
🎵 Sagopa Kajmer – Vesselam Sözleri
Cut, cut
Şu baş belası dilimi kesin, zilimi çalsın serzeniş
İçime dolsun hüzüntü, süreklilik ne zor bir iş
Perişanlık, pişmanlık çekilmesi en güç dertmiş
Sabır tüm sıkıntıların anahtarıdır, doğrudur
Düş kırıklıklarım sonucu ruhum yorgundur
Ağaçlarımdan pişmanlık meyveleri sarkıyor, haydi topla
Gözlerimden uyku çalanı ara ve bul, patakla
Gönlümün dipte kalan kısmında arşivlenmiş onca yara
Yılan ve akreplerle dolu içinde bulunduğum yuva
Birileri haddini bildirmeli ölüm okuna kafa tutan kalkanlara
Yaptıklarından sebep, yapacaklarına hazırlıklı
Sago, yüzün sadık köpek, cüzün kedice pazarlıklı (lan)
Lan bi' sen mi kaldın tek akıllı? (Sen mi kaldın?)
Bu tarla mayınlı, ummadığın yer tuzaklı, vesselam
Dil ateştir, biraz suyla söndürülmesi mümkündür
Tırnaklarını aşındıran, çözemediğin bu kördüğümdür
Üzgünümdür hayli, vesselam, vuslatım gelmez mihman (ah)
Beklerim, gurbetteyim, n'edeyim? (Ey, ey, bastır)
Üzgünümdür hayli, vesselam, vuslatım gelmez mihman
Beklerim, gurbetteyim, n'edeyim? (N'edeyim? Sago, kaf-kef)
Dil ateştir, biraz suyla söndürülmesi mümkündür
Tırnaklarını aşındıran, çözemediğin bu kördüğümdür (ah)
Üzgünümdür hayli, vesselam, vuslatım gelmez mihman (─an)
Beklerim, gurbetteyim, n'edeyim? (N'edeyim?)
Üzgünümdür hayli, vesselam, vuslatım gelmez mihman (ah)
Beklerim, gurbetteyim, n'edeyim? (Yo, hadi, ver gazı, ver gazı, kaf-kef)
Sen gözümde dikensin, bana hoş bi' gül gerek
Düşüncelerin yüzüne vurmalı, buna adam gerek
Lakayıtın hedefi olursa harcanan bir yığın emek
İçinde şeytan himayede, o sen değilsin o an demek (what, what?)
Kum saati döner, akan zaman saçlarımı söker
Nursuz bir yüz meyvesiz bir ağaca benzer, gülüver (haha)
Taş yerinde ağır, ağır ağır gazla diyarımdan
Ey iştahı maymun nefis, çekil gıyabımdan (what?)
El emeği mahsulünden geçin, Yunus
Dalaletin delaleti olmak neyime? Desturun
Sorularınızın cevaplarını bakışlarımdan bulun
Silahlarımın acılarını kurşunlarımdan sorun
Elbiselerin kibir kokulu, kalbinin içi fesat dolu
Fikir, zikir aynı anda bitirir okulu (aynı anda)
Fark edilmez sandığın komik iblis oyunu
Ezelden beridir ona elini veren kaptırmıştır kolunu (ah)
Dil ateştir, biraz suyla söndürülmesi mümkündür
Tırnaklarını aşındıran, çözemediğin bu kördüğümdür
Üzgünümdür hayli, vesselam, vuslatım gelmez mihman (ah)
Beklerim, gurbetteyim, n'edeyim? (Ey, ey, bastır)
Üzgünümdür hayli, vesselam, vuslatım gelmez mihman
Beklerim, gurbetteyim, n'edeyim? (N'edeyim? Sago, kaf-kef)
Üzgünümdür hayli, vesselam, vuslatım gelmez mihman
Beklerim, gurbetteyim, n'edeyim? (N'edeyim?)
Üzgünümdür hayli, vesselam, vuslatım gelmez mihman
Beklerim, gurbetteyim, n'edeyim?
