Yazan
Editör · Sözleri.co
- 1992 İstanbul doğumlu
- Radyo ve Televizyon mezunu
- Tam zamanlı editör
Hilal Can, 1992 yılında İstanbul’da doğdu. Radyo ve televizyon eğitimi aldı. Sözleri.co’da tam zamanlı editör olarak şarkı sözü sayfalarını, şiir ve kitap alıntılarını ve kültür yazılarını hazırlar. Edebiyat, şiir, sanat, felsefe, psikoloji ve bilim alanlarına ilgi duyar.
- Edebiyat
- Şiir
- Sanat
- Felsefe
- Psikoloji
- Bilim
Son güncelleme: 28 Ekim 2026
José Mauro de Vasconcelos’un 1968’de yayımlanan Meu Pé de Laranja Lima romanı, Türkçede Şeker Portakalı adıyla tanınır. Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu’da yoksul bir ailenin beş yaşındaki oğlu Zezé; yaramazlıkları yüzünden sık sık dayak yiyen, ama okumayı kendi kendine söken ve bahçedeki küçük bir şekerportakalı fidanıyla konuşan bir çocuktur. Şeker Portakalı alıntıları bu yüzden hem bir çocuğun neşesini hem de çok erken tanıştığı acıyı aynı satırlarda taşır.
Aşağıda romandan 20 alıntıyı geçtikleri sahnelerin sırasıyla topladık; her birinin kimin ağzından çıktığını ve hangi bölümde söylendiğini not ettik. Alıntılarda Can Yayınları’nın Aydın Emeç çevirisini esas aldık; yayınevinin Emrah İmre imzalı yeni çevirisinde aynı cümleler farklı sözcüklerle karşınıza çıkabilir. Dünya edebiyatından başka romanların en güzel satırlarını dünya klasikleri kitap alıntıları derlememizde bulabilirsiniz. Kutulardaki Kopyala düğmesiyle sözü olduğu gibi alabilirsiniz.
Şeker Portakalı alıntıları bir bakışta
Şeker Portakalı künyesi: roman ne anlatıyor?
Roman iki bölümden oluşur. İlk bölümde ailesiyle yeni bir eve taşınan Zezé, bahçedeki cılız şekerportakalı fidanını kendine dost edinir, okula başlar ve yoksulluğun gölgesinde geçen bir Noel’i yaşar. İkinci bölümde, bir zamanlar arabasının arkasına asıldığı için ona dayak atan Portekizli Manuel Valadares, yani Portuga, Zezé’nin hayatındaki en önemli insan olur. Bu dostluk, Mangaratiba treninin Portuga’nın arabasına çarpmasıyla son bulur.
Vasconcelos, kendi çocukluğundan izler taşıyan bu romanı on iki günde yazdığını söylemiştir. Kitabın ithaf sayfasında da Portuga’nın gerçek adı geçer: Yazar, “altı yaşıma sevginin anlamını aşılayan” dediği Manuel Valadares’e özlem dolu yüreğini sunar.
1. İçinden şarkı söylemek
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, kendi kendine · Nerede: Birinci bölüm, ağabeyi Totoca ile yürürken
Zezé, annesinden dinleyip öğrendiği hüzünlü denizci şarkısını yüksek sesle değil, içinden söylemektedir. Totoca dirseğiyle dürtüp “Öyleyse ben sağır olmalıyım” diye alay edince küçük çocuk sırrını kendine saklar. Romanın ilk sayfalarındaki bu an, Zezé’nin dış dünyaya kapalı ama son derece zengin iç dünyasını tek cümlede tanıtır.
2. Minguinho konuşuyor: “Kalbimin atışını dinle”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Şekerportakalı fidanı Minguinho, Zezé’ye · Nerede: Birinci bölüm, yeni evin bahçesinde ilk konuşma
Yeni eve taşındıklarında herkes bahçedeki büyük ağaçları kapışır; Zezé’ye kala kala ırmak kıyısındaki cılız bir şekerportakalı fidanı kalır. Küsüp toprağı eşelerken fidan ona ilk kez seslenir ve kulağını gövdesine dayamasını ister. Zezé’nin “tik… tak…” diye duyduğu kalp atışı, romanın en sevilen dostluğunun başladığı andır.
