Şiir Alıntıları

📁 Şiir Alıntıları 🕒 04 Nis 2026

Hayatın karmaşası içinde bazen kelimelerin yetmediği, hislerimizin boğazımızda düğümlendiği anlar olur. İşte tam o anlarda bir şairin sesi yetişir imdadımıza. Şiir, insan kalbinin bam teline basan, en özel duyguları birkaç mısraya sığdıran devasa bir dünyadır. Kimimiz bir sevdayı anlatmak için, kimimiz ise içimizdeki o derin yalnızlığı paylaşmak için bir şiir alıntısına sığınırız.

Peki, usta kalemler şiiri nasıl tanımlıyor? Friedrich Hegel’e göre şiir, güzel sanatların en üstünü ve en zor olanıdır. Cahit Sıtkı Tarancı ise onu, sözcüklerle güzel biçimler kurma sanatı olarak görür ve hangi sözcüğün yan yana geldiğinde nasıl bir ışık saçacağını bilmek gerektiğini vurgular. Mallarme için şiir, “sözcüklerin dini” iken, Salah Birsel bir şiirin sadece içindeki değil, dışarıda bırakılan sözcüklerden de meydana geldiğini söyler.

Bu yazımızda, Türk edebiyatının dev isimlerinden ruhunuza dokunacak, sosyal medya paylaşımlarınızda ya da sevdiklerinize not bırakırken kullanabileceğiniz en etkileyici şiir alıntılarını bir araya getirdik.

Nazım Hikmet Ran

  • “Benim kelime haznem çok geniştir derdim. Senin bir kelimene yetemedim; Git, ne demekti sevgilim?”
  • “Büsbütün unuttum seni eminim, maziye karıştı şimdi yeminim. Kalbimde senin için yok bile kinim, bence sen de şimdi herkes gibisin…”
  • “Yaşarsın karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda. Yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı. En fazla bir yıl sürer, yirminci asırlılarda, ölüm acısı…”
  • “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine!”
  • “Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş. Ama sen gitme, ben cahil kalayım.”
  • “Öyle ölüler vardır ki, ben onların öldüklerini düşündükçe, vakit olur, yaşadığımdan utanırım…”
  • “Hoş geldin kadınım benim hoş geldin / ayağını bastın odama / kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi”
  • “Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey / Dünyanın en güzel sesinden / En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey”
  • “Seviyorum seni / denizi uçakla ilk defa geçer gibi. / ‘Yaşıyoruz çok şükür!’ der gibi.”
  • “Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. … Toprak, güneş ve ben.. Bahtiyarım…”
  • “Nasıl etmeli de ağlayabilmeli / farkına bile varmadan? … ayıpsız, aşikare, yağmur misali?”
  • “Gözlerine bakarken, güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma. bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde, kayboluyorum…”
  • “Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela…”
  • “Sende uzaklığı, Sende; ben, imkansızlığı seviyorum. … Fakat asla ümitsizliği değil…”
  • “Çok yorgunum, beni bekleme kaptan. … Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman. Beni o limana çıkaramazsın…”

Cemal Süreya

  • “Belki de biraz geç rastladım sana ama, her şey geç gelmiyor mu zaten yurdumuza?”
  • ” ‘Git’ diyorsun da, olmuyor işte git demekle… Her şeye rağmen, gidemiyor insan.”
  • “Ben de sana ‘sev’ diyorum mesela, sevebiliyor musun?”
  • “Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma / Yatakta yatmayı bildiğin kadar / Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler”
  • “Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda / Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar”
  • “Sokağımsan Ben anahtarı çevirdiğim zaman / Kapanan evin kapısı değil, / Senin kapın olsun açılan.”
  • “Sizin hiç babanız öldü mü? …lambanın biri söndü / Gözümün biri söndü kör oldum.”
  • “Kırmızı bir at oluyor soluğum / Yüzümün yanmasından korkuyorum / Yoksuluz gecelerimiz çok kasa / Dörtnala sevişmek lazım.”
  • “Gözleri göz değil gözistan…”
  • “Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git / Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.”
  • “Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken / Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti / Çünkü iki kişiydik.”
  • “Annem çok küçükken öldü / beni öp, sonra doğur beni.”
  • “Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim / Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara”

Turgut Uyar

  • “Temmuz tam bu işe göredir bana kalırsa, gel bağışlayalım birbirimizi…”
  • “Bu hüznü siz de bilirsiniz, anlat deseniz anlatamam. Enine boyuna yaşarım ancak.”
  • “Düşünüyordum da biz; Büyüyerek, çocukluk etmişiz…”
  • “İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım / Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından”
  • “Sizin alınız al inandım / Morunuz mor inandım / Tanrınız büyük amenna / … / Ama sizin adınız ne / Benim dengemi bozmayınız”
  • “Halbuki korkulacak hiçbir şey yoktu ortalıkta / Her şey naylondandı o kadar”
  • “Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım / İnecek var deriz otobüs durur ineriz”
  • “En güzel zamanında, aşkın ve hayatın / İnsan deli olur..”
  • “sevgisizlikle birlikte yanlışlığın hükmü başlar”

Edip Cansever

  • “Ben sana uyandım yine, sen başkalarıyla uyurken…”
  • “Gülemiyorsun ya, gülmek; Bir halk gülüyorsa gülmektir.”
  • “Unutulmuş gibiyim ben. Ve insan bir bakıma unutulmuş gibidir.”
  • “Gözleri getirin gözleri. Başka değil, anlaşıyoruz böylece / Yaprağın daha bir yaprağa değdiği”
  • “Gördün mü hiç suyun yanmasını tuzda / Gördüm ben bu yaşam boyu iniltiyi”
  • “Beni bir sardunya büyüttü belki. O ben ki / Bir kadında bir çocuk hayaleti mi / Bir çocukta bir kadın hayaleti mi”
  • “İnsan yaşadığı yere benzer / O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer / Suyunda yüzen balığa / Toprağını iten çiçeğe”
  • “Ah güzel Ahmet Abim benim / Gördün mü bak / Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar”
  • “Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar / Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar / Mendilimde kan sesleri.”

Özdemir Asaf

  • “Bir zamanlar senin çirkinliklerin de güzeldi, şimdi güzelliklerin bile çirkin.”
  • “Sana gitme demeyeceğim. Gene de sen bilirsin. / Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, incinirsin…”
  • “Herkes fazlasıyla sevmiş. Ben eksiklikleriyle de sevdim oysa…”
  • “Yalnızlık, yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan.. / Paylaşılsa yalnızlık olmaz.”

Orhan Veli Kanık

  • “Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, kelimelerinse kifayetsiz olduğunu, Bu derde düşmeden önce.”
  • “Anlatamıyorum… Bekliyorum… Öyle bir havada gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın.”
  • “Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; / Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle?”
  • “Gel benim canımın içi, gel yanıma; / İpek çoraplar alayım sana; / Taksilere bindireyim, / Çalgılara götüreyim seni.”

Ahmet Arif

  • “Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara.”
  • “Ard-arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. / Dışarda gürül-gürül akan bir dünya…”
  • “Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim.”
  • “Seni bağırabilsem seni, / Dipsiz kuyulara, / Akan yıldıza, / Bir kibrit çöpüne varana”
  • “Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır / Üşüyorum, kapama gözlerini…”

Mevlana Celaleddin Rumi

  • “Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.”
  • “Oraya gitme demedim mi sana, seni yalnız ben tanırım demedim mi?”
  • “Ben bir denizim demedim mi sana? Sen bir balıksın demedim mi?”
  • “Güneş gibi ol şefkatte, merhamette. Gece gibi ol ayıpları örtmekte. … Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”
  • “Allahım bu vuslatı hicran etme. Aşkın sarhoşlarını nalan etme.”

Attila İlhan

  • “Gözlerin gözlerime değince, felaketim olurdu, ağlardım…”
  • “Hicrana düştük bugün, elde var hüzün…”
  • “Ben sana mecburum bilemezsin, adını mıh gibi aklımda tutuyorum.”

Cahit Zarifoğlu

  • “Ah şu yalnızlık kemik gibi, ne yana dönsen batar…”
  • “Bir kalbiniz vardı, onu hatırlayınız…”
  • “Değil mi ki; kavuşmalarımız topal, ayrılıklarımız koşar adım…”
  • “Bu insanlar dev midir / Yatak görmemiş gövde midir / … / Çekip pırıl pırıl mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden”

Can Yücel

  • “O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması, mümkün olmayan boşluklar bırakmasalardı eğer…”
  • “Gitme gerekir bazen. Fazla yormadan, daha çok batırmadan. Eğer vaktiyse, ardına bile dönüp bakmadan…”
  • “Yalnızlığım benim sidikli kontesim / Ne kadar rezil olursak o kadar iyi”

Pablo Neruda

  • “Aşk ne kadar kısa ve unutmak ne kadar uzun.”
  • “Sırf birisi iyi geceler demediği için, iyi geçmeyen geceler vardır.”
  • “Tüm çiçekleri kopartabilirler ama yine de baharın gelmesini asla engelleyemezler.”
  • “Gelin görün kanı sokaklardaki.”

Nilgün Marmara

  • “Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim, Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı bekçi gizleri.”
  • “Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına … ‘Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’ bir çocuk demiş.”

Klasik Beyitler (Bercesteler)

  • “Âdemoğlu âleme üryân gelir üryân gider / Nâle vü efgânile giryân gelir giryân gider” (Taşlıcalı Yahya)
  • “Âvâzeyi bu âleme Davûd gibi sal / Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş” (Baki)
  • “Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde” (Ziya Paşa)
  • “Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz / Biz neşâtın da gamın da rûzigârın görmüşüz” (Nabi)
  • “Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi” (Muhibbi)
  • “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen / Merdüm-î dîde-i ekvân olan âdemsin sen” (Şeyh Galib)
  • “İlim ilim ilmektir / İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsen / Bu nice okumaktır” (Yunus Emre)

Divan Edebiyatından Hikmetli Beyitler

Günümüz Türkçesiyle anlamlarını okuduğumuzda derinliğiyle bizi sarsan Divan edebiyatı alıntıları, edebiyat tarihimizin tozlu ama altın sayfalarıdır.

  • Fuzulî: “Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb / Kılma dermân kim helâkim zehri dermândadır”. (Yani; aşk derdiyle mutluyum, ey doktor bana ilaç verme ki benim kurtuluşum senin derman niyetine vereceğin o zehirdedir.)
  • Neşâti: “Gitdün ammâ kodun hasret ile cânı bile / İstemem sensiz olan sohbet-i yârânı bile”. (Gittin ama beni özleminle bıraktın; artık sensiz dost sohbetlerini bile istemem.)

Diğer Unutulmaz Dizeler

  • “Öyle bir ölsem, öyle bir ölsem çocuklar, size hiç ölüm kalmasa…” (Aziz Nesin)
  • “Sen gelsen, bana sarılsan. Üstüm başım aşk koksa…” (İlhan Berk)
  • “Çay var içersen, ben var seversen, yol var gidersen…” (Aşık Veysel)
  • “Ölümdür yaşanan tek başına, aşk iki kişiliktir.” (Ataol Behramoğlu)
  • “Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer…” (Yahya Kemal Beyatlı)
  • “Artık demir almak günü gelmişse zamandan / Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.” (Yahya Kemal Beyatlı)
  • “Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim / göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların” (İsmet Özel)
  • “Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer? / Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın” (Shakespeare)
  • “Eğer,yenıden başlayabilseydim yaşamaya, / İkincisinde daha çok hata yapardım.” (Jorge Luis Borges)
  • “Mutlu aşk yoktur” (Louis Aragon)
  • “Selam Oza! / Ne acı bu denli geç rastlamak sana / Ve böylesine erken ayrı kalmak sonunda.” (Andrey Voznesenski)
  • “Umut, Tüyleri Olan Bir Şeydir / Ruhta tüneyen” (Emily Dickinson)

Aşkın ve Sevdanın Mısraları

Aşk, şiirin en kadim dostudur. Şairler, aşkı bazen bir direniş bazen de bir mecburiyet olarak tasvir etmişlerdir.

  • Attilâ İlhan: “Ben sana mecburum bilemezsin / Adını mıh gibi aklımda tutuyorum / Büyüdükçe büyüyor gözlerin”.
  • Cemal Süreya: “Biliyorum sana giden yollar kapalı / Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni”. Süreya’ya göre aşk ve şiir mutsuzlukla beslenir; biri diğerine dönüşür.
  • Nazım Hikmet: “Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey / Dünyanın en güzel sesinden / En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey”.
  • Ataol Behramoğlu: “Ölümdür yaşanan tek başına / Aşk, iki kişiliktir”.

Yalnızlığın ve Varoluşun Sesi

Bazen kalabalıklar içinde kendimizi en çok “biz” hissettiğimiz an, yalnızlığımızdır. Şairler bu sessizliği en gür sesle anlatanlardır.

  • Özdemir Asaf: Yalnızlık üzerine söylenmiş en çarpıcı sözlerden biri ona aittir: “Yalnızlık paylaşılmaz / Paylaşılsa yalnızlık olmaz”. Asaf, yalnızlığı müziğin bile sizi dinlemesi olarak tanımlar.
  • Turgut Uyar: “Göğe Bakma Durağı” şiirinde bizi modern dünyanın keşmekeşinden kaçmaya davet eder: “İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım”. Uyar ayrıca, “İnsan sevdikçe iyileşiyor anladım” diyerek kalbin şifasına işaret eder.
  • Edip Cansever: Modern insanın kendi içine bakmaya fırsat bulamadığı bu çağda, “Bir şeye karşı komaktır günümüzde aşk” der.

Hayata Dair Unutulmaz Sözler

Şiir bazen de hayatın tam ortasından bir öğüt ya da bir gözlemdir.

  • Cahit Sıtkı Tarancı: O meşhur mısralarıyla ölümü ve yaşlanmayı hatırlatır: “Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder / Dante gibi ortasındayız ömrün”.
  • Nazım Hikmet: Yaşamı ciddiye almamız gerektiğini hatırlatır: “Yaşamak şakaya gelmez / Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın / Bir sincap gibi mesela”.
  • Özdemir Asaf: “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu / Birinciliği beyaza verdiler”.

Şiirsel bir dokunuş, bazen binlerce düz yazı sayfasının anlatamadığını bir solukta anlatır. Şair Ataol Behramoğlu’nun dediği gibi; şiir yaşayan, kımıldayan ve soluk alıp veren canlı bir organizmadır. Siz de bu organizmanın bir parçası olmak, ruhunuzu dinlendirmek isterseniz, sevdiğiniz bir şairin kitabını aralayıp göğe bakmayı unutmayın.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.