
🎵 Sedat Uçan – Islandı Seccadem Sözleri
Alnımı secdeye koydum ağladım
Bu aciz canımı hakka adadım
Dünya yalan imiş er geç anladım
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Dünya yalan imiş er geç anladım
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Rukum mevlayadır secdem mevlaya
Artık hevesim yok fani dünyaya
Secdede ağladım ben doya, doya
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Secdede ağladım ben doya, doya
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Serdim seccademi kızgın çöllere
Aktı göz yaşlarım döndü sellere
Deva olamadı gonca güllere
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Deva olamadı gonca güllere
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Rukum mevlayadır secdem mevlaya
Artık hevesim yok fani dünyaya
Secdede ağladım ben doya, doya
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Secdede ağladım ben doya, doya
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Islandı seccadem gözyaşlarımla
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuGözyaşlarıyla Yıkanan Bir İtiraf: Sedat Uçan – Islandı Seccadem Şarkı Sözleri Analizi
Kimi şarkılar vardır, sadece kulaklarımıza değil, doğrudan ruhumuza fısıldar. Sedat Uçan’ın “Islandı Seccadem” ilahisi de tam olarak böyle bir eser. Sözleri, derin bir pişmanlığın, dünyanın gelip geçiciliğini idrak etmenin ve ilahi aşka teslimiyetin en samimi ifadesi. Bu yazıda, “Sedat Uçan – Islandı Seccadem” şarkı sözlerinin katmanlarını aralayarak, bu eserin dinleyicide uyandırdığı o eşsiz hisleri anlamaya çalışacağız.
Dünya Yalanının İdrakı ve İlk Teslimiyet
Şarkının açılışı, dinleyiciyi hemen bir iç hesaplaşmanın ortasına çekiyor:
“Alnımı secdeye koydum ağladım” dizesi, sadece fiziksel bir eylemi değil, aynı zamanda ruhsal bir çöküş ve ardından gelen bir arınma sürecini işaret eder. Secde, teslimiyetin ve acizliğin en belirgin sembolüdür. Bu dizede, kişinin tüm benliğiyle Yaradan’a yönelişi, içindeki birikmiş kederi ve pişmanlığı gözyaşlarıyla akıtışı resmedilir. Devamında gelen “Bu aciz canımı hakka adadım” ifadesi, bir adanmışlığın, fani olanı bırakıp baki olana yönelmenin kararlı beyanıdır. Şarkının kalbine oturan “Dünya yalan imiş er geç anladım” dizesi ise, bir uyanışın, dünyevi heveslerin boşluğunu kavramanın derin bir itirafıdır. Bu idrak, çoğu zaman acı verici olsa da, kişiyi hakikate yönelten temel bir adımdır. İşte bu derin kavrayışın ve pişmanlığın tezahürü olarak, “Islandı seccadem gözyaşlarımla” nakaratı belirir. Bu cümle, sadece bir fiziksel olayı değil, gözyaşlarının yoğunluğunu, samimiyetini ve secde eden kişinin içinde bulunduğu manevi hali tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer. Sedat Uçan’ın bu ilahisinde, her tekrarlandığında aynı yoğun duyguyu hissettiren bir anahtar ifadedir bu.
Fani Dünyadan Yüz Çevirme ve Tam Teslimiyet
Şarkının ilerleyen bölümlerinde, bu teslimiyetin ve dünyadan el çekmenin derinliği daha da vurgulanır:
“Rukum mevlayadır secdem mevlaya” dizesi, ibadetin ve kulluğun yalnızca Allah’a (Mevla’ya) mahsus olduğunu, şirkin en ufak bir zerresinden dahi arınmayı simgeler. Bu tam teslimiyet hali, kişinin tüm varlığını O’na adamasıdır. Bu adanmışlığın doğal bir sonucu olarak “Artık hevesim yok fani dünyaya” diyerek, geçici olan, aldatıcı olan her şeyden yüz çevrildiği ilan edilir. Bu, bir vazgeçiş değil, daha yüce bir varoluşa yönelişin getirdiği bir özgürleşmedir. “Secdede ağladım ben doya, doya” ifadesi, önceki “ağladım” kelimesine bir derinlik katar. Bu, içten gelen, hiçbir engelle karşılaşmadan, tüm benliğiyle yaşanan bir ağlayıştır; belki de günahların yükünden kurtuluşun, ruhun hafifleyişinin gözyaşlarıdır. Bu denli yoğun bir duygu boşalımının ardından, “Islandı seccadem gözyaşlarımla” nakaratı, bu içsel yolculuğun en somut ve dokunaklı delili olarak yeniden karşımıza çıkar. Sedat Uçan’ın yorumuyla bu sözler, dinleyicinin de kendi iç dünyasına dönmesine vesile olur.
Çöllerde Akıtılan Gözyaşları ve Dünyevi Çarelerin Yetmezliği
Şarkı, metaforik anlatımını bir adım daha ileri taşır:
“Serdim seccademi kızgın çöllere” dizesi, çaresizliğin, yalnızlığın ve belki de manevi kuraklığın ortasında dahi ibadetten vazgeçmeyişi, imanın gücünü ve azmini gösterir. Çöl, zorlu koşulları, imtihanları simgelerken, seccadeyi oraya sermek, her koşulda Yaradan’a sığınmanın bir ifadesidir. Bu çaresizlik içinde akıtılan “göz yaşlarım döndü sellere” ifadesi, gözyaşlarının sadece bir damla olmadığını, tüm benliği kuşatan, taşkın bir duygu seli olduğunu anlatır. Bu, derin bir kederin, pişmanlığın ve ilahi rahmete duyulan özlemin abartılı ama etkileyici bir tasviridir. Şarkının en çarpıcı dizelerinden biri olan “Deva olamadı gonca güllere” ise, dünyevi güzelliklerin, geçici zevklerin ve fani olan hiçbir şeyin ruhun derin yaralarını saramayacağını, asıl şifanın ancak ilahi olanda bulunabileceğini vurgular. Gonca güller, dünya nimetlerinin cazibesini temsil eder; ancak bu güzellikler, ruhun çektiği acılara derman olamaz. Ve yine, bu derin idrakin ve çaresizliğin sonunda, “Islandı seccadem gözyaşlarımla” nakaratı, bu manevi yolculuğun gözyaşlarıyla mühürlendiğini hatırlatır. Sedat Uçan’ın “Islandı Seccadem” eserinde bu döngü, dinleyiciyi sürekli olarak kendi iç muhasebesine davet eder.
Sedat Uçan’ın “Islandı Seccadem” ilahisi, sözleriyle bir tövbe ve teslimiyet çağrısıdır. Her bir dizesi, dünya telaşından sıyrılıp hakikate yönelişin, pişmanlığın ve ilahi aşka duyulan özlemin derin bir yansımasıdır. Gözyaşlarıyla ıslanan seccade, bu içsel yolculuğun en samimi tanığıdır.