
🎵 Rıza Tamer – Deneme Tahtası Sözleri
Sen hariç kimse söylemez nereye ait olduğunu
Biri çıkar unutturur sana ne soru sorduğunu
Ama göremeyebilirsin seni kendinden bile koruduğunu
Ne bi mektup ne adres bulamazsın ne yeri yurdunu
Bu gönül senden razı
Çektirsen de bazı
Sor dayanabildi mi bi gün yokluğuna
Elime verdi sazı
Ne kişi ne ayazı
Aşkının bekçisi yaptı karın tokluğuna
Senin gücün kaldı mı
Benim hiç mecalim yok
Tut elimden bi daha deneyelim demeye de
Dön bi halimize bak
Kaldık mı çırılçıplak
Bu aşk bize bi numara büyük deneriz seneye de
İnsan bu tabi olur eksiği fazlası
Doğrusu yanlışı hatası da
Ama aşk yaparsa gurur
Bi ileri iki geri
Başladığımız yeri
Ezberletir hayat bakmaz yaramıza
Ne zaman biter çilem
Kimin elinde kalem
Yazar siler buuuu deneme tahtasına
Rıza Tamer – Deneme Tahtası Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuMüziğin derinliklerine inip sözlerin ruhunu keşfetmek, bir şarkı yorumlayıcısı olarak benim için her zaman büyüleyici bir yolculuk olmuştur. Bugün mercek altına aldığımız eser, Rıza Tamer’in “Deneme Tahtası” adlı şarkısı. Bu şarkı, adeta bir iç hesaplaşmanın, kayboluşun ve aşkın yıpratıcı döngüsünün edebi bir dışavurumu.
Aidiyet Arayışı ve Kendinden Uzaklaşma
Şarkı, dinleyiciyi hemen derin bir sorgulamanın içine çekiyor. Rıza Tamer, ilk dizelerde insanın kendi iç sesine olan ihtiyacını ve dış etkenlerin bu sesi nasıl bastırdığını ustaca anlatıyor:
Bu dizeler, modern insanın en temel sorunlarından biri olan aidiyet arayışını ve kimlik bunalımını gözler önüne seriyor. “Sen hariç kimse söylemez nereye ait olduğunu” cümlesi, kişinin öz benliğini ancak kendi içinde bulabileceği gerçeğini vurguluyor. Dışarıdan gelen sesler, “ne soru sorduğunu” unutturarak bizi kendi yolumuzdan saptırabilir. Dahası, kişi kendini koruma çabasında bile olsa, bu çabanın farkında olmayabilir, adeta bir sis perdesinin ardında kalmış gibi. “Ne bi mektup ne adres bulamazsın ne yeri yurdunu” ifadesi ise bu kayboluşun, mekânsız ve zamansız bir boşluğa dönüşmesini, kişinin köklerinden tamamen kopuşunu metaforik bir dille betimliyor. Rıza Tamer’in “Deneme Tahtası”nda bu başlangıç, şarkının genel melankolik ve sorgulayıcı atmosferine güçlü bir giriş yapıyor.
Aşkın Fedakarlığı ve Tükenmişlik
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, kaybolmuşluğun yerini aşkın getirdiği fedakarlık ve beraberindeki tükenmişlik alıyor. Rıza Tamer, “Bu gönül senden razı” diyerek, yaşanan tüm zorluklara rağmen sevilen kişiye duyulan derin bağlılığı ve affediciliği ifade ediyor. “Çektirsen de bazı” sözü, bu aşkın bedelini ödemeye hazır bir gönlün kabullenişini gösteriyor. Ancak hemen ardından gelen “Sor dayanabildi mi bi gün yokluğuna” cümlesi, bu kabullenişin ardındaki büyük acıyı ve özlemi açığa vuruyor; gönül razı olsa da yokluğa dayanmak imkansızdır.
