Yazan
Editör · Sözleri.co
- 1992 İstanbul doğumlu
- Radyo ve Televizyon mezunu
- Tam zamanlı editör
Hilal Can, 1992 yılında İstanbul’da doğdu. Radyo ve televizyon eğitimi aldı. Sözleri.co’da tam zamanlı editör olarak şarkı sözü sayfalarını, şiir ve kitap alıntılarını ve kültür yazılarını hazırlar. Edebiyat, şiir, sanat, felsefe, psikoloji ve bilim alanlarına ilgi duyar.
- Edebiyat
- Şiir
- Sanat
- Felsefe
- Psikoloji
- Bilim
Son güncelleme: 25 Ekim 2026
Sabahattin Ali’nin 1940’ta yayımlanan İçimizdeki Şeytan romanı, 1930’ların İstanbul’unda geçen bir aşkın ve bir iç hesaplaşmanın hikâyesidir. Fakülteyi altı yıldır bitiremeyen, küçük bir memurlukla geçinen Ömer, vapurda gördüğü Macide’ye ilk bakışta bağlanır. Ama hayatındaki her yanlışı, onu istemediği yollara sürükleyen “içindeki şeytana” yükler. İçimizdeki Şeytan alıntıları bu yüzden hem aşkın coşkusunu hem de insanın kendinden kaçışını aynı sayfalarda taşır.
Aşağıda romanın başından sonuna 20 alıntıyı geçtikleri bölümlerin sırasıyla topladık; her birinin kimin ağzından çıktığını ve hangi sahnede söylendiğini not ettik. Alıntılar kitabın özgün metnine sadık kalınarak, yazarın kullandığı eski sözcüklerle birlikte verildi. Yazarın diğer eserlerini merak edenler için Sabahattin Ali kitapları rehberimiz iyi bir başlangıçtır. Kutulardaki Kopyala düğmesiyle sözü olduğu gibi alabilirsiniz.
İçimizdeki Şeytan alıntıları bir bakışta
İçimizdeki Şeytan künyesi: roman ne anlatıyor?
Ömer ile Macide birbirlerine tutkuyla bağlanır ve kısa sürede evlenirler. Ancak Ömer’in kararsızlığı, para sıkıntısı ve kolay yoldan zenginlik vaat eden çevresi, bu evliliği adım adım yıpratır. Macide ise ailesini ve müzik eğitimini geride bırakmış genç bir kadın olarak, sevdiği adamın kendi içinde kaybolmasını izlemek zorunda kalır. Romanın son bölümleri, Ömer’in “şeytan” dediği şeyin gerçek adını bulmasıyla kapanır.
Kitabın yayımlandığı yıl Nihal Atsız, romandaki bazı karakterleri kendisine ve çevresine yönelik bir saldırı olarak görüp İçimizdeki Şeytanlar adlı bir broşürle karşılık vermiş, bu tartışma romanın adını edebiyat çevrelerinin ötesine taşımıştı.
1. Ömer’in can sıkıntısı: “Hayat beni sıkıyor”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Nihat’a · Nerede: I. bölüm, Köprü’ye giden Kadıköy vapurunda
Roman, iki arkadaşın vapurdaki laubali sohbetiyle açılır ve Ömer daha ilk sayfada kendini bu cümleyle tanıtır. Altı yıldır bitiremediği fakülte, sıkıcı bir memurluk ve hiçbir şeye bağlanamayan bir zihin… Sabahattin Ali, kahramanının bütün dertlerini tek bir yorgun itirafın içine sığdırır; sonraki sayfalarda olan her şey bu boşluğun nasıl doldurulmaya çalışıldığının hikâyesidir.
2. İlk görüş: “Bir kuvvet beni doğru ona götürecektir”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Nihat’a · Nerede: II. bölüm, vapurda gözüne ilişen genç kız için
Ömer, adını bile bilmediği bir genç kızı, yani Macide’yi gördüğü anda ona “kâinatın teşekkülünden beri” tanıdığı biri gibi bağlanır. Sözün güzelliği kadar içindeki tehlike de dikkat çeker: Ömer kendi iradesini değil, onu bir yere sürükleyen görünmez bir kuvveti anlatır. Romanın adını taşıyan fikir, ilk aşk cümlesinde bile kendini gösterir.
