Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri: 10 Şiirden Kısa Dizeler

📁 Şiir Alıntıları 🕒 05 Kas 2026

Türk şiirinin doruk noktalarından birinde duran Necip Fazıl Kısakürek, hecenin sınırlarını metafizik bir buhran, sarsıcı bir ritim ve tavizsiz bir dil işçiliğiyle genişletmiş nadir ustalardandır. Bohem gecelerin yalnız sokaklarından tasavvufi derinliğin çetin vadilerine uzanan sanat serüveni, hece veznine kazandırdığı dramatik dinamizmle modern Türk edebiyatında derin izler bırakmıştır. Şiirlerinde madde ile mana, zaman ile sonsuzluk, yalnızlık ile cemiyet arasındaki gerilim daima diri bir vicdan sorgulamasına dönüşür.

Edebiyat dünyamızda bireyin iç dünyasını ve varoluşsal çilesini heceyle bu denli güçlü anlatan bir diğer ses için Turgut Uyar Şiirleri: 10 Şiirden Kısa Dizeler derlememizi inceleyebilir, İkinci Yeni’nin usta kalemiyle hece geleneğinin bu mistik dehası arasındaki ritim farklarını keşfedebilirsiniz. Ayrıca kentli insanın yalnızlığını farklı tonlarda duyumsamak isterseniz Edip Cansever Şiirleri: 10 Şiirden Kısa Dizeler sayfamıza da göz atabilirsiniz.

necip fazıl kısakürek görseli
Görsel: necip fazıl kısakürek / IMDb Resmi Tanıtım Arşivi
Öğe / Şiir AdıEser / Kitapİlk Yayın / DönemÖne Çıkan / Tema
1. KaldırımlarÖrümcek Ağı / Kaldırımlar1928Yalnızlık, Gece, Bohem Metafizik
2. ÇileÇile1939 / 1962Fikri Buhran, Beyin Sancısı, Hakikat Arayışı
3. Sakarya TürküsüÇile1949Dava, Tarih Muhasebesi, Anadolu Ruhu
4. BekleyenSonsuzluk Kervanı1930’larBekleyiş, Ayrılık, Mistisizm
5. Canım İstanbulÇile1949Şehir Sevgisi, Ruh, Medeniyet
6. Anneye HasretBen ve Ötesi1932Şefkat, Çocukluk, Fanilik
7. VedaÖrümcek Ağı1925Ayrılık, Gençlik Aşkı, Hüzün
8. Zindandan Mehmed’e MektupÇile1961Sabır, Mahpusluk, Umut ve İnanç
9. UtansınÇile1970’lerSitem, Hakikat Mücadelesi, İrade
10. Geçen DakikalarımÖrümcek Ağı1925Zaman Algısı, Ölüm, Fanilik Bilinci

1. Kaldırımlar – Sokakların Emzirdiği Yalnız Çocuk

Video: Necip Fazıl Kısakürek – Kaldırımlar (Kendi Sesinden)

Albüm/Eser: Kaldırımlar · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek (1928)

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Necip Fazıl Kısakürek – Kaldırımlar I

Necip Fazıl’ın 24 yaşında kaleme aldığı ve Türk edebiyat tarihine mühür gibi basılan Kaldırımlar, modern şehir hayatında kaybolmuş bireyin varoluşsal trajedisini simgeler. Paris Sorbonne günlerinin bohem yalnızlığıyla İstanbul sokaklarının sisli gecelerini birleştiren bu dize demeti, mekan ile insan psikolojisini birbirine kenetler. Sokak artık sadece taştan ibaret bir zemin değil; şairi saran, onu emziren ve nihayetinde mezar gibi içine çeken devasa bir canlı organizmadır.

Şiirde kullanılan ritim, gece yürüyüşünün ayak seslerini kusursuzca taklit eder. Hece vezninin tekdüzeliğini kırarak ona dramatik bir koşu, ardından derin bir nefes darlığı kazandıran şair, kendi iç dünyasındaki korkuları sokak lambalarının titreyen ışığında somutlaştırır. Geceyle kurulan bu kader ortaklığı, şaire ömrü boyunca taşıyacağı ‘Kaldırımlar Şairi’ unvanını kazandırmıştır.

Necip Fazıl Kısakürekin gençlik yıllarına damgasını vuran ve ona Kaldırımlar Şairi unvanını kazandıran Paris ve Beyoğlu gecelerinin melankolisi. görseli
Görsel: Necip Fazıl Kısakürekin gençlik yıllarına damgasını vuran ve ona Kaldırımlar Şairi unvanını kazandıran Paris ve Beyoğlu gecelerinin melankolisi. / Yayınevi Arşivi

2. Çile – Akıl ve İdrakin Korkunç Kavgası

Albüm/Eser: Çile · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek (1939)

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son peygamber kılavuz!

