Rıza Tamer – Alçak Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Rıza Tamer 🕒 02 Şub 2026
Rıza Tamer – Alçak video

🎵 Rıza Tamer – Alçak Sözleri

Yalancının biriydi kabul et
İki ayaklı yürüyen felaket
Keşke onu hiç sevmeseydim
Dışardan gören der bir afet
Karşısına çıkanı tanrım affet
Bari birini daha gömmeseydim

O çöl olana kadar güneşlerde
Yansın hatta ateşlerde
Yeni bir beddua bulana kadar
Eski çöplüğünde son bir tur at
Aşkın mantığı beynine uzak
Bile bile düştüğüm harbi tuzak
Acı be kalbim şu halime bak
Biteni bittiği yerde bırak

Hayret kemiğe nasıl dayandı bıçak
Gemiyi batmadan terk etmiş alçak
Daha kaderle bir olup beni sırtımdan vuracak
Ben içimde bitiremeden yasını
Çoktan toplamış tarağını tasını
Sanki görmüyoruz perde arkasını

Rıza Tamer – Alçak Şarkı Sözleri

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Rıza Tamer’in “Alçak” Şarkısı: Bir Bitimin Anatomisi ve Acının Yankısı

Her şarkı sözü, bir hikaye anlatır; bazen fısıltıyla, bazen de bir çığlıkla. Rıza Tamer’in “Alçak” şarkısı, dinleyicisini doğrudan bir yüzleşmenin ve tarifsiz bir hayal kırıklığının tam ortasına bırakıyor. Bu şarkı, biten bir ilişkinin ardından yaşanan öfkenin, pişmanlığın ve kabullenmenin keskin bir portresini çiziyor. Kelimeler, adeta bir yara bandı değil, aksine bir neşter gibi, ilişkinin çürüyen dokularını bir bir açığa çıkarıyor.

İnkârın Sonu ve Gerçeğin Acımasız Yüzü

Şarkının daha ilk anlarından itibaren, anlatıcının artık yalanlara yer vermediği, acı gerçeği tüm çıplaklığıyla kabullendiği hissediliyor. Rıza Tamer, dinleyiciyi bu kabullenişin sertliğiyle tanıştırıyor:

Yalancının biriydi kabul et
İki ayaklı yürüyen felaket

Bu dizeler, karşı tarafa dair hiçbir iyi niyetin kalmadığını, hatta o kişinin varlığının başlı başına bir yıkım olduğunu vurguluyor. “İki ayaklı yürüyen felaket” benzetmesi, ilişkinin başından beri taşıdığı potansiyel tehlikeyi ve yıkıcı doğasını gözler önüne seriyor. Bu, sadece bir ilişki değil, aynı zamanda anlatıcının hayatına sızmış, yürüyen bir felaket algısıdır. Rıza Tamer’in “Alçak” şarkısındaki bu keskin başlangıç, dinleyeni hemen meselenin özüne çekiyor.

Pişmanlık, Yıkım ve Gizli Bir Yas

Anlatıcı, yaşananlara dair derin bir pişmanlık hissiyle boğuşuyor. Dışarıdan bakıldığında “afet” gibi görünen bu ilişkinin iç yüzü, çok daha karanlık ve yaralayıcıdır. Şarkı sözleri, bu içsel yıkımı ve geri dönülmezliği şu şekilde ifade ediyor:

Keşke onu hiç sevmeseydim
Dışardan gören der bir afet
Karşısına çıkanı tanrım affet
Bari birini daha gömmeseydim

“Keşke onu hiç sevmeseydim” ifadesi, duyulan pişmanlığın ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. İlişkinin dışarıdan algılanışı ile içsel yaşanmışlığı arasındaki tezat, anlatıcının kendi yalnızlığını ve acısını daha da derinleştiriyor. “Karşısına çıkanı tanrım affet” çağrısı, bu kişinin başkalarına da verebileceği zararları öngören, adeta bir uyarı niteliğindedir. Ancak en çarpıcı olanı, “bari birini daha gömmeseydim” dizesidir. Bu, sadece duygusal bir kaybı değil, belki de ilişkilerde defalarca yaşadığı benzer yıkımları, ruhunda açılan kapanmaz yaraları veya kendi benliğinden bir parçayı kaybetmeyi ifade eden güçlü bir metafor. Rıza Tamer’in “Alçak” şarkısı, bu derin pişmanlığı ve acıyı dinleyicisine doğrudan hissettiriyor.

