SanatçıTuana

🎵 Tuana – Yok Bi Çare Sözleri
Bugün inandım
Nefesim o tenine değmeden
Gülüşün gönlümü kül etmeden
Unutur muydum öyle aniden denesem
Yarın inanmam
İçime sıkışıyor sevmeler
Canımdan edecek bu hayaller
Hesap soruyor gökte maviler bana
Yalnız kalınca insan uslanmaz
Bu şehre artık aldanmaz
Çelikti kalbim paslanmazdı güya
Ne zor bi’ kalp aynı yerden iki kere
Kırılır mıydı söyle göre göre
Bir defa ölünce kollarında
Bi’ daha yaşasan da yok bir çare
Yok mu bi' çare
Bi' çare
Gözlerinde çözülmeyen bi' düğüm
Söylesene yalanlara mı verdik ömrü
Dizlerinde anılarım var iki büklüm
Ne zor bi’ kalp aynı yerden iki kere
Kırılır mıydı söyle göre göre
Bir defa ölünce kollarında
Bi’ daha yaşasan da yok bir çare
Yok mu bi' çare
Bi' çare
Tuana – Yok Bi Çare Şarkı Sözleri
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuMüzik, bazen en derin yaralarımızı fısıldar, bazen de hiç bitmeyecekmiş gibi duran umutları canlandırır. Ancak öyle şarkılar vardır ki, tam da o kırılgan anlara dokunur, çaresizliği ve kabullenişi aynı potada eritir. Tuana’nın “Yok Bi Çare” şarkısı da tam olarak böyle bir eser. Dinlerken, adeta bir iç hesaplaşmanın ortasında buluyor insan kendini, yaşanmışlıkların ve kırgınlıkların izini sürerken.
Geçmişe Dair Bir İtiraf ve Bugüne Dair Bir Farkındalık
Şarkı, dinleyicisini hemen bir itirafla karşılıyor, adeta bir iç döküşle başlıyor:
Bu dizeler, “Tuana – Yok Bi Çare” şarkısının ilk tohumlarını atıyor. Sanatçı, bir “bugün”den bahsederek geçmişte yaşanan bir duygunun, belki de hiç yaşanmamış bir aşkın etkisini fark ettiğini söylüyor. Tenine değmeyen bir nefes, gönlü kül etmeyen bir gülüş… Bunlar, aslında yaşanmamış bir yakınlığın, bir ihtimalin özlemini ve onun zihinde bıraktığı derin izi anlatıyor. “Unutur muydum öyle aniden denesem” ifadesi ise, aslında unutmanın imkansızlığını, bu hissin ne kadar güçlü olduğunu ve denese bile başarısız olacağını bir kabullenişle dile getiriyor. Bu, adeta bir anlık bir aydınlanma, bir farkındalık anı, geçmişin gölgesinin ne kadar uzun olduğunu gösteriyor.
Yarına Duyulan İnançsızlık ve İçsel Bir Hesaplaşma
Ancak bu farkındalık, umut yerine bir kapanışı getiriyor gibi, geleceğe dair bir karamsarlık tohumu ekiyor:
“Tuana Yok Bi Çare” şarkısının bu bölümü, geçmişteki hayal kırıklıklarının ve belki de yaşanmış acıların geleceğe dair bir duvar ördüğünü gösteriyor. “Yarın inanmam” cümlesi, artık umut beslemeye, yeniden sevmeye dair bir isteksizliği, hatta bir korkuyu ifade ediyor. Sevmeler içe sıkışıyor, çünkü dışarıya vurduğunda can yakıyor, kişiyi savunmasız bırakıyor. Hayallerin canından etme potansiyeli, bu hayallerin aslında ne kadar yıkıcı olabileceğini vurguluyor, çünkü gerçekleşmeyince derin yaralar açıyorlar. “Hesap soruyor gökte maviler bana” derken, evrene, kadere veya belki de kendi vicdanına karşı hissedilen ağır bir yükü, sorgulamayı ve bir tür yargılanma hissini görüyoruz, sanki evren bile bu acıya ortak olmuş.