3. Bangu Gazinosu’nun kapısında: “Önemi yok”
Tam tersine, çok önemliydi. Öyle üzgündüm ki, o kadar büyük bir hayal kırıklığına uğramıştım ki, o an ölmeyi istedim.
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, kendi kendine · Nerede: Birinci bölüm, Noel öncesi oyuncak dağıtımı
Zezé, küçük kardeşi Luís’e bir oyuncak bulabilmek için onu elinden tutup Bangu Gazinosu’ndaki Noel dağıtımına götürür. Yol uzundur, Luís’in ayakları ağrır; vardıklarında kapılar kapanmış, oyuncaklar çoktan bitmiştir. Kardeşine “önemi yok” diyen beş yaşındaki çocuğun içinden geçenler, yoksulluğun bir çocuğun kalbinde nasıl ağırlaştığını gösterir.
4. Totoca’nın formülü: Kimseden bir şey beklememek
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Totoca, Zezé’ye · Nerede: Birinci bölüm, Noel yaklaşırken
Zezé, Noel’de kendilerine hiçbir yerden armağan gelmeyeceğini anlayınca ağabeyine danışır. Biraz daha büyük olan Totoca, hayatın sertliğine karşı kendine bir zırh örmüştür. Bu cümle bir çocuğun ağzından çıktığı için daha da acıdır; romanın birçok okurun defterine geçen satırlarından biridir.
5. Noel gecesi: “İnsan uyudu mu her şeyi unutur”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Totoca, Zezé’ye · Nerede: Birinci bölüm, Noel gecesi
Elektriğin kesildiği, sofrada yalnızca şaraplı ekmeğin olduğu sessiz bir Noel gecesidir. Zezé karanlıkta “Şaraplı ekmek güzel miydi?” diye sorar; Totoca boğazına bir şey düğümlendiği için tadına bile bakamadığını söyler. Ardından gelen bu kısa cümle, iki kardeşin acıyı unutmak için bulabildiği tek çaredir.
6. Babanın kucağı: “Hep böyle duygulu bir çocuk olarak kalacaksın”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé’nin babası, Zezé’ye · Nerede: Birinci bölüm, Noel günü akşamı
Noel sabahı boş pabuçlarını gören Zezé’nin ağzından “İnsanın yoksul bir babası olması ne kötü!” sözü kaçar ve uzun zamandır işsiz olan babası bunu duyar. Zezé aynı gün ayakkabı boyayıp kazandığı parayla babasına bir paket sigara alır ve sigarasını yakarken hıçkırıklara boğulur. Babanın kollarını açıp “Ağlama yavrum” diyerek söze başladığı bu cümle, romanın en yumuşak baba-oğul anıdır.
7. Kuşu uçurduktan sonra: “Sanki yüreğim boş bir kafes”
“Ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala. Neden sordun?”
“Bilmiyorum. Bir türlü alışamadım. Sanki yüreğim boş bir kafes…”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé ile Xururuca (Minguinho) · Nerede: Birinci bölüm, Minguinho’nun yanında
Zezé, içinde yaşadığına ve kendisi için şarkı söylediğine inandığı küçük kuşu, artık nesneleri keşfedecek kadar büyüdüğünü düşünerek gökyüzüne salar. Kuşun bir bulutun parmağına konduğunu hayal ettiği bu veda sahnesinden sonra fidanına sorduğu soru, çocukluğun ilk küçük vedasını anlatır. “Boş kafes” benzetmesi, Zezé’nin büyümenin bedelini erkenden sezdiğini gösterir.
