SanatçıYıldız Tilbe

🎵 Yıldız Tilbe – Vazgeçtim Sözleri
Her gün biraz daha, aşkı yitiriyor
Yüzündeki gökkuşağının ağrılı rengi
Sabahlara yakın, sessiz gelişlerin
Hırsız gibi kararsız, kararlı
Yatağımdasın kırk yıllık yabancı
Vazgeçti direnişim
Seni sevmeyi ağır ödüyorum
Vazgeçti direnişim
Seni sevmeyi ağır ödüyorum
Vazgeçtim yana yana
Seni sevmeyi ağır ödüyorum
Vazgeç yüreğimden, düşlerimden
Yaralıyım bin yerimden
Ben değilim seviştiğin
Affedemem, beni affet
Gidiyorum uzaklara, sensizliğe
Kahretsin yapamıyorum
Kaçtıkça sana geri dönüyorum
Kahretsin yapamıyorum
Kaçtıkça sana geri dönüyorum
Kahretsin yapamıyorum
Seni sevmeyi ağır ödüyorum
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuAşkın Solan Renkleri ve Yabancılaşma
Şarkının açılış dizeleri, tükenmekte olan bir sevginin en net resmini çizer: Burada “aşkı yitiriyor” ifadesi, bir anda biten değil, her geçen gün azar azar eriyen bir sevgiyi anlatır. Bu yavaş ama kaçınılmaz süreç, bir ilişkinin ne kadar yıpratıcı olabileceğinin kanıtıdır. “Yüzündeki gökkuşağının ağrılı rengi” dizesi ise başlı başına bir edebi şölen. Gökkuşağı genellikle umudu, neşeyi, canlılığı temsil ederken, burada “ağrılı” bir renge bürünmesi, güzelliğin bile acıyla harmanlandığını, en parlak anların bile kederle yoğrulduğunu gösterir. Yüzdeki bu değişim, içsel bir çöküşün dışa vurumudur. Ardından gelen satırlar, ilişkinin geldiği noktadaki mesafeyi ve yabancılaşmayı vurgular: “Sabahlara yakın, sessiz gelişlerin” sevgilinin varlığının artık bir huzur kaynağı değil, adeta bir gölge gibi, gizli ve istenmeyen bir durum olduğunu düşündürür. “Hırsız gibi kararsız, kararlı” ifadesindeki tezatlık, sevgilinin kendi içinde yaşadığı ikilemi ya da ilişkideki belirsizliği çok iyi anlatır. Belki de gitmekle kalmak arasında sıkışıp kalmış, ancak yine de bir şekilde varlığını sürdüren bir figürdür bu. Ve nihayet, “Yatağımdasın kırk yıllık yabancı” dizesi, fiziksel yakınlığın zirvesinde yaşanan duygusal uzaklığın, en mahrem alanda hissedilen derin yabancılaşmanın acı bir itirafıdır. Bu, sadece bir yabancı değil, “kırk yıllık” bir yabancı; yani zamanla birlikte daha da kökleşmiş, artık değişmez bir gerçekliğe dönüşmüş bir uzaklık.Direnişin Sonu ve Aşkın Ağır Bedeli
Yıldız Tilbe, bu noktada vazgeçişin kaçınılmazlığını ilan eder: “Vazgeçti direnişim” cümlesi, ilişkinin getirdiği tüm zorluklara, acılara karşı verilen mücadelenin sona erdiğini gösterir. Artık savaşacak güç kalmamıştır. “Seni sevmeyi ağır ödüyorum” ifadesi, aşkın bir lütuf değil, ağır bir fatura gibi sunulduğunu anlatır. Bu ödeme, muhtemelen duygusal yıpranma, hayal kırıklıkları ve kaybedilen zamanla ilgilidir. Bu cümlenin tekrarı, ödenen bedelin büyüklüğünü ve bu yükün ne kadar ağır geldiğini vurgular. “Vazgeçtim yana yana” dizesi ise, bu vazgeçişin bile ne denli acı verici, ne denli yakıcı bir süreç olduğunu gözler önüne serer. Yana yana vazgeçmek, adeta kendini ateşe atarak vazgeçmek gibidir; bu, soğuk bir karar değil, içten gelen bir yanışla birlikte gelen bir teslimiyettir.Yaralı Bir Ruhun Feryadı: “Vazgeçtim”
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, vazgeçişin getirdiği keskin kararlar ve içsel çatışmalar belirginleşir: Burada, vazgeçen tarafın, karşı taraftan da bir nevi bırakmasını istediği görülür: “Vazgeç yüreğimden, düşlerimden.” Bu, sadece fiziksel bir ayrılık değil, ruhsal bir boşalma talebidir. “Yaralıyım bin yerimden” dizesi, ilişkinin bıraktığı derin ve yaygın izleri, kişinin ne kadar paramparça olduğunu anlatır. Belki de en çarpıcı dizelerden biri olan “Ben değilim seviştiğin”, sevgilinin artık karşısındaki kişiyi gerçekten görmediğini, belki de geçmişteki bir hayali sevdiğini ya da sadece bir bedeni arzuladığını ima eder. Bu, kişinin varoluşsal bir reddedişle karşı karşıya kalmasıdır. “Affedemem, beni affet” ifadesi ise karmaşık bir duygu yumağıdır. Bir yandan affedemediği bir durum varken, diğer yandan kendisinin affedilmesini ister. Bu, hem karşı tarafa duyulan öfkenin hem de kendi çaresizliğinin bir yansıması olabilir. “Gidiyorum uzaklara, sensizliğe” ile bir kaçış, bir kurtuluş arayışı başlar. Sensizlik, artık bir tehdit değil, bir umut kapısıdır.İmkansız Bir Kaçış ve Aşkın Döngüsü
Ancak Yıldız Tilbe, bu kaçışın ne denli zorlu olduğunu da acı bir gerçeklikle dile getirir: “Kahretsin yapamıyorum” feryadı, alınan tüm kararlara, çekilen tüm acılara rağmen, o kişiden kopamamanın çaresizliğini gösterir. Bu, bir bağımlılık, bir döngü haline gelmiş bir aşkın en trajik ifadesidir. “Kaçtıkça sana geri dönüyorum” cümlesi, bir mıknatıs gibi çeken bu ilişkinin, kişinin iradesini nasıl alt ettiğini gözler önüne serer. Bu tekrarlayan döngü, Yıldız Tilbe’nin anlatımında derin bir umutsuzluk yaratır. Şarkı, tekrar “Seni sevmeyi ağır ödüyorum” dizesiyle son bulurken, bu aşkın yarattığı yıkımın ve ödenen bedelin sonsuz bir yankı gibi zihinlerde kalacağını gösterir. “Vazgeçtim”, sadece bir ayrılık şarkısı değil, aynı zamanda insanın kendi duygularıyla olan bitmek bilmeyen mücadelesinin, aşkın hem en güzel hem de en yıkıcı hallerinin edebi bir portresidir. Yıldız Tilbe, bu şarkısıyla, dinleyicisine derin bir empati alanı sunar ve aşkın karmaşık doğasını bir kez daha sorgulatır.