Necip Fazıl Kısakürek – Çile

Çile, şairin 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanışmasından sonra girdiği ruhani buhranın ve metafizik aydınlanmanın manifestosudur. Akıl ile kalp, şüphe ile teslimiyet arasındaki devasa çatışma bu şiirde adeta bir cerrahi operasyon titizliğiyle mısralara dökülür. Beynin içindeki burgu gibi işleyen düşünceler, şairi fiziksel olarak dahi sarsan bir sancıya dönüşür.

Kısakürek bu metinde insan idrakinin acizliğini itiraf ederken, nihai kurtuluşun ilahi teslimiyette olduğunu vurgular. Dizelerdeki sert ünsüzler ve tavizsiz kafiye yapısı, entelektüel kibrin kırılıp aşkın hakikate boyun eğişinin ses bayrağıdır.

3. Sakarya Türküsü – Masum Anadolu’nun Diriliş Marşı

Video: Necip Fazıl Kısakürek – Sakarya Türküsü / Balık Kraker

Albüm/Eser: Çile · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek (1949)

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Necip Fazıl Kısakürek – Sakarya Türküsü

Bir tren yolculuğu esnasında Sakarya Nehri’nin kıvrımlarını seyrederken kaleme alındığı rivayet edilen bu destansı şiir, Anadolu insanının çileli tarihini temsil eder. Sakarya Nehri, sadece bir su kütlesi değil; yüzyıllardır yük taşıyan, ezilen fakat asla eğilmeyen bir milletin sabır ve direniş metaforudur.

Şair, dönemin sosyo-politik şartlarını sorgularken ‘öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya’ mısrasıyla toplumsal hafızada derin bir yara açar. Şiirin finalindeki ‘Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!’ haykırışı, teslimiyetçi ruh haline indirilmiş metafizik bir ihtardır.

Milli mücadele ruhunu, Anadolunun çilesini ve diriliş umudunu haykıran Sakarya Türküsünün simgelediği derin coğrafya. görseli
Görsel: Milli mücadele ruhunu, Anadolunun çilesini ve diriliş umudunu haykıran Sakarya Türküsünün simgelediği derin coğrafya. / Yayınevi Arşivi

Sözler/Detay: Anadolu insanının çilesini ve başkaldırısını epik bir dille anlatan Yaşar Kemal dünyasını hatırlamak için İnce Memed’den 12 Alıntı: Yaşar Kemal’in Romanından Cümleler başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

4. Bekleyen – Gelmeyecek Olanı Karşılamanın Asaleti

Albüm/Eser: Sonsuzluk Kervanı · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Necip Fazıl Kısakürek – Bekleyen

Dörtlük sanatının Türk edebiyatındaki en yalın ve en sarsıcı örneklerinden biri olan Bekleyen, sabırsızlığın ve hasretin doruk noktasını resmeder. Şair, bekleyişin şiddetini anlatabilmek için insanlık deneyiminin en uç üç sınırına başvurur: Hastanın sabahı, mezarın ölüyü ve şeytanın günahı beklemesi. Bu üçleme, hasreti dünyevi bir duygu olmaktan çıkarıp ontolojik bir arzuya dönüştürür.

Şiirin ikinci kıtasında gelen ‘Geçti istemem gelmeni / Yokluğunda buldum seni’ dönüşümü, klasik tasavvuftaki fena ve bekâ halinin modern lirizmdeki yankısıdır. Beklenen sevgili cisim olmaktan çıkmış, bizzat ruhun içinde tütsülenen kutsal bir varlığa evrilmiştir.

5. Canım İstanbul – Ruh ile Balçığın Tarihi Kavgası

Albüm/Eser: Çile · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek (1949)

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, bir ana boynuma sarılıyor.

Necip Fazıl Kısakürek – Canım İstanbul

İstanbul üzerine yazılmış sayısız şiir arasında Canım İstanbul, şehri bir coğrafya ya da tablo gibi değil, canlı bir ruh ve medeniyet aynası olarak ele almasıyla ayrışır. Yeditepe üzerinde kurulan bu manevi kale, şair için hem kederin hem de mukaddes davanın beşiğidir.

Necip Fazıl, Boğaziçi’nin sularından Süleymaniye’nin kubbelerine uzanan çizgide, şehrin taşıdığı tarihi misyonu hatırlar. ‘İstanbul benim canım, vatanım da vatanım’ derken sadece bir aidiyeti değil, omuzlarına yüklenen medeniyet sorumluluğunu dile getirir.

