Yazan
Editör · Sözleri.co
- 1992 İstanbul doğumlu
- Radyo ve Televizyon mezunu
- Tam zamanlı editör
Hilal Can, 1992 yılında İstanbul’da doğdu. Radyo ve televizyon eğitimi aldı. Sözleri.co’da tam zamanlı editör olarak şarkı sözü sayfalarını, şiir ve kitap alıntılarını ve kültür yazılarını hazırlar. Edebiyat, şiir, sanat, felsefe, psikoloji ve bilim alanlarına ilgi duyar.
- Edebiyat
- Şiir
- Sanat
- Felsefe
- Psikoloji
- Bilim
Son güncelleme: 30 Ekim 2026
Fyodor Dostoyevski’nin 1866’da yayımlanan Prestupleniye i nakazaniye’si, Türkçede Suç ve Ceza adıyla tanınır ve dünya edebiyatının en çok okunan romanlarından biridir. Petersburg’da çatı katındaki daracık bir odada yaşayan eski hukuk öğrencisi Rodion Raskolnikov’un yaşlı bir tefeciyi öldürmesini ve ardından yaşadığı iç cehennemi anlatır. Kitabı okuyanların aklında kalan Suç ve Ceza alıntıları da bu yüzden vicdan, yoksulluk, suçluluk, inanç ve insanın kendini aşma tutkusu üzerine söylenmiş en sarsıcı satırlar arasındadır.
Aşağıda romandan 20 alıntıyı kitaptaki sırasıyla derledik; her birinin kimin ağzından çıktığını ve hangi kısımda, hangi bölümde geçtiğini not ettik. Alıntıları romanın özgün Rusça metninden Türkçeye aktardık. Dünya edebiyatından başka romanların en güzel satırları için dünya klasikleri kitap alıntıları derlememize de göz atabilirsiniz. Kutulardaki Kopyala düğmesiyle sözü olduğu gibi alabilirsiniz.
İçindekiler
Suç ve Ceza alıntıları bir bakışta
Suç ve Ceza künyesi: roman ne anlatıyor?
Roman, borç içindeki Raskolnikov’un tefeci Alyona İvanovna’nın evine “prova” için gittiği bir temmuz akşamıyla açılır. Aynı gün meyhanede tanıştığı ayyaş memur Marmeladov ona, ailesini geçindirmek için “sarı bilet”le, yani resmî fahişe kâğıdıyla yaşamak zorunda kalan kızı Sonya’yı anlatır. Raskolnikov baltayla tefeciyi, ardından beklenmedik biçimde içeri giren kız kardeşi Lizaveta’yı öldürür. Romanın geri kalanı suçun kendisinden çok cezası üzerinedir: hastalık hâline gelen korku, sorgu yargıcı Porfiri Petroviç’le kedi fare oyunu, Sonya’nın sessiz inancı ve sonunda gelen itiraf.
Dostoyevski, 1849’da Petraşevski çevresine katıldığı için kurşuna dizilmek üzereyken son anda affedilmiş, ardından Omsk’ta dört yıl kürek cezası çekmişti. Suç, ceza ve vicdan üzerine yazdığı bu roman, o deneyimin ve 1860’ların borç içindeki yazarlık hayatının izlerini taşır. Kitap yayımlanır yayımlanmaz okurların gündemine oturdu ve Dostoyevski’yi Rus edebiyatının en büyük adlarından biri yaptı.
1. İnsanlar en çok yeni bir adımdan korkar
Kimden: Raskolnikov, kendi kendine · Nerede: Birinci kısım, 1. bölüm
Raskolnikov, tefecinin evine “prova” için giderken ev sahibesine yakalanmamak için merdivenden sessizce süzülür ve kendi korkaklığına güler. Bu cümle, romanın ilk sayfalarında bütün hikâyenin düğümünü atar: Raskolnikov’u suça iten şey biraz da sıradan insanların korktuğu o “yeni adımı” atabileceğini kendine kanıtlama hırsıdır. Aynı paragrafta “Çok gevezelik ediyorum, bu yüzden hiçbir şey yapmıyorum” diye kendini iğnelemesi de karakterin kararsızlığını iyi özetler.
