Yazan
Editör · Sözleri.co
- 1992 İstanbul doğumlu
- Radyo ve Televizyon mezunu
- Tam zamanlı editör
Hilal Can, 1992 yılında İstanbul’da doğdu. Radyo ve televizyon eğitimi aldı. Sözleri.co’da tam zamanlı editör olarak şarkı sözü sayfalarını, şiir ve kitap alıntılarını ve kültür yazılarını hazırlar. Edebiyat, şiir, sanat, felsefe, psikoloji ve bilim alanlarına ilgi duyar.
- Edebiyat
- Şiir
- Sanat
- Felsefe
- Psikoloji
- Bilim
Son güncelleme: 22 Ekim 2026
José Saramago’nun Körlük romanı, bir kentte açıklanamayan bir salgınla herkesin birer birer kör olduğunu anlatır; ama asıl konusu gözler değil, insanların zor zamanda birbirine nasıl davrandığıdır. Bu yüzden körlük kitap alıntıları okurların defterlerinde, ekran görüntülerinde ve kitap kulüplerinde en çok paylaşılan satırlar arasındadır. Bu yazıda romanın Işık Ergüden çevirisinden, kitabın başından sonuna uzanan 12 alıntıyı seçtik ve her birinin hangi sahnede, kimin ağzından çıktığını anlattık.
Alıntıları romanın iki Türkçe çevirisi ve Giovanni Pontiero’nun İngilizce çevirisiyle karşılaştırarak seçtik; internette romana mal edilen ama metinde karşılığı bulunmayan bir cümleye de ayrıca değindik. Listede romanın sonuna dair ayrıntılar da var. Saramago’yla birlikte başka büyük romanlardan satırlar arıyorsanız dünya klasikleri kitap alıntıları derlememize de bakabilirsiniz. Kutulardaki Kopyala düğmesi alıntıyı, yazarın adı ve eserle birlikte kopyalar.
Körlük alıntıları bir bakışta
Körlük romanı hakkında kısa künye
Körlük, Portekizli yazar José Saramago’nun 1995’te Lizbon’da Caminho yayınevinden çıkan Ensaio sobre a Cegueira adlı romanıdır; adı kelimesi kelimesine “Körlük Üzerine Deneme” anlamına gelir. Saramago, üç yıl sonra, 1998’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı; İsveç Akademisi gerekçesinde onun hayal gücü, şefkat ve ironiyle beslenen benzetmelerle “kaçamaklı bir gerçekliği” yeniden kavranabilir kıldığını vurguladı. Roman, 2004’te yayımlanan ve aynı kentte geçen Görmek (Ensaio sobre a Lucidez) ile devam eder; doktorun karısı orada da karşımıza çıkar.
Türkçede roman önce Aykut Derman çevirisiyle Can Yayınları’ndan, daha sonra Işık Ergüden’in Portekizce aslından yaptığı çeviriyle Kırmızı Kedi Yayınevi’nden yayımlandı. Bu yazıdaki alıntılar Işık Ergüden çevirisinden alınmıştır; iki çevirinin cümleleri arasında küçük farklar olduğunu, örneğin romanın epigrafının Derman çevirisinde farklı kelimelerle verildiğini hatırlatalım.
Eser: Körlük (Ensaio sobre a Cegueira) · Yazar: José Saramago (1922–2010) · İlk yayım: 1995, Caminho, Lizbon · Türkçe çeviriler: Aykut Derman (Can Yayınları), Işık Ergüden (Kırmızı Kedi) · Devamı: Görmek (2004)
Körlük’ün konusu (sürprizbozan içerir)
Bu bölüm romanın gelişimini ve sonunu anlatıyor. Kitabı henüz okumadıysanız doğrudan alıntılara geçebilirsiniz.