Sagopa Kajmer – Vesselam Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuSagopa Kajmer’in “Vesselam” Şarkı Sözlerinde Gizli Kalmış Duyguların Şifresi
Her şarkı, bir hikaye anlatır; bazıları kalabalık bir meydanda yankılanırken, bazıları ise ruhun en derin dehlizlerinde fısıldar. Sagopa Kajmer’in “Vesselam” şarkısı da, işte o derin fısıltılardan biri. Bu şarkı, sadece bir dinleti değil, aynı zamanda dinleyicisini bir iç hesaplaşmaya davet eden, yoğun anlamlarla örülü bir edebi metin niteliğinde. Gelin, Sagopa Kajmer’in bu esrarengiz dünyasına birlikte dalalım.
İçsel Çatışmalar ve Pişmanlıkların Gölgesinde Bir Başlangıç
Sagopa Kajmer, “Vesselam” şarkısının açılışında bizi doğrudan bir içsel kargaşanın ortasına bırakıyor. Şarkı, adeta bir itiraf ve isyanla başlıyor:
Bu dizeler, konuşmanın, belki de yanlış anlaşılmanın getirdiği yükten bunalmış bir ruh halini gözler önüne seriyor. “Dilimi kesin” ifadesi, sözlerin yaratabileceği tahribata karşı duyulan çaresizliği ve sessizliğe duyulan özlemi vurgularken, “hüzüntü”nün içe dolmasına izin veriş, bir kabullenişin ve hatta hüzünle barışmanın işareti olabilir. Sürekliliğin, yani istikrarın ve kalıcılığın zorluğu, hayatın akışındaki gelgitlerin kişiyi ne denli yorduğunu gösteriyor. Ardından gelen “Perişanlık, pişmanlık çekilmesi en güç dertmiş” sözleri, geçmişin yükünün, özellikle de pişmanlıkların ağırlığını derinden hissettiğini açıkça ifade ediyor. Sabrın önemini bilmekle birlikte, “düş kırıklıklarım sonucu ruhum yorgundur” diyerek, teorik bilginin pratik hayatın acımasızlığı karşısındaki yetersizliğini vurguluyor. Sagopa Kajmer, bu ilk dizelerde kendi iç dünyasındaki fırtınaları cesurca ortaya koyuyor.
Devam eden dizelerde ise bu içsel çatışma, dış dünyaya yönelik bir eleştiri ve güvensizliğe dönüşüyor:
“Pişmanlık meyveleri” metaforu, geçmiş hataların somut sonuçlarını ve bunların toplanması gerektiğini ima ederken, “gözlerimden uyku çalanı ara ve bul, patakla” ifadesi, huzursuzluğun ve uykusuzluğun kaynağına duyulan öfkeyi ve intikam arzusunu yansıtıyor. Gönlün derinliklerinde biriken “onca yara” ve içinde bulunulan “yılan ve akreplerle dolu yuva”, sanatçının çevresindeki tehlikeleri ve güven eksikliğini dile getiriyor. “Ölüm okuna kafa tutan kalkanlara haddini bildirmeli” sözleri, kibirli ve pervasız kişilere yönelik bir eleştiri taşırken, kendine yönelik “Sago, yüzün sadık köpek, cüzün kedice pazarlıklı” dizesi, kendi içindeki çelişkili hallere, belki de dışarıya karşı sadık görünse de içten pazarlıklı olabileceği ihtimaline dikkat çekiyor. Son olarak, “Bu tarla mayınlı, ummadığın yer tuzaklı, vesselam” diyerek, hayatın beklenmedik tehlikelerle dolu olduğu gerçeğini kabullenerek, bir teslimiyetle ilk bölümü sonlandırıyor. Sagopa Kajmer, bu dizelerde hem kendine hem de dünyaya karşı keskin bir tavır sergiliyor.
Kördüğüm ve Gurbetteki Bekleyiş: “Vesselam” Nakaratı
Sagopa Kajmer’in “Vesselam” şarkısının nakaratı, şarkının ana temasını oluşturan derin bir hüzün ve çözümsüzlük hissini tekrar tekrar işliyor:
“Dil ateştir” metaforu, sözlerin yakıcı ve yıkıcı gücünü vurgularken, “biraz suyla söndürülmesi mümkündür” ifadesi, bu tahribatın önüne geçilebileceğine dair zayıf bir umudu dile getiriyor. Ancak bu umut, “tırnaklarını aşındıran, çözemediğin bu kördüğümdür” dizesiyle yerini tekrar çaresizliğe bırakıyor. Hayatın veya içsel bir sorunun, tüm çabalara rağmen çözülemeyen, düğüm olmuş bir sorun olduğunu anlatıyor. “Üzgünümdür hayli, vesselam” sözüyle, derin bir kederi ve bu kederin kabullenilmişliğini ifade ediyor. “Vuslatım gelmez mihman” ise, beklenen kavuşmanın, huzurun veya sevilen birinin gelmediği, adeta bir misafir gibi gelip geçmediği, gelmek bilmediği bir özlem ve yalnızlık halini betimliyor. “Beklerim, gurbetteyim, n’edeyim?” sorusu, hem fiziksel hem de ruhsal bir gurbet hissini, yani ait olamama ve çaresiz bir bekleyiş içinde olma durumunu özetliyor. Sagopa Kajmer, bu nakaratla dinleyicisine çözümsüzlüğün ve hasretin acısını derinden hissettiriyor.