Büyük Doğu ekolünün kalbi olan yazı masası, daktilo ve fikri mücadelenin somutlaştığı çalışma ortamı. görseli
Görsel: Büyük Doğu ekolünün kalbi olan yazı masası, daktilo ve fikri mücadelenin somutlaştığı çalışma ortamı. / Yayınevi Arşivi

Sözler/Detay: İstanbul’un sokaklarında geçmiş zamanın büyüsünü ve edebiyat izlerini sürmek isterseniz Masumiyet Müzesi’nden 15 Alıntı: Romandan Cümleler incelememizi de keyifle okuyabilirsiniz.

6. Anneye Hasret – Şefkatin Korunağında Sığınış

Albüm/Eser: Ben ve Ötesi · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek

Ak saçlı başını alıp eline,
Kara hülyalara dal anneciğim!
O titrek kalbini bağla teline,
Beni bir günahkar bil anneciğim!

Necip Fazıl Kısakürek – Anneye Özlem

Hırçın, kavgacı ve tavizsiz polemikçi kimliğinin gerisinde derin bir çocuk masumiyeti taşıyan Kısakürek, anne temalı şiirlerinde savunmasız bir ruh haline bürünür. Annesinin şefkatli kucağı, dünyanın kirinden, günahlarından ve zihinsel fırtınalarından kaçabileceği yegane güvenli limandır.

Kendisini daima bir ‘günahkâr’ ve ‘huzursuz çocuk’ olarak tanımlaması, annesine duyduğu borçluluk duygusunu derinleştirir. Titreyen bir kalbin tellerine bağlanma arzusu, anne sevgisinin affedici kudretine duyulan sonsuz inancı gösterir.

7. Veda – Gözlerden Silinen Aşkın Hüznü

Video: Canım İstanbul Şiiri-Necip Fazıl Kısakürek / Yolcu

Albüm/Eser: Örümcek Ağı · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek (1925)

Elimde, sükûtun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarından, gözlerinden, elinden,
Bana bir avuç kül kalıver gitsin!

Necip Fazıl Kısakürek – Veda

Şairin ilk dönem eserlerinden olan Veda, romantik bir ayrılığın ötesinde, hayal kırıklığının getirdiği vakar duruşu sergiler. Sükûtun nabzını dinletmek, içsel çığlığın sessizlikle örtülmesidir. Necip Fazıl, aşkı basit bir heves olarak değil, insanı küle çeviren yakıcı bir ateş olarak kavrar.

Kalan bir avuç kül, geçmiş güzel günlerin geride bıraktığı acı verici mirastır. Şair bu külleri kabul ederken dahi gururundan ödün vermez ve sevdiğine sitem dolu bir vedayla arkasını döner.

Tarih, medeniyet ve maneviyatın düğümlendiği aziz şehir İstanbula adanmış mısraların nostaljik silüeti. görseli
Görsel: Tarih, medeniyet ve maneviyatın düğümlendiği aziz şehir İstanbula adanmış mısraların nostaljik silüeti. / Pexels

Sözler/Detay: Anadolu coğrafyasındaki karşılıksız sevdaları ve yürek burkan vedaları hatırlamak isterseniz Çalıkuşu’ndan 15 Alıntı: Romandan Unutulmaz Cümleler içeriğimize göz atabilirsiniz.

8. Zindandan Mehmed’e Mektup – Parmaklıklar Ardında Doğan Güneş

Albüm/Eser: Çile · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek (1961 – Toptaşı Cezaevi)

Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta…
Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Necip Fazıl Kısakürek – Zindandan Mehmed’e Mektup

1960 darbesi sonrasında hapsedildiği Üsküdar Toptaşı Cezaevi’nde oğlu Mehmed’e hitaben yazdığı bu şiir, bir babanın evladına bıraktığı en şerefli manevi vasiyettir. Cezaevi koşullarının ağırlığı, adli mahkumlarla bir arada tutulmanın ıstırabı şiirin ilk mısralarında somut bir gerçeklik olarak belirir.

Buna rağmen şiir karamsarlık üretmez; aksine çilenin insanı olgunlaştıran bir çekiç darbesi olduğunu müjdeler. ‘Mehmed’im sevinin, başlar yüksekte’ haykırışı, fikri inancın demir parmaklıkları dahi anlamsız kıldığını tescil eder.

Sözler/Detay: Hayatın zorlu virajlarında aileye, evlada duyulan sarsılmaz bağlılığı anlatan samimi sözler için Evlat Sözleri Duygusal: En Anlamlı 15 Madde başlıklı derlememize de uğrayabilirsiniz.

