SanatçıTuğba Özerk

🎵 Tuğba Özerk – Sen Kalp Ben Sözleri
Seni tanımadan bilmezdim aşkı
Nasıl tutuldum içim taştı
Bin kez olsa yine kanardım
İçimde harlı ateş yandı
Ateş dumansız delikanlı günahsız
Olmaz derler yak gitsin
Acıtsın dursun bütün dikenleri
Kederlerin bile benim
Seni dünya gözüyle görsem
Olmadık her yerini bi öpsem
Aşkın en batağına düşsem
Sen kalp ben
Yanıyormuş yanarsa yansın
Dumanı sana külü bana kalsın
Sevmeyi bilmeyeni yel alsın
Sen kalp ben
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuTuğba Özerk’in “Sen Kalp Ben” Şarkısı: Aşkın En Tutkulu İfadesi
Şarkı sözlerinin derinliklerine inmek, bazen bir okyanusun dibine dalmak gibidir. Her kelime bir mercan, her cümle bir akıntı. Tuğba Özerk’in “Sen Kalp Ben” adlı eseri de tam olarak böyle bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Bu şarkı, aşkın en saf, en yakıcı ve en teslimiyetçi hallerini cesurca kucaklayan bir manifesto niteliğinde.
Aşkın Keşfi ve Teslimiyetin Başlangıcı
“Sen Kalp Ben” şarkısının açılış dizeleri, aşkın dönüştürücü gücünü çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Şair, âşık olduğu kişiden önce aşkın ne olduğunu bilmediğini itiraf ediyor. Bu, sadece bir duygu değil, tüm varoluşu yeniden tanımlayan bir deneyim. “Nasıl tutuldum içim taştı” ifadesi, bu tutulmanın ne denli ani, beklenmedik ve kontrol edilemez olduğunu gösteriyor. İçsel bir patlama, duyguların sel gibi akması… Ve bu sel, beraberinde bir teslimiyeti de getiriyor: “Bin kez olsa yine kanardım.” Bu dize, aşkın getireceği acıya, yaralara rağmen aynı yola tekrar ve tekrar girme arzusunu fısıldıyor. Bu, acıyı dahi kucaklayan, tutkunun kör edici bir sadakati. “İçimde harlı ateş yandı” ise, bu aşkın sadece bir kıvılcım değil, tüm benliği saran, yakıcı bir tutku olduğunu vurguluyor. Tuğba Özerk, dinleyiciyi bu ateşin sıcaklığına davet ediyor.
Ateşin Saflığı ve Kederin Kucaklanışı
Bu dizeler, aşkın konvansiyonel sınırlarını aşan bir cesareti ve başkaldırıyı barındırıyor. “Ateş dumansız delikanlı günahsız” metaforu, alışılmışın dışında bir saflığı ve pervasızlığı temsil ediyor. Dumansız ateş, gizemli, arınmış ve belki de başkalarının göremeyeceği bir yoğunluğa sahip. “Delikanlı günahsız” ise, bu tutkunun genç, ham ve yargılardan uzak oluşunu vurguluyor. Toplumun “olmaz” dediği, imkansız gördüğü bir aşka inat, “yak gitsin” diyerek tüm engelleri hiçe sayma çağrısı yapılıyor. Bu, sadece bir meydan okuma değil, aynı zamanda aşkın getireceği tüm zorlukları bilerek kabullenme hali. “Acıtsın dursun bütün dikenleri / Kederlerin bile benim” dizeleri, bu teslimiyetin zirve noktası. Âşık, sadece mutluluğu değil, aşkın getireceği her türlü acıyı, kederi ve dikeni de sahipleniyor. Bu, gerçek ve koşulsuz bir sevginin derinliğini gösteriyor; sevilenin tüm yükünü, tüm karanlık taraflarını da kucaklama arzusu. Tuğba Özerk’in “Sen Kalp Ben” şarkısı, bu yönüyle dinleyicisine aşkın tüm hallerini kabul etmenin erdemini hatırlatıyor.
Birleşme Arzusu ve Aşkın Batağına Düşüş
Bu bölümde, fiziksel ve ruhsal birleşme arzusu doruk noktasına çıkıyor. “Seni dünya gözüyle görsem” ifadesi, sadece görmek değil, tam anlamıyla idrak etmek, varlığının her zerresine nüfuz etmek isteğini taşıyor. Bu, yüzeysel bir bakışın ötesinde, derin bir kavrayışa duyulan özlem. “Olmadık her yerini bi öpsem” dizesi ise, bu aşkın ne denli kapsayıcı olduğunu gözler önüne seriyor. Sadece güzellikleri değil, belki de kusurları, saklı kalmış köşeleri, her bir noktayı öpme isteği, mutlak bir kabul ve hayranlığı simgeliyor. Ve sonra, “Aşkın en batağına düşsem.” Bu ifade, aşkın sadece keyifli değil, aynı zamanda dipsiz, derin ve belki de çıkışsız bir kuyu olabileceği gerçeğini kucaklıyor. Âşık, bu derinliğe, bu tehlikeli çekime bile isteye teslim olmaya hazır. Bu teslimiyetin zirvesinde ise şarkının can damarı olan o sade ama güçlü ifade beliriyor: “Sen kalp ben.” Bu, iki ruhun tek bir varlıkta erimesini, birinin diğerinin varoluşsal merkezine dönüşmesini anlatan bir beyandır. Sen kalpsen, ben de o kalbin atışıyım, o kalbin vücut bulmuş haliyim. Bu dize, Tuğba Özerk’in “Sen Kalp Ben” şarkısının ruhunu özetliyor.
Yanışın Kabulü ve Sevgisizliğe Meydan Okuma
Şarkının son bölümü, aşkın yakıcı doğasına tam bir kabullenişle yaklaşıyor. “Yanıyormuş yanarsa yansın” diyerek, bu tutkunun sonuçlarına dair hiçbir pişmanlık duyulmayacağı ilan ediliyor. Bu, bir kadercilikten ziyade, aşkın gücüne duyulan sarsılmaz bir inanç. “Dumanı sana külü bana kalsın” ise, bu yanışın getireceği sonuçların bile bir paylaşım içinde olacağını gösteriyor. Duman, belki de aşkın dışa yansıyan, geçici ve gözle görülür hallerini temsil ederken; kül, geriye kalan, kalıcı, belki de daha ağır ama bir o kadar da anlamlı olanı simgeliyor. Âşık, bu aşkın tüm tortusunu, tüm izlerini sahiplenmeye hazır. Bu, fedakarlıkla yoğrulmuş bir sevgi anlayışı. “Sevmeyi bilmeyeni yel alsın” dizesi ise, aşkın bu denli yoğun yaşandığı bir noktadan sonra, sevmeyi beceremeyenlere karşı duyulan bir tür küçümseme ya da umursamazlık ifadesi. Bu, kendi aşklarının kutsallığını ve değerini yüceltirken, bu derinliği yaşayamayanları dışarıda bırakma hali. Ve yine, şarkının kalbi olan o güçlü tekrar: “Sen kalp ben.” Bu son dize, Tuğba Özerk’in “Sen Kalp Ben” şarkısında anlatılan bu derin, tutkulu ve teslimiyetçi aşkın ölümsüz mührü oluyor. Aşk, sadece bir duygu değil, bir varoluş biçimi haline gelmiş durumda.