SanatçıNeşet Ertaş

🎵 Neşet Ertaş – Zahide Sözleri
Zahide kurbanım ne olacak halim
Gene bir laf duydum kırıldı belim
Gelenden gidene haber sorayım
Zahide bu hafta oluyor gelin
Hezeli dedeli gönül hezeli
Çiçekdağı da döktü m'ola gazeli
Dolaştım alemi gurbet gezeli
Bulamadım Zahidem'den güzeli
Gurbet ellerinde esirim esir
Zahide kurbanım hep bende kısır
Eğer anan seni bana verirse
Nemize yetmiyor bu ev kadar hasır
🎵 Neşet Ertaş Diğer Şarkı Sözleri
▶Neşet Ertaş – Kesik Çayır▶Neşet Ertaş – Açma Zülüflerin▶Neşet Ertaş – Seher Vakti Çaldım Yarin Kapısını▶Neşet Ertaş – Şad Olup Gülmedim▶Neşet Ertaş – Yar İmiş Meğer▶Neşet Ertaş – Köpüden Geçti Gelin▶Neşet Ertaş – Kendim Ettim Kendim Buldum▶Neşet Ertaş – Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk▶Neşet Ertaş – Bahçe Duvarından Aştım▶Neşet Ertaş – Cahildim Dünyanın Rengine Kandım
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuNeşet Ertaş’ın Ölümsüz Eseri Zahide: Bir Aşkın Hüzünlü Notaları
Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ın türküleri, sadece notalardan ibaret değildir; her biri, insan ruhunun derinliklerine işleyen, yaşanmışlıklarla yoğrulmuş hikayeler taşır. Bu hikayelerden biri de, gönüllerde taht kurmuş Neşet Ertaş – Zahide türküsüdür. Bu şarkı sözleri, bir aşkın çaresizliğini, gurbetin ıstırabını ve bir sevdalının yüreğindeki fırtınaları öylesine samimi bir dille anlatır ki, dinleyen herkes kendi içinde bir yerinden yakalar bu hisleri. Şimdi, bu özel eserin sözlerine yakından bakalım ve Zahide sözlerinde gizli anlamları birlikte keşfedelim.
İlk Kırılma ve Acı Haber: “Zahide Kurbanım Ne Olacak Halim”
Şarkının daha ilk dizeleriyle, bir sevdalının yüreğindeki büyük bir sarsıntının eşiğine geliyoruz. Neşet Ertaş – Zahide türküsünün başlangıcı, adeta bir feryat gibidir:
Burada “Zahide kurbanım ne olacak halim” ifadesi, sadece fiziksel bir durumdan öte, ruhsal bir çöküşü, tüm umutların yitirilişini ifade eder. Aşık, sevdalısı Zahide’nin ismini anarken bile, kendi kaderine dair bir endişe, bir belirsizlik içindedir. “Gene bir laf duydum kırıldı belim” dizesi ise, duyulan haberin ağırlığını, omuzlarına binen yükün eziciliğini anlatır. Bu haber, sadece bir duyum değildir; aşığın hayat bağını koparan, onu adeta ikiye bölen bir darbedir. Gelen gidenden haber sorma çabası, çaresizliğin ve son bir umut kırıntısının peşinden koşmanın bir göstergesidir. Ancak acı gerçek, son dizede tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar: “Zahide bu hafta oluyor gelin.” Bu, sevdalının dünyasının başına yıkıldığı andır. Sevdiği kadının başkasıyla evlenecek olması, onun için bir sonun başlangıcıdır ve Neşet Ertaş’ın Zahide türküsü, bu derin acıyla başlar.
Gönül Hezeli ve Eşsiz Güzellik Arayışı: “Hezeli Dedeli Gönül Hezeli”
Aşkın acısıyla sarsılan gönül, coğrafyaları aşan bir arayışa çıkar. Zahide sözlerinde bu arayış ve sevgilinin benzersizliği şöyle dile getirilir:
“Hezeli dedeli gönül hezeli” dizesi, aşığın gönlünün dağınık, perişan ve karmakarışık halini anlatır. “Hezel”, perişanlık, dağınıklık anlamına gelir ve bu tekrar, gönlün ne kadar harap olduğunu vurgular. Çiçekdağı’nın gazel döküp dökmediği sorusu, tabiatın bile bu büyük acıya ortak olup olmadığını merak eden, hüzünlü bir retorik sorudur. Sonbaharın yaprak dökümüyle özdeşleşen gazel, aşığın içindeki soluşu, yitip giden güzellikleri sembolize eder. “Dolaştım alemi gurbet gezeli” diyerek, aşık, Zahide’yi aramak, onu unutmak ya da belki de onun gibisini bulmak umuduyla diyar diyar gezdiğini anlatır. Ancak bu uzun ve yorucu yolculuğun sonunda vardığı tek gerçek şudur: “Bulamadım Zahidem’den güzeli.” Bu dize, Zahide’nin güzelliğinin sadece fiziksel olmadığını, aynı zamanda aşığın gözündeki eşsiz ve rakipsiz yerini de kanıtlar. Neşet Ertaş – Zahide, bu dizelerle, gerçek aşkın ne kadar kör edici ve sadık olabileceğini gözler önüne serer.
Gurbet Ellerinde Esirlik ve Basit Bir Yuva Hayali: “Gurbet Ellerinde Esirim Esir”
Aşığın gurbetteki yalnızlığı ve sevdasına olan bağlılığı, son dörtlükte daha da belirginleşir. Neşet Ertaş’ın Zahide türküsündeki bu dizeler, basit bir yaşam arzusunu ve derin bir çaresizliği barındırır:
“Gurbet ellerinde esirim esir” ifadesi, aşığın sadece fiziken değil, ruhen de esir olduğunu gösterir. Bu esaret, Zahide’ye olan aşkından ve ondan ayrı düşmüş olmanın verdiği derin acıdan kaynaklanır. Gurbet, onun için bir hapishanedir. “Zahide kurbanım hep bende kısır” dizesi, Zahide’nin başkasıyla evlenmesiyle kendi hayatının da kısırlaşacağını, onsuz bir geleceğin anlamsızlığını anlatır. Ancak asıl çarpıcı olan, aşığın son teklifi ve hayalidir. “Eğer anan seni bana verirse” diyerek, engel olarak gördüğü annenin rızasını bekler. Ve bu rıza gerçekleşirse, “Nemize yetmiyor bu ev kadar hasır” diyerek, tüm dünyevi beklentilerinden vazgeçtiğini, sadece Zahide ile olmanın kendisine yeteceğini, mütevazı bir hasır üzerinde bile mutlu olabileceğini dile getirir. Bu, aşkın en saf, en gösterişsiz ve en fedakar halidir. Neşet Ertaş – Zahide, bu son dizelerle, aşkın maddi değerlerden ne kadar üstün olduğunu ve bir gönlün ne kadar sade bir mutluluğa razı olabileceğini bizlere fısıldar.