8. Bayan Cecília Paim’in bardağı
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Öğretmen Bayan Cecília Paim, Zezé’ye · Nerede: Birinci bölüm, okul
Zezé her sabah öğretmeninin masasındaki bardağa bir çiçek koyar; sonunda bu çiçekleri komşu bahçelerden kopardığı ortaya çıkar. Bayan Cecília Paim onu cezalandırmak yerine, öğretmeninin aldığı böreği kendisinden de yoksul olan sınıf arkadaşı Dorotília ile paylaşan çocuğun yüreğini görür. Öğretmenin cevabı, romanda Zezé’ye ilk kez koşulsuz güvenilen andır ve onu “altın yürekli çocuk” diye uğurlar.
Bayan Cecília Paim ile Portuga, Zezé’nin dünyasında onu “şeytan” diye değil, iyi bir çocuk olarak gören ilk büyüklerdir. Dostluğun ve güvenin hayatı nasıl değiştirdiğini anlatan başka sözler için dostluk ile ilgili sözler sayfamıza da göz atabilirsiniz.
9. Minguinho kıskanınca: “Yürek büyük olmalı”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, Minguinho’ya · Nerede: İkinci bölüm, Portuga ile dostluğun başında
Zezé artık zamanının çoğunu Portekizli dostuyla geçirmekte, ona “en iyi dostum” demektedir. Fidanı Minguinho somurtunca Zezé onu, bütün ağaçların tartışmasız kralı olduğunu söyleyerek yatıştırmaya çalışır. Beş yaşındaki bir çocuğun kıskançlığa verdiği bu cevap, sevginin bölünerek azalmadığı fikrini sade bir dille anlatır.
10. Godóia’ya: “En güzeli ilk yapılan balondur”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, ablası Glória’ya (Godóia) · Nerede: İkinci bölüm, Jandira ile Totoca’nın dayağından sonra
Kâğıt balonunu bitirmek için yemeğe gelmeyen Zezé, ablası Jandira ile kavga eder; ardından Jandira’nın kayışı ve Totoca’nın yumrukları gelir, özenle yaptığı balon da ziyan olur. Onu kurtarıp odasına taşıyan Glória, birlikte dünyanın en güzel balonunu yapacaklarına söz verir. Zezé’nin cevabı ise bir çocuğun dilinden, kırılan ilk heveslerin kolay kolay yerine konamayacağını söyler.
11. Portuga’ya itiraf: “Onu yüreğimde öldüreceğim”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, Portuga’ya · Nerede: İkinci bölüm, babasından yediği dayaktan sonra
Zezé, anlamını bilmeden öğrendiği bir şarkıyı babasını neşelendirmek için söylemiş ve karşılığında kemerle dövülmüştür. Portuga’ya babasını “öldüreceğini” söylediğinde, kastettiği silah değil sevginin kendisidir. Romanın en çok alıntılanan bu satırları, şiddetin bir çocuğun içinde nasıl sessiz bir kopuşa dönüştüğünü anlatır.
12. Portuga’ya: “Seni yüreğimde canlandırarak öldürdüm”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, Portuga’ya · Nerede: İkinci bölüm, aynı konuşmanın devamı
Portuga, ilk tanıştıklarında kendisini de öldüreceğini söyleyen Zezé’ye bunu hatırlatır. Zezé bir önceki cümlenin tam tersini kurar: Babasını sevmeyerek öldürecekse, Portuga’yı sevmeye başlayarak “öldürmüştür”. Konuşmanın devamında Portuga’ya tek dostu olduğunu söyler; kızgınlıkla şefkatin aynı küçük kalpte yan yana durduğu bir sahnedir bu.
13. Dindinha’nın sözü: “Yürekte ışıldayan bir güneş”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, kendi kendine · Nerede: İkinci bölüm, Portuga’nın arabasıyla yolculuk
Portuga, Zezé’yi arabasıyla ağaçlarla çevrili bir kır yolunda gezdirmektedir. Anneannesi Dindinha’nın sevinç tanımını hatırlayan Zezé, o anki mutluluğunu bu benzetmeyle anlatır. Romanın karanlık bölümlerinden önce gelen bu aydınlık paragraf, sonraki kaybın neden bu kadar ağır geldiğini de açıklar.
14. Portuga ile yolda: “Sekiz yüz elli iki bin kilometre”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, Portuga’ya · Nerede: İkinci bölüm, Portuga çocukluğunu anlatırken
Portuga, Portekiz’de geçen çocukluğunu, asmaları ve bağ bozumunu anlatmaktadır; Zezé ise dinledikçe daha fazlasını ister. Portuga “Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?” diye sorunca Zezé’nin cevabı hazırdır: “Gider gibi yaparız.” Çocuk hayal gücünün en tatlı hâliyle, yanında olmak istediği insana duyduğu bağlılık bu iki kısa cümlede saklıdır.
15. Sevgiyi keşfetmek
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, kendi kendine · Nerede: İkinci bölüm, Minguinho’ya Portuga’yı anlatırken
Portuga ile kurduğu dostluk Zezé’yi değiştirmiştir: Artık daha sakin, daha uslu ve çevresine karşı çok daha şefkatlidir. Bu cümle, sevgiyi göre göre öğrenen bir çocuğun onu hemen başkalarına da dağıtmaya başladığını anlatır. Romanın son sayfalarındaki itiraf da bu düşüncenin yetişkin bir yankısıdır.
16. Acıyı keşfetmek
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, kendi kendine · Nerede: İkinci bölüm, Portuga’nın ölümünden sonra
Portuga’nın arabasına Mangaratiba treninin çarptığını öğrenen Zezé yatağa düşer ve günlerce kendine gelemez. Romanın alt başlığındaki “acıyı keşfeden küçük çocuk” ifadesi tam bu sayfada karşılığını bulur. Zezé, Portuga ile ilk yakınlaştığı gün ayağındaki yarayla tanıdığı fiziksel acıyı, şimdi kaybın acısıyla karşılaştırır.
17. Mangaratiba: “Bazıları için ölmek kolaydı”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, kendi kendine · Nerede: İkinci bölüm, hastalık günleri
Mangaratiba, romanın başından beri Zezé’nin uzaktan sesini tanıdığı trendir; şimdi en sevdiği insanı elinden alan şeyin adı olmuştur. Ateşler içinde yatan çocuk, dostunun ardından gitmek ister, ama ailesi başucundan ayrılmaz. Bir çocuğun ağzından ölümle bu kadar çıplak bir hesaplaşma, romanı yetişkin okurlar için de sarsıcı kılar.
18. Babasına: “Onu kestiler bile, baba”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Zezé, babasına · Nerede: İkinci bölüm, romanın son sahnesi
Babası nihayet iş bulmuştur ve Zezé’ye yeni evlerinin bahçesinde kendisini bekleyen kocaman ağaçları müjdeler; fidanın da hemen kesilmeyeceğini söyler. Zezé’nin cevabı, babasının anlayamadığı bir gerçeği dile getirir: Kesilen şey bahçedeki fidan değil, Zezé’nin içindeki çocukluktur. Romanın kurgusu burada kapanır; geriye yalnızca yazarın itirafı kalır.
19. Son itiraf: “Sevgisiz hayatın hiçbir anlamı yok”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Yetişkin Zezé, Manuel Valadares’e · Nerede: Son İtiraf
Romanın son sayfası, kırk sekiz yaşına gelmiş anlatıcının Portuga’ya, yani Manuel Valadares’e yazdığı kısa bir mektuptur. Bir zamanlar kendisine artist resimleri ve bilyeler getiren dostunun yerini şimdi kendisi almak ister. Cümlenin devamındaki “Ara sıra sevgimle mutluyum, ara sıra da yanılıyorum; bu daha sık oluyor” itirafı, bu sevgi dersinin bir ömür boyu sürdüğünü gösterir.
20. Son satır: “Bunları bana çok erken anlatmış olmalarıdır”
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Kimden: Yetişkin Zezé, Manuel Valadares’e · Nerede: Son İtiraf
Anlatıcı, yıllar önce bir “Budala Prens”in ikonların önünde diz çöküp sorduğu “Olup bitenleri çocuklara niçin anlatmalı?” sorusunu hatırlatır. Ardından gelen bu cümle, kitabın bütününü özetleyen bir son nottur: Zezé’nin asıl yarası, hayatın acı gerçeklerini henüz beş-altı yaşındayken öğrenmiş olmasıdır. Metin “Ubatuba, 1967” tarihiyle kapanır.
