
🎵 Neşet Ertaş – Yar İmiş Meğer Sözleri
Derde düştüm dermanını aradım
Derdimin dermanı yar imiş meğer
Yari arar iken yardan ıradım
Yardan ayrı kalmak
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost ya dost
Zorumuş meğer
Zorumuş meğer
Yari arar iken yardan ıradım
Yardan ayrı kalmak
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Zorumuş meğer
Zorumuş meğer
Zorumuş meğer
Zorumuş meğer
Zorumuş meğer
Zorumuş meğer
Zorumuş meğer
Turab olup yare varayım dedim
Ayağına yüzüm süreyim dedim
O yarin sırrına ereyim dedim
Arifler keşfeder
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Sır imiş meğer
Sır imiş meğer
O yarin sırrına ereyim dedim
Arifler keşfeder
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Sır imiş meğer
Sır imiş meğer
Sır imiş meğer
Sır imiş meğer
Sır imiş meğer
Sır imiş meğer
Sır imiş meğer
Coşkun sel gibiydim yoruldum gayrı
Çok bulanık aktım duruldum gayrı
Nice güzel gördüm hep ayrı ayrı
Hakikatte gönül
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Bir imiş meğer
Bir imiş meğer
Nice güzel gördüm hep ayrı ayrı
Hakikatte gönül
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Bir imiş meğer
Bir imiş meğer
Bir imiş meğer
Bir imiş meğer
Bir imiş meğer
Bir imiş meğer
Bir imiş meğer
Gurbet ellerinde garip olanın
Yarin aşkı ile derde dalanın
Yanılıp da yarden ayrı kalanın
Her günü her anı
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost
Ya dost ya dost ya dost
Zar imiş meğer
Zar imiş meğer
Zar imiş meğer
Zar imiş meğer
Zar imiş meğer
Zar imiş meğer
Zar imiş meğer
Zar imiş meğer
Zar imiş meğer
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuNeşet Ertaş’ın Gönül Yolculuğu: “Yar İmiş Meğer” Sözlerinin Derinlikleri
Bozkırın sesi, gönüllerin tercümanı Neşet Ertaş’ın “Yar İmiş Meğer” eseri, dinleyeni derin bir iç yolculuğa çıkaran, aşkın ve arayışın katmanlarını ustalıkla işleyen bir şaheserdir. Bu şarkı, sadece bir aşk hikayesi anlatmakla kalmaz, aynı zamanda insanın kendini ve hakikati bulma serüvenini de gözler önüne serer. Neşet Ertaş, bu eserde adeta bir bilgelik dersi verir; aradığımız dermanın, sırrın ve birliğin aslında nerede olduğunu gösterir.
Derde Düşen Gönlün İlacı: “Derdimin Dermanı Yar İmiş Meğer”
Şarkının ilk dizeleri, dinleyeni hemen bir arayışın ortasına bırakır. “Neşet Ertaş – Yar İmiş Meğer” şarkısı, başlangıçta bir dertle boğuşan, bu derdin çaresini dışarıda arayan bir ruh halini betimler:
Burada Neşet Ertaş, büyük bir ironi ve acı dolu bir farkındalıkla karşılaşır. Aradığı dermanın, yani derdinin ilacının aslında “yar” olduğunu anlar. Ancak bu idrak, bir başka acıyı beraberinde getirir: “Yari arar iken yardan ıradım.” Yani, şifa sandığı aşkın peşinde koşarken, esas şifası olan sevgiliden uzaklaşmıştır. Bu, sıkça düşülen bir yanılgıdır; bazen aradığımız şeyin ta kendisiyle yüzleşmekten kaçınırız veya onu yanlış yerlerde ararız. “Yardan ayrı kalmak zorumuş meğer” dizesindeki derin iç çekiş, ayrılığın verdiği tarifsiz acıyı ve bu acının zorluğunu vurgular. Bu bölüm, Neşet Ertaş’ın “Yar İmiş Meğer” şarkısının temel direklerinden biridir.
