Ozbi – Duramam Ben Şarkı Sözleri
Olmaz
Duramam ben beni affet
Savaşıyorum
Yapma
Kalamam ben ama senden de
Geçemiyorum
Yalnız
Bi avare gibiyim bak
Yolumu bulamıyorum
Sorma
Bana aşk ne
Ben artık
Bilemiyorum
Yapma böyle
Bi savaştayım dört tarafım puşt zulası
Arkamda bıraksamda yıkık bi kuş yuvası
İçimden de gelmiyor artık kendimi durdurasım
Senle benim için hep hayatın bi anlamı var
Yaşlanıp gidelim artık o anlam kadar ama
Ama bi aşık bi mutsuz ve kızgın olmak kaldığıma
Ve bilmek senin olmadığını benim savaştığım kadar
Zaten etrafım doldu aşka dargınlar
Hayata kırgınlar
Ben de kaldım ya
Böyle yapamıyorum
Artık zaten
Yalnızlığımın küskün cahiliyim
İstanbulun çöp birikmiş çirkin bi sahiliyim
İçine düştüğüm her suçun toplamının failiyim
Ben bi savaştayım ama artık senle değil
Olmaz
Duramam ben beni affet
Savaşıyorum
Yapma
Kalamam ben ama senden de
Geçemiyorum
Yalnız
Bi avare gibiyim bak
Yolumu bulamıyorum
Sorma
Bana aşk ne
Ben artık
Bilemiyorum
Ozbi – Duramam Ben Şarkı Sözleri
Bu şarkı sözlerinde öncelikle içsel bir çatışma ve kararsızlık dikkat çekiyor. Anlatıcı, gitmek istediğini söylerken, aynı zamanda kalamadığını da açıkça dile getiriyor. Bu nedenle affedilme isteğiyle mücadele hâli iç içe geçiyor. Ancak bu savaş, dış dünyadan çok içte yaşanıyor.
Devamında yolunu kaybetmişlik hissi öne çıkıyor. Yalnızlık, burada geçici bir durum değil; aksine kalıcı bir ruh hâli gibi sunuluyor. Bu noktada aşk tanımının sorgulanması, duyguların netliğini tamamen kaybettiğini gösteriyor. Dolayısıyla anlatıcı, ne sevdiğinden emin ne de vazgeçebiliyor.
Bununla birlikte ikinci bölümde savaş metaforu sertleşiyor. Özellikle dört tarafı kuşatan tehdit hissi, hayata karşı verilen mücadelenin boyutunu büyütüyor. Buna ek olarak geride bırakılan yıkık yuva imgesi, geçmişten kalan kırıntıları simgeliyor. Ayrıca kendini durduramamak, kontrol kaybının açık bir göstergesi hâline geliyor.
Öte yandan sevilen kişiyle hayatın anlamlı olduğu kabul ediliyor. Ancak bu anlam, mutsuzluk ve öfkeyle gölgelenmiş durumda. Bu yüzden anlatıcı, çevresindeki kırgın insanlarla aynı boşlukta sıkışıyor.
Sonuç olarak İstanbul metaforu, anlatıcının kendine bakışını sertleştiriyor. Böylece yalnızlık, suçluluk ve yorgunluk birleşiyor. Ancak finalde net bir fark ortaya çıkıyor: Savaş hâlâ sürüyor, fakat artık sevilen kişiyle değil.