Cahit Sıtkı Tarancı Şiirleri: En Sevilen 10 Şiirden Dizeler

📁 Şiir Alıntıları 🕒 30 Eki 2026

Son güncelleme: 30 Ekim 2026

Cahit Sıtkı Tarancı, “Yaş otuz beş! yolun yarısı eder” dizesiyle Türk şiirine kendi adını kazıyan şair. 1910’da Diyarbakır’da doğdu, Galatasaray Lisesi’nde okudu, Paris’te siyasal bilgiler öğrenimi gördü ve 1956’da Viyana’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Şiirlerinde en çok ölüm korkusu ile yaşama sevincini yan yana koydu; yitik aşklar, yalnızlık ve çocukluk özlemi de dizelerinin hiç eksilmeyen konuları oldu.

Aşağıda Cahit Sıtkı Tarancı şiirleri arasından en sevilen 10 şiiri seçtik; her birinden kısa bir bölüm aldık ve şiirin neden bu kadar sevildiğini anlattık. Şiirlerin tamamını şairin Bütün Şiirleri kitabında okuyabilirsiniz. Farklı şairlerden kısa dizeler için kısa şiir alıntıları, yine Diyarbakırlı bir başka büyük ses için Ahmed Arif şiirleri derlemelerimize göz atabilirsiniz. Kutulardaki Kopyala düğmesiyle dizeleri olduğu gibi alabilirsiniz.

İçindekiler

Cahit Sıtkı Tarancı şiirleri bir bakışta

ŞiirTeması
1. Otuz Beş YaşYaşlanma, zaman
2. Memleket İsterimMemleket, barış
3. Desem kiAşk
4. AbbasÖzlem, ilk aşk
5. Gün Eksilmesin PenceremdenÖlüm ve yaşama sevinci
6. Yaşım İlerledikçeYaşama sevinci
7. Neden SonraYalnızlık, vefa
8. Bir ŞeySevgi, ihtiyaç
9. Bugün Hava GüzelKüçük mutluluklar
10. YalnızlıkYalnızlık

Cahit Sıtkı Tarancı kimdir?

  • Doğum adı: Hüseyin Cahit
  • Doğum: 4 Ekim 1910, Diyarbakır
  • Ölüm: 12 Ekim 1956, Viyana; Ankara Cebeci Asri Mezarlığı’nda yatıyor
  • Eğitim: Saint-Joseph Fransız Lisesi, Galatasaray Lisesi, Mülkiye; Paris’te Sciences Po
  • Şiir kitapları: Ömrümde Sükût (1933), Otuz Beş Yaş (1946), Düşten Güzel (1952), Sonrası (1957)
  • Mektupları: Ziya’ya Mektuplar (1957), Evime ve Nihal’e Mektuplar (1989)
  • Müze: Diyarbakır’da doğduğu ev 29 Ekim 1973’ten beri Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi

“Tarancı” soyadı, 1934’te Soyadı Kanunu çıktığında babası Bekir Sıtkı Bey’in “çiftçi” anlamına gelen bu kelimeyi seçmesiyle aileye geçti. Şair, Galatasaray’da tanıştığı Ziya Osman Saba ile ömür boyu dost kaldı; ona yazdığı mektuplar ölümünden sonra kitap oldu. 1954’te geçirdiği felç sonrası tedavi için götürüldüğü Viyana’da, 46. doğum gününden birkaç gün sonra hayatını kaybetti.

Diyarbakır’da Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğup büyüdüğü iki katlı taş konak; siyah bazalt ve beyaz taş şeritli cephe, kemerli eyvan ve ahşap cumbalı pencereler
Görsel: Cahit Sıtkı Tarancı’nın doğduğu ev, bugün Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi, Diyarbakır / Wikimedia Commons, Hedda Gabler, CC BY-SA 3.0

1. Otuz Beş Yaş

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Cahit Sıtkı Tarancı, “Otuz Beş Yaş”, Otuz Beş Yaş

Cahit Sıtkı Tarancı denince ilk akla gelen şiir budur; 1946’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazandı ve aynı yıl çıkan kitabına da adını verdi. Otuz beş dizelik şiir, ömrün ortası saydığı otuz beş yaşa uygun biçimde beşer dizelik yedi bentten ve on birli heceyle kurulmuştur. Aynadaki çizgili yüzden “Hangi resmime baksam ben değilim” itirafına uzanan şiir, yaşlanmanın en sade ve en sarsıcı Türkçe anlatımlarından biri olarak her kuşağın yeniden keşfettiği bir metin.

İstanbul Beşiktaş’taki Şairler Sofası’nda, çimenlerin üzerinde ellerini arkasında birleştirmiş, şapkalı ve paltolu Cahit Sıtkı Tarancı heykeli
Görsel: Beşiktaş Şairler Sofası’ndaki Cahit Sıtkı Tarancı heykeli, İstanbul / Wikimedia Commons, Aleksizorbas0, CC0

2. Memleket İsterim

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Cahit Sıtkı Tarancı, “Memleket İsterim”

Her bendi aynı dizeyle açılan, dua gibi tekrar eden kısa bir şiir. Gök, dal ve tarla renklerinden başlayıp “Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun” isteğine, oradan da “Olursa bir şikâyet ölümden olsun” sonuna varır. Bir şairin hayal ettiği ülkeyi bu kadar az sözcükle çizebilmesi, şiiri okul kitaplarından anma törenlerine kadar en çok okunan Tarancı metinlerinden biri yaptı.

3. Desem ki

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,

Cahit Sıtkı Tarancı, “Desem ki”

Tarancı’nın en sevilen aşk şiiri. “Desem ki” diye kurulan her cümle sevgiliyi bir mevsime, bir denize, bir ormana dönüştürür; sonra “Hava kadar lâzım, ekmek kadar mübarek” benzetmeleriyle sevgiyi gündelik hayatın en temel ihtiyaçlarının yanına koyar. Düğün davetiyelerinden sevgiliye yazılan notlara kadar en çok paylaşılan dizeleri bu şiirden çıkar.

Aşk temalı dizeleri sevenler, sevgiliye seslenen başka şiirler için kısa şiir alıntıları sayfamıza da uğrayabilir.

4. Abbas

Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalp ağrısı.

Cahit Sıtkı Tarancı, “Abbas”

Şair bu şiirde Abbas’a seslenir ve ondan bir masal kahramanından ister gibi imkânsızı ister: sihirli seccadeye kırbacı vurup mesafeye ve zamana hükmetmesini, ilk sevgiliyi alıp getirmesini. Çilingir sofrası, havuz kenarındaki ağaç gölgesi ve aya salınan haber, şiiri hem bir akşam sofrasına hem de bir hayale çevirir. Kısa bir şiirde masal, özlem ve hüznü bu kadar ustalıkla birleştirmesi, “Abbas”ı Tarancı okurlarının en çok ezberlediği metinlerden biri yaptı.

5. Gün Eksilmesin Penceremden

Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.

Cahit Sıtkı Tarancı, “Gün Eksilmesin Penceremden”

Tarancı şiirinin iki büyük temasını, ölüm korkusunu ve yaşama sevincini tek bir sekizlikte buluşturan şiir. Şair her derde razıdır, tek bir şartla: penceresinden gün eksilmesin. Dizeler öyle sevildi ki ölümünün 50. yılında, 2006’da yayımlanan hikâyelerinin toplandığı kitaba da “Gün Eksilmesin Penceremden” adı verildi.

Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi’nde eski Diyarbakır evini canlandıran oda; halı kaplı zemin, sedirde oturan geleneksel giyimli kadın ve erkek mankenleri, ortada mangal
Görsel: Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi’nde şairin çocukluk evini canlandıran oda / Wikimedia Commons, Hedda Gabler, CC BY-SA 3.0

6. Yaşım İlerledikçe

Yaşım ilerledikçe daha çok anlıyorum,
Ne büyük nimet olduğunu, ah ey güzel gün.
Boş yere üzülmekte mana yok, anlıyorum

Cahit Sıtkı Tarancı, “Yaşım İlerledikçe”

“Otuz Beş Yaş”ın hüznüne bir cevap gibi okunabilecek bir şiir. Burada yaşlanmak bir kayıp değil, her açan gülün ve daldaki her bülbülün kadrini öğrenmektir. Son dizedeki “Yanmak da olsa artık aşk ile yaşıyorum” kararlılığı, şiiri doğum günü notlarında ve yeni bir yaşa girerken paylaşılan sözler arasında sık görülen bir metin hâline getirdi.

Yeni bir yaşa girecek birine bu dizelerle birlikte gönderebileceğiniz şiirler için doğum günü şiirleri derlememize, zamanın geçişi üzerine kısa sözler için zaman ile ilgili sözler sayfamıza bakabilirsiniz.

7. Neden Sonra

Neden sonra farkına varıyorsun,
Etrafındaki korkunç ıssızlığın.
Yâr olsun, dost olsun, ne arıyorsun,
Adresi belli mi vefasızlığın?

Cahit Sıtkı Tarancı, “Neden Sonra”

Yalnızlığı bir sitem gibi değil, geç gelen bir fark ediş gibi anlatan dizeler. Şair vefasızlığın bir adresi olup olmadığını sorarken okuru da kendi çevresine bakmaya çağırır. Dört dizelik açılış, kısa ve sade olduğu için yalnızlık ve vefa üzerine yazılmış en çok alıntılanan Türkçe dizeler arasında yer alır.

8. Bir Şey

Bir şey ki hava gibi, ekmek gibi, su gibi,
Lâzım insana, lâzım onsuz yaşanılmıyor.
Ana baba gibi, dost gibi, yavuklu gibi,
Kalp titremeden göz yaşarmadan anılmıyor.

Cahit Sıtkı Tarancı, “Bir Şey”

Şiir adını koymadığı bir şeyi hava, ekmek ve suyla, ana baba ve dostla yan yana anlatır; okur her dizede onun ne olduğunu tahmin etmeye çalışır. Tarancı’nın sevdiği “hava kadar, ekmek kadar” benzetmesi burada da karşımıza çıkar. Adı söylenmeyen o şeyi kimi okur aşk, kimi memleket, kimi özgürlük diye okur; şiirin gücü de bu açıklıktan gelir.

9. Bugün Hava Güzel

Bugün hava güzel,
Bugün içim içime sığmıyor.
Annemden mektup aldım,
Memlekette gibiyim.

Cahit Sıtkı Tarancı, “Bugün Hava Güzel”

Tarancı’nın en hafif ve en gülümseten şiirlerinden biri. Büyük laflar yerine güzel bir hava, anneden gelen bir mektup, tok bir karın ve uzanınca dudağa değen kahve fincanı vardır. Gurbette yaşayan herkesin tanıyacağı o küçük mutluluk anını bu kadar sade sözcüklerle yakalaması, şiiri günaydın mesajlarında ve sosyal medya paylaşımlarında sık görülen bir metne dönüştürdü.

10. Yalnızlık

Gördüm yapraklarımın bir bir döküldüğünü,
Baharda yaşamanın bilmedim nedir tadı.
Gemi yüzü görmeyen bir limanın hüznünü
Kimsesiz gönlüm kadar hiçbir gönül duymadı.

Cahit Sıtkı Tarancı, “Yalnızlık”

Listeyi Tarancı’nın en karanlık imgelerinden biriyle kapatıyoruz: hiç gemi uğramayan bir liman. Şair kendini dökülen yapraklarıyla bir ağaca, baharı tatmamış bir mevsime benzetir. Kendini çirkin bulduğunu ve sevilmeyeceğine inandığını anlatan dostlarının hatıralarıyla birlikte okununca, bu dizeler şairin hayatına açılan bir pencere gibi durur.

Mini test: Bu dizeler hangi şiirden?

“Hangi resmime baksam ben değilim.”

Otuz Beş Yaş. Şair aynadaki yüzüne yabancılaştığı bentte bu dizeyi söyler.

“Olursa bir şikâyet ölümden olsun.”

Memleket İsterim. Şiirin son dizesidir.

“Hava kadar lâzım, ekmek kadar mübarek”

Desem ki. Sevgiliyi hayatın en temel ihtiyaçlarına benzettiği bölümden.

Sık sorulan sorular

Cahit Sıtkı Tarancı’nın en ünlü şiiri hangisi?

En ünlü şiiri, 1946’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin açtığı yarışmada birincilik kazanan ve aynı adlı kitabına da adını veren “Otuz Beş Yaş”tır. “Memleket İsterim”, “Desem ki”, “Abbas” ve “Gün Eksilmesin Penceremden” de en çok okunan şiirleri arasındadır.

Cahit Sıtkı Tarancı’nın şiir kitapları hangileri?

Sağlığında Ömrümde Sükût (1933), Otuz Beş Yaş (1946) ve Düşten Güzel (1952) yayımlandı. Ölümünden sonra Sonrası (1957) ve Bütün Şiirleri (1983) çıktı; hikâyeleri 2006’da Gün Eksilmesin Penceremden adıyla toplandı.

Otuz Beş Yaş şiirinin özelliği nedir?

Şiir, ömrün ortası sayılan otuz beş yaşa uygun olarak otuz beş dizeden oluşur: beşer dizelik yedi bent, on birli hece ve çapraz uyak. Dante’nin “ömrün ortası” imgesine de doğrudan gönderme yapar.

Cahit Sıtkı Tarancı nerede doğdu, nerede yatıyor?

4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da doğdu. 12 Ekim 1956’da Viyana’da hayatını kaybetti ve Ankara’daki Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedildi. Diyarbakır’da doğduğu ev 1973’ten beri müze olarak ziyaret edilebiliyor.

Cahit Sıtkı Tarancı hangi akıma bağlıydı?

Herhangi bir topluluğa katılmadan “sanat için sanat” anlayışına bağlı kaldı. Hece ölçüsünü ve uyağı ustalıkla kullandı; ölüm, yaşama sevinci, aşk ve yalnızlık temalarını sade bir dille işledi.

Ankara Cebeci Asri Mezarlığı’nda Cahit Sıtkı Tarancı’nın beyaz mermer mezarı; ön yüzünde Cahit Sıtkı Tarancı 1910 1956, yan yüzünde Gitti gelmez bahar vakti diye başlayan dizeler yazılı
Görsel: Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ankara Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki mezarı / Wikimedia Commons, Modern primat, CC BY-SA 4.0

Cahit Sıtkı’nın dizelerinden sonra yolunuz başka şairlere de düşsün: aynı topraklardan gelen bir başka büyük ses için Ahmed Arif şiirleri, memleket ve hasret şiirlerinin ustası için Nazım Hikmet şiirleri sayfamıza uğrayabilirsiniz.

Kaynaklar

Bilgileri şu kaynaklarla karşılaştırdık:

  • Cahit Sıtkı Tarancı, Bütün Şiirleri, Can Yayınları
  • Vikipedi, Cahit Sıtkı Tarancı ve Otuz Beş Yaş (şiir) maddeleri
  • Vikisöz, Cahit Sıtkı Tarancı maddesi
  • Antoloji.com, Cahit Sıtkı Tarancı şiirleri
  • Wikimedia Commons, Cahit Sıtkı Tarancı heykelleri, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi ve Cebeci Asri Mezarlığı fotoğrafları

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.