SanatçıSerdar Ortaç

🎵 Serdar Ortaç – Kemik Sözleri
Her şeye sahibim bak ama sen yoksun
Tutmadım ellerimden sevgilim kaçmış
Kavgasız tek günüm yok suçluyum ben de
Aşkım her gece ruh gibiyim feleğim şaşmış
Kaldırın kadehi ellerin havaya
Yelkovan gibiyim sen nereye ben oraya
Dudağın pembe içim harabe bebeğim gel buraya
Aklım oynadı yerinden
Aşkımız bir yalan olmuş
Ağlamak geldi içimden
O bir deri bir kemik olmuş
Aklım oynadı yerinden
Aşkımız bir yalan olmuş
Ben ona gözüm gibi baktım
O bir deri bir kemik olmuş
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuSerdar Ortaç – Kemik Şarkı Sözleri: Aşkın Harabeye Dönüşen Anatomisi
Müzik dünyamızın kendine has sesi Serdar Ortaç’ın “Kemik” adlı şarkısı, dinleyiciyi derin bir aşk acısının ve yalnızlığın ortasına bırakıyor. Bu şarkı, sahip olunan her şeye rağmen hissedilen yoksunluğun, kaybedilen bir aşkın ardından yaşanan çöküşün ve akıl karışıklığının edebi bir dille ifadesi. Serdar Ortaç’ın bu eseri, aşkın insana neler yapabileceğini, hatta onu nasıl bir “kemik” haline getirebileceğini çarpıcı imgelerle anlatıyor.Her Şeye Sahip Olup, En Önemli Şeyi Kaybetmek
Şarkının ilk dizeleri, modern insanın içsel çelişkisini gözler önüne seriyor: “Her şeye sahibim bak ama sen yoksun” dizesi, maddi varlığın veya dışsal başarının, gerçek sevgi ve aidiyetin yerini tutamadığını vurguluyor. Karakter, belki de hayatının diğer alanlarında tatmin olmuşken, aşk cephesinde tam bir enkaz yaşıyor. “Tutmadım ellerimden sevgilim kaçmış” ifadesi, pişmanlık ve çaresizliği barındırıyor. Belki de bir anlık gaflet, bir ihmal sonucu kaybedilen bir aşkın acısı bu. Devamında gelen “Kavgasız tek günüm yok suçluyum ben de” cümlesi, ilişkinin sadece dış etkenlerle değil, bizzat kendi içindeki çatışmalarla yıprandığını ve bu yıkımda karakterin de payı olduğunu gösteriyor. Bu dürüst itiraf, şarkıya derin bir insanlık katıyor. “Aşkım her gece ruh gibiyim feleğim şaşmış” dizesi ise, kaybedilen aşkın ardından yaşanan psikolojik çöküşü, kişinin kendini bir hayalet gibi hissetmesini ve hayatın akışına karşı tamamen şaşkın, yönünü kaybetmiş bir halde olmasını resmediyor. Serdar Ortaç’ın “Kemik” şarkısı, bu ilk dörtlükle bile dinleyicinin kalbinde bir sızı yaratıyor.Çaresiz Bir Yalvarış ve Harabe Bir İç Dünya
Şarkının köprü bölümü, acının dışa vurumu ve bir nevi kaçış arayışını temsil ediyor: “Kaldırın kadehi ellerin havaya” çağrısı, bu derin acıdan bir anlık olsun sıyrılma, belki de bir kutlama havası yaratma çabası gibi duruyor. Ya da belki de bu, yalnızlığını paylaşan herkese yönelik, acıyı dindirme amaçlı bir davettir. Ancak bu dışsal coşku çağrısı, içsel çaresizlikle tezat oluşturuyor. “Yelkovan gibiyim sen nereye ben oraya” ifadesi, aşık olunan kişiye duyulan koşulsuz bağlılığı, adeta bir gölge gibi peşinden gitme arzusunu ve kendi iradesini kaybetmişliği anlatır. Bu, aynı zamanda kaybedilen aşkın peşinden sürüklenmenin de bir metaforu olabilir. Son dize “Dudağın pembe içim harabe bebeğim gel buraya” ise, aşkın güzelliğiyle (pembe dudaklar) kendi iç dünyasının yıkıntısını (harabe iç) karşılaştırır. Bu tezat, sevgiliye duyulan özlemi ve onu geri getirme arzusunu daha da güçlendiriyor. Bu bölümde Serdar Ortaç, aşkın hem büyüleyici hem de yıkıcı yönünü gözler önüne seriyor.Aşkın Yalan Oluşu ve “Bir Deri Bir Kemik” Metaforu
Serdar Ortaç – Kemik şarkısının nakaratı, yaşanılan dramın ve çöküşün zirvesini temsil ediyor: “Aklım oynadı yerinden” dizesi, aşk acısının kişiyi ne denli derinden etkilediğini, mantık ve muhakeme yeteneğini dahi kaybettirdiğini anlatıyor. Bu, çaresizliğin ve şaşkınlığın ulaştığı son noktadır. “Aşkımız bir yalan olmuş” ise, ilişkinin temelindeki sahteliği veya zamanla gerçekliğini yitirişini ifade eder. Belki de başından beri bir yanılsama olan aşkın acı gerçeğiyle yüzleşmedir bu. “Ağlamak geldi içimden” dizesi, bastırılamayan bir üzüntünün, derin bir kederin dışa vurum ihtiyacını belirtir. Bu, sözlerin ötesinde bir acının sessiz çığlığıdır. Ve işte şarkının en çarpıcı, en can alıcı metaforu: “O bir deri bir kemik olmuş.” Bu ifade, genellikle bir kişinin çok zayıflaması, erimesi anlamında kullanılır. Ancak burada, aşkın kendisinin ya da bu aşk yüzünden karakterin kendisinin nasıl tükendiğini anlatıyor olabilir. Eğer “o” aşkın kendisiyse, bu büyük ve tutkulu ilişkinin artık sadece bir iskeletten ibaret olduğunu, tüm canlılığını, etini ve ruhunu kaybettiğini simgeler. Eğer “o” karakterin kendisiyse, aşk acısının onu fiziksel ve ruhsal olarak ne denli yıprattığını, geriye sadece bir “kemik” yığını bıraktığını gösterir. Nakaratın tekrarında eklenen “Ben ona gözüm gibi baktım” dizesi, bu acının kaynağını daha da netleştiriyor. Karakterin aşkına gösterdiği özenin, bağlılığın ve fedakarlığın büyüklüğünü vurguluyor. Bu kadar özenle bakılan bir şeyin “bir deri bir kemik” kalması, ihanetin, vefasızlığın veya kaderin acımasızlığının bir göstergesidir. Serdar Ortaç’ın “Kemik” şarkısı, bu çarpıcı imgelerle, kaybedilen bir aşkın insana yaşattığı derin yıkımı ve çaresizliği eşsiz bir dille aktarıyor. Aşkın, bazen insanı nasıl bir hiçliğe sürükleyebileceğinin edebi ve duygusal bir portresi bu.Serdar Ortaç’ın “Kemik” şarkısı, sahip olunan her şeye rağmen hissedilen boşluğun, yitirilen bir aşkın ardından yaşanan akıl karışıklığının ve kişinin kendini adeta bir “kemik” yığını gibi hissetmesinin melankolik bir anlatısı. Bu şarkı, aşkın insanı hem en yüce duygulara taşıyıp hem de en derin uçurumlara sürükleyebileceğinin dokunaklı bir kanıtı.