
🎵 Burhan Çaçan – Sordum Sarı Çiçeğe Sözleri
Sordum sarı çiçeğe
"Annen, baban var mıdır?"
Sordum sarı çiçeğe
"Annen, baban var mıdır?"
Çiçek eydür, "Derviş baba
Annem, babam topraktır"
Çiçek eydür, "Derviş baba
Annem, babam topraktır"
حقا, لا إله إلا الله
الله, لا إله إلا الله
حقا, لا إله إلا الله
الله, لا إله إلا الله
Sordum sarı çiçeğe
"Evlat, kardeş var mıdır?"
Sordum sarı çiçeğe
"Evlat, kardeş var mıdır?"
Çiçek eydür, "Derviş baba
Evlat, kardeş yapraktır"
Çiçek eydür, "Derviş baba
Evlat, kardeş yapraktır"
حقا, لا إله إلا الله
الله, لا إله إلا الله
حقا, لا إله إلا الله
الله, لا إله إلا الله
Sordum sarı çiçeğe
"Sizde ölüm var mıdır?"
Sordum sarı çiçeğe
Sizde ölüm var mıdır?
Çiçek eydür, "Derviş baba
Ölümsüz yer var mıdır?"
Çiçek eydür, "Derviş baba
Ölümsüz yer var mıdır?"
حقا, لا إله إلا الله
الله, لا إله إلا الله
حقا, لا إله إلا الله
الله, لا إله إلا الله
Sordum sarı çiçeğe
"Sen beni bilir misin?"
Sordum sarı çiçeğe
"Sen beni bilir misin?"
Çiçek eydür, "Derviş baba
Sen Yunus değil misin?"
Çiçek eydür, "Derviş baba
Sen Yunus değil misin?"
حقا, لا إله إلا الله
الله, لا إله إلا الله
حقا, لا إله إلا الله
الله, لا إله إلا الله
Burhan Çaçan – Sordum Sarı Çiçeğe İlahi Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuSarı Çiçeğin Bilgeliği: Kökenler ve Bağlar
Şarkının açılışında, dinleyicinin zihninde bir derviş imgesi canlanıyor. Bu derviş, masum bir merakla doğaya yöneliyor ve ilk sorusunu sarı çiçeğe yöneltiyor: Bu başlangıç, sadece biyolojik bir sorudan ibaret değil; aynı zamanda varoluşun kaynağını, kökleri, aidiyeti ve yaratılış sırrını arayışın bir yansıması. İnsan, kendi kökenini merak ettiği gibi, tüm canlıların nereden geldiğini de sorgular. Burhan Çaçan, bu mısralarla dinleyiciyi içsel bir yolculuğa davet ediyor. Çiçeğin cevabı ise, doğanın döngüsü içinde saklı olan derin bir felsefeyi gün yüzüne çıkarıyor: Bu yanıt, sadece çiçeğin değil, tüm canlıların ortak kaderini ve ana vatanını işaret ediyor: Toprak. “Annem, babam topraktır” diyen çiçek, varoluşun temelini, beslenmeyi, büyümeyi ve nihayetinde dönmeyi toprakla ilişkilendiriyor. Bu, insanın da topraktan geldiği ve toprağa döneceği gerçeğini hatırlatan, tevazu ve kabulleniş dolu bir ifade. Burhan Çaçan’ın yorumuyla bu mısralar, dinleyeni adeta toprağın şefkatli kollarına bırakıyor. Şarkının her soru-cevap döngüsünü takip eden “حقا, لا إله إلا الله / الله, لا إله إلا الله” zikri, bu dünyevi sorgulamaların ötesinde, tüm varoluşun tek bir ilahi kudrete bağlı olduğunu hatırlatıyor. Bu tekrar, ilahinin ruhani derinliğini pekiştirirken, sözlerin kalbe daha güçlü işlemesini sağlıyor.Yaşam Bağları ve Kaçınılmaz Son: Ölüm Gerçeği
Dervişin sorgulamaları devam ederken, bu kez varoluşun diğer boyutlarına, yani aile ve ölüme odaklanılıyor. “Sordum Sarı Çiçeğe” ilahisinin sonraki bölümünde, dervişin evlat ve kardeş sorusuyla yaşamın bağlarına değiniliyor: Bu soru, insanın sosyal varlığını, soyunu devam ettirme arzusunu ve yakın ilişkiler kurma ihtiyacını temsil ediyor. Çiçeğin cevabı ise yine doğanın kendisinden geliyor: Yapraklar, çiçeğin uzantıları, onunla bir bütün olan, ancak zamanı geldiğinde dökülüp gidecek olan parçalarıdır. Bu mısralar, aile bağlarının da doğanın döngüsü gibi gelip geçici olduğunu, bir gün ayrılıkların yaşanacağını ancak özün (çiçeğin kendisi) varlığını sürdüreceğini ima ediyor. “Burhan Çaçan – Sordum Sarı Çiçeğe” sözleri, bu geçiciliği sade bir dille anlatıyor. Dervişin bir sonraki sorusu ise, varoluşun en kaçınılmaz gerçeğine, ölüme dair: Bu soru, insanın ölümsüzlük arayışını, ölüm karşısındaki çaresizliğini ve bu büyük sırrı çözme isteğini yansıtıyor. Çiçeğin yanıtı, tüm canlılar için geçerli olan evrensel bir hakikati dile getiriyor: Bu güçlü ve retorik soru, ölümün evrensel olduğunu, hiçbir canlının ondan kaçamayacağını vurguluyor. Çiçek, kendi fani varoluşunu kabul ettiği gibi, dervişe de bu gerçeği hatırlatıyor. Burhan Çaçan’ın yorumladığı “Sordum Sarı Çiçeğe” ilahisi, ölümün bir son değil, doğanın ve ilahi düzenin bir parçası olduğunu anlatıyor.Kendini Bilmek: Yunus Emre’nin Mirası
İlahinin en çarpıcı ve derinlikli anı, dervişin son sorusuyla geliyor. Bu soru, artık dış dünyayı değil, doğrudan dervişin kendi kimliğini hedef alıyor: Bu soru, “Kendini bilmek” felsefesinin bir yansımasıdır. Derviş, dış dünyayı sorguladıktan sonra, şimdi de kendi varlığının ve kimliğinin farkındalığını arıyor. Ve çiçeğin cevabı, bu ilahinin en zirve noktasıdır: Bu mısralar, sadece bir isim tespiti değil, aynı zamanda büyük bir ruhani mirasa yapılan göndermedir. “Yunus” ismi, Türk İslam düşüncesinde, tasavvufun ve halk bilgeliğinin sembolü olan Yunus Emre’yi akla getirir. Çiçek, dervişin ruhundaki derinliği, aşkı, tevazuyu ve ilahi hakikate olan arayışını tanımış ve onu Yunus Emre’nin manevi soyundan saymıştır. Bu, dervişin (ve dolayısıyla insanın) kendi içindeki ilahi kıvılcımı, bilgeliği ve varoluşsal derinliği keşfetmesi anlamına gelir. “Burhan Çaçan – Sordum Sarı Çiçeğe” ilahisi, bu son mısralarla sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda dinleyiciyi kendi içindeki Yunus’u bulmaya çağırıyor. Her bir “لا إله إلا الله” zikri, bu ilahi yolculuğun ve kendini bilme serüveninin nihai amacını hatırlatıyor: Tek olan Allah’a teslimiyet.Bu ilahi, Burhan Çaçan’ın eşsiz yorumuyla, dinleyicisine hem bir hüzün hem de bir huzur sunuyor. Hayatın ve ölümün döngüsünü, aile bağlarının geçiciliğini ve en önemlisi, insanın kendi içindeki ilahi özü keşfetme yolculuğunu bu kadar sade ve etkileyici bir dille anlatan “Sordum Sarı Çiçeğe”, nesiller boyu aktarılmaya devam edecek bir başyapıt olarak gönüllerdeki yerini koruyor.