Yalnızlığın Yıkıcı Etkisi ve Yanılsamaların Sonu
Şarkının orta kısmı, yalnızlığın ve geçmiş tecrübelerin insan üzerindeki etkisini derinlemesine işliyor, kabuk bağladığını düşündüğümüz yaraların aslında ne kadar taze olduğunu gösteriyor:
Bu dizeler, “Tuana – Yok Bi Çare” şarkısının en çarpıcı bölümlerinden. Yalnızlığın, insanı daha savunmasız kılmak yerine, belki de daha da asi, daha da kendi içine kapanık hale getirdiğini anlatıyor. Yalnızlık, ders çıkarmayı değil, belki de daha derin bir inatçılığı besler. “Bu şehre artık aldanmaz” ifadesi, sanatçının daha önce güven duyduğu, umut bağladığı bir çevreye veya ilişkiye karşı tamamen yıkılan bir inancı simgeliyor. En can alıcı nokta ise “Çelikti kalbim paslanmazdı güya” dizesi. Bu, bir zamanlar kendi duygusal dayanıklılığına olan inancın, kalbinin kırılmaz olduğuna dair yanılsamanın acı bir şekilde son bulduğunu gösteriyor. Çelik paslanmaz, evet; ama bu kalp paslanmakla kalmamış, kırılmış, parçalanmış, artık eski gücünden eser kalmamış.
Tekrar Eden Kırılmalar ve Çaresizliğin Vurgusu
Ve nakarat… “Tuana Yok Bi Çare” şarkısının adını da veren bu bölüm, adeta bir çığlık gibi yükseliyor, tüm acıyı özetliyor:
Bu nakarat, aynı acıyı tekrar tekrar yaşamanın, aynı hataya düşmenin veya aynı kişiye güvenerek kalbinin defalarca kırılmasının yıkıcı etkisini anlatıyor. “Aynı yerden iki kere kırılır mıydı söyle göre göre” sorusu, bir sitem, bir hayal kırıklığı ve bir acı itirafı. Göz göre göre, bile bile yaşanan bu kırılmalar, ruhu derinden yaralıyor. “Bir defa ölünce kollarında / Bi’ daha yaşasan da yok bir çare” dizeleri ise, metaforik bir ölümden bahsediyor. Sevilen birinin kollarında yaşanan o ilk büyük hayal kırıklığı, o ilk “ölüm”, sonrasında ne yaşanırsa yaşansın, o ilk yaranın kapanmayacağını, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını ve bu duruma bir çare bulunamayacağını vurguluyor. Bu, tam anlamıyla bir teslimiyetin ve umutsuzluğun ifadesi.
Gözlerdeki Düğüm ve Boşa Giden Ömür
Şarkının ilerleyen kısımları, bu derin sorgulamayı devam ettiriyor, geçmişin izlerini sürmeye devam ediyor:
“Tuana – Yok Bi Çare” şarkısının bu bölümü, karşıdaki kişinin hala çözülemeyen, karmaşık bir sırrı veya duyguyu barındırdığını ima ediyor. Bu “düğüm”, ilişkinin veya yaşananların gerçek mahiyetini anlamlandırma çabasını gösteriyor, belki de hiçbir zaman tam olarak çözülemeyecek bir muamma. “Söylesene yalanlara mı verdik ömrü” sorusu, sanatçının hayatının önemli bir kısmını belki de bir yanılsamanın, bir yalanın peşinden harcadığına dair acı bir şüpheyi dile getiriyor. Geçmişe dönük bu sorgulama, boşa harcanan zamanın ve sahte umutların yarattığı pişmanlığı gözler önüne seriyor. “Dizlerinde anılarım var iki büklüm” ifadesi ise, yaşananların ağırlığını, geçmişin yükünü ve bu anıların artık birer acı yumağına dönüştüğünü anlatıyor, kişiyi fiziksel olarak bile yoran bir yük.
Tuana’nın “Yok Bi Çare” eseri, derin bir duygusal yolculuğa çıkarıyor bizi. Kalbin defalarca kırılmasına rağmen, bu acıdan kurtulmanın imkansızlığını, bir kader gibi kabullenmenin ağırlığını hissediyoruz. Şarkı, aşkın ve hayal kırıklığının iç içe geçtiği, bir yandan isyan ederken bir yandan da teslim olan bir ruh halinin etkileyici bir portresini çiziyor. Her dizesiyle, dinleyicisini kendi iç dünyasında benzer sorgulamalara iten, güçlü ve dokunaklı bir çalışma.