Paylaşmalık kısa Şeker Portakalı alıntıları
Uzun alıntıların içinden, tek başına da anlamını koruyan birkaç kısa satır:
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
José Mauro de Vasconcelos, Şeker Portakalı
Mini test: Bu sözü kim söyledi?
Romanı okuyanlar için küçük bir hafıza oyunu: Sözün kime ait olduğunu tahmin edin, sonra cevabı görmek için soruya dokunun.
“Kimseden hiçbir şey beklemiyorum.”
Totoca. Noel yaklaşırken, armağan beklemenin hayal kırıklığı getirdiğini Zezé’ye bu sözlerle anlatır.
“Kulağını gövdeme daya, kalbimin atışını dinle.”
Şekerportakalı fidanı Minguinho. Zezé ile ilk kez konuştuğu gün söyler.
“Bu bardak bir daha boş kalmayacak.”
Öğretmen Bayan Cecília Paim. Zezé’nin her sabah getirdiği çiçeklerin nereden geldiğini öğrendikten sonra söyler.
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
Portuga. Zezé “Gider gibi yaparız” diye cevap verir.
“Onu kestiler bile, baba.”
Zezé. Romanın son sahnesinde, yeni evdeki ağaçları anlatan babasına söyler.
Şeker Portakalı hakkında sık sorulan sorular
Şeker Portakalı’nın konusu nedir?
Roman, Rio de Janeiro yakınlarındaki Bangu’da yoksul bir ailenin beş yaşındaki oğlu Zezé’nin hikâyesini anlatır. Zezé, bahçedeki şekerportakalı fidanıyla konuşur, Portekizli Manuel Valadares ile derin bir dostluk kurar ve bu dostun ölümüyle acıyı çok erken yaşta tanır.
Şeker Portakalı’nda Portuga kimdir?
Portuga, Zezé’nin “Portekizli” diye çağırdığı Manuel Valadares’tir. Önce arabasının arkasına asılan Zezé’yi cezalandırır, ardından ayağı yaralanan çocuğu eczaneye götürür ve onun en yakın dostu olur. Yazar, kitabı ithaf ettiği kişiler arasında Manuel Valadares’i de anar.
Şekerportakalı fidanının adı nedir?
Zezé fidana Minguinho adını verir; keyifli olduğu ya da onunla şakalaştığı günlerde ise Xururuca diye seslenir. Fidan, Zezé’nin sırlarını paylaştığı ve onunla konuşan bir dosttur.
Şeker Portakalı ne zaman yazıldı ve Türkçeye kim çevirdi?
Roman 1968’de Brezilya’da yayımlandı; kitabın sonundaki not “Ubatuba, 1967” tarihini taşır. Türkçede 1983’ten bu yana Can Yayınları tarafından basılır; uzun yıllar okunan çeviri Aydın Emeç’e aittir, yayınevinin yeni baskıları Emrah İmre çevirisiyle yayımlanır.
Şeker Portakalı filme uyarlandı mı?
Evet. Roman ilk olarak 1970’te Aurélio Teixeira’nın yönettiği ve Portuga’yı da canlandırdığı filmle sinemaya aktarıldı. 2012’de Marcos Bernstein’ın yönettiği yeni uyarlamada Zezé’yi João Guilherme Ávila, Portuga’yı José de Abreu canlandırdı.
Zezé’nin hikâyesini okuduktan sonra, zekâsıyla dünyayı yeniden keşfeden bir başka kahramanın satırları için Algernon’a Çiçekler kitap alıntıları, hayatın küçük derslerini bir araya getiren seçki için ise hayata dair kitap alıntıları iyi birer durak olacaktır.
Kaynaklar
Alıntıları ve bilgileri şu kaynaklarla karşılaştırdık: