
🎵 Selda Bağcan – Uğurlar Olsun (Uğur Mumcu’ya Ağıt) Sözleri
Bir pazar sabahıydı
Ankara kar altında
Zemheri ayazıydı
Yaz güneşi koynunda
Ucuz can pazarıydı
Kalemim düştü kana
Kalemim düştü kana
Zalımlar pusudaydı
Bedenim paramparça
Ucuz can pazarıydı
Kalemim düştü kana
Uğurlar olsun Uğurlar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran olsun
Uğurlar olsun Uğurlar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran olsun
Çevirdim anahtarı
Apansız bir ölüme
Şarapnel parçaları
Saplandı ciğerime
Ucuz can pazarıydı
Kan doldu gözlerime
Kan doldu gözlerime
İsimsiz korkuları
Katmadım yüreğime
Bembeyaz korkuları
Yaşadım ölümüne
Uğurlar olsun Uğurlar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran olsun
Uğurlar olsun Uğurlar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran olsun
Uğurlar olsun Uğurlar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Yürekli yiğitlere hatıran olsun
Uğurlar olsun Uğurlar olsun
Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuSelda Bağcan’dan Uğurlar Olsun: Bir Kalemin Şarkısı, Bir Yüreğin Feryadı
Müzik dünyamızın cesur ve güçlü sesi Selda Bağcan’ın yürekleri dağlayan eseri “Uğurlar Olsun (Uğur Mumcu’ya Ağıt)”, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda bir dönemin acı gerçeklerini ve bir aydınlanma savaşçısının hüzünlü vedasını anlatan edebi bir başyapıttır. Bu şarkı, gazeteci Uğur Mumcu’nun elim bir suikast sonucu hayatını kaybetmesinin ardından yazılmış, onun anısını yaşatan ve mücadelesine ışık tutan derin bir ağıttır. Selda Bağcan’ın bu eserindeki her bir dize, dinleyicinin ruhunda yankılanan güçlü bir mesaj taşır.
Zemheri Ayazında Düşen Bir Kalem: Şarkının Başlangıcı
Şarkının açılış dizeleri, dinleyiciyi doğrudan olayın atmosferine çeker:
Bu dizeler, olayın geçtiği zamanı ve mekanı net bir şekilde verirken, aynı zamanda derin bir tezatlık barındırır. “Ankara kar altında” ve “zemheri ayazı”, soğuk, kasvetli ve hüzünlü bir atmosfer çizerken, “Yaz güneşi koynunda” ifadesi, belki de umut dolu bir geleceğe duyulan özlemi ya da kışın ortasında beklenmedik bir felaketin şokunu simgeler. “Ucuz can pazarıydı” tabiri, insan hayatının hiçe sayıldığı, değerinin düşürüldüğü acımasız bir düzeni işaret eder. Şarkının en vurucu ifadelerinden biri olan “Kalemim düştü kana”, sadece fiziksel bir ölümü değil, aynı zamanda düşüncenin, gerçeğin ve sözün susturulmaya çalışılmasını metaforik bir dille anlatır. Bir yazarın, bir gazetecinin en güçlü silahı olan kaleminin kanla buluşması, ifade özgürlüğüne yapılan saldırının en trajik sembolüdür.
Zalimlerin Pususu ve Paramparça Olan Beden
İkinci bölümde, saldırının acımasızlığı ve kurbanın çaresizliği gözler önüne serilir:
“Zalımlar pusudaydı”, bu menfur eylemin planlı, kalleşçe ve sinsice yapıldığını vurgular. “Bedenim paramparça” ifadesi, suikastın şiddetini ve geride kalanların yaşadığı şoku tüm çıplaklığıyla ortaya koyar. İlk bölümde geçen “Ucuz can pazarıydı” ve “Kalemim düştü kana” dizeleri burada tekrar edilerek, olayın vahameti pekiştirilir ve bu trajedinin ana motifleri bir kez daha hatırlatılır. Selda Bağcan’ın “Uğurlar Olsun (Uğur Mumcu’ya Ağıt)” şarkısında bu tekrarlar, acının ve öfkenin derinliğini yansıtır.
