SanatçıZeki Müren

🎵 Zeki Müren – Yine Bir Gülnihal Sözleri
Yine bir gülnihal
Aldı bu gönlümü
Yine bir gülnihal
Aldı bu gönlümü
Sim ten gonca fem
Bibedel ol güzel
Sim ten gonca fem
Bibedel ol güzel
Ateşin ruhleri
Yaktı bu gönlümü
Ateşin ruhleri
Yaktı bu gönlümü
Pür eda pür cefa
Pek küçük pek güzel
Pür eda pür cefa
Pek küçük pek güzel
Görmedim kimsede
Böyle bir dilruba
Görmedim kimsede
Böyle bir dilruba
Böyle kaş böyle göz
Böyle el böyle yüz
Böyle kaş böyle göz
Böyle el böyle yüz
Aşıkın bağrını
Üzmeye göz süzer
Aşıkın bağrını
Üzmeye göz süzer
El aman pek yaman
Her zaman ol güzel
El aman pek yaman
Her zaman ol güzel
🎵 Zeki Müren Diğer Şarkı Sözleri
▶Zeki Müren – Sarmaşık Gülleri▶Zeki Müren – Senede Bir Gün▶Zeki Müren – Telgrafın Tellerine Kuşlar mı Konar▶Zeki Müren – Rüyalarda Buluşuruz▶Zeki Müren – Annem▶Zeki Müren – Huysuz ve Tatlı Kadın▶Zeki Müren – İşte Benim Zeki Müren▶Zeki Müren – Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun▶Zeki Müren – Sevme Beni▶Zeki Müren – Elbet Bir Gün Buluşacağız
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuZeki Müren’in Ölümsüz Eseri: Yine Bir Gülnihal Şarkı Sözleri Derinlemesine Yorumu
Sanat Güneşi Zeki Müren’in eşsiz sesiyle hayat bulan “Yine Bir Gülnihal”, klasik Türk müziğinin en sevilen ve en derinlikli eserlerinden biridir. Bu şarkı, sadece bir melodi değil, aynı zamanda kelimelerin incelikle işlendiği, aşkın farklı hallerini anlatan bir şiir gibidir. “Yine Bir Gülnihal”in her bir dizesi, bir âşığın gönül dünyasından süzülüp gelmiş hisleri, hayranlığı ve hatta tatlı bir sitemi barındırır. Gelin, bu ölümsüz eserin sözlerine yakından bakalım ve Zeki Müren’in yorumuyla adeta canlanan bu dizelerin anlam katmanlarını birlikte aralayalım.
Gönlü Baştan Çıkaran Gülnihal: İlk Temasın Büyüsü
Şarkının açılış dizeleri, âşığın kalbinin bir güzellik tarafından nasıl ele geçirildiğini, bu durumun adeta kader olduğunu vurgular:
Buradaki “gülnihal” kelimesi, Farsça kökenli olup “gül fidanı” anlamına gelir ve genellikle ince, zarif, genç ve güzel bir sevgiliyi tanımlamak için kullanılır. Şair, bu güzelliğin gönlünü “yine” aldığını belirtir. Bu “yine” kelimesi, ya bu tür bir büyülenmenin tekrarlanan bir deneyim olduğunu ima eder ya da o anki hissiyatın yoğunluğunu ve kaçınılmazlığını vurgular. Bir gül fidanı gibi taze, narin ve çekici olan bu sevgili, âşığın kalbini adeta kök salarak fethetmiştir. Zeki Müren’in bu dizeleri okurkenki o içli sesi, “Yine Bir Gülnihal” şarkısının dinleyiciyi anında bir aşk hikayesinin içine çekmesini sağlar.
Benzersiz Bir Güzelliğin Detayları: Sim Ten ve Gonca Fem
“Yine Bir Gülnihal” şarkısı, sevgilinin fiziksel özelliklerini betimlemeye geçerek, onun eşsizliğini gözler önüne serer:
“Sim ten”, gümüş tenli, yani bembeyaz ve parlak tenli anlamına gelirken, “gonca fem” ise gonca ağızlı, yani henüz açmamış gül tomurcuğu gibi küçük ve güzel bir ağıza sahip olduğunu anlatır. Bu betimlemeler, sevgilinin zarafetini, saflığını ve narince güzelliğini vurgular. “Bibedel ol güzel” ifadesi ise, o güzelliğin paha biçilmez, eşsiz ve benzersiz olduğunu dile getirir. Zeki Müren’in bu dizelerdeki vurgusu, dinleyicinin zihninde adeta bir tablo çizer ve “Yine Bir Gülnihal” şarkısının görsel gücünü ortaya koyar.
