
🎵 Ozan Manas – Bir Çaya Bir Sigaraya Sözleri
Beni sormuşsun eski bir ahbaba
Ne yapıyor, nasıldır, ne haldedir acaba? (x2)
Çok merak etmişsen söyleyeyim ben sana
Eski bir türküye müptelayım bu sıra
Eski bir türküye müptelayım bu sıra
Bir hüzün çöküyor ansızın dünyama
Bir anda susuyorum, bakıyorum etrafa
Düşünüyorum bomboş bakışlarımla
Bir çaya, bir sigaraya müptelayım bu sıra (x2)
Yalnız takılıyorum, çekemiyorum kimseyi
Her şey bana batıyor, dinlemiyorum hiçbir şeyi
Divane meczup gibi bir ileri bir geri
Terk edilmiş mekanlara müptelayım bu sıra
Sebep arıyorum, sebepsiz kavgalara
Geziyorum yağmur ilk düştüğünde sokaklara
Bir ben oluyorum, bir de kahrolası karanlık
Azrail’in geçtiği yollara müptelayım bu sıra
Geçmişim yardan, serden, tanımam kimseyi
Selam verseler bile duymam hiç kimseyi
Lal oluverir dilim görünce seni
Bir tek sana bir, tek sana müptelayım bu sıra
Geçmişim yardan, tanımam kimseyi
Selam verseler bile duymam hiç kimseyi (x2)
Lal oluverir dilim görünce seni
Bir tek sana, bir tek sana müptelayım bu sıra
Bir tek sana, bir tek sana müptelayım bu sıra
Bir hüzün çöküyor ansızın dünyama
Bir anda susuyorum, bakıyorum etrafa
Düşünüyorum bomboş bakışlarımla
Bir çaya, bir sigaraya müptelayım bu sıra (x2)
Ozan Manas – Bir Çaya Bir Sigaraya Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuOzan Manas – Bir Çaya Bir Sigaraya: Kayboluşun ve Tek Bir Aşka Tutunuşun Türküsü
Müzik, bazen en derin hislerimizin tercümanı olur. Kimimiz için bir kaçış, kimimiz için bir yüzleşmedir. Ozan Manas’ın “Bir Çaya Bir Sigaraya” şarkısı ise tam da bu ikisinin kesişim noktasında duran, dinleyeni alıp uzaklara götüren, içsel bir yolculuğa çıkaran derinlikli bir eser. Bu şarkının sözleri, bir zamanlar hayatımızda olan ve izi hala silinmemiş birini, onun yokluğunda yaşananları ve ruhun en kuytu köşelerindeki bağımlılıkları öyle samimi bir dille anlatıyor ki, her dize yüreğimize dokunuyor.Geçmişin Yankısı ve Cevapsız Meraklar
Şarkı, dinleyiciyi doğrudan bir sorgulamanın ortasına bırakıyor: Ozan Manas, “Bir Çaya Bir Sigaraya” şarkısının bu açılış dizeleriyle, bitmiş gibi görünen bir ilişkinin aslında ne kadar canlı kalabildiğini gösteriyor. Eski bir dost aracılığıyla gelen bu merak, geçmişin hala bir yerlerde var olduğunu, unutulmadığını ve belki de unutulmak istenmediğini fısıldıyor. Bu, sadece bir soru değil; aynı zamanda geride kalan kişide uyandırdığı anıların ve duyguların bir tetikleyicisi. Peki, bu merak eden kişiye ne cevap verilmeli? Şarkının kahramanı, kendi iç dünyasını öyle bir cümleyle özetliyor ki, bu durumun sadece merak edilen bir halden çok daha fazlası olduğunu anlıyoruz: “Eski bir türküye müptelayım bu sıra” derken, Ozan Manas, geçmişe olan derin bağlılığını, belki de o eski ilişkinin melodisine, anılarına ve o günlerin ruhuna olan tutkusunu ifade ediyor. Bir türkü, genellikle hüzünlü, köklü ve zamanın ötesinden gelen bir sesi temsil eder. Bu bağımlılık, sadece bir müzik türüne değil, aynı zamanda geçmişin getirdiği melankoliye ve o duygusal atmosfere duyulan bir teslimiyetin de göstergesi. “Ozan Manas – Bir Çaya Bir Sigaraya” şarkısında bu dize, kahramanın içsel durumunun en net anlatımlarından biri.Hüzün, Yalnızlık ve Kaçış Ritüelleri
Şarkının nakaratı, bu içsel yolculuğun en can alıcı noktalarını barındırıyor. Ozan Manas, “Bir Çaya Bir Sigaraya” ile yalnızlığın ve hüznün resmini çizerken, aynı zamanda bu duygularla baş etme biçimlerini de ortaya koyuyor: Aniden çöken hüzün, suskunluk ve etrafa boş bakışlarla düşünmek… Bu dizeler, derin bir içe kapanışı ve dış dünyadan soyutlanmayı anlatıyor. “Bomboş bakışlar,” ruhun yorgunluğunu, anlam arayışındaki boşluğu ve belki de umutsuzluğu yansıtıyor. İşte tam bu noktada, “bir çaya, bir sigaraya müptelayım bu sıra” ifadesi devreye giriyor. Çay ve sigara, burada sadece alışkanlıklar değil; aynı zamanda yalnızlığın, düşüncelerin ve hüznün yoldaşları. Bir tür ritüel, bir sığınak. Ozan Manas’ın bu şarkısında, bu iki nesne, kahramanın iç dünyasındaki karmaşayı dengelemeye çalıştığı küçük, kişisel anları temsil ediyor.Hayattan Kopuş ve Tek Bir Bağlılık
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, kahramanın bu yalnızlık ve kopuş hali daha da derinleşiyor. Ozan Manas, “Bir Çaya Bir Sigaraya” şarkı sözlerinde, dünyanın ona nasıl battığını ve çevresinden nasıl uzaklaştığını anlatıyor: Bu dizeler, toplumdan tamamen soyutlanmış, her şeye karşı hassaslaşmış bir ruh halini betimliyor. “Her şey bana batıyor” ifadesi, kahramanın tahammül sınırının kalmadığını, en ufak bir etkileşimin bile ona ağır geldiğini gösteriyor. “Divane meczup gibi bir ileri bir geri” dolaşmak, ruhsal bir boşlukta amaçsızca savrulmayı, bir tür delilik ve kaybolmuşluk hissini ifade ediyor. Bu durumun bir yansıması olarak “terk edilmiş mekanlara müptela” olmak, kahramanın kendi iç dünyasının ıssızlığını dış dünyada aradığını, belki de bu terk edilmişlikte bir tür yoldaşlık bulduğunu düşündürüyor. Şarkının ilerleyen dizeleri, bu kopuşun ve içsel karmaşanın boyutunu daha da büyütüyor: “Sebepsiz kavgalara sebep aramak,” içsel bir çalkantının, huzursuzluğun ve belki de kendini cezalandırma eğiliminin bir göstergesi. Yağmurun ilk düştüğü sokaklarda gezinmek, melankolik bir arınma ve yalnızlık arayışı. “Bir ben oluyorum, bir de kahrolası karanlık” dizesi, kahramanın yaşadığı derin yalnızlığı ve umutsuzluğu çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. “Azrail’in geçtiği yollara müptela” olmak ise, hayatın geçiciliğine, kaderine bir teslimiyetin veya varoluşsal bir yorgunluğun çok güçlü bir ifadesi. Bu, bir intihar eğiliminden ziyade, hayatın tüm ağırlığını omuzlarında hisseden, ölümle barışık ya da ona yakın bir ruh halini yansıtıyor. “Ozan Manas – Bir Çaya Bir Sigaraya” şarkısının bu bölümü, dinleyiciyi derinden sarsan bir karanlık barındırıyor. Tüm bu kopuş ve yalnızlık içinde, şarkı kahramanının tek bir noktaya demir attığını görüyoruz. Dünyadan elini eteğini çekmişken, tek bir varlık onun için bir anlam ifade ediyor: “Geçmişim yardan, serden” demek, sevgiliyi de, canı da, her şeyi geride bırakmış olmak demektir. Dünyadaki her şeye karşı duyarsızlaşmış, kimseyi duymayan, kimseyi tanımayan bu kahraman için tek bir istisna var: eski sevgilisi. “Lal oluverir dilim görünce seni” dizesi, o kişinin varlığının yarattığı şaşkınlığı, yoğun duyguyu ve sözcüklere dökülemeyen hisleri anlatıyor. Tüm bu kayboluş ve bağımlılıkların içinde, en büyük bağımlılık “bir tek sana, bir tek sana müptelayım bu sıra” ifadesiyle netleşiyor. Ozan Manas’ın “Bir Çaya Bir Sigaraya” şarkısındaki bu dönüşüm, genel bir melankoliden spesifik bir aşk bağımlılığına geçişi muazzam bir şekilde işliyor. Şarkı, bu son bağımlılığı defalarca vurgulayarak, kahramanın tüm dünyadan koptuğunu ancak tek bir kişiye sıkıca tutunduğunu bir kez daha altını çiziyor. Tüm hüzün ve ritüellerin ortasında, o tek kişiye duyulan aşkın ve bağlılığın sarsılmazlığını, adeta bir kader gibi kabul edilişini hissettiriyor.