2. Yoksulluk ayıp değil, sefalet ayıptır
Kimden: Marmeladov, meyhanede Raskolnikov’a · Nerede: Birinci kısım, 2. bölüm
Raskolnikov bir meyhanede, memurluktan atılmış ayyaş Semyon Marmeladov’la tanışır. Marmeladov’un uzun ve süslü konuşması bu cümleyle başlar; yoksulluk ile sefalet arasındaki farkı, insanın onurunu koruyabildiği son sınır olarak çizer. Dostoyevski’nin bütün romanı aslında bu sınırın öbür yanında, onurunu kaybetmemek için çırpınan insanların hikâyesidir.
3. İnsanın gidebileceği bir yer olmalı
Kimden: Marmeladov, Raskolnikov’a · Nerede: Birinci kısım, 2. bölüm
Marmeladov, borç isteyeceği kişinin vermeyeceğini bile bile yine de kapısını çalan insanı anlatırken bu sözü söyler. Ardından, kızı Sonya’nın ailesini doyurmak için “sarı bilet”le sokağa çıktığı günü hatırlar. Romanın en çok alıntılanan satırlarından biri olan bu cümle, bir gün sonra Raskolnikov’un aklına yeniden düşer ve onun da artık gidecek yeri olmadığını hissettirir.
4. Kendini layık görmeyenler kabul edilir
Kimden: Marmeladov, Kıyamet Günü üzerine · Nerede: Birinci kısım, 2. bölüm
Konuşmasının sonunda Marmeladov, Kıyamet Günü’nde Tanrı’nın önce Sonya’yı, ardından da kendisi gibi ayyaşları, zayıfları ve utanmazları çağıracağını hayal eder. Bilgeler “Bunları neden kabul ediyorsun?” diye sorduğunda gelen cevap bu cümledir. Meyhanedekiler ona gülse de bu sahne, romanın merhamet ve bağışlanma fikrinin ilk ve en dokunaklı ifadesidir.
5. Her şeye alışır bu alçak insanoğlu
Kimden: Raskolnikov, Marmeladovların evinden çıkarken · Nerede: Birinci kısım, 2. bölüm
Raskolnikov, sarhoş Marmeladov’u evine bıraktıktan sonra, Sonya’nın kazandığı paraya bütün ailenin nasıl alıştığını düşünür ve öfkeyle bu cümleyi kurar. Hemen ardından kendine sorar: Ya insan gerçekten alçak değilse? O zaman geri kalan her şey önyargıdan ibaret olmaz mı? Bu kısa ünlem, Raskolnikov’un kafasında “hiçbir engel yok” düşüncesine giden yolu açar.
6. Dünya durdukça sürecek ebedî Sonya
Kimden: Raskolnikov, annesinin mektubunu düşünürken · Nerede: Birinci kısım, 4. bölüm
Raskolnikov, annesinin mektubundan kız kardeşi Dunya’nın, ağabeyine destek olabilmek için çıkarcı Lujin’le evlenmeye razı olduğunu öğrenir. Bu fedakârlığı Sonya’nın kendini satmasıyla karşılaştırır ve iki durumun özünde aynı olduğunu söyler. “Ebedî Sonya” ifadesi, sevdikleri için kendini feda eden bütün kadınların simgesine dönüşür.
7. Kendini herkesten makasla kesip ayırmak
Kimden: Anlatıcı, Raskolnikov üzerine · Nerede: İkinci kısım, 2. bölüm
Cinayetten sonra Raskolnikov, Neva üzerindeki köprüde yaşlı bir tüccar karısının onu dilenci sanıp sadaka diye eline tutuşturduğu yirmi kapiklik bozuk parayı avucunda bulur ve suya fırlatır. Anlatıcının bu tek cümlesi, suçun asıl cezasının yalnızlık olduğunu gösterir. Raskolnikov henüz kimseye bir şey söylememiştir, ama artık dünyayla arasında bir uçurum vardır.
