SanatçıCan Koç

🎵 Can Koç – Uykusuz Sözleri
O gece, son kez öpmüşüm seni
Bilmeden bunca şeyi
O gece, son kez almışım koynuma
Bilmeden gideceğini
Oysa bilmeliydim
Çocukluğum da beni böyle terk etmişti
İnsanı büyüten şeyler
Böyle aniden olurmuş
Ölüm gibi
Ne olur, ben de bilmiyorum
Akıp gideceğiz, sular gibi boşa
Ne olur, merhamet dilenen
Gözlerimi bırakma, uykusuz
Ne olur, ben de bilmiyorum
Akıp gideceğiz, sular gibi boşa
Ne olur, merhamet dilenen
Gözlerimi bırakma, uykusuz
Bu gece, son kez istedim seni
Yok sayıp onca şeyi
Bu gece, son kez düştün aklıma
Bilmeden üzeceğini
Oysa bilmeliydim
Dostlarım da beni böyle terk etmişti
İnsanı söküp diken şeyler
Böyle aniden olurmuş
Ölüm gibi
Ne olur, ben de bilmiyorum
Akıp gideceğiz, sular gibi boşa
Ne olur, merhamet dilenen
Gözlerimi bırakma, uykusuz
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuCan Koç – Uykusuz Şarkı Sözleri: Kayboluşun ve Bilinmezliğin Melankolik Dansı
Müzik, bazen en derin acılarımızı, en gizli kaygılarımızı fısıldayan bir dost gibidir. Can Koç’un “Uykusuz” şarkısı da işte tam böyle bir dost, dinleyicisini geçmişin gölgeleriyle yüzleştiren, aniden gelen ayrılıkların ve bilmemenin ağırlığını omuzlara yükleyen derin bir melodi. Bu şarkı, bir ilişkinin bitişiyle beraber gelen pişmanlıkları, kabullenişleri ve insanın kendi içindeki tekrar eden döngüleri ele alıyor.
Ayrılığın Bilinmeyen Anı ve Tekrarlayan Hüzünler
Şarkı, dinleyiciyi doğrudan bir anın içine çekiyor. Sözler, “O gece, son kez öpmüşüm seni / Bilmeden bunca şeyi / O gece, son kez almışım koynuma / Bilmeden gideceğini” dizeleriyle başlar. Burada, veda edilen anın aslında bir veda olduğunun farkında olmamanın getirdiği buruk bir hüzün var. Bilinçaltında biriken, belki de hissettiği ama adını koyamadığı bir veda… Can Koç – Uykusuz, bu ilk dizelerde bile ayrılığın en acıtan yanını, yani beklenmedik oluşunu ve geçmişe dönük pişmanlığı vurguluyor. O anın kıymetini bilmekten çok, o anın son oluşunu bilmemenin verdiği bir vicdan azabı bu.
Bu kısım, şarkının duygusal derinliğini katlayan anahtar bir an. “Oysa bilmeliydim / Çocukluğum da beni böyle terk etmişti” ifadesi, şimdiki kaybın aslında geçmişten gelen bir yaranın tekrarı olduğunu gösteriyor. Terk edilme duygusunun, çocukluktan bu yana süregelen bir patern olduğu ortaya çıkıyor. Bu, sadece bir aşk ilişkisinin bitişi değil, aynı zamanda hayatın genelinde yaşanan bir “bırakılma” hissinin tezahürü. “İnsanı büyüten şeyler / Böyle aniden olurmuş / Ölüm gibi” dizeleri ise, hayatın dönüm noktalarının, kişiyi olgunlaştıran ama aynı zamanda derinden yaralayan olayların ne kadar ani ve keskin olduğunu vurgular. Ölümle yapılan benzetme, bu ani değişimlerin yıkıcı etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Kaderin Akışı ve Merhamet Dilencisi Gözler
Şarkının nakaratı, bir teslimiyet ve çaresizlik hissiyle dolu. Can Koç – Uykusuz şarkısının bu bölümü, insan olmanın getirdiği kırılganlığı ve belirsizliğe karşı duyulan korkuyu yansıtıyor.
“Ne olur, ben de bilmiyorum / Akıp gideceğiz, sular gibi boşa” dizeleri, hayatın kontrol edilemez akışına karşı duyulan bir umutsuzluğu ifade ediyor. Bir nehir misali, nereye gittiği bilinmeyen, belki de anlamsız bir sona doğru sürükleniş… Bu, bireyin kendi kaderi üzerindeki etkisizliğini kabullenişi gibi. Ancak bu kabullenişin içinde dahi, “Ne olur, merhamet dilenen / Gözlerimi bırakma, uykusuz” diye bir yalvarış gizli. Bu yalvarış, tamamen yalnız kalma korkusunu, çaresizliğini ve bir bağlantıya duyduğu derin ihtiyacı gösteriyor. “Uykusuz” kelimesi burada sadece fiziki bir durumu değil, aynı zamanda zihinsel bir huzursuzluğu, endişeyi ve belki de geçmişin hayaletleriyle boğuşan bir ruh halini temsil ediyor. Bu gözler, merhamet arayan, uykuya dalamayan, sürekli düşünen ve acı çeken gözler.
Tekrarlayan Döngü ve Uykusuz Gözler
Şarkının ikinci bölümü, ilk bölümdeki temaları farklı bir perspektiften ele alarak, bu duygusal döngünün devam ettiğini gösteriyor.
Burada fiziksel bir öpüşme ya da koynuna alma eylemi yerine, “istemek” ve “akla düşmek” gibi daha içsel, zihinsel bir süreçten bahsediliyor. “Yok sayıp onca şeyi” ifadesi, geçmişteki acıları ve sorunları görmezden gelme, bir anlık da olsa o saf arzuyu yeniden yaşama çabasını anlatıyor. Ancak yine aynı kader: “Bilmeden üzeceğini.” Gelecekteki acının kaçınılmazlığı ve bilinmezliği, bu anı da buruk bir hale getiriyor. Can Koç’un “Uykusuz” şarkısı, bu tekrarlayan bilinmezlik ve acı döngüsünü ustaca işliyor.
Çocukluktan sonra, bu kez “dostların” terk edişiyle genişleyen bir yalnızlık ve terk edilme hissi. Bu, şarkıcının hayatındaki sürekli bir tema haline gelmiş. “İnsanı söküp diken şeyler” ifadesi, büyüten şeylerden daha keskin bir anlam taşıyor. Köklerinden koparıp yeniden başka bir yere dikmek gibi, bu ani olaylar insanı hem parçalar hem de yeniden şekillendirir. Bu değişimlerin yıkıcılığı ve ani oluşu, yine “ölüm gibi” benzetmesiyle pekiştiriliyor. Can Koç – Uykusuz, bu tekrarlayan acıların insan ruhunda bıraktığı derin izleri, sözlerin yalınlığıyla ancak güçlü bir etkiyle ortaya koyuyor.
Şarkı, son kez tekrarlanan nakaratla, bu çaresiz yalvarışı ve uykusuz bekleyişi bir kez daha dinleyicinin zihnine kazıyor. Bilinmezliğe doğru sürüklenirken, tek dileği merhamet ve yalnız bırakılmamak olan bir ruhun içten çığlığı bu. “Can Koç – Uykusuz” sadece bir şarkı değil, aynı zamanda insan olmanın, kaybetmenin ve yeniden umut etmenin karmaşık duygularını anlatan derin bir şiir.