9. Utansın – Yoldan Dönenlerin Yüzüne İnen Kırbaç

Albüm/Eser: Çile · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Necip Fazıl Kısakürek – Utansın

Mücadele azmini, aksiyon felsefesini ve adanmışlık bilincini en sert biçimde ifade eden Utansın, vazife ahlakının şiirleşmiş halidir. Şair, insana düşen görevin sadece tohumu ekmek ve hedefe doğru mızrağı fırlatmak olduğunu söyler; neticeyi takdir etmek ise beşerin kudretini aşar.

Korkaklığı, yarım kalmışlığı ve davadan dönmeyi en büyük ayıp sayan bu mısralar, nesiller boyunca gençliğin heyecanını kamçılayan birer slogan gücü kazanmıştır.

Varoluşsal sancıların, metafizik ürpertilerin ve içsel yalnızlığın sokak lambaları altındaki görsel tasviri. görseli
Görsel: Varoluşsal sancıların, metafizik ürpertilerin ve içsel yalnızlığın sokak lambaları altındaki görsel tasviri. / Yayınevi Arşivi

10. Geçen Dakikalarım – Zaman Değirmeninde Öğütülen Ömür

Albüm/Eser: Örümcek Ağı · Söz/Yazar: Necip Fazıl Kısakürek (1925)

Şimdi fersiz gözlerimin önünde,
Yarasalar kanat çırpar gündüzden.
Bir damla yaş gibi aktı gönlümde,
Bütün bir ömür de işte bu yüzden.

Necip Fazıl Kısakürek – Geçen Dakikalarım

Genç yaşlarında kaleme almasına rağmen zamanın akışına duyulan dehşet ve ölüm korkusu, bu şiirde olgun bir trajediyle yansıtılır. Saatin her tik-takt sesi, ömrün tükenişine şahitlik eden uğursuz bir darbe gibi algılanır.

Gözler önünde çırpınan yarasalar ve gönülden damlayan yaş metaforları, faniliğin soğuk nefesini hissettirir. Şair, kaçınılmaz sona doğru koşan ömrün telaşını hece vezninin kusursuz dengesiyle mühürler.

Geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran klasik kubbe estetiği ve mistik arayışın mimari ifadesi. görseli
Görsel: Geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran klasik kubbe estetiği ve mistik arayışın mimari ifadesi. / Pexels

Listeye Sığmayan Diğer Necip Fazıl Şiirleri

Üstadın hacimli külliyatı yalnızca 10 şiirle sınırlandırılamaz. Hafızalarda iz bırakan ve mutlaka okunması gereken diğer başyapıtlar şunlardır:

  • Aynalar Yolumu Kesti: Yaşlanma korkusu, zamanın yüzde bıraktığı kırışıklıklar ve nefisle yüzleşme şiiri.
  • Otel Odaları: Yalnızlığın, gurbetin ve eşyanın soğuk yabancılığının en derin tasvirlerinden biri.
  • Destan: Toplumsal yozlaşmaya ve manevi çöküşe yöneltilen çok sert bir hiciv ve öfke patlaması.
  • Gözler: İnsan bakışlarının ardındaki dipsiz dünyayı inceleyen lirik bir başyapıt.
  • Serseri: Gençlik yıllarının sınır tanımaz taşkınlığını ve arayış fırtınasını özetleyen içten bir itiraf.
  • Son Randevu: Ölümle randevulaşmanın ve ecel karşısındaki vakar teslimiyetin mistik tablosu.

Kopyalanabilir Söz ve Şiir Listeleri

Sosyal medya paylaşımlarınızda, mesajlarınızda veya notlarınızda kullanabileceğiniz en vurucu Necip Fazıl mısralarını temalarına göre kopyalanabilir bloklar halinde derledik:

  • Yalnızlık ve Gece Sözleri
    1. “Yolumun karanlığa saplanan noktasında, sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.”
    2. “Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz; sen kıvrıl, ben gideyim, son peygamber kılavuz!”
    3. “Gece bir örtü gibi çökerken üstüme, odamda yalnızlığın ayak sesleri duyulur.”
    4. “Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar… seni beklediğim kadar.”
  • Mücadele, Dava ve Aksiyon Mısraları
    1. “Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın!”
    2. “Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!”
    3. “Mehmed’im sevinin, başlar yüksekte! Ölsek de sevinin, eve dönsek de!”
    4. “Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes; ey kahpe rüzgâr artık ne yandan esersen es!”

