
🎵 Berkay Altunyay – Şükür Yaradana Sözleri
Kaşınıyor gözümün en içine bakıp
Adı yara gecelere bana rakı masası
Kaşı gözü sarı bakarım usul usul
Ama yakacak elimi bile ateşi hazır
Şükür yaradana kafam rahat
Şükür yaradana kafam rahat
Oynasın derin derin
Ah içim cayır cayır
Yandı ki peşindeyim hala
Görünmüyor dağlar
Uzaklardan
Baka baka düş kurup
İçi de ne büş
Değmez mi canıma değsin
O nasıl bi' gülüş
Kaşınıyor gözümün en içine bakıp
Adı yara gecelere bana rakı masası
Kaşı gözü sarı bakarım usul usul
Ama yakacak elimi bileateşi hazır
Oynasın derin derin
Ah içim cayır cayır
Yandı ki peşindeyim hala
Uzaklardan baka baka düş kurup içi de ne büş
Değmez mi canıma değsin o nasıl bi' gülüş
Uzaklardan
Uzaklardan
Oynasın derin derin ah içim cayır cayır yandı ki peşindeyim hala
Uzaklardan baka baka düş kurup içi de ne büş
Değmez mi canıma değsin o nasıl bi' gülüş
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuBerkay Altunyay – Şükür Yaradana Şarkı Sözleri: Aşkın Yakıcı Dansı
Müziğin ritmiyle birlikte ruhumuza işleyen sözler, bazen bir hikaye anlatır, bazen de derinden hissettiğimiz duygulara tercüman olur. Berkay Altunyay’ın “Şükür Yaradana” şarkısı da tam olarak böyle bir etki yaratıyor. Bu şarkı, tutkunun, özlemin ve kabullenişin iç içe geçtiği, yakıcı bir aşkın şiirsel bir dökümü gibi. Sözler, adeta bir iç hesaplaşmanın ve yoğun bir his yoğunluğunun dışavurumu.
Gözlerdeki Yara ve Rakı Masasındaki Teselli
Şarkının açılış dizeleri, dinleyiciyi anında bir gerilimin ve yoğun bir odaklanmanın içine çekiyor. Berkay Altunyay, sevilenin üzerindeki bu derin ve neredeyse acı verici dikkati şu sözlerle anlatıyor:
Burada “kaşınıyor gözümün en içine bakıp” ifadesi, o kişinin varlığının ne kadar rahatsız edici derecede çekici olduğunu, gözün ondan ayrılamadığını ve bu durumun adeta fiziksel bir kaşıntı, bir huzursuzluk yarattığını hissettiriyor. Sevilenin kendisi bir “yara” olarak tanımlanırken, geceler bu yaranın derinleştiği, rakı masasının ise bu yara ile yüzleşme veya ondan kaçış aracı olduğu bir mekana dönüşüyor. “Kaşı gözü sarı bakarım usul usul” dizesi, bu çekime rağmen bir temkinliliği, bir mesafeyi koruma çabasını işaret ediyor olabilir. Ancak son dize, tüm bu temkinliliğin boşuna olduğunu, o kişinin “ateşi hazır” olduğunu ve yaklaşanın elini bile yakacağını vurgulayarak, bu ilişkinin potansiyel tehlikesini ve yıkıcı gücünü ortaya koyuyor. Berkay Altunyay, bu dizelerde tutkunun hem çekiciliğini hem de acı verme potansiyelini ustaca harmanlamış.
Huzur Arayışı ve İçsel Çatışma
Tüm bu yoğun ve yakıcı hislerin ardından, şarkının nakaratı adeta bir nefes alma, bir kabulleniş anı sunuyor. “Şükür Yaradana” şarkısında bu dönüşüm şöyle ifade ediliyor:
Bu tekrar eden dize, ilk bakışta bir huzur beyanı gibi görünse de, önceki dizelerdeki gerilimle birleşince daha derin anlamlar kazanıyor. Bu, gerçekten bir huzur buluşu mudur, yoksa yaşanan tüm bu duygusal fırtınaya rağmen bir tür teslimiyet, bir kabulleniş midir? Belki de bu çalkantılı aşkın getirdiği acılara rağmen, varlığına şükretme, onunla birlikte gelen karmaşayı bile bir lütuf olarak görme çabasıdır. Berkay Altunyay, bu nakaratla dinleyicinin zihninde bir sorgulama alanı açıyor: Bu rahatlık, bir sonuç mu, yoksa bir dilek mi?
Yanışın Peşinde: Tutkunun Derinliği
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, bu yakıcı tutkunun ve peşinden gitme arzusunun şiddeti daha da artıyor:
“Oynasın derin derin” ifadesi, bu aşkın içsel dünyada yarattığı karmaşayı, duyguların derinliklerde dans edişini anlatıyor. “İçim cayır cayır yandı ki peşindeyim hala” dizesi, yaşanan acıya, yanışa rağmen vazgeçilemeyen bir takibi, bir teslimiyeti gözler önüne seriyor. Bu yanış, aynı zamanda bir tür arınma veya dönüşüm de olabilir. “Görünmüyor dağlar” ise, bu yoğun duygu selinin içinde kaybolmayı, önündeki engelleri, zorlukları göremeyecek kadar perdelenmiş bir görüşü simgeliyor. Berkay Altunyay, bu dizelerle aşkın insanı nasıl körleştirebileceğini ve tüm mantık sınırlarını aşan bir arayışa sürükleyebileceğini çarpıcı bir şekilde ifade ediyor.
Uzaktan Kurulan Düşler ve O Büyülü Gülüş
Şarkı, uzaktan duyulan özlemi ve o büyülü çekimi şu dizelerde doruğa çıkarıyor:
“Uzaklardan baka baka düş kurup,” sevilen kişiye fiziksel olarak yakın olunamasa da, zihinde ve kalpte onunla bir dünya yaratıldığını gösteriyor. Hayallerin gücüyle beslenen bu özlem, kişinin iç dünyasını zenginleştiriyor. “İçi de ne büş” ifadesi, sevilenin iç dünyasının ne kadar büyüleyici, derin veya gizemli olduğunu vurguluyor; adeta keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibi. Ve tüm bu özlemin, yanışın, bekleyişin tek bir nedeni var: “Değmez mi canıma değsin o nasıl bi’ gülüş.” Bu dize, uğruna her şeyin göze alındığı o tek anı, o tek gülüşü işaret ediyor. Tüm acılara, tüm zorluklara rağmen, o gülüşün her şeye değdiğini, canın yanmasının bile kabullenilebilir olduğunu anlatan güçlü bir teslimiyet ve tutku beyanı. Berkay Altunyay’ın “Şükür Yaradana” şarkısı, aşkın hem yakıcı hem de kutsal bir deneyim olabileceğini, acıyla huzurun iç içe geçtiği karmaşık bir yolculuk olduğunu bize fısıldıyor.