SanatçıNeşet Ertaş

🎵 Neşet Ertaş – Açma Zülüflerin Sözleri
Açma zülüflerin yar, yar yellere karşı
Senin zülfün benim, benim telim değil mi?
Bülbül figan eder, eder güllere karşı
O yar benim gülüm, gülüm, gülüm değil mi?
Bülbül figan eder, eder güllere karşı
O yar benim gülüm, gülüm, gülüm değil mi?
Sallama saçların yar, yar sen de bulursun
Azrail misali yar, yar canım alırsın
Etme bu cefayı yar, yar kanlım olursun
Bu kul senin kulun, kulun, kulun değil mi?
Etme bu cefayı yar, yar kanlım olursun
Bu kul senin kulun, kulun, kulun, kulun, kulun değil mi?
🎵 Neşet Ertaş Diğer Şarkı Sözleri
▶Neşet Ertaş – Kesik Çayır▶Neşet Ertaş – Seher Vakti Çaldım Yarin Kapısını▶Neşet Ertaş – Zahide▶Neşet Ertaş – Şad Olup Gülmedim▶Neşet Ertaş – Yar İmiş Meğer▶Neşet Ertaş – Köpüden Geçti Gelin▶Neşet Ertaş – Kendim Ettim Kendim Buldum▶Neşet Ertaş – Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk▶Neşet Ertaş – Bahçe Duvarından Aştım▶Neşet Ertaş – Cahildim Dünyanın Rengine Kandım
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuNeşet Ertaş – Açma Zülüflerin: Aşkın Telinden Yansıyan Feryat
Neşet Ertaş’ın “Açma Zülüflerin” türküsü, Anadolu’nun derinliklerinden süzülüp gelen bir aşkın, hasretin ve teslimiyetin en saf ifadesidir. Bu eser, sadece bir ezgi değil, aynı zamanda gönül telinden kopup gelen bir yakarış, bir sitem ve bir adanmışlığın destanıdır. Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş, kelimeleri öyle bir ustalıkla işlemiştir ki, her bir dize dinleyenin ruhunda yankılanır, aşkın evrensel dilini yeniden fısıldar.Zülüflerin Gizemi ve Gönül Bağı
Türkü, doğrudan bir yakarışla başlar: Burada “zülüfler”, sadece sevgiliye ait fiziksel bir güzellik unsuru değil; aynı zamanda onun mahremiyeti, cazibesi ve hatta kaderidir. O zülüflerin “yellere karşı” açılmaması isteği, sevgilinin güzelliğinin nazarlardan, dış dünyanın yıkıcı etkilerinden korunması arzusudur. Ancak daha da önemlisi, bu dizelerdeki derin bağdır: “Senin zülfün benim, benim telim değil mi?” Bu ifade, sevgilinin güzelliğinin ve varlığının âşığın ruhuyla, hayatıyla, belki de Neşet Ertaş için sazının teliyle nasıl iç içe geçtiğini anlatır. Sevgilinin saçı, âşığın gönül telidir; biri çözüldüğünde diğeri de dağılır, biri incindiğinde diğeri de acır. Bu, iki ruh arasındaki kopmaz, mistik bağı vurgular.Bülbülün Feryadı ve Gülün Kutsallığı
Ardından gelen dizeler, klasik Türk şiirinin ve halk müziğinin vazgeçilmez motiflerinden birini, bülbül ve gül metaforunu Neşet Ertaş’ın eşsiz yorumuyla sunar: Bülbülün güle olan aşkı, kavuşamama hüznü ve sonsuz sadakati, burada âşığın sevgiliye olan hislerinin bir yansımasıdır. Âşık, sevgilisini “gülüm” diyerek kendi dünyasının en değerli, en güzel varlığı olarak tanımlar. “O yar benim gülüm” ifadesiyle, sevgilinin sadece bir sevgili olmadığını, aynı zamanda hayatının anlamı, güzelliğin ve aşkın ta kendisi olduğunu ilan eder. Bu tekrarlar, sevginin yoğunluğunu ve sevgilinin zihindeki merkezi konumunu pekiştirir. Neşet Ertaş’ın bu dizelerdeki vurgusu, sevgilinin âşık için ne denli kutsal ve eşsiz olduğunu gözler önüne serer.Cefanın Gölgesinde Can Veriş
Türkü, ikinci dörtlükte sitem ve teslimiyetin daha da yoğunlaştığı bir noktaya ulaşır: “Sallama saçların” ifadesi, sevgilinin belki de umursamaz, kayıtsız veya başka bakışlara açık davranışlarına yönelik bir uyarıdır. Âşık, bu durumun sonuçları olacağını (“sen de bulursun”) ve kendisi için ölümcül bir etki yarattığını dile getirir. Sevgilinin güzelliği ve hareketleri, “Azrail misali” canını alacak kadar güçlüdür. Bu benzetme, âşığın ne denli kırılgan ve sevgilinin her hareketine bağlı olduğunu gösterir. Onun varlığı, sevgilinin elindedir; sevgilinin kayıtsızlığı, âşığın canına kasteden bir kılıca dönüşebilir.Kanlı Olma İhtimali ve Tam Teslimiyet
Dörtlüğün sonuna doğru, yakarış bir yalvarışa, hatta bir tehdide dönüşür: “Cefa”, çekilen eziyet ve acıdır. Âşık, sevgilisinden bu acıyı dindirmesini ister, aksi takdirde sevgilisinin “kanlısı” olacağını söyler. “Kanlı olmak”, halk kültüründe derin anlamlar taşıyan bir ifadedir; canına kastetmek, büyük bir düşmanlık yaratmak anlamına gelir. Bu, sevgilinin verdiği acının ne denli büyük olduğunu ve âşığın çaresizliğini gösterir. Ancak bu sitemin hemen ardından gelen “Bu kul senin kulun” ifadesi, âşığın tüm bu acılara rağmen sevgilisine olan tam teslimiyetini, kölece bağlılığını ortaya koyar. O, sevgilisinin emrinde, onun varlığına adanmış bir “kul”dur. Tekrar edilen “kulun” kelimesi, bu bağlılığın sorgulanamaz ve mutlak olduğunu pekiştirir. Neşet Ertaş’ın “Açma Zülüflerin” türküsü, bir yandan sevgilinin güzelliğine duyulan hayranlığı, diğer yandan bu güzelliğin getirebileceği acıları ve âşığın bu acılar karşısındaki tam teslimiyetini işleyen, zamandan bağımsız bir aşk ağıtıdır. Her dinleyişte, gönül teline dokunan bu eşsiz eser, aşkın hem yakıcı hem de adanmış yüzünü bizlere sunar.