SanatçıOrhan Gencebay

🎵 Orhan Gencebay – Bir Görüşte Aşık Oldum Sözleri
Bir görüşte âşık oldum sana delice
Bekliyorum, gelmiyorsun bana bir gece
Istırabım diner benim geldiğin gece
Ağlıyorum, gülmüyorum inan her gece
Ağlıyorum, gülmüyorum inan her gece
Acı çektirmek mi bana maksadın, zalim?
Senden başka yoktur benim tutacak dalım
Gel elinle öldür beni, çektirme yeter
Her gün zulmünden perişan olmadan hâlim
Her gün zulmünden perişan olmadan hâlim
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuOrhan Gencebay’ın “Bir Görüşte Aşık Oldum” Şarkısı: Aşkın Deliliği ve Bekleyişin Istırabı
Müziğin derin dehlizlerinde kaybolan bir ruh olarak, bazen öyle şarkı sözleriyle karşılaşırım ki, onların sadece kelimelerden ibaret olmadığını, adeta bir ruhun feryadı olduğunu hissederim. Orhan Gencebay’ın ölümsüz eserlerinden biri olan “Bir Görüşte Aşık Oldum” da tam olarak böyle bir şarkı. Bu şarkı, bir anlık karşılaşmanın yarattığı fırtınayı, ardından gelen bitmek bilmeyen bekleyişi ve bu bekleyişin ruhu nasıl perişan ettiğini anlatıyor.
Aşkın Ani Patlaması ve Bekleyişin Azabı
“Bir Görüşte Aşık Oldum” şarkısı, daha ilk dizesiyle dinleyiciyi aşkın en saf, en kontrolsüz haline davet ediyor. Sanatçı, aşkın bir anda, beklenmedik bir şekilde kapıyı çalmasını şu sözlerle dile getiriyor:
Buradaki “delice” kelimesi, aşkın mantık sınırlarını zorlayan, içgüdüsel ve karşı konulmaz doğasını vurguluyor. Bu, sadece bir hoşlanma değil, tüm benliği saran, aklı başından alan bir tutku. Ancak bu ani ve yakıcı başlangıcın hemen ardından, aşkın tatlı değil, acı yüzü beliriyor: bekleyiş. Şarkının kalbine oturan bu bekleyiş, âşığın dünyasını kaplıyor:
Bu dizeler, âşığın yaşadığı çaresizliği ve umutsuzluğu o kadar net anlatıyor ki… “Bekliyorum, gelmiyorsun bana bir gece” ifadesi, zamanın durduğu, her gecenin bir öncekinin kopyası olduğu bir döngüyü işaret ediyor. Gelen tek şey, sevilenin yokluğu. Âşık için tek kurtuluş, sevdiğinin gelmesiyle mümkün. “Istırabım diner benim geldiğin gece” derken, sevilenin varlığı, tüm acıları dindirecek tek ilaç olarak sunuluyor. Ve bu ilaç gelmediği sürece, âşığın dünyasında neşe diye bir şey kalmıyor. “Ağlıyorum, gülmüyorum inan her gece” tekrarı, bu durumun geçici bir hüzün olmadığını, aksine kronikleşmiş, hayatın her anına sinmiş bir keder olduğunu gözler önüne seriyor. Orhan Gencebay, bu dizelerde aşkın getirdiği umutla, bekleyişin getirdiği keder arasındaki keskin tezatı ustaca işliyor.
Zalime Bir Feryat: Acı Çektirme Yeter!
Şarkının ikinci bölümü, ilk bölümdeki pasif bekleyişin yerini, sevilen kişiye yöneltilmiş bir siteme ve çaresiz bir yalvarışa bırakıyor. Âşık, yaşadığı acının kasıtlı olduğunu düşünerek sevdiğine sesleniyor:
Buradaki “zalim” kelimesi, sevilenin kayıtsızlığını ve gelmeyişini, âşığın gözünde bir tür işkenceye dönüştürüyor. Bu, yalnızca bir soru değil, aynı zamanda bir isyan, bir haykırış. Âşık, bu durumun nedenini anlamaya çalışırken, aynı zamanda sevilenin bu acıya son vermesini diliyor. Hayattaki tek dayanağının sevdiği olduğunu şu dizelerle ifade ediyor:
Bu metafor, âşığın ne kadar kırılgan ve savunmasız olduğunu gösteriyor. Sevilen kişi, onun için hayattaki tek tutunacak dal, tek umut. Bu bağlılık, onu daha da çaresiz kılıyor çünkü tüm varlığı, sevdiğinin varlığına endeksli. Ve bu çaresizlik, öyle bir noktaya geliyor ki, âşık için ölüm, bu bitmek bilmeyen acıdan daha tercih edilebilir hale geliyor. Orhan Gencebay, bu dramatik isteği şu sözlerle dile getiriyor:
“Gel elinle öldür beni, çektirme yeter” ifadesi, aşk acısının fiziksel acıdan bile daha katlanılmaz olduğunu gösteren en güçlü ifadelerden biri. Bu, bir intihar çağrısı değil, acının son bulması için yapılan bir yakarış. Sevilenin “zulmü” olarak nitelendirilen bu kayıtsızlık, âşığın ruhunu her gün biraz daha yıpratıyor, onu “perişan” bir hale sokuyor. Tekrar eden “Her gün zulmünden perişan olmadan hâlim” dizesi, bu yıkımın anlık olmadığını, her geçen gün daha da derinleşen bir çöküşü ifade ediyor. Orhan Gencebay’ın “Bir Görüşte Aşık Oldum” şarkısı, aşkın hem başlangıçtaki deli coşkusunu hem de karşılıksız kaldığında dönüştüğü derin ıstırabı, dinleyicinin ruhuna işleyen bir dille anlatıyor. Bu, bekleyişin, umudun ve çaresizliğin destanı.