Rıza Tamer – Alçak Şarkı Sözleri
Yalancının biriydi kabul et
İki ayaklı yürüyen felaket
Keşke onu hiç sevmeseydim
Dışardan gören der bir afet
Karşısına çıkanı tanrım affet
Bari birini daha gömmeseydim
O çöl olana kadar güneşlerde
Yansın hatta ateşlerde
Yeni bir beddua bulana kadar
Eski çöplüğünde son bir tur at
Aşkın mantığı beynine uzak
Bile bile düştüğüm harbi tuzak
Acı be kalbim şu halime bak
Biteni bittiği yerde bırak
Hayret kemiğe nasıl dayandı bıçak
Gemiyi batmadan terk etmiş alçak
Daha kaderle bir olup beni sırtımdan vuracak
Ben içimde bitiremeden yasını
Çoktan toplamış tarağını tasını
Sanki görmüyoruz perde arkasını
Rıza Tamer – Alçak Şarkı Sözleri
Bu şarkı sözleri, açık bir öfke ve pişmanlık duygusuyla ilerlerken, aynı zamanda sert bir yüzleşme anlatısı sunuyor. Daha ilk dizede yapılan “yalancı” kabulü, anlatıcının artık inkâr etmediğini, aksine gerçeği kabullendiğini gösteriyor. Bu nedenle metin, savunmadan çok hesap sorma tonuyla başlıyor. Dışarıdan bakanların “afet” olarak nitelendirdiği bu ilişki, içeriden bakıldığında çok daha yıkıcı bir hâl alıyor.
Bununla birlikte, karşısına çıkanı affetme çağrısı ironik bir noktaya işaret ediyor. Çünkü anlatıcı, kendi payına düşen yıkımı fazlasıyla yaşamış durumda. “Bari birini daha gömmeseydim” sözü ise bu yıkımın yalnızca duygusal değil, ruhsal bedelleri olduğunu da ortaya koyuyor. Dolayısıyla şarkı, bireysel bir kırgınlıktan çok daha fazlasını anlatıyor.
Öte yandan beddua imgeleriyle kurulan bölüm, öfkenin hâlâ dinmediğini gösteriyor. Güneş, ateş ve çöl metaforları, karşı tarafa duyulan kızgınlığın sınır tanımadığını hissettiriyor. Ancak buna rağmen anlatıcı, “biteni bittiği yerde bırak” diyerek aklın kalbe müdahalesini de kabul ediyor. Yani aşkın mantıktan uzaklığı bilinse bile, bu tuzağa bile isteye düşüldüğü itiraf ediliyor.
Ayrıca bıçağın kemiğe dayanması, acının en uç noktaya ulaştığını simgeliyor. Gemiyi batmadan terk eden kişiyle ilgili kullanılan ifadeler, ihanet temasını daha da güçlendiriyor. Buna ek olarak kaderle birleşen bir sırt dönme hissi, yalnız bırakılmanın ağırlığını artırıyor.
Sonuç olarak bu şarkı, yasını bile tutamadan terk edilen birinin iç dökümü gibi ilerliyor. Perde arkasının görüldüğü ama artık konuşmaya gerek duyulmadığı bir noktada, sert ama net bir kapanış yapıyor.