Selda Bağcan – Yüce Dağ Başında Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Selda Bağcan 🕒 03 Oca 2026
Selda Bağcan – Yüce Dağ Başında video

🎵 Selda Bağcan – Yüce Dağ Başında Sözleri

Yüce dağ başında canım kar boran, boran
Yardan ayrılmışam canım iyi olmaz yaram
Yardan ayrılmışam canım iyi olmaz yaram

Sevda bilenlerden bir sual soram
Acıdır hoyratın canım sözü sevdiğim
Acıdır hoyratın canım sözü sevdiğim

Karlar yağmış yaylaların başına
Yanarım sevinmem canım yar ataşına
Yanarım sevinmem canım yar ataşına

Geleceğim kara gözlüm peşine
Çözülsün dağların canım buzu sevdiğim
Çözülsün dağların canım buzu sevdiğim

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Selda Bağcan’ın “Yüce Dağ Başında” Şarkı Sözlerinde Gizlenen Duygu Katmanları

Müzik dünyamızın eşsiz sesi Selda Bağcan’ın türkü yorumları her zaman derin bir anlam ve duygu yoğunluğu taşır. “Yüce Dağ Başında” da bu eserlerden biri. Bu şarkı, dinleyeni adeta bir dağ başına çıkarıp, kar ve boranın ortasında kalmış bir yüreğin feryadına ortak ediyor. Sözler, sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda evrensel insanlık hallerinden, ayrılıktan, özlemden ve umuttan beslenen güçlü bir edebi metin sunuyor. Selda Bağcan’ın yorumuyla birleşen bu sözler, dinleyicinin ruhunda unutulmaz bir iz bırakıyor.

Ayrılığın Soğuk Rüzgarı: Dağ Başındaki Yaranın Derinliği

Şarkının ilk dizeleri, dinleyiciyi doğrudan bir hüzün atmosferine çekiyor:
Yüce dağ başında canım kar boran, boran
Yardan ayrılmışam canım iyi olmaz yaram
Yardan ayrılmışam canım iyi olmaz yaram
Bu açılış, “Yüce Dağ Başında” ifadesiyle, fiziksel bir mekan tasvirinin ötesinde, ruhsal bir durumu imliyor. Yüce dağ başı, yalnızlığın, zorluğun ve çaresizliğin sembolü haline geliyor. Kar ve boran ise bu yalnızlığı pekiştiren, dondurucu bir acıyı temsil ediyor. Şarkının öznesi, bu çetin doğa koşullarıyla kendi iç dünyasındaki fırtınayı özdeşleştiriyor. “Yardan ayrılmışam canım iyi olmaz yaram” dizesi, bu ayrılığın sadece bir mesafe değil, aynı zamanda iyileşmesi mümkün olmayan, derin bir yara olduğunu vurguluyor. Tekrar edilen bu cümle, yaranın ne denli köklü ve sızılı olduğunu, acının dinmeyen bir yankı gibi ruhu sardığını gösteriyor. Selda Bağcan’ın bu dizelerdeki yorumu, her kelimenin ağırlığını hissettirerek dinleyiciyi bu kederin tam ortasına bırakıyor.