Aşkın Sırrına Ermek: “O Yarin Sırrına Ereyim Dedim, Sır İmiş Meğer”
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, arayışın boyutu değişir. Artık sadece derman arayışı değil, daha derin bir anlama, bir sırra ulaşma isteği belirir. Neşet Ertaş, sevgilinin katına varmak için her türlü tevazuyu göstermeye hazırdır:
“Turab olup yare varayım dedim,” yani toprak olup sevgilinin yoluna serileyim, onun ayaklarına yüz süreyim ifadesi, tam bir teslimiyet ve alçakgönüllülük göstergesidir. Bu, tasavvufi bir yaklaşımla, benliği yok edip sevgiliye ulaşma çabasıdır. Ancak bu çaba da bir başka farkındalıkla sonuçlanır: “O yarin sırrına ereyim dedim, arifler keşfeder sır imiş meğer.” Sevgilinin varlığı, onun mahiyeti, öyle kolayca çözülecek bir şey değildir. Bu, ancak “arifler”in, yani hakikati bilen, gönül gözü açık olanların erişebileceği bir sırdır. Neşet Ertaş’ın “Yar İmiş Meğer” eserinde bu dize, aşkın sadece bir duygu olmadığını, aynı zamanda derin bir bilgelik ve idrak gerektiren bir yol olduğunu anlatır.
Çokluktan Tekliğe: “Hakikatte Gönül Bir İmiş Meğer”
Arayış ve sır perdesinin ardından, Neşet Ertaş’ın gönlü bir durulma ve arınma sürecine girer. Geçmişteki çalkantılı hallerini, dağınık arayışlarını özetler:
“Coşkun sel gibiydim yoruldum gayrı, çok bulanık aktım duruldum gayrı” dizeleri, gençliğin veya olgunlaşmamışlığın getirdiği karmaşık duygusal halleri, arayışların getirdiği kargaşayı anlatır. Artık bir yorgunluk ve durulma söz konusudur. “Nice güzel gördüm hep ayrı ayrı” ifadesi, dünya zevklerinin, geçici güzelliklerin peşinden koştuğu dönemleri işaret eder. Ancak bu deneyimlerin sonunda ulaştığı hakikat, “Hakikatte gönül bir imiş meğer” cümlesinde saklıdır. Bu, tüm çeşitliliğin, tüm güzelliklerin özünde tek bir kaynağa, tek bir aşka işaret ettiğinin idrakidir. Gönül, gerçekte tek bir sevgiye, tek bir hakikate bağlıdır. Bu bölüm, Neşet Ertaş’ın “Yar İmiş Meğer” şarkısındaki en güçlü felsefi dönüşümlerden biridir.
Gurbetin ve Ayrılığın Acısı: “Her Günü Her Anı Zar İmiş Meğer”
Şarkının son bölümü, ilk baştaki ayrılık temasını daha da derinleştirerek, bu ayrılığın getirdiği yıkıcı sonuçları vurgular. Neşet Ertaş, gurbette kalanın, aşka düşenin ve yarden ayrı düşenin halini gözler önüne serer:
“Gurbet ellerinde garip olanın,” yani yalnızlığın ve aidiyetsizliğin acısı. “Yarin aşkı ile derde dalanın,” yani aşkın getirdiği derin acı ve ıstırap. Ve en önemlisi, “Yanılıp da yarden ayrı kalanın,” yani bilmeden veya isteyerek sevgiliden uzak düşenlerin durumu. Neşet Ertaş, bu durumdaki her kişinin “Her günü her anı zar imiş meğer” diyerek, ayrılığın ve aşk acısının her anı nasıl bir kayba, bir yıkıma dönüştürdüğünü anlatır. “Zar,” hem hasar hem de kayıp anlamlarına gelir ve bu tekrar, acının şiddetini ve sürekliliğini vurgular. Neşet Ertaş’ın “Yar İmiş Meğer” şarkısı, bu son bölümde, aşkın ve birliğin değerini, ayrılığın ise yıkıcılığını bir kez daha hatırlatarak, dinleyiciye derin bir muhasebe yaptırır.
Neşet Ertaş’ın “Yar İmiş Meğer” şarkısı, bir gönül dervişinin arayışını, buluşunu ve ayrılığın getirdiği acıyı anlatan, zamanın ötesinde bir eserdir. Her dizesi, insan ruhunun derinliklerine dokunan, aşkın ve hakikatin farklı boyutlarını keşfeden bir bilgelik pınarı gibidir. Bu eser, Neşet Ertaş’ın neden “bozkırın tezenesi” olarak anıldığını bir kez daha kanıtlar.