Grup Abdal – Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden Şarkı Sözleri
Bir ay doğar ilk akşamdan geceden
Neydem neydem geceden
Şavkı vurur pencereden bacadan
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Uykusuz mu kaldın dünkü geceden
Neydem neydem geceden
Uyan uyan yâr sinene sar beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Uyan uyan yâr sinene sar beni
Dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben
Yüce dağ başından aşırdın beni
Neydem neydem yâr beni
Tükenmez dertlere düşürdün beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Madem soysuz gönlün bende yok idi
Neydem neydem yok idi
Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Niye doğru yoldan şaşırdın beni
Dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben
Aşağıdan gelir eli boş değil
Neydem neydem boş değil
Söylerim söylerim gölnüm hoş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Bir güzeli bir çirkine vermişler
Neydem neydem vermişler
Baş yastığı kendisine eş değil
Dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
Baş yastığı kendisine eş değil
Dağlar harâmi açma yaramı
Grup Abdal – Bir Ay Doğar İlk Akşamdan Geceden Şarkı Sözleri
Bu şarkı sözleri, aşkın sızısını ve çaresizliği doğa imgeleriyle harmanlayarak derin bir anlatı kuruyor. Öncelikle, ayın ilk akşamdan doğmasıyla başlayan dizeler, gecenin sessizliğinde büyüyen yalnızlığı hissettiriyor. Bununla birlikte, ay ışığının pencereden ve bacadan vurması, içeri sızan bir özlem gibi algılanıyor. Dolayısıyla, gecenin kendisi bile anlatıcının derdine ortak oluyor.
Öte yandan, “dağlar kışımış, yolcum üşümüş” sözleri, hem fiziksel hem de ruhsal bir üşümeyi simgeliyor. Bu nedenle, sevilen kişiye sarılma isteği yalnızca bir yakınlık arayışı değil, aynı zamanda hayatta kalma çabası hâline geliyor. Ayrıca, uykusuzluk vurgusu, aşk acısının geceler boyu süren etkisini güçlendiriyor.
Bunun yanında, dağ imgesi tekrar tekrar karşımıza çıkarak engelleri ve kaderi temsil ediyor. Ne var ki, bu dağlar yalnızca uzaklığı değil, yarayı da derinleştiriyor. Tam bu noktada, “harami açma yaramı” yakarışı, anlatıcının artık dayanacak gücünün kalmadığını gösteriyor.
Aynı zamanda, doğru yoldan saptırılma ve tükenmez dertlere düşme ifadeleri, yaşanan aşkın hayal kırıklığıyla sonuçlandığını düşündürüyor. Üstelik, gönlün hoş olmaması ve yanlış eşle birleştirilme teması, türkünün toplumsal bir acıya da dokunduğunu ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, bu türkü; ayrılık, pişmanlık ve kader karşısındaki çaresizliği iç içe anlatıyor. Kısacası, soğuk dağların arasında kalan bu sevda, Anadolu’nun bitmeyen yaralarından biri olarak yüreğe dokunuyor.