Yüksel Baltacı – Nasil Sevdum

Yüksel Baltacı – Nasil Sevdum Şarkı Sözleri

Sen uyurken sevduğum
Ben deniz kıyısina ben deniz kıyısina
Sen uyurken sevduğum
Ben deniz kıyısina ben deniz kıyısina

Ağladum gizli gizli gecenun yarisina
Gecenun yarisina gecenun yarisina
Ağladum gizli gizli gecenun yarisina
Gecenun yarisina gecenun yarisina

Nasil sevmişum nasil bileceğun yok senun
Bileceğun yok senun bileceğun yok senun
Anladum ki geriye geleceğun yok senun
Geleceğun yok senun döneceğun yok senun

Yazdum bir uzun mektup derdumi diyemedum
Derdumi diyemedum
Yazdum bir uzun mektup derdumi diyemedum
Derdumi diyemedum

Katli durur cebume postaya veremedum
Postaya veremedum postaya veremedum
Katli durur cebume postaya veremedum
Postaya veremedum postaya veremedum

Nasil sevmişum nasil bileceğun yok senun
Bileceğun yok senun bileceğun yok senun
Anladum ki geriye geleceğun yok senun
Geleceğun yok senun döneceğun yok senun

Yüksel Baltacı – Nasil Sevdum Şarkı Sözleri

Bu şarkı sözleri, sessiz bir sevdanın ve dile getirilemeyen acının içten anlatımı olarak öne çıkıyor. Öncelikle, “sen uyurken” ifadesiyle başlayan dizeler, sevilen kişinin bu duygulardan habersiz oluşunu vurguluyor. Çünkü anlatıcı, sevgisini uykunun ve gecenin karanlığına saklamış durumda. Bununla birlikte, deniz kıyısı imgesi, hem kaçışı hem de yalnızlığı temsil ediyor.

Ayrıca, gecenin yarısında gizli gizli ağlamak, bastırılan duyguların artık taşma noktasına geldiğini gösteriyor. Ne var ki, bu gözyaşları bile sessiz; kimseye yük olmadan, kendi içinde yaşanıyor. Dolayısıyla, sevmenin ağırlığı, anlatıcının omuzlarında tek başına kalıyor.

Öte yandan, “nasıl sevmişim, nasıl bileceğin yok” sözleri, karşılıksız sevginin en sade ama en sarsıcı ifadesi olarak dikkat çekiyor. Çünkü sevilen kişi, bu derin bağlılıktan tamamen bihaber. Tam da bu noktada, geri dönüşün olmayacağının anlaşılması, umudun yavaş yavaş sönmesine neden oluyor.

Bunun yanında, yazılan ama gönderilemeyen mektup, söylenemeyen sözlerin somut bir sembolü hâline geliyor. Cebinde katlı duran bu mektup, cesaretsizliği değil; aksine kaybetme korkusunu anlatıyor. Sonuç olarak, anlatıcı her şeyi içine atmayı tercih ediyor.

En nihayetinde, bu şarkı; sessiz sevmeyi, içten içe yanmayı ve kabullenilen bir vedayı anlatıyor. Kısacası, söylenmeyen sözlerle dolu bu hikâye, dinleyenin kalbinde derin ve tanıdık bir iz bırakıyor.