Yazan
Editör · Sözleri.co
- 1992 İstanbul doğumlu
- Radyo ve Televizyon mezunu
- Tam zamanlı editör
Hilal Can, 1992 yılında İstanbul’da doğdu. Radyo ve televizyon eğitimi aldı. Sözleri.co’da tam zamanlı editör olarak şarkı sözü sayfalarını, şiir ve kitap alıntılarını ve kültür yazılarını hazırlar. Edebiyat, şiir, sanat, felsefe, psikoloji ve bilim alanlarına ilgi duyar.
- Edebiyat
- Şiir
- Sanat
- Felsefe
- Psikoloji
- Bilim
Tarihsel figürler genellikle siyah ve beyaz olarak ayrıştırılsa da, Mustafa Kemal Atatürk gibi dahi stratejistler olaylara nesnel ve profesyonel bir perspektifle bakmayı bilirler. Atatürk’ün, Osmanlı İmparatorluğu’nun en tartışmalı padişahlarından biri olan II. Abdülhamid hakkındaki değerlendirmesi, hem bir askerin dürüstlüğünü hem de bir devlet adamının analiz yeteneğini yansıtır.
Bir Devrimcinin Gözünden Objektif Bakış
Mustafa Kemal, gençlik yıllarında II. Abdülhamid’in “İstibdat” (baskı) yönetimine karşı mücadele etmiş bir subaydı. Ancak Cumhuriyet kurulduktan ve taşlar yerine oturduktan sonra, tarihsel bir muhasebe yaparken şahsi duygularını bir kenara bırakmıştır. Onun II. Abdülhamid için kurduğu şu cümle, bir dönemin siyasi dehasını teslim etmesi bakımından “inanılmaz” kabul edilir:
Atatürk bu sözüyle, sadece bir karşıtlığı değil, aynı zamanda devlet yönetimi ve diplomasi sanatındaki ustalığı takdir etmiştir.
Diplomatik Deha ve Denge Siyaseti
Atatürk, II. Abdülhamid’in özellikle dış politikadaki “Denge Siyaseti”ni derinlemesine analiz etmiştir. İmparatorluğun en zayıf döneminde, büyük devletleri birbirine kırdırarak vatan topraklarını 33 yıl boyunca büyük bir savaşa girmeden elde tutmasını bir diplomasi başarısı olarak nitelemiştir.
Atatürk’ün bu konudaki diğer dikkat çekici tespiti ise şöyledir:
Bu ifade, Atatürk’ün iç politikadaki baskıcı rejimi sertçe eleştirirken, devletin bekasını korumak adına yürütülen dış politikadaki aklı alkışladığını gösterir.
Abdülhamid’in Eğitim ve Ordu Mirası
Birçok tarihçiye göre Atatürk, aslında II. Abdülhamid’in açtığı modern okullarda (Harbiye, Mülkiye vb.) yetişmiş bir neslin temsilcisidir. Atatürk, Cumhuriyet’in temellerini atan kadroların bu eğitim kurumlarında şekillendiğinin farkındaydı. Abdülhamid’in attığı modernleşme adımları, paradoksal bir şekilde onu tahttan indirecek olan hürriyetçi subayları yetiştirmiştir.
Atatürk, II. Abdülhamid’in orduyu modernize etme çabalarını ve Alman ekolüyle kurduğu bağları, Milli Mücadele dönemindeki askeri disiplinin bir ön hazırlığı olarak görmüştür.
Tarihsel Mirasın Reddi Değil, Kabulü
Atatürk’ün bu sözleri, onun “toptancı” bir tarih anlayışına sahip olmadığını kanıtlar. O, Osmanlı’yı bir bütün olarak reddetmek yerine, oradaki hatalardan ders çıkarıp doğruları profesyonelce analiz etmiştir. Abdülhamid’in şahsi otoritesine karşı olsa da, onun dünya siyasetindeki manevra kabiliyetini “büyük bir siyasetçilik” olarak tanımlaması, Atatürk’ün entelektüel dürüstlüğünün en somut örneğidir.
Gerçek Devlet Adamlığı
Mustafa Kemal Atatürk’ün II. Abdülhamid hakkındaki bu sözleri, günümüzdeki ideolojik kutuplaşmalara da bir cevap niteliğindedir. Tarih, kahramanlaştırmak ya da düşmanlaştırmak için değil; anlamak ve ders çıkarmak için vardır. Atatürk, en büyük siyasi rakibinin dehasını teslim edebilecek kadar özgüvenli bir lider olduğunu bu tespitiyle bir kez daha kanıtlamıştır.