Aşkın Ateşi: Ruhların Yakıcılığı
Güzelliğin sadece dışsal bir görünüm olmadığını, aynı zamanda bir içsel ateş taşıdığını sonraki dizelerde anlarız:
“Ateşin ruhleri” ifadesi, sevgilinin yanaklarının kızıllığını, canlılığını veya içindeki tutkulu ruhu anlatabilir. Bu ateş, âşığın gönlünü yakmış, onu aşkın şiddetli hisleriyle kuşatmıştır. Bu dizeler, sadece bir hayranlığı değil, aynı zamanda aşkın getirdiği tutkulu bir acıyı, bir yanışı da ifade eder. Zeki Müren’in bu sözleri yorumlarkenki derinliği, “Yine Bir Gülnihal” eserindeki duygusal yoğunluğu katlar.
Zarafet ve Cefanın Dansı: Pür Eda Pür Cefa
Sevgilinin karakteri, güzelliği kadar karmaşıktır. “Yine Bir Gülnihal” şarkısı, bu çelişkili ama büyüleyici yapıyı şöyle dile getirir:
“Pür eda”, naz ve işve dolu, cilveli anlamına gelirken; “pür cefa” ise cefa veren, eziyet eden anlamındadır. Bu iki kelime bir araya geldiğinde, sevgilinin nazının ve cilvesinin aynı zamanda âşığa bir miktar acı çektirdiğini, onu zorladığını gösterir. “Pek küçük pek güzel” ise onun gençliğine ve masumiyetine vurgu yaparken, bu narin güzelliğin içinde ne denli büyük bir etki gücü barındırdığını da anlatır. Bu tezatlıklar, sevgilinin çekiciliğini daha da artırır ve Zeki Müren’in bu dizeleri seslendirişi, bu karmaşık duyguyu mükemmelen yansıtır.
Gözlerin Sitemi: Âşığın Bahtı
“Yine Bir Gülnihal”de sevgilinin fiziksel güzelliği detaylandırılırken, bu güzelliğin âşık üzerindeki etkisi de gözler önüne serilir:
Kaşlar, gözler, eller, yüz – her bir detay ayrı ayrı hayranlık uyandırır. Ancak bu güzellik, masum bir hayranlıktan öteye geçer. “Aşıkın bağrını üzmeye göz süzer” dizesi, sevgilinin bakışlarının âşığın kalbini üzmeye, ona sitem etmeye veya onu imtihan etmeye yönelik olduğunu anlatır. Bu bakışlar, âşığın iç dünyasında derin izler bırakır, onu hem cezbeder hem de bir miktar ıstırap verir. Zeki Müren’in “Yine Bir Gülnihal” yorumu, bu ince sitemin ve aşkın getirdiği tatlı kederin ruhunu yansıtır.
Büyüleyici ve Karşı Konulmaz: El Aman Pek Yaman
Şarkı, sevgilinin hem büyüleyici hem de âşık için “tehlikeli” olabilecek doğasını son dizelerde özetler:
“El aman”, bir ünlem olup “aman dileme”, “merhamet dileme” anlamlarına gelir ve genellikle bir durumun zorluğunu, tehlikesini veya yoğunluğunu ifade eder. “Pek yaman” ise çok kötü, çok zorlu, çok etkileyici veya çok tehlikeli anlamlarında kullanılabilir. Burada sevgilinin güzelliğinin ve edasının âşık için ne denli “yaman” yani karşı konulmaz ve belki de yorucu olduğunu dile getirir. Ancak bu “yamanlık”, onun güzelliğinden, çekiciliğinden gelir. “Her zaman ol güzel” ifadesi, bu güzelliğin zamana meydan okuyan, daimi bir nitelik olduğunu vurgular. “Zeki Müren – Yine Bir Gülnihal” tam da bu noktada, aşkın sadece mutluluk değil, aynı zamanda bir miktar zorluk, sitem ve daimi bir hayranlık barındırdığını gözler önüne serer.
Zeki Müren’in eşsiz yorumuyla kulaklarımıza kazınan “Yine Bir Gülnihal”, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda bir dönemin estetik anlayışını, aşkın derinliğini ve kelimelerin gücünü yansıtan bir edebi metindir. Her dizesi, bir ressamın fırça darbeleri gibi, sevgiliye duyulan hayranlığı ve aşkın çetrefilli yollarını adeta gözümüzün önüne serer. Bu eser, Türk müziğinin ve şiirinin en güzel örneklerinden biri olarak varlığını sürdürmeye devam edecektir.