8. Yeter ki yaşamak, nasıl olursa olsun
Kimden: Raskolnikov, kendi kendine · Nerede: İkinci kısım, 6. bölüm
Sennaya çevresinde dolaşırken Raskolnikov bir yerde okuduğu, ölüme mahkûm bir adamın sözlerini hatırlar: Uçurumun kenarında, ancak iki ayağının sığacağı daracık bir yerde, fırtınanın ve karanlığın ortasında bin yıl yaşamak bile hemen ölmekten iyidir. Bu bölüm, Dostoyevski’nin kendi idam sehpası deneyimini düşündürür. Yaşama tutkusunu hem küçümseyen hem de ona teslim olan bu satırlar, romanın en insani anlarından biridir.
9. Yalan söyleye söyleye doğruya varılır
Kimden: Razumihin, Raskolnikov’un annesi ve kız kardeşine · Nerede: Üçüncü kısım, 1. bölüm
Raskolnikov’un neşeli ve sadık arkadaşı Razumihin, biraz da içkinin etkisiyle, cinayet soruşturmasındaki polislerin yanlış teorilerine kızar. Ona göre yanılmak ayıp değildir; asıl ayıp, kendi yanlışını bulacak kadar bile düşünmemektir. Romanın karanlık atmosferinde Razumihin’in bu coşkulu nutku, okura bir nefes aldırır.
10. Sıradan insanlar ve sıra dışı insanlar
Kimden: Porfiri Petroviç, Raskolnikov’un makalesini özetlerken · Nerede: Üçüncü kısım, 5. bölüm
Sorgu yargıcı Porfiri Petroviç, Raskolnikov’un iki ay önce bir dergide yayımlanan “Suç Üzerine” makalesini okumuştur ve onu bilerek, biraz da abartarak özetler. Raskolnikov kuramı düzeltmeye çalışır, ama asıl tehlike sözlerin kendisi değil, onları kimin söylediğidir. Porfiri bu konuşmayla, katili bulmadan önce onun düşüncesini bulmuştur.
11. Büyük insanlar büyük bir hüzün duyar
Kimden: Raskolnikov, Porfiri Petroviç ve Razumihin’e · Nerede: Üçüncü kısım, 5. bölüm
Razumihin, kan dökme hakkı olan dâhilerin bundan hiç acı duymayıp duymayacağını sorar. Raskolnikov’un cevabı tartışmanın havasını birden değiştirir; anlatıcı onun bu sözü dalgın bir sesle, “konuşmanın tonuna hiç uymadan” söylediğini belirtir. Kuramın soğuk mantığının altından, Raskolnikov’un kendi acısı sızar. Bu duyguyu anlatan başka sözler için hayata dair kitap alıntıları derlememize de bakabilirsiniz.
12. İnsan değil, ilke öldürmek
Kimden: Raskolnikov, kendi kendine · Nerede: Üçüncü kısım, 6. bölüm
Sokakta karşılaştığı bir adamın yüzüne “Katil!” demesinden sonra Raskolnikov, odasında ateşler içinde bu düşüncelere dalar. Cinayetin onu “sıra dışı” biri yapmadığını, aksine sıradan insanların tarafında bıraktığını fark etmeye başlar. Tefeciyi küçümseyen bu sözler, aslında Raskolnikov’un kendine duyduğu tiksintinin ilk itirafıdır.
13. Örümcekli bir köy hamamı kadar sonsuzluk
Kimden: Svidrigaylov, Raskolnikov’a · Nerede: Dördüncü kısım, 1. bölüm
Dunya’nın eski işvereni, karanlık geçmişli toprak sahibi Svidrigaylov, Raskolnikov’un odasına habersiz gelir ve ölümden sonraki hayat üzerine bu tüyler ürpertici sözleri söyler. Raskolnikov içinden “Bu adam deli” diye geçirir. Romanın en tekinsiz karakteri, sonsuzluğu bile bir kâbus gibi küçültür; bu bakış, kendi sonunu da önceden haber verir.
