
🎵 Siyam & Zara – Hasretinin Şerefine Sözleri
Hasretin bir geliyor bir gidiyor bazen
Vurduğun yaraların acıyor halen
Bir şarkı yazdım gülüm sevgime hitaben
Kuşlarda mutluluktan uçmuyor zaten
Ayrıldık bir yıl geçti ama yaram soğumadı
Bağırdım sokaklarda, haykırışım duyulmadı
Nasıl baktın da vicdansız, gözlerin unutulmadı
İçin sevdin, terk edip gideceksen madem
Hasretine şerefine kuruldu masalar
Gidenlerin arkasından soğudu havalar
Git, benim canım sağ olsun, kadeh bana ortak olsun
Meyhaneci durma, doldur zaten güzel kafalar
Tesellim olmuş şarkılar, ne çare
Yüreğim kırık dökük olmuş, pare pare
Sözlerini hece hece, şiir yazdım gece gece
Düşününce gözlerimi, olmuşum bir çare
Hatıralar zaman zaman canımı yakıyor
Resmin soğuk duvarımdan, yüzüme bakıyor
Bırakmadın yakamı, iyileşmeyen yaramı
Sen sarardın bir zamanlar, şimdi eller sarıyor
Hasretine şerefine kuruldu masalar
Gidenlerin arkasından soğudu havalar
Git, benim canım sağ olsun, kadeh bana ortak olsun
Meyhaneci durma, doldur zaten güzel kafalar
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuSiyam & Zara – Hasretinin Şerefine: Ayrılığın Şerefine Kaldırılan Kadehler
Her ayrılık, ardında bir hikaye, bir acı ve çoğu zaman dile gelmeyen bir hasret bırakır. Siyam & Zara’nın “Hasretinin Şerefine” şarkısı da işte tam bu derin hislerin tercümanı oluyor. Şarkının ilk notalarından itibaren, dinleyiciyi yoğun bir hüzün atmosferine çeken bu eser, aşkın ve ayrılığın karmaşık dokusunu adeta ilmek ilmek işliyor.
Zamanın İyileştiremediği Yaralar ve Sessiz Çığlıklar
Şarkı, dinleyeni doğrudan yaranın tam ortasına bırakıyor:
Bu dizeler, aşk acısının gelgitli doğasını, bir an hafifler gibi olup sonra yeniden yükselen bir dalga gibi geri dönüşünü anlatıyor. “Vurduğun yaraların acıyor halen” ifadesi, zamanın bile iyileştiremediği, taze kalmış bir acıya işaret ederken, “Bir şarkı yazdım gülüm sevgime hitaben” dizesi, sanatçının bu acıyı sanata dönüştürme, duygularını dile getirme çabasını gözler önüne seriyor. Hatta doğanın bile bu hüzne ortak olduğu, “Kuşlarda mutluluktan uçmuyor zaten” cümlesiyle şiirsel bir şekilde vurgulanıyor. Siyam & Zara, bu başlangıçla dinleyicisine, yaşananların sadece kişisel bir deneyim olmadığını, tüm evrene yayılan bir keder olduğunu hissettiriyor.
Devam eden dizeler, ayrılığın üzerinden geçen zamana rağmen dinmeyen bir sızıyı ve duyulmayan bir feryadı dile getiriyor:
“Ayrıldık bir yıl geçti ama yaram soğumadı” dizesi, yas sürecinin uzunluğunu ve acının tazeliğini vurgularken, “Bağırdım sokaklarda, haykırışım duyulmadı” ifadesi, kahramanın çaresizliğini ve yalnızlığını derinden hissettiriyor. Bu, sadece fiziki bir haykırış değil, ruhun duyulma arzusunun yankısı gibi. “Nasıl baktın da vicdansız, gözlerin unutulmadı” cümlesi, terk edenin zalimliğine ve bıraktığı kalıcı etkiye dikkat çekiyor. Gözler, çoğu zaman ruhun aynasıdır ve bu dizelerde unutulmayan gözler, yaşanan aşkın derinliğini ve ayrılığın getirdiği ihanet hissini güçlendiriyor. “İçin sevdin, terk edip gideceksen madem” sorusu ise, terk edenin samimiyetine yönelik sitem dolu bir sorgulama.