3. Macide’nin sorusu: “Sisli ve yalpalı bir deniz”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Macide’nin içinden geçenler · Nerede: V. bölüm
Balıkesir’den İstanbul’a, teyzesinin evine sığınan Macide, başına gelenleri düşünürken bu soruya varır. Ömer’in “şeytan” dediği şeyin Macide’deki karşılığı tesadüftür; ikisi de hayatlarını yönetemediklerini hisseder. Fark şuradadır: Macide bu duygudan şikâyet ederken bile onunla hesaplaşmaya çalışır.
4. Nihat’ın hayat felsefesi: “Her şey yaşamamız için olmalıdır”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Nihat, Ömer’e · Nerede: VI. bölüm
Ömer “uğruna can verilecek bir şey” aradığını söyleyince Nihat onu bu sözle durdurur. Cümle tek başına okunduğunda sağlıklı bir öğüt gibidir; ama Nihat’ın devamında insanlara hükmetmeyi, “biraz zalim” yaşamayı övdüğünü hatırlamak gerekir. Sabahattin Ali, en akıllıca görünen sözü bile karakterinin gölgesiyle birlikte verir.
5. Romanın anahtar itirafı: “İçimde öyle bir şeytan var ki”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Nihat’a · Nerede: VI. bölüm
Kitabın adı bu konuşmadan doğar. Ömer, “daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat” istediğini söyler, sonra bu isteğe neden ulaşamadığını içindeki bir şeytana bağlar. Okur bu cümleyi ilk okuduğunda Ömer’e acır; romanın sonuna geldiğinde ise aynı satırı bir bahane olarak yeniden okur.
6. Şair Emin Kâmil: “Yüksek insan içine kıymet verendir”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Şair Emin Kâmil, Ömer’in “şeytan” sözleri üzerine · Nerede: VI. bölüm, edebiyatçıların toplandığı sohbet
Nihat’ın Ömer’i götürdüğü edebiyat sohbetinde şair Emin Kâmil, Doğu bilgeliğinden söz ederek bu cümleyi kurar. Hemen ardından Nihat’ın “Dışınızı da pek ihmal edere benzemiyorsunuz üstat” diye takılması sahneyi ironik kılar. Söz güzeldir; söyleyenin hayatı ise sözüne pek uymaz. Roman bu çelişkiyi Emin Kâmil üzerinden defalarca işler.
Yazarın kendi dizelerinde de aynı yalnızlık ve hasret duygusu vardır; romanı sevenler Sabahattin Ali şiirleri seçkimizde tanıdık bir ses bulacaktır.
7. Bir sabah umudu: “Bu dünya yaşanmaya değer”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, kendi kendine · Nerede: VIII. bölüm, Emine teyzenin evinde şafak sökerken
Meyhanedeki boş sohbetlerden kaçıp gece yarısı Emine teyzenin evine sığınan Ömer, sabaha karşı uyandığında ağaçlardan yükselen buğuyu ve aydınlanan sokakları seyrederken bunu mırıldanır. Kitabın karamsar havasında nadir rastlanan, sade bir umut cümlesidir. Hemen ardından tramvay gıcırtıları ve sabah telaşı başlar; umut da gündelik hayatın sesleri arasında kaybolur.
8. Veznedarın öğüdü: “Bugünümüze hapsolup yaşamalıyız”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Veznedar Hafız Hüsamettin Efendi, Ömer’e · Nerede: IX. bölüm, Ömer’in çalıştığı dairede
Ömer’in iş yerindeki yaşlı veznedar, başından geçen talihsizlikleri neşeyle anlattıktan sonra hayat görüşünü bu cümleye bağlar. Romanın en sakin bilgesi belki de bu mütevazı memurdur. Ömer’in hep geçmişte ya da hayalde yaşadığını düşününce, bu öğüdün ona ne kadar uzak düştüğü daha iyi anlaşılır.
9. Aşk itirafı: “Ne muazzam bir şeydir”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Macide’ye · Nerede: X. bölüm
Ömer’in Macide’ye açıldığı uzun konuşmanın en coşkulu cümlesidir. “İltihak etmek” burada katılmak, birine karışıp bütünleşmek anlamındadır. Aynı konuşmada “Hiçbir insan seven bir insanın karşısında alakasız olamaz” diyerek Macide’ye neredeyse seçme hakkı tanımaz; aşkın tutkusu ile bencilliği aynı cümlelerde yan yana durur.