14. Sönmek üzere olan mumun ışığında
Kimden: Anlatıcı, Sonya’nın odasında · Nerede: Dördüncü kısım, 4. bölüm
Raskolnikov, Sonya’dan İncil’deki Lazarus’un dirilişini okumasını ister; Sonya titreyen bir sesle okur ve kitabı kapatır. Hemen öncesinde Raskolnikov ona “Tanrı’ya çok mu dua ediyorsun?” diye sorar, Sonya da “Tanrı olmasaydı ben ne olurdum?” diye fısıldar. Bu kısa sahne, romanın ruhunu tek bir görüntüde toplar: Suç ile inanç, aynı mum ışığının altında yan yanadır.
15. Titreyen bir yaratık mıyım, yoksa hakkım var mı?
Kimden: Raskolnikov, Sonya’ya itirafı sırasında · Nerede: Beşinci kısım, 4. bölüm
Romanın en ünlü cümlesi, Raskolnikov’un cinayeti Sonya’ya itiraf ettiği sahnede geçer. Annesine yardım etmek ya da insanlığa iyilik yapmak için değil, yalnızca kendini sınamak için öldürdüğünü söyler. Sonya’nın dehşetle “Öldürmeye mi hakkın var?” diye haykırması, bütün kuramı tek bir soruyla yıkar.
16. Kocakarıyı değil, kendimi öldürdüm
Kimden: Raskolnikov, Sonya’ya · Nerede: Beşinci kısım, 4. bölüm
İtirafın devamında Raskolnikov, cinayetin asıl kurbanının kendisi olduğunu söyler. Hemen ardından “O kocakarıyı şeytan öldürdü, ben değil” diyerek sorumluluktan kaçmaya çalışır. Bu çelişki, Dostoyevski’nin karakterini tek bir kalıba sokmadığını gösterir: Raskolnikov hem kendini suçlar hem de kendinden kaçar.
17. Kavşakta diz çök, toprağı öp
Kimden: Sonya, Raskolnikov’a · Nerede: Beşinci kısım, 4. bölüm
Raskolnikov “Şimdi ne yapmalıyım?” diye sorduğunda, ürkek Sonya birden ayağa fırlar ve gözleri parlayarak bu sözleri söyler. Raskolnikov o gün bunu yapamaz; ama romanın sonunda Sennaya Meydanı’nın ortasında diz çöker, yere eğilip çamurlu toprağı öper. Sonya’nın önerdiği şey bir ceza değil, insanlarla yeniden bağ kurmanın yoludur.
18. Güneş olun, herkes sizi görür
Kimden: Porfiri Petroviç, Raskolnikov’a · Nerede: Altıncı kısım, 2. bölüm
Porfiri Petroviç sonunda Raskolnikov’un evine gelir ve katilin o olduğunu bildiğini açıkça söyler. Onu tutuklamak yerine kendi isteğiyle teslim olmaya ikna etmeye çalışır; hayatın onun için bitmediğini, acı çekmenin bile bir anlamı olduğunu anlatır. Bu cümle, bir sorgu yargıcının ağzından çıkan en beklenmedik umut sözüdür. Umudu anlatan başka sözler için umut ile ilgili sözler derlememize de göz atabilirsiniz.
19. Onları aşk diriltmişti
Kimden: Anlatıcı, Raskolnikov ile Sonya üzerine · Nerede: Sonsöz, 2. bölüm
Sibirya’daki kürek yıllarında Raskolnikov uzun süre Sonya’ya soğuk davranır. Bir bahar sabahı, ırmak kıyısında Sonya’nın ayaklarına kapanır ve onu sevdiğini anlar. Önlerinde daha yedi yıl vardır, ama anlatıcıya göre bu yedi yıl onlara yedi gün gibi görünür. Romanın bütün karanlığından sonra bu cümle, Lazarus’un dirilişine yapılan son göndermedir.
20. Diyalektiğin yerini hayat aldı
Kimden: Anlatıcı, Raskolnikov üzerine · Nerede: Sonsöz, 2. bölüm
Romanın son sayfalarında Raskolnikov, yastığının altındaki, Sonya’ya ait İncil’i eline alır. Bütün kitap boyunca kuramlar, hesaplar ve tartışmalarla yaşayan adam, ilk kez düşünmeyi bırakıp yalnızca hisseder. Dostoyevski romanı burada bitirir ve bunun “yeni bir hikâyenin”, bir insanın yavaş yavaş yenilenmesinin başlangıcı olduğunu söyler.