Hakikat Arayışı ve Nefisle Mücadele
“Vesselam” şarkısının ikinci verse’ü, Sagopa Kajmer’in dış dünyaya ve kendi iç dünyasına yönelik eleştirel gözlemini daha da keskinleştiriyor:
“Sen gözümde dikensin, bana hoş bi’ gül gerek” ifadesi, çevresindeki rahatsız edici unsurlara karşı duyduğu hoşnutsuzluğu ve aradığı güzelliği ortaya koyuyor. “Düşüncelerin yüzüne vurmalı, buna adam gerek” dizesi, samimiyetsizliğe ve maskeli yaşamlara bir eleştiri niteliğinde. Emeklerin boşa gitmesinden duyulan rahatsızlık ve içindeki “şeytan”ın himayesinde olan bir kişiliğin aslında kendi benliği olmadığını söylemesi, nefisle olan mücadelesini gözler önüne seriyor. Zamanın acımasız akışını “Kum saati döner, akan zaman saçlarımı söker” sözleriyle betimlerken, “Nursuz bir yüz meyvesiz bir ağaca benzer, gülüver” ifadesiyle içsel boşluğun dışa yansımasını ve bunun ironik acısını dile getiriyor. “Taş yerinde ağır” atasözüyle bilgelik ve durağanlığın önemine vurgu yaparken, “Ey iştahı maymun nefis, çekil gıyabımdan” sözleriyle kendi nefsine, arzularına karşı sert bir uyarıda bulunuyor. “El emeği mahsulünden geçin, Yunus” dizesi, alın teriyle kazanılan rızkın önemini vurgularken, “Dalaletin delaleti olmak neyime?” sözleriyle yanlış yola sapanlara rehberlik etme sorumluluğunu reddediyor, kendi yolunu çizdiğini belirtiyor. “Sorularınızın cevaplarını bakışlarımdan bulun / Silahlarımın acılarını kurşunlarımdan sorun” ifadeleri, Sagopa Kajmer’in sanatında ve duruşunda taşıdığı gerçekliği ve acıyı, sözlerinin ötesinde hissetmek gerektiğini vurguluyor. “Elbiselerin kibir kokulu, kalbinin içi fesat dolu” dizeleri, dış görünüşün ardındaki riyakarlığı ve içsel çürümüşlüğü eleştiriyor. “Fikir, zikir aynı anda bitirir okulu” sözü, hem düşünsel derinliğin hem de ruhsal arınmanın (zikir) insanı gerçek bilgiye ulaştıracağını, formal eğitimin ötesine geçeceğini ifade ediyor. Şarkı, “Fark edilmez sandığın komik iblis oyunu / Ezelden beridir ona elini veren kaptırmıştır kolunu” diyerek, şeytanın ya da kötü niyetin sinsi oyunlarına karşı bir uyarıda bulunuyor ve bu tuzaklara düşenlerin nasıl geri dönüşü olmayan kayıplar yaşadığını sert bir dille aktarıyor. Sagopa Kajmer, bu bölümde hem toplumsal eleştirilerini hem de kişisel aydınlanma çabasını güçlü bir şekilde harmanlıyor.
Sagopa Kajmer’in “Vesselam”ı, sadece bir rap şarkısı değil, aynı zamanda hayatın çetin sınavları, içsel çatışmalar ve hakikat arayışı üzerine yazılmış derin bir manifesto. Dinleyicisini düşünmeye, sorgulamaya ve kendi “kördüğüm”lerini çözmeye davet eden bu eser, Türk hip-hop’ının edebi derinliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.