Sözler/Detay: Özel günlerde sevdiklerinize anlamlı ve derinlikli iyi dileklerde bulunmak isterseniz Hayırlı Olsun Mesajları: Yeni İş, Ev ve Araba İçin 30 Mesaj rehberimize göz atabilirsiniz.

Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?

26 Mayıs 1904’te İstanbul’da dünyaya gelen Necip Fazıl Kısakürek, çocukluğunu dedesi Maraşlı Kısakürekzade Mehmed Hilmi Efendi’nin Çemberlitaş’taki konağında geçirdi. Heybeliada Bahriye Mektebi’nde Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Hamdi Akseki gibi dönemin büyük isimlerinden dersler aldı. Henüz 17 yaşındayken Yeni Mecmua dergisinde ilk şiirleri yayınlandı. Cumhuriyet’in ilk yıllarında devlet bursuyla Paris’e Sorbonne Üniversitesi’ne felsefe eğitimi almaya gitti; burada geçirdiği bohem ve fırtınalı hayat, ona ‘Kaldırımlar’ şiirini yazdırdı.

1934 yılı hayatının kırılma noktası oldu. Nakşibendi şeyhi Seyyid Abdülhakîm Arvâsî ile tanışması, düşünce ve sanat hayatında köklü bir dönüşüm yarattı. Bu tarihten sonra ‘Büyük Doğu’ dergisi ve cemiyeti etrafında yoğun bir fikri ve siyasi mücadeleye girişti. Şiir, tiyatro, roman, deneme ve fıkra türlerinde yüzü aşkın esere imza atan şair, hece vezninin modern Türk edebiyatındaki en kudretli temsilcisi olarak 25 Mayıs 1983’te İstanbul’da vefat etti ve Eyüpsultan Mezarlığı’na defnedildi.

Necip Fazıl Şiiri Mini Testi

Soru 1: Necip Fazıl Kısakürek’e Türk edebiyatında ‘Kaldırımlar Şairi’ unvanını kazandıran şiir hangi yıl yayımlanmıştır?

Cevap: 1928 yılında yayımlanan ve aynı adı taşıyan ikinci şiir kitabı ‘Kaldırımlar’ ile bu unvanı kazanmıştır.

Soru 2: ‘Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!’ mısrasıyla hafızalara kazınan Sakarya Türküsü hangi yıl kaleme alınmıştır?

Cevap: Sakarya Türküsü, şair tarafından 1949 yılında Ankara-İstanbul tren yolculuğu sırasında yazılmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Necip Fazıl Kısakürek hangi edebi akıma mensuptur?

Necip Fazıl, Saf Şiir (Öz Şiir) anlayışının Cumhuriyet dönemindeki en önemli temsilcilerindendir. Şiirde biçim mükemmelliğine, hece vezninin kusursuz ahengine, iç musikiye ve metafizik derinliğe büyük önem vermiştir.

Necip Fazıl’ın bütün şiirlerini topladığı ana kitabının adı nedir?

Bütün şiirlerini ‘Çile’ adlı külliyatta toplamıştır. Çile kitabı; Şiirlerim, Hayatım, Sanatım ve Poetikası başlıkları altında kendi poetik manifestosunu da barındırır.

Kaldırımlar şiiri nerede ve nasıl bir ruh haliyle yazılmıştır?

1920’li yılların sonlarında, Paris Sorbonne yıllarının ardından İstanbul’da geçirilen uykusuz, yalnız ve bohem gecelerin yarattığı derin metafizik yalnızlık psikolojisiyle yazılmıştır.

Zindandan Mehmed’e Mektup şiirindeki ‘Mehmed’ gerçek bir kişi midir?

Evet, şiir şairin 1960 darbesi sonrasında Üsküdar Toptaşı Cezaevi’nde yattığı dönemde öz oğlu Mehmed Kısakürek’e ithafen yazılmıştır; aynı zamanda Türk gençliğini de sembolize eder.

Kaynaklar

  • Kısakürek, N. F. (2018). Çile (Bütün Şiirleri). Büyük Doğu Yayınları, İstanbul.
  • Kısakürek, N. F. (2015). O ve Ben. Büyük Doğu Yayınları, İstanbul.
  • Okay, O. (2007). Necip Fazıl Kısakürek. TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt 32, s. 499-502.
  • Korkmaz, R. (2004). Yeni Türk Edebiyatı El Kitabı (1839-2000). Grafiker Yayınları, Ankara.

*Bu editoryal derlemede yer alan dizeler, tarih bilgileri ve şiir tahlilleri yazarın orijinal eser külliyatı ve edebi kaynaklar taranarak titizlikle derlenmiştir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.