Hoyrat Sözlerin Acısı ve Sevda Bilenlere Çağrı

Şarkının ikinci bölümü, ayrılığın getirdiği acıya başka bir boyut katıyor:
Sevda bilenlerden bir sual soram
Acıdır hoyratın canım sözü sevdiğim
Acıdır hoyratın canım sözü sevdiğim
Burada, “sevda bilenlerden bir sual soram” ifadesi, öznenin içinde bulunduğu durumu anlamlandırma, belki de bir çıkış yolu arayışı içinde olduğunu gösteriyor. Aşkın ve ayrılığın karmaşık yollarında kaybolmuş bir ruhun, bu yolları daha önce yürümüş olanlardan medet umması, evrensel bir çaresizliği yansıtıyor. Ancak asıl vurgu, “Acıdır hoyratın canım sözü sevdiğim” dizesinde yatıyor. “Hoyrat”, kaba, düşüncesiz, acımasız anlamına gelir. Bu, ya sevgili tarafından söylenmiş yaralayıcı sözlere bir gönderme ya da kaderin hoyratça vurduğu darbelere bir isyan olabilir. Her iki durumda da, sözlerin bıraktığı acının, fiziksel ayrılıktan bile daha keskin, daha yakıcı olduğu hissediliyor. Selda Bağcan’ın “Yüce Dağ Başında” şarkısındaki bu kısmı seslendirişi, hoyratlığın ruh üzerindeki tahribatını adeta kulaklarımıza fısıldıyor.

Yanmak ve Sevinmemek: Umutsuz Bir Aşkın Ateşi

Üçüncü bölüm, kışın ve soğuğun metaforunu daha da derinleştiriyor:
Karlar yağmış yaylaların başına
Yanarım sevinmem canım yar ataşına
Yanarım sevinmem canım yar ataşına
“Karlar yağmış yaylaların başına” dizesi, mevsimsel bir değişimin ötesinde, içsel bir kurumayı, neşenin ve canlılığın yitirilişini simgeliyor. Yaylalar, genellikle bereket, yaşam ve neşe ile özdeşleştirilir; üzerlerine kar yağması ise bu sembollerin tersine dönmesi, umutların donması anlamına gelir. Bu karamsar tablo içinde, “Yanarım sevinmem canım yar ataşına” ifadesi, aşkın çelişik doğasını gözler önüne seriyor. “Yanmak”, hem aşkın tutkusunu hem de acısıyla kavrulmayı ifade eder. Ancak özne, bu ateşin içinde “sevinmem” diyerek, aşkın kendisiyle bile barışık olmadığını, sevginin artık bir mutluluk kaynağı olmaktan çıkıp bir azaba dönüştüğünü itiraf ediyor. Bu, Selda Bağcan’ın yorumladığı “Yüce Dağ Başında” eserindeki en dokunaklı kabullenişlerden biri.

Karların Çözülmesi Dileği: Bir Umut Işığı

Şarkının son dizeleri, tüm bu kederin içinde bir kıpırdanma, bir direniş ve umut tohumu barındırıyor:
Geleceğim kara gözlüm peşine
Çözülsün dağların canım buzu sevdiğim
Çözülsün dağların canım buzu sevdiğim
“Geleceğim kara gözlüm peşine” dizesi, pasif bir acı çekişten aktif bir eyleme geçişi müjdeliyor. Öznenin kararlılığı, ayrılığın ve acının dondurucu etkisini kırma arzusunu ortaya koyuyor. “Kara gözlüm” hitabı, sevgi ve özlemin gücünü pekiştiriyor. Asıl çarpıcı olan ise “Çözülsün dağların canım buzu sevdiğim” dileği. Bu, sadece fiziki dağlardaki buzun erimesi değil, aynı zamanda ayrılığın getirdiği soğukluğun, kırgınlıkların, hoyrat sözlerin yarattığı buz kütlelerinin çözülmesi arzusudur. Bu dilek, hem sevgilinin kalbindeki donmuşluğun, hem de kendi iç dünyasındaki donukluğun sona ermesini, baharın gelmesini, yeniden birleşmeyi ve sıcaklığı temsil ediyor. “Yüce Dağ Başında” şarkısının bu son dizeleri, tüm acıya rağmen, insan ruhunun direnişini ve umudunu yitirmeme arzusunu derinden hissettiriyor. Selda Bağcan’ın bu güçlü eseri, ayrılığın soğuk yüzünü gösterirken, aynı zamanda aşkın ve kararlılığın tüm buzları eritebileceğine dair ince bir umut ışığı yakıyor.

🎵 Selda Bağcan Diğer Şarkı Sözleri