Hasretin Şerefine Kurulan Masalar: Kadehlerin Dili
Şarkının nakaratı, acıyı kabullenişin ve onunla yüzleşmenin bir ritüeline dönüşüyor:
Siyam & Zara, “Hasretinin Şerefine” nakaratında, acıyı bir kutlamaya dönüştürmenin ironik ama bir o kadar da gerçekçi bir yolunu sunuyor. Masaların kurulması, gidenin ardından duyulan özlemi onurlandırma, onu bir anıt gibi yaşatma çabası. “Gidenlerin arkasından soğudu havalar” ifadesi, ayrılığın getirdiği boşluğu ve ruhsal iklim değişikliğini sembolize ediyor. “Git, benim canım sağ olsun, kadeh bana ortak olsun” cümlesi, bir kabullenişin, bir vazgeçişin ama aynı zamanda kendi varoluşuna tutunma çabasının ifadesi. Kadeh, bu acılı yolculukta kahramanın tek dostu, ortağı oluyor. “Meyhaneci durma, doldur zaten güzel kafalar” dizesi ise, acıdan kaçışın, anlık bir unutuşun arayışı.
Şarkılar Teselli, Hatıralar Yara
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, tesellinin ve acının kaynakları daha net ortaya konuyor:
Burada, sanatçının kendi sanatsal üretimiyle, yani şarkılarla teselli bulma çabası vurgulanıyor. “Ne çare” ifadesi, bu tesellinin bile acıyı tamamen dindiremediğini, yüreğin “pare pare” olduğunu gösteriyor. “Sözlerini hece hece, şiir yazdım gece gece” dizeleri, aşkın ve ayrılığın derin izlerini, kelimelere dökme, böylece biraz olsun hafifletme arzusunu anlatıyor. Ancak bu çaba bile, “Düşününce gözlerimi, olmuşum bir çare” cümlesiyle, kahramanın çaresizliğine geri döndüğünü gösteriyor. Siyam & Zara’nın bu dizelerle çizdiği portre, acıyla başa çıkmaya çalışan ama bir türlü tam anlamıyla iyileşemeyen bir ruhun portresi.
Geçmişin hayaletleri, soğuk bir gerçeklik olarak beliriyor:
“Hatıralar zaman zaman canımı yakıyor” cümlesi, geçmişin sadece güzel anılardan ibaret olmadığını, aynı zamanda acı veren bir yük olduğunu ifade ediyor. “Resmin soğuk duvarımdan, yüzüme bakıyor” dizesi, fiziksel mesafeye rağmen eski sevgilinin varlığının halen hissedildiğini, adeta bir hayalet gibi kahramanı takip ettiğini anlatıyor. “Bırakmadın yakamı, iyileşmeyen yaramı” ise, ayrılığın etkilerinin kalıcı olduğunu, bu yaranın bir türlü kapanmadığını vurguluyor. Şarkının en dokunaklı anlarından biri ise, “Sen sarardın bir zamanlar, şimdi eller sarıyor” dizesiyle geliyor. Bu, eski sevgilinin artık başkasıyla olduğunu, şefkatin ve sevginin farklı ellere geçtiğini acı bir şekilde kabullenişin ifadesi. Bu cümle, Siyam & Zara’nın “Hasretinin Şerefine” şarkısını derin bir acıyla mühürlüyor.
Nakaratın tekrarı, acının döngüsel doğasını ve kahramanın bu döngüden çıkamayışını pekiştiriyor. Her seferinde aynı masalar kuruluyor, aynı kadehler kalkıyor ve aynı hasretin şerefine içiliyor. Bu, bir nevi kabullenişin, acıyla birlikte yaşama sanatının bir ifadesi.