Adı verilmeyen bir kentte, trafik ışıklarında bekleyen bir adam aniden kör olur. Ona yardım eden ve arabasını çalan adam, onu muayene eden göz doktoru, doktorun muayenehanesindeki hastalar, yani koyu renk gözlüklü genç kız, şaşı çocuk ve gözü siyah bantlı yaşlı adam birer birer aynı beyaz körlüğe yakalanır. Hükümet salgını durdurmak için körleri boş bir akıl hastanesine kapatır ve askerlere kaçmaya çalışanı vurma emri verir. Doktorun karısı kocasının yanında kalabilmek için kör olduğunu söyleyerek içeri girer; romanın sonuna kadar görmeye devam eden tek kişi odur.
Karantinada açlık, pislik ve korku hızla büyür. Silahlı bir grup kör yemeğe el koyar, karşılığında önce para ve değerli eşya, sonra kadınları ister. Doktorun karısı bu zorbalığa son verdiğinde çıkan kargaşada bina yanar ve hayatta kalanlar dışarı çıktıklarında bütün kentin kör olduğunu görür. Küçük grup, doktorun karısının rehberliğinde gözyaşlarını yalayan bir köpekle birlikte sokaklarda yiyecek arar, kendi evlerine ulaşmaya çalışır, gözleri bantlanmış azizlerin bulunduğu bir kiliseye sığınır. Sonunda körlük geldiği gibi gider; insanlar yeniden görmeye başlar ama okurun aklında romanın sorusu kalır: Gerçekten kör olan kimdi?
1. İlk kör adam: “Ben her şeyi beyaz görüyorum”
José Saramago, Körlük
Konuşan: İlk kör adam ve ona yardım eden yabancı · Sahne: Romanın açılışı, trafik ışıklarının önü
Roman, kırmızı ışıkta bekleyen bir sürücünün birdenbire kör olmasıyla açılır. Bu ilk kör adam karanlığa değil, sanki bir süt denizine düşmüş gibi göz kamaştırıcı bir beyazlığa gömülür; onu evine götürüp sonra arabasını çalan yabancı da bunun alışılmış körlüğe benzemediğini söyler. Saramago’nun “beyaz körlük” dediği salgın böyle başlar: kimsenin adı yoktur, herkes mesleğiyle ya da bir özelliğiyle anılır.
2. Doktor: “Yarısı kayıtsızlık, yarısı fenalık”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Göz doktoru · Sahne: Doktorun bakanlıkla yaptığı telefon görüşmesinin ardından
İlk kör adamı muayene eden göz doktoru, açıklayamadığı vakayı yetkililere bildirmek ister ama telefondaki memur onu kabaca başından savar. Doktorun bu acı cümlesi, romanın bütününe yayılacak teşhisin ilk hâlidir: Felaketi büyüten şey hastalıktan çok insanların umursamazlığı ve küçük kötülükleridir. Doktor da kısa süre sonra kör olur ve karantinaya alınanlar arasına katılır.
3. Karantina: “Bir salgında suçlu yoktur”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Göz doktoru · Sahne: Akıl hastanesindeki karantinanın ilk günleri
Hükümet körleri ve onlarla temas edenleri boş bir akıl hastanesine kapatır. İçeride ilk iş birbirini suçlamak olur; arabayı çalan adam, kör olmasının sorumlusu olarak yardım ettiği ilk kör adamı gösterir. Doktorun sakin karşılığı, bugün de salgın dönemlerinde sık hatırlanan bir uyarıya dönüşmüştür. Koğuşa zamanla annesini arayan şaşı çocuk, koyu renk gözlüklü genç kız ve başka yabancılar da gelir.
4. Doktorun karısı: “Tümüyle hayvanca yaşamamak için”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Doktorun karısı · Sahne: Akıl hastanesi, koğuşlarda düzen kurma çabası
Doktorun karısı, kocasından ayrılmamak için kör numarası yaparak karantinaya girmiştir ve içerideki tek gören kişidir. Pislik, açlık ve kargaşa büyürken koğuştakilere sabırla bu cümleyi tekrarlar. Romanın ahlaki omurgası da budur: Koşullar insanı ne kadar zorlarsa zorlasın, küçük bir düzen ve dayanışma kurmak hâlâ mümkündür.
5. Koyu renk gözlüklü kız: “Korku kör eder”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Koyu renk gözlüklü genç kız ve koğuştan bir ses · Sahne: Akıl hastanesi, yeni körlerin anlattıkları
Saramago’nun ayırt edici üslubu bu alıntıda açıkça görülür: tırnak işareti yoktur, konuşmalar virgüllerle birbirine bağlanır, kimin konuştuğunu okur sezer. Koyu renk gözlüklü genç kızın kısa yorumuna karanlıktan biri karşılık verir ve cümle romanın asıl fikrine döner. Göze ait bir hastalık gibi başlayan körlük, korkuyla birlikte zihne yerleşmiştir.
6. “Umudun tükendiği bir dünyada yaşamak”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Anlatıcı, doktorun karısının gözünden · Sahne: Akıl hastanesindeki zorbalığın ve şiddetin doruğa çıktığı günler
Silahlı bir grup kör, yiyeceğe el koyup diğer koğuşları haraca bağlar ve karşılığında önce değerli eşyaları, sonra kadınları ister. Doktorun karısı bu noktada kör taklidi yapmanın artık hiçbir şeyi değiştirmediğini anlar. Alıntı, romanın körlüğü yalnızca fiziksel bir kayıp olarak değil, geleceğe dair her beklentinin söndüğü bir hâl olarak da tanımladığı yerdir. Umut üzerine yazılmış başka cümleler arıyorsanız umut ile ilgili sözler derlememize göz atabilirsiniz.
7. “Bugün bugündür, yarın da yarın”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Doktorun karısı · Sahne: Karantina sonrası, kör insanlarla dolu kent
Akıl hastanesi yandıktan sonra küçük grup, artık tamamen kör olmuş kentin sokaklarına çıkar. Gruptakilerden biri, bir gün doktorun karısının da kör olabileceğini hatırlatınca bu cevabı alır. Görebilen tek insan olmanın yükünü taşıyan bir kadının sade ama kararlı hayat felsefesidir: Dünyadaki bütün körlere yol gösteremez ama yanındakilere bugün elinden geleni yapabilir.
8. “Hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Koyu renk gözlüklü genç kız · Sahne: Doktorun evinde, ruh ve vicdan üzerine bir sohbet
Grup, doktorla karısının evinde biraz soluklanırken sohbet ruha ve vicdana gelir. Az okumuş olduğu söylenen genç kız herkesi şaşırtan bu cümleyi kurar. Romanda karakterlerin bile adı yoktur; Saramago, insanı insan yapan şeyin bir ad, bir yüz ya da bir unvan değil, içimizde taşıdığımız o tarif edilemez öz olduğunu düşündürür.
9. “Herkesin kör olduğu bir dünyada görmek”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Doktorun karısı · Sahne: Doktorun evinde, aynı sohbetin devamı
Doktorun karısı bu cümlenin hemen ardından kendisinin bir kraliçe olmadığını, yalnızca o dehşeti görmek için dünyaya gelmiş bir kadın olduğunu söyler. Karantinada gördükleri, sokaklarda yerde yatan cesetler ve yiyecek için didişen insanlar onun belleğine kazınmıştır. Okur onu çoğu zaman romanın kahramanı olarak görür; Saramago ise ona kahramanlık değil, tanıklık yükler.
10. Genç kız ve göz bantlı yaşlı adam: “Erkeklerin hepsi aynı”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Koyu renk gözlüklü genç kız · Sahne: Göz bantlı yaşlı adamla konuşması
Genç kızın bu takılması, gözü siyah bantlı yaşlı adamla aralarında beklenmedik bir yakınlığın başladığı konuşmanın içindedir. Yaşlı adam onun yanında kendini “tek gözü körken iki gözü birden kör olmuş bir ihtiyar” diye anlatır; roman ilerledikçe ikisinin arasında sessiz bir sevgi doğar. Aynı günlerde doktorun karısı bir kiliseye girdiğinde azizlerin ve tabloların gözlerinin beyaz bantlarla kapatıldığını görür; romanın en çok tartışılan sahnelerinden biri de budur.
11. Doktor: “Asıl zor olan onları anlamak”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Göz doktoru · Sahne: Aşağıdaki komşu kadının bahçeye gömülmesinin ardından
Grup, koyu renk gözlüklü genç kızın evindeki yaşlı komşuyu bahçeye gömdükten sonra doktor bu yorumu yapar. Romanın dünyasında birlikte yaşamak zorunluluktur; asıl çaba, karşındakinin korkusunu, öfkesini ve sevgisini kavramaktır. Bu cümle, Körlük’ün bir felaket romanı olduğu kadar bir anlayış ve dayanışma romanı da olduğunu hatırlatır.
12. Romanın sonu: “Biz zaten kördük”
José Saramago, Körlük
Konuşan: Doktorun karısı ve doktor · Sahne: Romanın son sayfaları
Salgın başladığı gibi açıklanamadan geri çekilir ve ilk kör adamdan başlayarak herkes yeniden görmeye başlar. Doktorla karısı arasındaki bu kısa konuşma romanın bütün sorusunu tek cümlede toplar: Körlük belki de baştan beri oradaydı. Ardından doktorun karısı pencereden bembeyaz görünen gökyüzüne bakar ve bir an sıranın kendisine geldiğini sanır; korkuyla gözlerini indirdiğinde kent hâlâ oradadır. Saramago kitabı bu belirsizlikle kapatır.
Kitaptan filme: Blindness (2008)
Saramago uzun yıllar romanın film haklarını vermeyi reddetti; sonunda Kanadalı yapımcılara ve senarist Don McKellar’a izin verdi, filmi ise Brezilyalı yönetmen Fernando Meirelles çekti. Blindness, 2008’de Cannes Film Festivali’nin açılış filmi oldu. Doktorun karısını Julianne Moore, doktoru Mark Ruffalo, göz bantlı yaşlı adamı Danny Glover, koyu renk gözlüklü genç kızı Alice Braga canlandırdı; Gael García Bernal ise akıl hastanesindeki zorba grubun lideri rolündeydi. Film romana büyük ölçüde sadık kalır ama okurun iç sesine yer açan anlatıcıyı perdeye taşımak zordur; bu yüzden pek çok okur kitabı daha sarsıcı bulur. Romandan uyarlanan başka güçlü filmler arıyorsanız Esaretin Bedeli gibi filmler listemize, bir başka romandan uyarlanan kült filmin repliklerini merak ediyorsanız Fight Club replikleri yazımıza göz atabilirsiniz.
Saramago ve Körlük’ün izinde Lizbon
Saramago 1922’de Portekiz’in Azinhaga köyünde doğdu, gençliğinde tesviyecilik, memurluk ve gazetecilik yaptı, romancı olarak geniş kitlelere ancak altmış yaşına yaklaşırken ulaştı. 2010’da Kanarya Adaları’ndaki Lanzarote’de öldü. Lizbon’da cephesi elmas biçimli taşlarla kaplı Casa dos Bicos bugün José Saramago Vakfı’nın merkezidir; yazarın külleri de binanın önündeki bir zeytin ağacının altında bulunur. Saramago’nun bir başka kitabından, Bilinmeyen Adanın Öyküsü’nden bir satırı dünya klasikleri derlememizde bulabilirsiniz.
Paylaşmak için kısa körlük alıntıları
Biyografiye, mesaja ya da kitap notuna sığacak kadar kısa olan satırları ayrıca topladık. Hepsi yukarıdaki alıntıların ya da aynı sahnelerin parçasıdır.
José Saramago, Körlük (epigraf, Nasihatler Kitabı’ndan)
José Saramago, Körlük
José Saramago, Körlük
José Saramago, Körlük
José Saramago, Körlük
Romanın ilk sayfasındaki epigraf, Saramago’nun uydurma bir kitaba, Nasihatler Kitabı’na dayandırdığı üç cümlelik bir öğüttür ve bütün romanın anahtarı gibi okunur: Bakmak, görmek ve fark etmek aynı şey değildir. Kitap alıntılarından hoşlanıyorsanız büyüleyici kitap alıntıları ve Kürk Mantolu Madonna alıntıları yazılarımız da ilginizi çekebilir.