Uğurlar Olsun: Bir Veda ve Bir Miras
Şarkının nakaratı, bir vedadan çok daha fazlasını ifade eder; bir mirasın teslimidir:
“Uğurlar olsun”, bir ayrılık sözü olmanın ötesinde, bir saygı duruşu ve bir kabulleniştir. “Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun” dizesi, gökyüzünün bile bu acıya ortak olduğunu, doğanın yas tuttuğunu hissettirir. Nakaratın en güçlü imgeleri ise “Bir keskin kalem, bir kırık gözlük”tür. Bu iki nesne, Uğur Mumcu’nun kişisel eşyaları olmanın yanı sıra, onun gazetecilik kimliğini, bilgiye olan tutkusunu ve gerçeği arayışını sembolize eder. Kaleminin keskinliği, eleştirel zekasını ve sorgulayıcı ruhunu; kırık gözlüğü ise belki de son anlarındaki mücadelesini ya da geride bıraktığı yarım kalmış vizyonunu temsil eder. Bu semboller, “Yürekli yiğitlere hatıran olsun” diyerek, onun mücadelesinin ve ideallerinin gelecek nesillere bir miras olarak aktarıldığını, unutulmayacağını ve ilham kaynağı olmaya devam edeceğini vurgular. Selda Bağcan’ın yorumuyla bu dizeler, dinleyenin zihnine kazınır.
Ölüme Doğru Çevrilen Anahtar
Şarkının bir sonraki bölümü, olayın dehşetini birinci ağızdan, daha doğrudan anlatır:
“Çevirdim anahtarı / Apansız bir ölüme” ifadesi, sıradan bir eylemin (arabanın anahtarını çevirmek) nasıl aniden felakete dönüştüğünü, ölümle yüzleşme anını anlatır. “Şarapnel parçaları / Saplandı ciğerime” dizesi, suikastın bombayla gerçekleştirildiğini açıkça belirtir ve kurbanın yaşadığı fiziksel acıyı ve son anlarını tüyler ürpertici bir gerçeklikle tasvir eder. “Kan doldu gözlerime” ifadesi, hem fiziksel yaralanmanın hem de son anlardaki çaresizliğin ve vedanın acı bir görüntüsüdür. Bu bölümler, Selda Bağcan’ın “Uğurlar Olsun (Uğur Mumcu’ya Ağıt)” şarkısının dramatik yoğunluğunu artırır.
Korkusuz Bir Yüreğin Vedası
Şarkının sonlarına doğru, kurbanın cesareti ve duruşu öne çıkarılır:
Bu dizeler, Uğur Mumcu’nun yılmaz karakterini, tehditlere boyun eğmeyen duruşunu anlatır. “İsimsiz korkuları katmadım yüreğime” derken, bilinmezlikten veya tehditlerden yılmadığını, gerçeği arama cesaretini hiçbir zaman kaybetmediğini ifade eder. “Bembeyaz korkuları yaşadım ölümüne” ise, belki de korkunun en saf, en çıplak halini, yani ölüm korkusunu bile gözünü kırpmadan yaşadığını, inandığı değerler uğruna hayatını feda etmekten çekinmediğini gösterir. Bu, sadece bir ölüm değil, aynı zamanda bir duruşun, bir inancın ve bir mücadelenin zaferidir. Selda Bağcan’ın bu şarkısı, Uğur Mumcu’nun adını ve mücadelesini ölümsüzleştiren bir anıttır.
Selda Bağcan’ın “Uğurlar Olsun (Uğur Mumcu’ya Ağıt)” şarkısı, müzikal ve lirik derinliğiyle dinleyicisine sadece bir ağıt sunmakla kalmaz, aynı zamanda gerçeğin peşinde koşanların mücadelesine ve bedel ödeyenlerin anısına güçlü bir saygı duruşunda bulunur. Her bir dizesiyle düşündüren, her bir notasıyla hissettiren bu eser, zamanın ötesinde bir anlam taşımaya devam edecektir.