SanatçıSeksendört

🎵 Seksendört – Eski Taptığın Sözleri
Bir zamanlar delirdiğin
Ama şimdi nefret ettiğin
Her anını kar saydığın
Artık anlatırken baydığın
Kimselere yar etmem deyip
Ellerin önüne silip attığın
Ben olamam değil mi sevgilim
Çünkü ben senin eski taptığın
Ağzından çıkanları kulağın duymadı sanırım
Beni yerden yere vurup saçmaladın
Aklımdan geçenleri sustum sustum yutkundum
Yoksa öyle bir cevap verirdim ki aklın durur
Korkmadın mı sırılsıklam aşık olup ayrılırken boğulmaktan
Oooffff
Hiç korkmadın mı bin ah alıp bir daha asla
Aşk gibi aşk bulamamaktan
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuSeksendört’ün “Eski Taptığın” Şarkısı: Unutulmuş Bir Aşkın Acı Yüzleşmesi
Seksendört’ün “Eski Taptığın” şarkısı, bitmiş bir ilişkinin ardından yaşanan derin hayal kırıklığını, gururu ve karşı tarafın ikiyüzlülüğüne karşı yükselen sert bir meydan okumayı dile getiriyor. Şarkı, bir zamanlar her şey olan birinin, zamanla nasıl da nefret objesine dönüştüğünü ve bu dönüşümün ardındaki acımasız gerçeği gözler önüne seriyor. Dinleyiciyi, aşkın en tutkulu hallerinden en soğuk vedalarına uzanan o karmaşık yolculuğa çıkarıyor.Bir Zamanlar Tapılanın Acı Değişimi
Şarkının ilk dizeleri, eski sevgilinin bugünkü tavrını, geçmişle keskin bir tezat içinde sunuyor. Bu, Seksendört’ün “Eski Taptığın” şarkısında işlediği temel çatışma noktası: Buradaki “bir zamanlar delirdiğin” ifadesi, ilişkinin ilk zamanlarındaki o tutkulu, hatta belki de takıntılı aşkı anlatıyor. Her şeyin bir kazanç, bir değer olarak görüldüğü, “her anını kar saydığın” bir dönemden bahsediliyor. Ancak bu yoğun sevgi, yerini tam tersi bir duyguya bırakmış: “şimdi nefret ettiğin.” Bu dönüşüm, ilişkinin ne kadar köklü bir kırılma yaşadığını gösteriyor. Artık o güzel anılar bile birer yük haline gelmiş, “anlatırken baydığın” birer sıkıntı kaynağı olmuş. Bu dizeler, zamanın ve hayal kırıklıklarının bir insanı ve anıları nasıl da değiştirebileceğinin acımasız bir portresini çiziyor. Bu kısım, şarkının en vurucu noktalarından biri. Eski sevgilinin bir zamanlar sahiplenici tavrını, “kimselere yar etmem deyip” cümlesiyle hatırlatıyor. Ancak bu sahiplenme, şimdi yerini kolayca vazgeçmeye, “ellerin önüne silip attığın” bir duruma bırakmış. Şarkının öznesi, bu ikiyüzlülüğü fark ediyor ve acı bir ironiyle soruyor: “Ben olamam değil mi sevgilim?” Cevabı kendi veriyor, adeta bir tokat gibi: “Çünkü ben senin eski taptığın.” Bu son dize, tüm şarkının ana fikrini özetliyor. Eskiden vazgeçilmez olanın, şimdi nasıl da kolayca gözden çıkarıldığını ve bu durumun, terk edilen tarafta nasıl bir öfke ve gurur yarattığını gözler önüne seriyor. Seksendört, “Eski Taptığın” ile bu acı gerçeği, dinleyicinin boğazına düğümleniyor.Suskunluğun Ardındaki Fırtına ve Geleceğe Yönelik Bir Uyarı
Şarkının ikinci bölümü, terk edilen tarafın iç dünyasındaki fırtınayı ve eski sevgiliye yönelik sert bir uyarıyı barındırıyor. Bu dizeler, Seksendört’ün “Eski Taptığın” şarkısına derin bir katman ekliyor: Burada, eski sevgilinin sarf ettiği ağır sözlere karşı duyulan öfke ve hayal kırıklığı net bir şekilde ifade ediliyor. “Ağzından çıkanları kulağın duymadı sanırım” cümlesi, karşı tarafın düşüncesizliğini, bencilce ve incitici konuşmalarını eleştiriyor. “Beni yerden yere vurup saçmaladın” ifadesi, bu sözlerin ne denli yıkıcı olduğunu vurguluyor. Ancak şarkının öznesi, bu saldırılara anında karşılık vermemiş. “Aklımdan geçenleri sustum sustum yutkundum” derken, içindeki fırtınayı, söylemek istediklerini bastırdığını anlatıyor. Bu suskunluk, bir zayıflık değil, aksine daha büyük bir patlamanın veya daha derin bir acının habercisi. “Yoksa öyle bir cevap verirdim ki aklın durur” cümlesi, bastırılan öfkenin ve zihinsel gücün boyutunu ortaya koyuyor. Bu, bir tehditten çok, terk edilenin ne kadar güçlü ve keskin olabileceğinin bir beyanı. Bu son dizeler, şarkının en dokunaklı ve aynı zamanda en ürkütücü kısımlarından biri. Şarkının öznesi, eski sevgiliye, bu kadar derin bir aşkı kaybetmenin bedelini sorgulatıyor. “Sırılsıklam aşık olup ayrılırken boğulmaktan” ifadesi, aşkın yoğunluğunu ve ayrılığın getireceği yıkımı metaforik bir şekilde anlatıyor. Bu, sadece bir ilişki bitişi değil, aynı zamanda duygusal bir boğulma tehlikesi. “Oooffff” nidası, tüm bu sorgulamanın getirdiği iç çekişi, yorgunluğu ve acıyı vurguluyor. Asıl korku ise, “bin ah alıp bir daha asla / Aşk gibi aşk bulamamaktan.” Bu, karmik bir uyarı niteliğinde. Terk edilenin ahını almanın, gelecekte gerçek ve derin bir aşkı bulma şansını yok edebileceği inancı. Seksendört, “Eski Taptığın” şarkısında, bu sözlerle sadece geçmişe değil, geleceğe de bir gölge düşürüyor. Bir zamanlar “tapılan” birini bu denli kolay harcamanın, hayat boyu sürecek bir pişmanlığa yol açabileceği uyarısını yapıyor. Bu, sadece bir ayrılık şarkısı değil, aynı zamanda aşkın ve insan ilişkilerinin kırılganlığına dair derin bir ders niteliğinde.