Öfkenin Ateşi ve Mantığın Soğuk Yüzü

Şarkının ilerleyen bölümlerinde, incinen gurur ve derin öfke kendini gösteriyor. Ancak bu öfkenin içinde bile, acı bir kabulleniş ve mantığın sesi yankılanıyor:

O çöl olana kadar güneşlerde
Yansın hatta ateşlerde
Yeni bir beddua bulana kadar
Eski çöplüğünde son bir tur at
Aşkın mantığı beynine uzak
Bile bile düştüğüm harbi tuzak
Acı be kalbim şu halime bak
Biteni bittiği yerde bırak

“O çöl olana kadar güneşlerde / Yansın hatta ateşlerde” gibi ifadeler, karşı tarafa duyulan yoğun nefreti ve acı çekme arzusunu ortaya koyuyor. Bu, intikamdan ziyade, yaşanan haksızlığa karşı duyulan derin bir isyanın dışavurumu. “Eski çöplüğünde son bir tur at” dizesi, karşı tarafın karakterini ve değerini aşağılayıcı bir şekilde tanımlıyor. Ne var ki, bu sert öfkenin yanı başında, “bile bile düştüğüm harbi tuzak” itirafı, anlatıcının kendi payına düşen sorumluluğu da gördüğünü gösteriyor. Kalbe yöneltilen “Acı be kalbim şu halime bak” çağrısı, duyulan acının büyüklüğünü vurgularken, “Biteni bittiği yerde bırak” öğüdü, mantığın devreye girerek duygusal kaosu durdurma çabasını simgeliyor. Rıza Tamer’in “Alçak” şarkısı, bu içsel çatışmayı ve öfkenin soğuk mantıkla nasıl dengelendiğini ustaca işliyor.

İhanet, Terk Ediliş ve Perde Arkası Gerçekler

Şarkının son bölümü, terk edilişin ve ihanetin acısını, keskin imgelerle birleştiriyor:

Hayret kemiğe nasıl dayandı bıçak
Gemiyi batmadan terk etmiş alçak
Daha kaderle bir olup beni sırtımdan vuracak
Ben içimde bitiremeden yasını
Çoktan toplamış tarağını tasını
Sanki görmüyoruz perde arkasını

“Hayret kemiğe nasıl dayandı bıçak” dizesi, yaşanan acının fiziksel bir yaralanma kadar derin olduğunu, dayanma noktasının aşıldığını anlatıyor. “Gemiyi batmadan terk etmiş alçak” ifadesi, karşı tarafın bencilce ve hesaplı bir şekilde ilişkiden çekildiğini, tam da en zor anda yalnız bıraktığını vurguluyor. Bu, sadece bir ayrılık değil, açık bir ihanet. “Kaderle bir olup beni sırtımdan vuracak” cümlesi, anlatıcının kendini hem terk edilmiş hem de evrenin kendisine karşı komplo kurduğunu hissettiği bir çaresizliği yansıtıyor. Yasını bile tutamadan, karşı tarafın hayatına devam etmesi (“toplamış tarağını tasını”), bu terk edilişin ne kadar hızlı ve acımasız olduğunu gösteriyor. Ve son dize, “Sanki görmüyoruz perde arkasını,” tüm bu olanların ardındaki gerçek niyetlerin ve manipülasyonların anlatıcı tarafından fark edildiğini, ancak artık konuşmaya gerek duyulmadığını haykırıyor. Rıza Tamer’in “Alçak” şarkısı, bu keskin kapanışla dinleyicisini derin bir sessizliğe ve sorgulamaya bırakıyor.

🎵 Rıza Tamer Diğer Şarkı Sözleri