10. Mutluluktan korkmak: “Saadetin bizi korkutacak kadar çok olması”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Macide’ye · Nerede: X. bölüm, Macide’yi evine bıraktığında
Mutluluğun bile korkutucu olabileceğini anlatan bu satır, okurların en çok paylaştığı bölümlerden biridir. Ömer, içindeki hislerin “birdenbire patlayarak” onu dağıtacağından korktuğunu söyler. Bu korku romanın geri kalanında haklı çıkar: Ömer, eline geçen mutluluğu taşımayı bilmeyen bir adamdır.
11. Kalabalık ve yalnızlık: “Sadece bir yalnızlık ihtiyacı”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Macide’ye · Nerede: XI. bölüm
Ömer burada kendini en açık hâliyle anlatır. İnsanlara karşı duyduğu sevgi ile onlardan kaçma isteği arasında gidip gelir ve bunun nefret olmadığını özellikle vurgular. Konuşmanın devamında kendini “kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu” gibi zavallı hissettiğini söyler; romanın en çok alıntılanan benzetmelerinden biri de budur.
12. Ay ışığında sandal: “Minimini kafalarımız”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Macide’ye · Nerede: XI. bölüm, mehtapta küçük bir sandalda
Macide’yle mehtaba çıktıkları gece Ömer, denizin ve ayın güzelliği karşısında modern insanın körlüğüne isyan eder. Bir süre sonra sesi ağlamaklı hâle gelir ve “Allah kahredesi hayatımız var!” diye haykırır. Sahne, Ömer’in büyük laflarla gerçek bir acıyı nasıl iç içe taşıdığını gösteren en güzel bölümlerden biridir.
13. Macide’nin cevabı: “Ne aradığımızı bilmeden aramak”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Macide, Ömer’e · Nerede: XII. bölüm, teyzesinin evinden ayrıldığı gece
Macide, her şeyi geride bırakıp Ömer’le sabaha kadar sokaklarda kaldığı gece, Ömer’in eski sözlerine bu cümleyle hak verir. Romanın en mutlu anıdır; Macide “Tam yaşamaya başladığım bu andan itibaren beni öldü saysınlar” diyecek kadar kararlıdır. Sonraki bölümlerin karanlığı, bu sahneyi geriye dönüp okuyunca daha da hüzünlü kılar.
14. Ömer’in içe kapanışı: “Herkesin bir tek dünyası vardır”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer’in içinden geçenler · Nerede: XVI. bölüm, Nihat’la tartışmanın ardından
Nihat’ın dünyaya hükmetme hayallerine öfkelenen Ömer, içinden bu sonuca varır. Kulağa bilgece gelen cümle aslında bir geri çekilmedir: Ömer, dünyayla uğraşmak yerine kendi kabuğuna dönmeyi seçer. Birkaç satır sonra “otlar, hayvanlar, bulutlar ve kayalar gibi” yaşamayı istemesi bu yorgunluğun ne kadar derin olduğunu gösterir.
Sabahattin Ali’nin farklı eserlerinden derlediğimiz Sabahattin Ali sözleri sayfasında, bu romandaki düşüncelerin yazarın başka kitaplarında nasıl yankılandığını görebilirsiniz.
15. Kıskançlık itirafı: “Kendi ruhunun pisliğini gören adam”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Macide’ye · Nerede: XX. bölüm
Eve döndüğünde Macide’yi Bedri’yle karşılıklı oturur bulan Ömer, kapıldığı şüpheyi bu cümleyle açıklamaya çalışır. Kıskançlığın kaynağını karşısındakinde değil kendi içinde araması dürüst bir tespittir; ama bu dürüstlük Macide’yi rahatlatmaz, aksine ondan uzaklaştırır.
16. Bedri’nin tespiti: “Düşünmeden inanmak”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Bedri · Nerede: XXII. bölüm, Emin Kâmil’in bir şiiri üzerine konuşulurken
Macide’nin Balıkesir’deki eski müzik öğretmeni Bedri, romanın büyük bölümünde sessiz bir yan karakterdir. Emin Kâmil’in esrarlı şiirleri tartışılırken birden söz alır ve göz boyamaya dayalı sanatı bu cümleyle eleştirir. Ömer, arkadaşının sessizliğinin ardında ne kadar çok şey düşündüğünü ancak o zaman fark eder.
Dikkat: Bundan sonraki alıntılar romanın son bölümlerinden ve finalinden ayrıntılar içeriyor.
17. Macide’nin mektubu: “Rehber değil, yoldaş”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Macide, Ömer’e yazdığı mektupta · Nerede: XXVI. bölüm
Macide, Ömer’den ayrılmaya karar verdiğinde duygularını uzun bir mektuba döker. Bu cümle, ilişkinin neden yürümediğini suçlamadan anlatır: İkisi de birbirinden kendi yolunu göstermesini beklemiştir. Romanın en olgun ve en adil sözlerinden biri, yaşadıklarının en çok yükünü taşıyan Macide’ye aittir.
18. Veda: “Neden sevdiğimi bilmeden seviyorum”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Macide, Ömer’e yazdığı mektupta · Nerede: XXVI. bölüm, mektubun son satırları
Mektup bu satırlarla kapanır ve Macide yazarken gözyaşlarını tutamaz. Ayrılık kararı ile süren sevgi aynı cümlede yan yana durur; Sabahattin Ali’nin kadın karakterlerine verdiği o sakin güç burada da hissedilir. Kürk Mantolu Madonna’daki Maria Puder’i sevenler bu mektupta tanıdık bir ses bulacaktır.
19. Ömer’in hesaplaşması: “İyilik demek”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Bedri’ye · Nerede: XXVIII. bölüm, tutuklu bulunduğu yerde
Romanın son bölümünde Ömer, hayatını gözden geçirir ve “Hayatta hiçbir şey yapmış olmamak gibi korkunç ve utandırıcı bir şey var mı?” diye sorar. Bu cümle o hesaplaşmanın ahlaki özüdür: Ömer, kötülük yapmamış olmasının bir erdem değil, yalnızca fırsat bulamamanın sonucu olduğunu kabul eder.
20. Şeytanın asıl adı: “İçimizde şeytan yok”
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Kimden: Ömer, Bedri’ye · Nerede: XXVIII. bölüm
Kitabın bütün düğümü bu konuşmada çözülür. Başta her yanlışını içindeki şeytana yükleyen Ömer, sonunda o şeytanın bir bahane olduğunu kendi ağzıyla söyler. Sabahattin Ali’nin romana koyduğu ad böylece bir itiraftan bir eleştiriye dönüşür: Sorun kader değil, düşünmekten ve sorumluluk almaktan kaçmaktır.
Paylaşmalık kısa İçimizdeki Şeytan alıntıları
Uzun alıntıların içinden, tek başına da anlamını koruyan birkaç kısa satır:
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
İçimizdeki Şeytan hakkında sık sorulan sorular
İçimizdeki Şeytan’ın konusu nedir?
Roman, fakülteyi bitiremeyen ve küçük bir memurlukla geçinen Ömer’in Macide’ye duyduğu aşkı ve bu aşkın Ömer’in kararsızlığı yüzünden nasıl sarsıldığını anlatır. Ömer her yanlışını “içindeki şeytana” yükler; romanın sonunda bunun gerçeklerden kaçmak için uydurulmuş bir bahane olduğunu kabul eder.
“İçimizdeki şeytan” sözü romanda ne anlama geliyor?
Ömer için içindeki şeytan, onu istemediği şeyleri yapmaya zorlayan görünmez bir kuvvettir. Romanın son bölümünde ise Ömer bu fikri reddeder: İçimizde şeytan değil; acizlik, tembellik, iradesizlik ve hakikatleri görmekten kaçma alışkanlığı olduğunu söyler.
İçimizdeki Şeytan ne zaman yayımlandı?
Roman ilk kez 1940’ta İstanbul’da Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı. Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf (1937) ile Kürk Mantolu Madonna (1943) arasında yazdığı ikinci romanıdır.
İçimizdeki Şeytan ile Kürk Mantolu Madonna arasında bağlantı var mı?
İki roman ayrı hikâyeler anlatır, ama ikisinde de içine kapanık, kendini ifade etmekte zorlanan bir erkek kahraman ve ondan daha güçlü, daha kararlı bir kadın karakter vardır. Ömer ile Raif Efendi, kendi iç dünyalarında kaybolan iki akraba ruh gibidir.
Sabahattin Ali’nin en çok okunan romanından seçtiğimiz Kürk Mantolu Madonna alıntıları ile Kürk Mantolu Madonna özeti, Ömer ile Macide’nin hikâyesini okuduktan sonra yazarın dünyasını tamamlamak için iyi birer durak olacaktır.
Kaynaklar
Alıntıları ve bilgileri şu kaynaklarla karşılaştırdık: