Hayatın karmaşası içinde bazen kelimelerin yetmediği, hislerimizin boğazımızda düğümlendiği anlar olur. İşte tam o anlarda bir şairin sesi yetişir imdadımıza. Şiir, insan kalbinin bam teline basan, en özel duyguları birkaç mısraya sığdıran devasa bir dünyadır. Kimimiz bir sevdayı anlatmak için, kimimiz ise içimizdeki o derin yalnızlığı paylaşmak için bir şiir alıntısına sığınırız.
Peki, usta kalemler şiiri nasıl tanımlıyor? Friedrich Hegel’e göre şiir, güzel sanatların en üstünü ve en zor olanıdır. Cahit Sıtkı Tarancı ise onu, sözcüklerle güzel biçimler kurma sanatı olarak görür ve hangi sözcüğün yan yana geldiğinde nasıl bir ışık saçacağını bilmek gerektiğini vurgular. Mallarme için şiir, “sözcüklerin dini” iken, Salah Birsel bir şiirin sadece içindeki değil, dışarıda bırakılan sözcüklerden de meydana geldiğini söyler.
Bu yazımızda, Türk edebiyatının dev isimlerinden ruhunuza dokunacak, sosyal medya paylaşımlarınızda ya da sevdiklerinize not bırakırken kullanabileceğiniz en etkileyici şiir alıntılarını bir araya getirdik.
Nazım Hikmet Ran
“Benim kelime haznem çok geniştir derdim. Senin bir kelimene yetemedim; Git, ne demekti sevgilim?”
“Büsbütün unuttum seni eminim, maziye karıştı şimdi yeminim. Kalbimde senin için yok bile kinim, bence sen de şimdi herkes gibisin…”
“Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda. Yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı. En fazla bir yıl sürer, yirminci asırlılarda, ölüm acısı…”
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine!”
“Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme, ben cahil kalayım.”
“Öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe, vakit olur, yaşadığımdan utanırım…”
“Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz / Biz neşâtın da gamın da rûzigârın görmüşüz” (Nabi)
“Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi” (Muhibbi)
“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-î dîde-i ekvân olan âdemsin sen” (Şeyh Galib)
“İlim ilim ilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsen / Bu nice okumaktır” (Yunus Emre)
Divan Edebiyatından Hikmetli Beyitler
Günümüz Türkçesiyle anlamlarını okuduğumuzda derinliğiyle bizi sarsan Divan edebiyatı alıntıları, edebiyat tarihimizin tozlu ama altın sayfalarıdır.
Fuzulî: “Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb / Kılma dermân kim helâkim zehri dermândadır”. (Yani; aşk derdiyle mutluyum, ey doktor bana ilaç verme ki benim kurtuluşum senin derman niyetine vereceğin o zehirdedir.)
Neşâti: “Gitdün ammâ kodun hasret ile cânı bile / İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile”. (Gittin ama beni özleminle bıraktın; artık sensiz dost sohbetlerini bile istemem.)
Diğer Unutulmaz Dizeler
“Öyle bir ölsem, öyle bir ölsem çocuklar, size hiç ölüm kalmasa…” (Aziz Nesin)
“Sen gelsen, bana sarılsan. Üstüm başım aşk koksa…” (İlhan Berk)
“Çay var içersen, ben var seversen, yol var gidersen…” (Aşık Veysel)
“Ölümdür yaşanan tek başına, aşk iki kişiliktir.” (Ataol Behramoğlu)
“Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer…” (Yahya Kemal Beyatlı)
“Artık demir almak günü gelmişse zamandan / Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.” (Yahya Kemal Beyatlı)
“Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim / göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların” (İsmet Özel)
“Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer? / Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın” (Shakespeare)
“Eğer,yenıden başlayabilseydim yaşamaya, / İkincisinde daha çok hata yapardım.” (Jorge Luis Borges)
“Mutlu aşk yoktur” (Louis Aragon)
“Selam Oza! / Ne acı bu denli geç rastlamak sana / Ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.” (Andrey Voznesenski)
“Umut, Tüyleri Olan Bir Şeydir / Ruhta tüneyen” (Emily Dickinson)
Aşkın ve Sevdanın Mısraları
Aşk, şiirin en kadim dostudur. Şairler, aşkı bazen bir direniş bazen de bir mecburiyet olarak tasvir etmişlerdir.
Attilâ İlhan: “Ben sana mecburum bilemezsin / Adını mıh gibi aklımda tutuyorum / Büyüdükçe büyüyor gözlerin”.
Cemal Süreya: “Biliyorum sana giden yollar kapalı / Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni”. Süreya’ya göre aşk ve şiir mutsuzlukla beslenir; biri diğerine dönüşür.
Nazım Hikmet: “Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey / Dünyanın en güzel sesinden / En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey”.
Ataol Behramoğlu: “Ölümdür yaşanan tek başına / Aşk, iki kişiliktir”.
Yalnızlığın ve Varoluşun Sesi
Bazen kalabalıklar içinde kendimizi en çok “biz” hissettiğimiz an, yalnızlığımızdır. Şairler bu sessizliği en gür sesle anlatanlardır.
Özdemir Asaf: Yalnızlık üzerine söylenmiş en çarpıcı sözlerden biri ona aittir: “Yalnızlık paylaşılmaz / Paylaşılsa yalnızlık olmaz”. Asaf, yalnızlığı müziğin bile sizi dinlemesi olarak tanımlar.
Turgut Uyar: “Göğe Bakma Durağı” şiirinde bizi modern dünyanın keşmekeşinden kaçmaya davet eder: “İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım”. Uyar ayrıca, “İnsan sevdikçe iyileşiyor anladım” diyerek kalbin şifasına işaret eder.
Edip Cansever: Modern insanın kendi içine bakmaya fırsat bulamadığı bu çağda, “Bir şeye karşı komaktır günümüzde aşk” der.
Hayata Dair Unutulmaz Sözler
Şiir bazen de hayatın tam ortasından bir öğüt ya da bir gözlemdir.
Cahit Sıtkı Tarancı: O meşhur mısralarıyla ölümü ve yaşlanmayı hatırlatır: “Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder / Dante gibi ortasındayız ömrün”.
Nazım Hikmet: Yaşamı ciddiye almamız gerektiğini hatırlatır: “Yaşamak şakaya gelmez / Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın / Bir sincap gibi mesela”.
Özdemir Asaf: “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu / Birinciliği beyaza verdiler”.
Şiirsel bir dokunuş, bazen binlerce düz yazı sayfasının anlatamadığını bir solukta anlatır. Şair Ataol Behramoğlu’nun dediği gibi; şiir yaşayan, kımıldayan ve soluk alıp veren canlı bir organizmadır. Siz de bu organizmanın bir parçası olmak, ruhunuzu dinlendirmek isterseniz, sevdiğiniz bir şairin kitabını aralayıp göğe bakmayı unutmayın.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Sitemize giriş yaparak Çerez Politikası ve Gizlilik Sözleşmesi'ni okuyup kabul etmiş sayılırsınız.
Hayatın karmaşası içinde bazen kelimelerin yetmediği, hislerimizin boğazımızda düğümlendiği anlar olur. İşte tam o anlarda bir şairin sesi yetişir imdadımıza. Şiir, insan kalbinin bam teline basan, en özel duyguları birkaç mısraya sığdıran devasa bir dünyadır. Kimimiz bir sevdayı anlatmak için, kimimiz ise içimizdeki o derin yalnızlığı paylaşmak için bir şiir alıntısına sığınırız.
Peki, usta kalemler şiiri nasıl tanımlıyor? Friedrich Hegel’e göre şiir, güzel sanatların en üstünü ve en zor olanıdır. Cahit Sıtkı Tarancı ise onu, sözcüklerle güzel biçimler kurma sanatı olarak görür ve hangi sözcüğün yan yana geldiğinde nasıl bir ışık saçacağını bilmek gerektiğini vurgular. Mallarme için şiir, “sözcüklerin dini” iken, Salah Birsel bir şiirin sadece içindeki değil, dışarıda bırakılan sözcüklerden de meydana geldiğini söyler.
Bu yazımızda, Türk edebiyatının dev isimlerinden ruhunuza dokunacak, sosyal medya paylaşımlarınızda ya da sevdiklerinize not bırakırken kullanabileceğiniz en etkileyici şiir alıntılarını bir araya getirdik.
Nazım Hikmet Ran
Cemal Süreya
Turgut Uyar
Edip Cansever
Özdemir Asaf
Orhan Veli Kanık
Ahmet Arif
Mevlana Celaleddin Rumi
Attila İlhan
Cahit Zarifoğlu
Can Yücel
Pablo Neruda
Nilgün Marmara
Klasik Beyitler (Bercesteler)
Divan Edebiyatından Hikmetli Beyitler
Günümüz Türkçesiyle anlamlarını okuduğumuzda derinliğiyle bizi sarsan Divan edebiyatı alıntıları, edebiyat tarihimizin tozlu ama altın sayfalarıdır.
Diğer Unutulmaz Dizeler
Aşkın ve Sevdanın Mısraları
Aşk, şiirin en kadim dostudur. Şairler, aşkı bazen bir direniş bazen de bir mecburiyet olarak tasvir etmişlerdir.
Yalnızlığın ve Varoluşun Sesi
Bazen kalabalıklar içinde kendimizi en çok “biz” hissettiğimiz an, yalnızlığımızdır. Şairler bu sessizliği en gür sesle anlatanlardır.
Hayata Dair Unutulmaz Sözler
Şiir bazen de hayatın tam ortasından bir öğüt ya da bir gözlemdir.
Şiirsel bir dokunuş, bazen binlerce düz yazı sayfasının anlatamadığını bir solukta anlatır. Şair Ataol Behramoğlu’nun dediği gibi; şiir yaşayan, kımıldayan ve soluk alıp veren canlı bir organizmadır. Siz de bu organizmanın bir parçası olmak, ruhunuzu dinlendirmek isterseniz, sevdiğiniz bir şairin kitabını aralayıp göğe bakmayı unutmayın.