Rıza Tamer, aşkın bir görev haline gelişini ise şu imgelerle aktarıyor:
“Sazı elime verdi” ifadesi, aşkın kendiliğinden, adeta ilahi bir buyruk gibi geldiğini ve kişinin bu duruma boyun eğdiğini anlatıyor. “Ne kişi ne ayazı” derken, aşkın zorluklarına, soğukluğuna ve yalnızlığına rağmen vazgeçilmediğini vurguluyor. “Aşkının bekçisi yaptı karın tokluğuna” ise, karşılıksız bir çabanın, sadece aşkın var olması için yapılan bir fedakarlığın trajik boyutunu ortaya koyuyor. Bu, aşkın bazen bir lütuf değil, sadece varoluşsal bir mecburiyet olduğunu fısıldıyor. Rıza Tamer’in “Deneme Tahtası”ndaki bu dizeler, aşkın insanı nasıl bir bekçiye dönüştürebileceğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor.
Yeniden Deneme İsteği ve Hayatın Döngüsü
Şarkının belki de en can alıcı noktalarından biri, ilişkinin tükenmişliğini ve buna rağmen yeniden başlama arzusunu dile getiren bölümdür:
“Senin gücün kaldı mı, benim hiç mecalim yok” dizeleri, ilişkinin her iki tarafında da hissedilen derin yorgunluğu ve umutsuzluğu anlatıyor. Tükenmişlik o kadar yoğun ki, “bir daha deneyelim” deme cesareti bile kalmamış. “Dön bir halimize bak, kaldık mı çırılçıplak” ise, ilişkinin tüm savunmasızlığını, gerçeklerini ve belki de acı çıplaklığını gözler önüne seriyor. Ancak bu kabullenişin ardından gelen “Bu aşk bize bir numara büyük deneriz seneye de” cümlesi, umudun tamamen tükenmediğini, ilişkinin zorluğuna rağmen gelecekte bir deneme daha yapma arzusunu, erteleme ve bekleyişin o garip karışımını ifade ediyor. Bu, Rıza Tamer’in “Deneme Tahtası” metaforunu en güçlü hissettiren anlardan biri; sanki bu aşk, sürekli denenen ama bir türlü tam oturmayan bir elbise gibi.
Gururun Yıkıcılığı ve Deneme Tahtası Hayat
Şarkının nakaratında, insan doğasının kusurları ve aşkın içindeki gururun yıkıcı etkisi ele alınıyor:
Rıza Tamer, insan olmanın doğasında olan eksiklikleri, hataları ve çelişkileri kabul ediyor. Ancak “aşk yaparsa gurur” dediğinde, bu kusurların aşkı nasıl bir çıkmaza sürüklediğini gösteriyor. İlişkinin “bir ileri iki geri” gitmesi, sürekli aynı başlangıç noktasına dönülmesi, bir kısır döngüyü, bir deneme tahtası üzerinde sürekli aynı hataların yapılmasını simgeliyor. Hayatın acımasızlığı ise “bakmaz yaramıza” ifadesiyle pekiştiriliyor; hayat akar giderken, kişisel yaralarımızla tek başımıza kalırız.
Şarkının kapanışı, bu döngüsel acının ve belirsizliğin zirveye ulaştığı an:
“Ne zaman biter çilem” sorusu, yaşanan acıların sonunun ne zaman geleceğine dair derin bir özlemi ve sabırsızlığı ifade ediyor. “Kimin elinde kalem” ise, kaderin, yazgının kim tarafından çizildiğine dair evrensel bir sorgulamayı barındırıyor. Ve son olarak, “Yazar siler bu deneme tahtasına” dizesi, Rıza Tamer’in “Deneme Tahtası” adlı eserine ismini veren o güçlü metaforu tamamlıyor. Hayat, tıpkı bir deneme tahtası gibi; üzerine sürekli yeni şeyler yazılan, hataların düzeltildiği, silinen ve yeniden başlanan bir süreç. Aşklar, ilişkiler, hayaller ve hayal kırıklıkları bu tahtanın üzerinde sürekli yer değiştiriyor, asla kalıcı olmuyor, sonsuz bir deneme ve yanılma döngüsü içinde varlığını sürdürüyor. Bu şarkı, tam da bu döngünün edebi ve duygusal bir portresini sunuyor.