SanatçıSedat Uçan

🎵 Sedat Uçan – Allahu Allah Sözleri
Ömrün bitirmiş
Virane miyem
Aklın yitirmiş
Divane miyem
Nedir bu halim
Artar melâlim
Söyle a zalim
Bi-gane miyem
Kanat vururum
Döner dururum
Yanar kururum
Pervâne miyem
Şaşırdım kaldım
Binbir renk aldım
Doldum boşaldım
Peymane miyem
Yaşlı gözlerim
Tutmaz dizlerim
Yolun izlerim
Mestane miyem
Halim söylenir
Gör neler denir
Herkes eğlenir
Terâne miyem
Meczûb sanırlar
Mecnûn tanırlar
Hep aldanırlar
Uryâne miyem
Koy söylesinler
Aşık desinler
Deli bilsinler
Yegâne miyem
Aşki can fedâ
Olsa ne fayda
Aşk oku yayda
Kemâne miyem
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuSedat Uçan – Allahu Allah: Bir Ruhun Derin Sorguları ve Aşkın Yolu
Sedat Uçan’ın yürekten okuduğu “Allahu Allah” ilahisi, dinleyicisini derin bir iç yolculuğa çıkaran, tasavvufi öğelerle bezenmiş, anlam katmanları zengin bir eser. Bu sözler, sadece bir şarkı değil, bir ruhun kendi varoluşunu, aşkını ve kainattaki yerini sorguladığı dokunaklı bir ağıt niteliğinde. Gelin, “Sedat Uçan – Allahu Allah” eserinin mısralarında gizli anlamları birlikte keşfedelim.
Varoluşsal Sorgulamalar ve Ruhsal Çalkantılar
Şarkının ilk mısraları, benliğin bir aynaya bakışı gibi:
Burada şair, ömrünün sona erdiğini hisseden, kendini viraneye dönmüş bir yapı gibi gören bir ruh halini dile getiriyor. Aynı zamanda aklını kaybetmiş, divaneleşmiş olma ihtimalini sorguluyor. Bu, sadece fiziki bir tükeniş değil, aynı zamanda ruhsal bir arayışın, akıl ile kalp arasındaki gelgitlerin başlangıcı. “Sedat Uçan – Allahu Allah” ilahisi, işte bu derin sorgulamalarla başlıyor.
Melal, yani hüzün ve keder, giderek artmaktadır. Şair, bu durumun nedenini, “zalim” diye hitap ettiği belirsiz bir güce ya da kaderine sorar. “Bi-gane miyem?” sorusu ise, bu dünyaya, bu hayata veya en önemlisi ilahi aşka karşı bir yabancı, ilgisiz mi olduğunu sorgulamasını ifade eder. Sedat Uçan’ın bu ilahisindeki sözler, bir iç hesaplaşmanın izlerini taşıyor.
Aşkın Ateşinde Pervane Olmak
İlahinin en can alıcı imgelerinden biri, aşkın teslimiyetini anlatan kısımdır:
Bu mısralar, tasavvuf edebiyatının vazgeçilmez simgesi olan pervaneyi akla getirir. Pervane, ışığa olan aşkından dolayı etrafında dönüp duran, sonunda kendini ateşe atarak yanan ve kül olan bir varlıktır. Burada şair, ilahi aşkın ateşiyle yanıp tutuşan, o aşkın etrafında dönüp duran, sonunda o aşkta yok olmayı göze alan bir âşık olduğunu dile getiriyor. “Sedat Uçan – Allahu Allah” bu dizeyle, ilahi aşkın yakıcı gücünü ve teslimiyetini vurgular.
Aşkın bu çalkantılı yolculuğunda şair, şaşkınlık içindedir. “Binbir renk aldım” ifadesi, aşkın getirdiği türlü halleri, duygusal iniş çıkışları, tecellileri simgeler. “Doldum boşaldım” ise, ilahi feyizle dolup boşalan, bazen coşkunluk bazen de boşluk hisseden bir ruhun deneyimini anlatır. “Peymane” kadeh demektir; şair, kendisini ilahi aşk şarabıyla dolup boşalan bir kadeh gibi mi görüyor?
Yolun Yorgunluğu ve Aşkın Sarhoşluğu
Aşk yolunda çekilen zorluklar ve hissedilen sarhoşluk bir aradadır:
Aşkın verdiği acıyla gözler yaşlı, dizler dermanı kesilmiştir. Ancak tüm bu fiziksel yorgunluğa rağmen, âşık, aşkın yolunu izlemeye devam eder. “Mestane” kelimesi, sarhoş demektir; burada ilahi aşkın verdiği coşkuyla sarhoş olmuş bir hali ifade eder. Sedat Uçan’ın “Allahu Allah” ilahisindeki bu bölüm, aşkın hem yıpratıcı hem de coşturucu gücünü bir araya getiriyor.
Toplumun Yargıları ve Aşkın Yegâneliği
Aşkın farklı görünüşleri toplum tarafından nasıl algılanır?
Âşığın hali, toplum tarafından konuşulur, belki de alay konusu olur. “Terâne” kelimesi, hoş ve neşeli şarkı veya boş söz anlamına gelir. Şair, ilahi aşkın getirdiği bu farklı halin, başkaları için sadece bir eğlence veya anlamsız bir melodi mi olduğunu sorgular. Sedat Uçan, “Allahu Allah” ile dış dünyanın anlayışsızlığına bir gönderme yapar.
Âşığı “meczûb” (ilahi aşkla coşmuş, aklını yitirmiş gibi görünen) veya “Mecnûn” (Leyla’ya olan aşkından çöllere düşen efsanevi âşık) olarak görenlere karşı şair, onların yanıldığını belirtir. “Uryâne miyem?” sorusu, belki de maddi ve dünyevi her şeyden soyunmuş, çıplak bir ruh haliyle mi var olduğunu sorgular. Bu çıplaklık, hakikate ulaşmanın bir aracıdır.
Bu mısralarda ise bir kabulleniş ve meydan okuma vardır. Bırakın âşık desinler, deli sansınlar. Şair, bu halin kendisi için ne denli özel ve eşsiz olduğunu, “yegâne” (benzersiz) olup olmadığını sorarak pekiştirir. Sedat Uçan’ın “Allahu Allah” ilahisi, bu noktada âşığın kendine olan inancını ve aşkına olan bağlılığını gösterir.
Aşkın Son Kurbanı ve Aracı Olma Hali
İlahinin son mısraları, aşkın nihai hedefini ve âşığın rolünü özetler:
Aşk, can feda etmeyi gerektirir. “Olsa ne fayda” ifadesi, bu fedakarlığın dünyevi bir karşılık beklemediğini, amacının sadece aşkın kendisi olduğunu anlatır. Son dize ise oldukça güçlüdür: “Aşk oku yayda / Kemâne miyem.” Aşk, bir ok gibidir ve âşık, o oku menzile ulaştıracak olan yay (kemâne) mıdır? Bu, âşığın kendini ilahi aşkın bir aracı, bir vasıtası olarak gördüğünü, aşkın hedefine ulaşması için kendisini bir enstrüman olarak sunduğunu gösterir. Sedat Uçan’ın “Allahu Allah” ilahisi, bu derin teslimiyet ve aracılık bilinciyle sona erer.