HiraiZerdüş ft. Lali – Gülüm

HiraiZerdüş ft. Lali – Gülüm Şarkı Sözleri

Bu yağmurlu akşamları
Keder ne incedir gülüm.
Senle gezdiğim bu yollara
Senle gezdiğim sokaklara
Söver de içerim gülüm..

Kaç günüm kaldı kim bilir
Ölüm bir yerde denk gelir
Hançerin ucunda zehir
Gel de biraz güldür beni

Bugün beni aramadın
Bugün de beni sormadın
İçim harabedir gülüm
Dışım harabedir gülüm

Kaç günüm kaldı kim bilir
Ölüm bir yerde denk gelir
Hançerin ucunda zehir
Gel de biraz güldür beni

Bu yağmurlu akşamları
Keder ne incedir gülüm
Senle gezdiğim sokakları
Senle gezdim bu yolları
Sensiz ne incitir gülüm…

HiraiZerdüş ft. Lali – Gülüm Şarkı Sözleri

Bu şarkı sözleri, melankoliyi gündelik hayatın içine sızdıran sade ama etkili bir anlatım sunuyor. Öncelikle yağmurlu akşamlar vurgusu, ruh hâlini doğrudan belirleyen bir atmosfer kuruyor. Bu nedenle keder, abartılı değil; ince, sessiz ve derinden hissedilen bir duygu olarak karşımıza çıkıyor. “Keder ne incedir” ifadesi, acının bağırmadan da yakabildiğini açıkça gösteriyor.

Bununla birlikte birlikte gezilen yollar ve sokaklar, geçmişe duyulan özlemi somutlaştırıyor. Ancak bu hatıralar sıcak bir gülümseme değil, öfkeyle karışık bir kırgınlık yaratıyor. Bu yüzden sevilen mekânlara sövüp içmek, aslında kaybedilen zamana duyulan isyanı temsil ediyor. Dolayısıyla anılar, teselli olmaktan çok yara açan bir hâl alıyor.

Öte yandan zaman ve ölüm düşüncesi, şarkının duygusal ağırlığını artırıyor. “Kaç günüm kaldı” sorusu, belirsizlikle yüzleşmeyi beraberinde getiriyor. Ölümün her an denk gelebileceği fikri, hançer ve zehir imgeleriyle daha da sertleştiriliyor. Buna rağmen anlatıcı, karanlığın içinden küçük bir ışık istiyor: Biraz olsun güldürülmek.

Ayrıca aranmamak ve sorulmamak, yalnızlığın en sade ama en vurucu hâli olarak öne çıkıyor. Çünkü beklenen tek şey büyük bir açıklama değil, basit bir yoklama. Bu noktada iç ve dış harabeler benzetmesi, yıkımın sadece iç dünyayla sınırlı kalmadığını gösteriyor. Sonuç olarak bu şarkı, yağmur kadar sıradan ama onun kadar ağır bir hüzün taşıyor. Sessiz, yorgun ve gerçek bir yalnızlık anlatısı sunuyor.