirsiniz.
Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar
Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar
Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar
Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar
Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar
Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar
Mini test: Yeraltından Notlar’ı ne kadar hatırlıyorsunuz?
Aşağıdaki soruların cevabını görmek için soruya dokunmanız yeterli.
Yeraltı adamı notlarını yazarken kaç yaşındadır?
Kırk. Kendisi “kırk yaş bütün bir ömürdür” der; ikinci kısımda anlattığı olaylar ise yirmi dört yaşındayken yaşanmıştır.
Kitabın ikinci kısmının adı nedir?
“Sulu Kar Üzerine”. Anlatıcı, o gün yağan sulu karın ona eski bir hikâyeyi hatırlattığını söyler.
Anlatıcının uşağının adı nedir?
Apollon. Ayda yedi rubleye çalışan, efendisini küçümseyen bu uşakla anlatıcının kavgası, Liza’nın ziyaretine denk gelir.
Veda yemeği hangi eski okul arkadaşı için verilir?
Zverkov. Anlatıcı yemeğe davetsiz katılır ve gece boyunca kendini rezil eder.
Sık sorulan sorular
Yeraltından Notlar ne anlatır?
Kitap, toplumdan kendini soyutlamış, adı verilmeyen kırk yaşında bir eski memurun notlarıdır. Birinci kısımda akıl, özgür irade ve acı üzerine düşüncelerini anlatır; ikinci kısımda gençliğinde eski okul arkadaşlarıyla yaşadığı aşağılanmayı ve genç Liza’yla olan karşılaşmasını aktarır.
Yeraltından Notlar ne zaman yayımlandı?
Kitap 1864’te Dostoyevski kardeşlerin çıkardığı Epoha dergisinde yayımlandı: Birinci kısım derginin 1–2. sayısında, ikinci kısım 4. sayısında çıktı. Ayrı baskısı 1866’da Petersburg’da yapıldı.
Yeraltı adamının adı nedir?
Anlatıcının adı kitapta hiç geçmez; okurlar ve eleştirmenler ona “yeraltı adamı” der. Kitabın başındaki notta Dostoyevski, hem yazarın hem de notların kurgu olduğunu, ama böyle insanların toplumda var olabileceğini, hatta var olmalarının kaçınılmaz olduğunu belirtir.
Yeraltından Notlar’daki kristal saray neyi simgeler?
Kristal saray, 1851’de Londra’da kurulan camdan ve demirden Crystal Palace’tan ve Çernişevski’nin Ne Yapmalı? romanındaki kusursuz gelecek hayalinden esinlenir. Kitapta akılla ve hesapla kurulmuş, itiraz edilemeyen ideal düzeni simgeler; yeraltı adamı bu düzene dil çıkaramayacaksa onda yaşamak istemez.
Yeraltından Notlar neden varoluşçuluğun öncüsü sayılır?
Kitap, insanın akılla ve formüllerle açıklanamayacağını, özgürlüğün gerektiğinde insanın kendi aleyhine bile seçim yapabilmesi olduğunu savunur. Bu yüzden Nietzsche’den Sartre ve Camus’ye uzanan düşünce çizgisinin önemli kaynaklarından biri sayılır; felsefeci Walter Kaufmann onu varoluşçuluk için yazılmış en iyi uvertür olarak niteler.
Yeraltı adamının karanlık odasından sonra, vicdanla hesaplaşan bir başka Dostoyevski kahramanı için Suç ve Ceza alıntıları, aşkı ve yalnızlığı Tolstoy’un gözünden anlatan roman için Anna Karenina alıntıları, kendi iç sesleriyle boğuşan kahramanlar için de İçimizdeki Şeytan alıntıları iyi birer durak olacaktır. Hayatın küçük derslerini bir araya getiren hayata dair kitap alıntıları ve ego ile ilgili sözler derlemeleri de ilginizi çekebilir.
Kaynaklar
Alıntıları ve bilgileri şu kaynaklarla karşılaştırdık: