
🎵 Tekir – Canım Biraz Ölüm Çekti Sözleri
İntihara davet mi bu? Tebessümün benzer zorlu tuzaklara…
Bu diyara kasvet olur; çekip gitmen bir an olsun uzaklara!
Sevdiğim, adalet mi bu? Seni onlar sildi, ben sevdim; ve beni vurdun!
Bıraksaydın, ben sevseydim… Sen yeltenme, sevmek sana zahmet olur!
Rahmet mi lanet mi bu? Bir türlü gitmez yüzün ezberimden…
Yine senin suçun bu; içmediysem şu rakıyı gözlerinden!
Yüreğim metanet dolu; korur onu sevgim, yem etmez inatla ecele!
Zor geceler, yitik heceler, bu yıkımla geride bir ben kaldım…
Sadakat yazılmamış bir yasaydı, gayrısın!
Olur muydu hiç şiirler; olmasaydı ayrılık?
Sevdanın eksisin, ihanetin artısı…
Şimdilerde yüzün; başka rüyaların arsızı!
Canım biraz ölüm çekti; haydi gül!
Yanım sana dar gelmesin, özgürsün; artık git!
Dünyam kara, ahiretim aydınlık…
Katilim; mezarıma bırak git bir mor sümbül!
Senden uzak can pazarı kalbim, bak!
İsterdim ki; bir kabrinde bensiz yat…
Bana ait işittiğin her ah
Al canımı kana ban…
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuTekir’in “Canım Biraz Ölüm Çekti” Şarkısı: Karanlık Bir Aşkın Edebi Yorumu
Şarkı sözlerinin derinliklerine daldığım kişisel blogumda bugün, Tekir’in yürek burkan eseri “Canım Biraz Ölüm Çekti” ile karşınızdayım. Tekir’in bu şarkısı, dinleyicisini karanlık bir aşkın ve yıkıcı bir ayrılığın en ücra köşelerine sürükleyen, adeta bir ağıt niteliğinde. Sözlerin her bir dizesi, kaybedilen bir sevginin yarattığı tarifsiz acıyı, ihaneti ve umutsuzluğu edebi bir dille işliyor.Tebessümden Tuzağa: Aşkın İhanet Yüzü
Şarkının açılışı, dinleyiciyi doğrudan bir sorgulamanın içine çekiyor: Bu dizeler, âşığın, sevdiği kişinin tebessümünü dahi bir tuzağa benzetmesiyle başlar. O tebessüm, görünüşte masum olsa da, ardında derin bir keder ve yıkım potansiyeli taşır. Sevgilinin varlığının dahi bir ağırlık, bir “kasvet” olduğu bu diyara, onun bir anlığına bile olsa uzaklaşması, sanki her şeyi daha da çekilmez kılacak bir tehdit olarak algılanır. Tekir, bu girişte, ilişkinin zaten çürümüş bir zeminde yükseldiğini, her an patlamaya hazır bir dinamit gibi durduğunu hissettiriyor. Ardından gelen satırlar, doğrudan bir sitem ve kalp kırıklığıyla doludur: Burada, âşığın kendisiyle sevgilisi arasındaki trajik fark ortaya konur. Başkaları sevgilisini silip atarken, âşık onu sevmiş, ona sadık kalmıştır. Ancak karşılığında aldığı, bir ihanet kurşunu olmuştur: “ve beni vurdun!” Bu ifade, fiziksel bir darbeden çok daha öte, ruhsal bir yıkımı anlatır. Bir sonraki dize ise, bu derin yaraya rağmen hâlâ sevme arzusunu, ancak aynı zamanda sevilenin bu sevgiyi kaldıramayacağı, hatta bir yük olarak göreceği acı gerçeğini dile getirir. “Sevmek sana zahmet olur,” ifadesi, sevgilinin duygusal kapasitesizliğini ve duyarsızlığını vurgular.Ezberden Silinmeyen Yüz ve Rakı Gözleri
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, âşığın zihninde ve ruhunda yankılanan bir yüzün ıstırabı hissedilir: Bu dizeler, unutulamayan bir aşkın hem bir lütuf hem de bir lanet olabileceği ikilemini sunar. Sevgilinin yüzü, âşığın zihninde adeta bir kâbus gibi dolaşmakta, silinmesi imkânsız bir “ezber” haline gelmiştir. “İçmediysem şu rakıyı gözlerinden!” dizesi ise, Türk kültüründeki rakı sofralarının samimiyetini ve sırdaşlığını çağrıştırır. Âşık, gözlerinden rakı içemediği sevgilisine, yani onunla o derin, samimi bağı kuramadığına ya da o acıyı onunla paylaşamadığına dair bir sitemde bulunur. Bu, aynı zamanda sevgilinin gözlerinin, âşığı sarhoş eden, ona acı veren bir zehir gibi olduğunu da ima edebilir. Bu durumun suçlusu olarak da yine sevgili işaret edilir.Metanet ve Yıkım Arasında Bir Ben
Tekir, bu derin acının ortasında bile bir direniş ve metanet sergiler: Âşık, kalbindeki metaneti ve sevgisinin gücünü vurgular. Sevgisi, onu ecele teslim etmeyen, inatçı bir kalkan gibidir. Ancak bu direniş, yıkımın boyutunu gizlemez. “Zor geceler, yitik heceler” ifadeleri, yaşanan büyük acıların, kaybolan iletişimin ve parçalanmışlığın bir resmidir. Tüm bu yıkımın sonunda, geriye sadece yalnız bir benlik kalmıştır.Ayrılığın Şiiri ve İhanetin Artısı
Şarkının orta kısmı, ayrılık ve ihanet temalarını daha da derinleştirir: “Sadakat yazılmamış bir yasaydı, gayrısın!” dizesi, sadakatin doğal bir yasa, bir insanlık gerekliliği olduğunu, ancak sevgilinin bu yasanın dışında, ondan farklı olduğunu acı bir şekilde ifade eder. Ardından gelen retorik soru, ayrılığın ve acının, sanatın, şiirin temel kaynağı olduğunu vurgular. Bu, âşığın kendi acısını bile edebi bir düzlemde değerlendirebildiğini gösterir. “Sevdanın eksisin, ihanetin artısı” ifadesi, sevgilinin karakterini matematiksel bir kesinlikle ortaya koyar: o, sevgiyi eksilten, ihaneti ise artıran bir varlıktır. “Başka rüyaların arsızı” ise, sevgilinin vefasızlığını ve başkalarının hayatlarında da benzer yıkımlara yol açabilecek arsızlığını anlatır.Canım Biraz Ölüm Çekti: Trajik Bir Veda
Şarkının başlığına da adını veren o çarpıcı dize, içsel bir çığlık gibidir: “Canım biraz ölüm çekti,” ifadesi, yaşanan acının doruk noktasını, varoluşsal bir yorgunluğu ve ölüm arzusunu dile getirir. Yanındaki “haydi gül!” emri ise, bu acının ironik bir yansımasıdır; belki de sevgiliye yönelik bir meydan okuma, ya da kaderin acımasızlığına karşı bir alay. Âşık, sevgilisine özgürlüğünü bahşeder, “Yanım sana dar gelmesin, özgürsün; artık git!” diyerek onu kendi karanlığından uzaklaştırır. Bu, aynı zamanda âşığın kendini feda edişinin bir ifadesidir. Dünyasının karardığını, ancak ahiretinde bir aydınlık bulma umudunu dile getirmesi, umutsuzluğun derinliğini gösterir. Sevgiliye “Katilim” diye hitap etmesi, onu kendi ruhunun katili olarak görmesidir ve ondan son bir jest olarak mezarına bir mor sümbül bırakmasını ister. Mor sümbül, genellikle pişmanlık, üzüntü veya daimi sevginin sembolüdür. Şarkı, son dizelerde bu trajik veda ve acı dolu isteği daha da kuvvetlendirir: “Senden uzak can pazarı kalbim,” dizesi, sevgilinin yokluğunda kalbinin bir hayatta kalma mücadelesi verdiğini, adeta bir pazar yerinde canının pazarlığa sunulduğunu anlatır. Âşığın son dileği ise oldukça çarpıcı ve intikamcıdır: “İsterdim ki; bir kabrinde bensiz yat…” Bu, sevgilinin de yalnızlığı ve acıyı tatmasını istediğinin bir göstergesidir. Şarkının en vurucu kapanışı ise, “Bana ait işittiğin her ah / Al canımı kana ban…” dizeleridir. Bu, âşığın tüm acısını, her bir “ah”ını, sevgilisine bir bedel olarak sunmasıdır. “Al canımı kana ban” ifadesi, bu acının kanla mühürlenmesini, bir kurban etme ritüeli gibi, tüm varlığının bu derin acıyla yoğrulmasını istemesidir. Tekir’in “Canım Biraz Ölüm Çekti” şarkısı, böylesine keskin ve edebi bir dille, aşkın en karanlık ve yıkıcı yüzünü gözler önüne seriyor. Tek kelimeyle sarsıcı.