SanatçıYavuz Bingöl

🎵 Yavuz Bingöl – Sarı Gelin (Erzurum Çarşı Pazar) Sözleri
Erzurum çarşı, pazar
Leylim aman aman
Leylim aman aman
Sarı gelin
İçinde bir kız gezer
Oy, nenen ölsün
Sarı gelin aman
Sarı gelin aman, suna yârim
Elinde bir ip kalem
Leylim aman aman
Leylim aman aman
Sarı gelin
Dertlere derman yazar
Oy, nenen ölsün
Sarı gelin aman
Sarı gelin aman
Sarı gelin aman, suna yârim
Erzurum’da bir kuş var
Leylim aman aman
Leylim aman aman
Sarı gelin
Kanadında gümüş var
Oy, nenen ölsün
Sarı gelin aman
Sarı gelin aman
Sarı gelin aman, suna yârim
Yârim gitti, gelmedi
Leylim, aman aman
Leylim aman aman
Sarı gelin
Elbet bunda bir iş var
Oy, nenen ölsün
Sarı gelin aman
Sarı gelin aman
Sarı gelin aman, suna yarim
Yavuz Bingöl – Sarı Gelin (Erzurum Çarşı Pazar) Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuYavuz Bingöl’ün “Sarı Gelin (Erzurum Çarşı Pazar)” Şarkı Sözleri: Zamanın Ötesinden Bir Ağıt
Anadolu’nun kadim topraklarından yükselen her ezgi, içinde bir hikaye barındırır. Kimi zaman bir dağın yamacında yankılanır, kimi zaman bir pazar yerinin gürültüsünde fısıldanır. Yavuz Bingöl’ün yorumuyla dillerimize pelesenk olan “Sarı Gelin (Erzurum Çarşı Pazar)” türküsü de işte tam olarak böyle bir hikayenin, bir özlemin, bir ayrılığın sesi. Bu şarkı sözleri, sadece bir melodi değil, aynı zamanda derin bir kültürel ve duygusal mirasın taşıyıcısı.
Erzurum Çarşı Pazarında Başlayan Bir Sevda: Mekân ve Öznenin Tanışması
Şarkı, dinleyeni doğrudan bir coğrafyanın kalbine davet ediyor:
Bu ilk dizeler, Erzurum’un canlı, hareketli atmosferini bir fon olarak sunarken, asıl odak noktasını “Sarı Gelin” figürüne çeviriyor. “İçinde bir kız gezer” ifadesi, bu çarşı pazarın sıradanlığı içinde bile, aranan o özel kişinin varlığını işaret ediyor. “Leylim aman aman” yakarışı, daha ilk anda bir hüzün, bir hasret veya derin bir hayranlık ifadesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu, sadece bir sevdanın başlangıcı değil, aynı zamanda o sevdanın getirdiği içsel bir sızının da habercisi. “Oy, nenen ölsün” nidası ise, Anadolu insanının sevgi ve serzenişi bir arada sunan o kendine has, içten üslubunu sergiliyor; bir nevi “canım çıksın da sen yaşa” anlamı taşıyan, sevginin yoğunluğunu vurgulayan bir ifade. “Suna yârim” benzetmesiyle, sevilenin zarif ve eşsiz güzelliği, bir kuğu zarafetiyle betimleniyor, bu da Sarı Gelin’in sadece fiziksel değil, ruhsal güzelliğine de atıfta bulunuyor. Yavuz Bingöl’ün “Sarı Gelin (Erzurum Çarşı Pazar)” yorumu, bu ilk bölümde dinleyicinin zihninde canlı bir tablo çiziyor.
“Elinde Bir İp Kalem”: Umut ve Çaresizliğin Sembolü
Şarkı sözleri, Sarı Gelin’in elindeki nesneler üzerinden metaforik bir derinlik kazanıyor:
“Elinde bir ip kalem” imgesi, oldukça düşündürücü. Bir “ip” genellikle bir bağlantıyı, bir kaderi, bir ağı temsil ederken, “kalem” yazmayı, ifade etmeyi, belki de kaderi yazmayı çağrıştırır. Sarı Gelin’in elindeki bu nesnelerle “dertlere derman yazar” olması, onun sadece bir sevgili değil, aynı zamanda dertlere şifa bulan, umut veren, belki de kaderi etkileyen mistik bir figür olduğunu düşündürüyor. Bu, âşığın gözünden Sarı Gelin’e yüklediği olağanüstü anlamı gösteriyor. Yavuz Bingöl’ün yorumladığı “Sarı Gelin (Erzurum Çarşı Pazar)” türküsünde bu kısım, sevilenin sadece güzelliğiyle değil, aynı zamanda varlığıyla da bir teselli kaynağı olduğunu vurguluyor; adeta onun varlığı başlı başına bir devadır.
Kuş Metaforu ve Ayrılığın Habercisi
Doğa imgeleri, türküye sembolik bir boyut katıyor:
Erzurum’da “kanadında gümüş olan bir kuş” imgesi, hem güzelliği hem de belki de ulaşılamazlığı, kutsallığı veya geçiciliği simgeliyor. Gümüş, değerli ve parlak olsa da, kuşun kanadında olması onun uçup gidebileceği, avuçtan kayıp gidebileceği bir güzelliği temsil eder. Bu bölüm, yaklaşan ayrılığın ince bir habercisi gibi duruyor; değerli olanın da bir gün uçup gidebileceği endişesini fısıldıyor. Bu sembolizm, Yavuz Bingöl’ün seslendirdiği “Sarı Gelin (Erzurum Çarşı Pazar)” türküsünün melankolik derinliğini artırarak, dinleyenin içine bir burukluk hissi yerleştiriyor.
“Yârim Gitti, Gelmedi”: Bekleyiş ve Kaderle Yüzleşme
Şarkının zirvesi, kaçınılmaz ayrılıkla yüzleşme anı:
Bu dizeler, âşığın kalbindeki en büyük yarayı, “yârim gitti, gelmedi” ifadesiyle açıkça ortaya koyuyor. Artık Sarı Gelin sadece bir özlem değil, aynı zamanda bir kayıp. Ancak anlatıcı, bu gidişi sadece bir terk ediş olarak değil, “elbet bunda bir iş var” diyerek bir kader, bir yazgı veya açıklanması gereken bir sebep arayışı içinde yorumluyor. Bu ifade, hem bir kabullenişi hem de içten içe bir sorgulamayı barındırır. Âşık, sevdiğinin gidişine bir anlam yüklemeye çalışırken, aynı zamanda bu ayrılığın ardındaki sırrı çözme arzusunu da taşıyor. “Sarı Gelin” türküsü, bu haliyle sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda ayrılıkla baş etme, kaderi anlama ve kaybedilenin ardından duyulan o bitmek bilmeyen özlemin dokunaklı bir ifadesi.
Yavuz Bingöl’ün yorumladığı “Sarı Gelin (Erzurum Çarşı Pazar)” şarkısı, dinleyeni Erzurum’un çarşılarından alıp, bir âşığın yüreğinin en derin köşelerine taşıyan, zamana meydan okuyan bir eser olarak varlığını sürdürüyor. Her bir dizesi, Anadolu’nun ruhunda yatan o derin sevda ve hasretin izlerini taşıyor.