Körlük’e mal edilen ama romanda bulamadığımız söz
Sosyal medyada ve alıntı sitelerinde Körlük’ten diye çok paylaşılan “İnsanları temel ihtiyaçları ile meşgul edersen, kaybettikleri özgürlüğü unuturlar.” cümlesi için hiçbir paylaşımda sayfa numarası gösterilmiyor. Romanın Aykut Derman çevirisinin tam metninde de bu cümle ya da ona yakın bir ifade geçmiyor, İngilizce çevirilerde de bir karşılığına rastlamadık. Cümle romanın havasını iyi özetlese de Saramago’nun kendi sözü olduğunu söylemek için elimizde bir dayanak yok; bu yüzden listeye almadık.
Romandaki bir başka tartışmalı nokta da adalet duygusudur: Doktorun karısının akıl hastanesinde zorbaya karşı yaptığı şey, okurları hâlâ ikiye böler. Bu konuda farklı bakış açıları için adaletle ilgili sözler derlememize göz atabilirsiniz.
Mini test: Körlük’ü ne kadar hatırlıyorsunuz?
Romanda körlüğe yakalanan ilk kişi kimdir?
Cevap: Trafik ışıklarında arabasının içinde bekleyen bir sürücü, yani romandaki adıyla “ilk kör adam”.
Körlerin çoğunun anlattığı körlük hangi renktedir?
Cevap: Beyaz. İlk kör adam kendini bir süt denizine düşmüş gibi hisseder; romanda salgına bu yüzden “beyaz körlük” denir.
Karantinada görmeye devam eden tek kişi kimdir?
Cevap: Doktorun karısı. Kocasından ayrılmamak için kör numarası yaparak akıl hastanesine girer.
Romanın Portekizce özgün adı nedir?
Cevap: Ensaio sobre a Cegueira, yani “Körlük Üzerine Deneme”. Roman 1995’te yayımlandı.
Körlük’ün devam kitabı hangisidir?
Cevap: Görmek (Ensaio sobre a Lucidez, 2004). Aynı kentte geçer ve doktorun karısı yeniden ortaya çıkar.
Film ve dizi replikleriyle kendinizi sınamak isterseniz film testimizi de çözebilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Körlük kitabının yazarı kimdir?
Körlük, Portekizli yazar José Saramago’nun 1995’te yayımlanan romanıdır. Saramago 1998’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü almıştır.
Körlük kitabının en bilinen alıntısı hangisidir?
En çok paylaşılan alıntı, romanın sonundaki “Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük. Gören körler mi? Gördüğü halde görmeyen körler.” konuşmasıdır. Romanın başındaki “Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan, fark et.” epigrafı da çok sevilir.
Körlük romanında karakterlerin isimleri neden yok?
Saramago karakterlerine ad vermez; onları ilk kör adam, doktorun karısı, koyu renk gözlüklü genç kız gibi özellikleriyle anar. Romanda bir karakterin söylediği gibi, kör insanlar için adların bir anlamı kalmamıştır; bu tercih hikâyeyi her yerde ve herkesin başına gelebilecek bir olaya dönüştürür.
Körlük kitabının Türkçe çevirileri hangileri?
Roman Türkçeye Aykut Derman (Can Yayınları) ve Portekizce aslından Işık Ergüden (Kırmızı Kedi) tarafından çevrilmiştir. Bu yazıdaki alıntılar Işık Ergüden çevirisinden alınmıştır.
Körlük’ün filmi var mı?
Evet. Fernando Meirelles’in yönettiği Blindness (2008), Julianne Moore, Mark Ruffalo, Danny Glover, Alice Braga ve Gael García Bernal’ın rol aldığı bir uyarlamadır ve 2008 Cannes Film Festivali’nin açılış filmi olmuştur.
Romanın tamamını ve bu sahnelerin bütün atmosferini kitabın Türkçe baskılarında okuyabilirsiniz.
Kaynaklar
Bilgileri şu kaynaklarla karşılaştırdık: