SanatçıUğur Işılak

🎵 Uğur Işılak – Dombra Sözleri
Kara kıs avılımga kelgende
Kürtildegen kar yerge tüskende
Dombramdı alarman
Yürek sazım çalarman
Kaygırgandı eş aytbam
Heey, heey dombıra
Heey, heey dombıra
Dombıra sazım estgen ataylar
Manesine es bergen anaylar
Estkenine oy berip
Yüreklerge ses berip
Köz yastı kızganmaslar
Heey, heey dombıra
Heey, heey dombıra
Nogaydın kaygı sansız küninde
Batirler uyklamagan tüninde
Yüreklerin kötergen
Sogıslarga küş bergen
Köptü körgen dombıra
Heey, heey dombıra
Heey, heey dombıra
Heey, heey dombıra
Heey, heey dombıra
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuUğur Işılak’ın “Dombra” Şarkı Sözlerinde Saklı Derinlikler
Müziğin sadece bir melodi değil, aynı zamanda bir kültürün, bir ruh halinin ve bir tarihin yansıması olduğunu biliyoruz. Uğur Işılak’ın sesinden dinlediğimiz “Dombra” şarkısı da tam olarak böyle bir eser. Bu şarkının sözleri, bir enstrümanın sadece bir araç olmadığını, aynı zamanda bir dost, bir sırdaş ve nesiller boyu aktarılan bir miras olduğunu gözler önüne seriyor. Gelin, Uğur Işılak – Dombra şarkı sözlerinin satır aralarında gizlenen anlamlara birlikte bakalım.
Kışın Ayazında Dombıranın Sıcak Sesi
Şarkı, dinleyiciyi doğrudan bir doğa tasviriyle karşılıyor, adeta bir tablo çiziyor:
Bu dizeler, “Kara kış avuluma (köyüme) geldiğinde, hışırtılı kar yere düştüğünde” anlamına geliyor. Soğuk, zorlu ve belki de yalnızlık hissi veren bir kış mevsimi tasvir ediliyor. Bu çetin koşullar altında, insan ruhunun sığınacağı bir liman arayışı hissediliyor. İşte tam bu noktada, dombra devreye giriyor.
“Dombramı alırım, yürek sazımı çalarım, kaygırganı (endişeyi) hiç söylemem.” Bu dizeler, enstrümanın sadece bir müzik aleti olmaktan öte, bir ifade biçimi olduğunu vurguluyor. Kişi, içindeki tüm sıkıntıları, dertleri kelimelere dökmeden, dombrasının telleri aracılığıyla ifade ediyor. Bu, bir nevi içe dönük bir terapi, bir ruhsal arınma anı. Uğur Işılak’ın Dombra sözleri, müziğin evrensel dilini ve kişisel catharsis arayışını çok güzel özetliyor.
Dombra: Nesiller Boyu Süren Bir Miras
Şarkının nakaratı, dombrayı bir canlı gibi selamlayarak onun önemini pekiştiriyor:
Bu coşkulu sesleniş, dombraya duyulan sevginin ve saygının bir göstergesi. Ardından gelen dizeler ise, dombranın sadece kişisel bir deneyim olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir bağlayıcı olduğunu anlatıyor:
“Dombra sazımı işiten atalar (babalar), manasına kulak veren analar.” Burada, müziğin kuşaktan kuşağa aktarılan bir değer olduğu vurgulanıyor. Yaşlılar, dombranın sesini duyduklarında sadece bir melodi değil, aynı zamanda geçmişlerini, anılarını ve kültürlerini hatırlıyorlar. Bu, Uğur Işılak Dombra şarkısının kültürel derinliğini ortaya koyuyor.
“İşittiğine akıl verip, yüreklere ses verip, göz yaşını esirgemezler.” Dombıranın sesi, sadece kulaklara değil, doğrudan kalplere hitap ediyor. Analar ve atalar, bu sesin taşıdığı anlamla o kadar derinden etkileniyorlar ki, duygularını gözyaşlarıyla ifade etmekten çekinmiyorlar. Bu, dombranın sadece eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda derin duygusal tepkiler uyandıran, köklü bir kültürel sembol olduğunu gösteriyor.
Zor Zamanların Yoldaşı: Köptü Körgen Dombıra
Şarkının son bölümü, dombranın tarihsel ve toplumsal rolünü daha da genişletiyor:
“Nogay’ın kaygı sayısız gününde, batırların (yiğitlerin) uyumadığı gecesinde.” Bu dizeler, Nogay Türklerinin zorlu zamanlarına, savaşlara, mücadelelere ve uykusuz gecelere atıfta bulunuyor. Dombra, sadece bireysel kederleri değil, aynı zamanda bir halkın kolektif acılarını ve direnişini de temsil ediyor.
“Yüreklerini kaldıran, savaşlara güç veren, çok şeyi görmüş dombra.” İşte burada dombranın en güçlü rolü ortaya çıkıyor: Umutsuzluk anlarında moralleri yükseltmek, savaş meydanlarında yiğitlere cesaret vermek. O, sadece bir enstrüman değil, aynı zamanda bir moral kaynağı, bir direniş sembolü. “Çok şeyi görmüş dombra” ifadesi, onun adeta yaşayan bir tarih tanığı olduğunu, nesiller boyu süren mücadelelere, sevinçlere ve hüzünlere eşlik ettiğini anlatıyor. Uğur Işılak Dombra yorumunda, bu enstrümanın bir toplumun hafızası ve ruhu olduğunu hissediyoruz.
Uğur Işılak’ın “Dombra” şarkısı, basit gibi görünen sözleriyle aslında çok katmanlı bir hikaye anlatıyor. Bir kış gecesinin soğuğundan savaş meydanlarının sıcaklığına uzanan bir yolculukta, dombra hem kişisel bir sığınak hem de kolektif bir güç kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. Bu şarkı, sadece bir müziği değil, aynı zamanda bir kültürü, bir tarihi ve insan ruhunun derinliklerini anlamamızı sağlıyor.