
🎵 Tekir – Yarabesk Sözleri
She brought life, opened up my eyes… (Hayat getirdi, gözlerimi açtı)
She was fine, and she could be my wife… (O iyiydi ve o benim karım olabilirdi)
In my time… (benim zamanımda)
I had never seen anything like it… (Hiç böyle bir şey görmemiştim)
But I like it… (Ama hoşuma gitti)
Kalbimde hem takıntım hem yıkıntım
Sen hayat sınavımın tek şıkkısın
Geldiğinde yüreğime bir bıkkıntı
Sensin tüm duygularımın çıktısı
Alnımda kara yazımsın silinmez
Yanımda kal bana lazımsın hiç gitme
Sürdüğüm sefaların biri binken
Çektiğim cefalarım hiç bilinmez
Farketmez!
Birgün kaybetsem de herşeyi
Yine kaybetmem asla seni
Senle çektik biz tüm dertleri!
Arabesk!
Yine sardı bütün yaralarımı…
Arabesk, arabesk…
Yüreğimde Yarabesk!
Aga be!
Erken soldu bütün umutlarımız…
Arabesk, arabesk…
Bu yüzden hep arabesk!
Arabesk!
Yine sardı bütün yaralarımı…
Arabesk, arabesk…
Yüreğimde Yarabesk!
Aga be!
Erken soldu bütün umutlarımız…
Arabesk, arabesk…
Bu yüzden hep arabesk!
Bu yüzden hep arabesk!
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuHayat Veren Bir Bakışın Ardından Gelen Fırtına
Şarkının açılışında, bir karşılaşmanın yarattığı etkiyi hissediyoruz: Bu dizeler, Tekir'in anlatıcısının hayatına giren bu kişinin, sıradanlığın ötesinde, adeta bir aydınlanma getirdiğini gösteriyor. "Hayat getirdi, gözlerimi açtı" ifadesi, sadece fiziksel bir görme değil, aynı zamanda varoluşsal bir farkındalığı, yeni bir perspektifi işaret ediyor. Karşısındaki kişi sadece "iyi" değil, aynı zamanda "karısı olabilirdi" düşüncesiyle bir gelecek, bir yuva potansiyeli taşıyor. Anlatıcının hayatında daha önce hiç deneyimlemediği bu durum, onu derinden etkilemiş ve hoşuna gitmiş. Bu başlangıç, saf bir hayranlık ve umutla dolu, henüz acıyla tanışmamış bir ruh halini yansıtıyor. Tekir, bu ilk dizelerle, derin bir bağın tohumlarını atıyor.Kaderin Çizdiği Sınav: Aşkın Arabesk Yüzü
İngilizce dizelerden sonra Türkçe bölüme geçtiğimizde, Tekir'in "Yarabesk" şarkısı, o ilk hayranlığın çok daha karmaşık bir duygu yumağına dönüştüğünü gösteriyor: Burada, Tekir'in sözleri, aşkın paradoksal doğasını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Sevgili, aynı anda hem bir "takıntı" yani vazgeçilemez bir saplantı, hem de bir "yıkıntı" yani iç dünyayı darmadağın eden bir güç. Bu ikilem, ilişkinin ne kadar derin ve dönüştürücü olduğunu anlatıyor. "Hayat sınavımın tek şıkkısın" dizesi, bu aşkın kaderci boyutunu vurguluyor; başka bir yol, başka bir seçenek yok gibi. Tüm duyguların, hatta "yüreğe gelen bir bıkkıntının" bile tek bir kaynaktan, yani sevgiliden gelmesi, onun hayatın merkezine yerleştiğini gösteriyor. Tekir, burada aşkın bireyi nasıl tamamen ele geçirdiğini, tüm hislerin tek bir noktada toplandığını anlatıyor.Silinmez Bir Yazgı ve Görünmeyen Cefalar
Şarkı, bu fateden kaçış olmadığını daha da pekiştiriyor: "Alnımda kara yazımsın silinmez" ifadesi, bu aşkın geri dönülmez, değiştirilemez bir kader olduğunu haykırıyor. Bu, bir tür kabulleniş, belki de bir teslimiyet. Anlatıcının "yanımda kal bana lazımsın hiç gitme" yakarışı, bu kaderin getirdiği acılara rağmen sevgilinin varlığının ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Ancak en dokunaklı kısım, dışarıdan görünen "sefaların" (keyiflerin) aksine, çekilen "cefaların" (sıkıntıların) kimse tarafından bilinmemesidir. Bu, arabesk müziğin temel temalarından biridir: dışarıya karşı takınılan maske ve iç dünyada yaşanan derin, kişisel acılar. Tekir, bu dizelerle dinleyiciyi anlatıcının yalnızlığına ve içsel mücadelesine ortak ediyor.Kaybetmeye Direnen Bir Yürek ve Yüreğin Ritmi: Arabesk
Tüm bu acılara rağmen, aşkın gücü sarsılmaz kalıyor: Bu dizeler, Tekir'in anlatıcısının mutlak bağlılığını ve direncini gösteriyor. "Farketmez!" çığlığı, dünyanın tüm yıkımına rağmen aşkın ayakta kalacağına dair bir inanç beyanıdır. Her şey kaybedilse bile, sevgili asla kaybedilmeyecektir çünkü "tüm dertler" onunla birlikte çekilmiştir. Bu paylaşılan acılar, bağı daha da güçlendirmiş, onu vazgeçilmez kılmıştır. Ve sonra, şarkının kalbi atıyor: "Arabesk" burada sadece bir müzik türü değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi, bir duygu durumu. Yaraların sarılma biçimi, acının kabullenişi ve hatta ondan bir tür teselli bulma halidir. Tekir, bu nakaratla, yaşanan tüm bu derin ve karmaşık duyguların, yani o "takıntı" ve "yıkıntı"nın, "kara yazının" nihai dışavurumunun "Yarabesk" olduğunu ilan ediyor. Bu, acının bir melodiye, bir kabullenişe dönüşmesidir.Erken Solan Umutların Melodisi
Nakaratın ardından gelen "Aga be!" ünlemi, derin bir iç çekiş, bir hayal kırıklığı ve kabulleniş ifadesidir: "Aga be!" samimi ve halk ağzından bir hayıflanmadır. "Erken soldu bütün umutlarımız" dizesi, o ilk İngilizce bölümde hissedilen umut ve potansiyelin, zamanla acıya ve kaybedişe dönüştüğünü gösteriyor. Bu erken soluş, "Yarabesk"in neden bu kadar köklü bir duygu olduğunu açıklar. Umutların yitimiyle birlikte, geriye sadece "arabesk" kalır; acıyı kucaklayan, onu dile getiren ve onunla yaşamayı öğreten bir ruh hali. Tekir'in bu bölümdeki tekrarları, bu duygunun kalıcı ve kaçınılmaz olduğunu pekiştiriyor. Şarkı, bu döngüsel acı ve kabullenişle, "Bu yüzden hep arabesk!" diyerek, bir yaşam biçimi haline gelen bu melankoliyi vurgulayarak son buluyor. Tekir'in "Yarabesk"i, aşkın hem en güzel başlangıçlarını hem de en derin yaralarını içinde barındıran, gerçek bir duygu yolculuğu.