
🎵 Grup Abdal – Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden Sözleri
Bir ay doğar ilk akşamdan geceden
Neydem neydem geceden
Şavkı vurur pencereden bacadan
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Uykusuz mu kaldın dünkü geceden
Neydem neydem geceden
Uyan uyan yâr sinene sar beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Uyan uyan yâr sinene sar beni
Dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben
Yüce dağ başından aşırdın beni
Neydem neydem yâr beni
Tükenmez dertlere düşürdün beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Madem soysuz gönlün bende yok idi
Neydem neydem yok idi
Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben
Aşağıdan gelir eli boş değil
Neydem neydem boş değil
Söylerim söylerim gölnüm hoş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Bir güzeli bir çirkine vermişler
Neydem neydem vermişler
Baş yastığı kendisine eş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Baş yastığı kendisine eş değil
Dağlar harâmi açma yaramı
Grup Abdal – Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuGrup Abdal’ın “Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden” Şarkısının Derinliklerine Bir Yolculuk
Anadolu’nun kadim seslerinden ilham alan Grup Abdal’ın yorumuyla hayat bulan “Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden”, dinleyeni derin bir hüzün ve özlem atmosferine davet ediyor. Bu türkünün her dizesi, ayrılığın, çaresizliğin ve kaderin sillesini yemiş bir gönlün feryadını fısıldıyor. Şarkı, adeta bir ressamın fırçasından çıkmış gibi, doğa imgeleriyle insan ruhunun en mahrem köşelerini aydınlatıyor.Gecenin Gölgesinde Doğan Ay ve İlk Feryat
Şarkının açılış dizeleri, dinleyiciyi hemen o büyülü ve bir o kadar da acı veren atmosfere çekiyor: “Bir ay doğar ilk akşamdan geceden” ifadesi, yalnızlığın ve hüznün başlangıcını müjdeler gibi. Ayın, gecenin ilk anlarından itibaren gökyüzünde belirginleşmesi, henüz günün yorgunluğu atılamamışken başlayan bir iç sıkıntısını işaret ediyor. Ayın “şavkının pencereden bacadan” vurması ise, bu hüznün, bu özlemin her yere sızdığını, anlatıcının mahrem alanına dahi nüfuz ettiğini gösteriyor. Gecenin bu denli kişisel bir acıya ortak olması, ruhun çıplaklığını ve savunmasızlığını vurguluyor. Arkasından gelen “Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben” dizesi, Grup Abdal’ın bu eserinde doğanın insan ruhuna ayna tuttuğu en güçlü anlardan biri. Kışın soğuğu, dağların ıssızlığı, hem fiziksel bir üşümeyi hem de gönül yolcusunun ruhundaki donmuşluğu ve çaresizliği anlatıyor. “Nasıl edem ben” yakarışı, bu acıyla nasıl başa çıkılacağının bilinmezliğini, bir çözüm arayışını ancak bulamayışını dile getiriyor.Uykusuz Geceler ve Sinelerdeki Yara
Şarkı ilerledikçe, acının daha da derinleştiğini görüyoruz: “Uykusuz mu kaldın dünkü geceden” sorusu, aşk acısının geceye yayılan, dinlenmeye bile izin vermeyen yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Bu durum, Grup Abdal’ın “Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden” şarkısında işlediği yalnızlığın ve özlemin ne denli yakıcı olduğunu gösteriyor. Anlatıcının sevgilisine “Uyan uyan yâr sinene sar beni” diye yalvarışı, sadece fiziksel bir yakınlık isteği değil, aynı zamanda ruhsal bir sığınma, yaralarını saracak bir şefkat arayışıdır. Bu sarılma, kışın üşüyen yolcunun hayatta kalma çabasıyla eşdeğer. “Dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben” dizesi ise, acının doruk noktası. “Harami” kelimesi burada bir engel, bir yasaklayıcı güç olarak da yorumlanabilir; dağların kendisi bir engelken, bir de bu engellerin yarayı daha da derinleştirmemesi için bir yakarış var. Perişanlık, tamamen tükenmişliği ve çaresizliği vurguluyor.Yanlış Yollar ve Tükenmez Dertler
Aşkın yol açtığı hayal kırıklığı ve sitem, türkünün sonraki bölümlerinde netleşiyor: “Yüce dağ başından aşırdın beni / Tükenmez dertlere düşürdün beni” ifadeleri, sevgili tarafından bir yola sokulmanın, bir maceraya atılmanın ancak sonucunun büyük bir yıkım olduğunun itirafı. Bu, sadece fiziki bir yolculuk değil, aynı zamanda duygusal bir yolculukta aldatılmışlık hissini barındırıyor. “Madem soysuz gönlün bende yok idi / Niye doğru yoldan şaşırdın beni” sitemi, aşkın en acı yanı olan karşılıksızlığı ve kandırılmışlığı gözler önüne seriyor. Anlatıcı, sevgilisinin başından beri samimi olmadığını, kendisini boş yere umutlandırdığını ve doğru bildiği yoldan saptırdığını düşünüyor. Grup Abdal’ın bu yorumunda, “Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden” türküsü, bu derin hayal kırıklığını ve pişmanlığı iliklerimize kadar hissettiriyor.Toplumsal Acı ve Gönlün Hoş Olmayışı
Şarkının son kısımları, kişisel acının ötesine geçerek toplumsal bir yaraya da dokunuyor: “Aşağıdan gelir eli boş değil / Söylerim söylerim gönlüm hoş değil” dizeleri, dışarıdan her şeyin yolunda gibi görünmesine rağmen, iç dünyadaki mutsuzluğu ve hoşnutsuzluğu vurguluyor. Bu, mecburiyetler altında ezilen bir ruhun feryadı olabilir. Ardından gelen “Bir güzeli bir çirkine vermişler / Baş yastığı kendisine eş değil” ifadeleri, zoraki evlilikler ve uyumsuz birliktelikler gibi toplumsal bir trajediyi dile getiriyor. Güzelliğin fiziksel bir özellikten öte, ruhsal bir uyum arayışına dönüştüğü bu dizede, “baş yastığının kendine eş olmaması”, en mahrem alanda bile yalnızlık ve yabancılık çekildiğini gösteriyor. Grup Abdal’ın “Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden” yorumu, bu dertleri, bu uyumsuzlukları ve kaderin acımasızlığını o kadar sade ve içten bir dille anlatıyor ki, dinleyeni derinden etkiliyor. Bu türkü, sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda Anadolu insanının yüzyıllardır yaşadığı çaresizliklerin, sitemlerin ve iç çekişlerin de bir yansıması.