Paylaşmak için kısa Suç ve Ceza sözleri
Mesajlarda ya da sosyal medyada paylaşmak için kısa sözleri aşağıda bir arada topladık; her kutuyu ayrı ayrı kopyalayabilirsiniz.
Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza
Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza
Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza
Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza
Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza
Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza
Mini test: Suç ve Ceza’yı ne kadar hatırlıyorsunuz?
Aşağıdaki soruların cevabını görmek için soruya dokunmanız yeterli.
Raskolnikov’un öldürdüğü tefecinin adı nedir?
Alyona İvanovna. Raskolnikov o akşam, beklenmedik anda eve dönen kız kardeşi Lizaveta’yı da öldürür.
Sonya, Raskolnikov’a İncil’den hangi bölümü okur?
Lazarus’un dirilişini. Yuhanna İncili’ndeki bu bölüm, romanın sonundaki yeniden doğuşun habercisidir.
Raskolnikov’un “sıradan ve sıra dışı insanlar” makalesini konuşmaya açan kimdir?
Sorgu yargıcı Porfiri Petroviç. Makaleyi bir dergide okumuş ve Raskolnikov’u sınamak için gündeme getirmiştir.
Raskolnikov itirafından sonra kaç yıl kürek cezası alır?
Sekiz yıl. Kendiliğinden teslim olması ve hafifletici nedenler sayesinde ikinci derece kürek cezasına çarptırılır.
Sık sorulan sorular
Suç ve Ceza’nın en ünlü sözü hangisidir?
En çok bilinen satır, Raskolnikov’un Sonya’ya itirafı sırasında söylediği “Titreyen bir yaratık mıyım, yoksa hakkım var mı?” sorusudur. “Her şeye alışır bu alçak insanoğlu!” ve Porfiri Petroviç’in “Güneş olun, herkes sizi görecektir” sözü de en çok paylaşılanlar arasındadır.
Suç ve Ceza ne zaman yayımlandı?
Roman 1866 yılı boyunca Moskova’da çıkan Russkiy Vestnik dergisinde bölüm bölüm yayımlandı. İlk kitap baskısı 1867’de Petersburg’da, gözden geçirilmiş metinle iki cilt hâlinde çıktı.
Suç ve Ceza kaç bölümden oluşur?
Roman altı kısım ve bir sonsözden oluşur. Kısımlar beş ile sekiz arasında bölüme ayrılır; sonsözle birlikte toplam 41 bölüm vardır.
Raskolnikov tefeciyi neden öldürür?
Yoksulluk ve ailesine yük olma utancı bir yana, Raskolnikov’un asıl derdi kendi kuramını sınamaktır: Napolyon gibi “sıra dışı” insanların büyük bir amaç uğruna yasayı çiğneme hakkı olduğuna inanır ve kendisinin bu insanlardan biri olup olmadığını öğrenmek ister. Sonya’ya itirafında kendisi de paranın asıl neden olmadığını söyler.
Raskolnikov’un evi gerçek mi?
Romanda adres yalnızca kısaltmalarla verilir, ama Petersburg’da Stolyarni Sokağı ile Grajdanskaya Sokağı’nın köşesindeki bina yıllardır “Raskolnikov’un evi” olarak bilinir. Dostoyevski de romanı yazdığı yıllarda bu çevrede, Sennaya Meydanı’nın yakınında oturuyordu.
Suç ve Ceza’nın karanlık Petersburg’undan sonra, adalet ve bağışlanmayı anlatan bir başka büyük roman için Sefiller alıntıları, hayatın küçük derslerini bir araya getiren seçki için hayata dair kitap alıntıları, kitap sevgisini anlatan sözler için de kitap ile ilgili sözler iyi birer durak olacaktır.
Kaynaklar
Alıntıları ve bilgileri şu kaynaklarla karşılaştırdık: