
🎵 Seco – Hastayken Söylediğim Şarkılar Sözleri
Başına en büyük belayım
Benimle baş edeceksen sorunların varsa bebek
Onları yak en baştan
Görüşeceğimiz çok şey var
Onunla hesap fazla
Anlaşamayız mahvederiz
Onunla hesaplaşmam
Nasılsa dostlarımdan arındığım
Bir dönemdin
Şakam yok ve yalan değil
Bir tek sen özeldin
Çevremdeki her sese sağır
Biz seni duyardım
Gülümsemek işimdi
Bak şimdi Sercan suratsız
Sevdiğim tüm çiçekleri bir gecede yoldunuz
Ben işimden de eşimden de bir gecede olmuşum
Hayatım garipleşti
Olgunlaştım durgunum
Karşıma dikeldi
Saygı gösterip de sustuğum
Gidiyorsan gitme deyip durduramam üzgünüm
Ne kadar bozuksam
Sende şimdi o kadar düzgünüm
Beni bu şehir ağlarken gördü
Buna mutlusun
Kısacası ben hayatın ta kendine küskünüm
Yollar peşine ölür
Sen benimle olsan yeter
Dağlar önüne eğilir
Sen benimle olsan yeter
Hastayken söylediğim
Tüm şarkılarım sensin ya
Hastayken söylediğim
Tüm şarkılarım sensin ya (x3)
Zamanım az akla sığmaz
Öyle bir halim var katlanılmaz
Nelerin duymuştum başkasından
Utanmadığın akan yaşlarımdan
Zamanım az akla sığmaz
Öyle bir halim var katlanılmaz
Nelerin duymuştum başkasından
Utanmadığın akan yaşlarımdan
Editörün Şarkı Sözü Yorumu
✍️ Editör YorumuMüzik, bazen en derin yaralarımızın, en saklı acılarımızın dile geldiği bir sığınaktır. Seco'nun "Hastayken Söylediğim Şarkılar" adlı eseri de tam olarak bu tanıma uyan, ruhun en karanlık köşelerinden yükselen bir çığlık, bir itiraf niteliğinde. Bu şarkı, bir ilişkinin yıkımının ve bu yıkımın ardında kalan enkazın, hüzünlü ama bir o kadar da çarpıcı bir dille nasıl anlatılabileceğinin kusursuz bir örneği.
Yıkımın Eşiğinde Bir İlan: "Başına En Büyük Belayım"
Şarkı, dinleyiciyi adeta bir meydan okuma ile karşılıyor. Daha ilk dizeden itibaren, anlatıcının kendi varlığını bir "bela" olarak tanımlaması, ilişkinin dinamikleri hakkında güçlü ipuçları veriyor:
Bu sözler, bir yandan kendini 'tehlikeli' bir figür olarak sunarken, diğer yandan muhatabına bir uyarıda bulunuyor. Eğer bu ilişkiye girilecekse, geçmişin tüm yüklerinden arınmak gerektiğini vurguluyor. "Onunla hesap fazla / Anlaşamayız mahvederiz" cümleleri, ilişkinin doğasında var olan uyumsuzluğu ve kaçınılmaz yıkımı önceden haber veriyor. Seco, bu dizelerde, belki de kendi yıkıcı doğasını veya ilişkinin toksik potansiyelini açıkça ortaya koyuyor, hesaplaşmaktan kaçınmanın bir kabulleniş mi yoksa bir kaçış mı olduğunu sorgulatıyor.
Yalnızlığın Ortasında Parlayan Tek Işık: "Bir Tek Sen Özeldin"
İkinci bölüm, anlatıcının yaşadığı derin yalnızlığı ve bu özel kişinin hayatındaki yerini gözler önüne seriyor. Seco'nun "Hastayken Söylediğim Şarkılar"ında, bu kişi adeta bir kurtarıcı, bir odak noktası haline gelmiş:
"Dostlarımdan arındığım bir dönemdin" ifadesi, anlatıcının sosyal çevresinden soyutlandığı, savunmasız kaldığı bir zamanda bu kişinin hayatına girdiğini belirtiyor. Tüm dış seslere sağır olup sadece onu duymak, ilişkinin ne denli yoğun ve kapsayıcı olduğunu gösteriyor. Ancak bu derin bağlılık, hüzünlü bir sona ulaşmış. "Gülümsemek işimdi / Bak şimdi Sercan suratsız" dizesi, anlatıcının (muhtemelen Seco'nun gerçek adı olan Sercan) yaşadığı değişimi, neşesini yitirişini ve bu kaybın doğrudan o kişiyle bağlantılı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Yıkılan Hayatlar ve Küskün Bir Ruh: "Hayatın Ta Kendine Küskünüm"
Şarkının orta kısmı, yaşanan trajediyi somutlaştırıyor. Anlatıcının hayatındaki büyük kayıplar, metaforik ve gerçek anlamda çarpıcı bir şekilde ifade ediliyor:
"Sevdiğim tüm çiçekleri bir gecede yoldunuz" dizesi, anlatıcının hayatındaki tüm güzelliklerin, umutların ve sevdiklerinin bir anda yok edildiğini anlatıyor. Bu, sadece bir ilişki değil, tüm bir yaşamın altüst oluşu. "İşimden de eşimden de bir gecede olmuşum" ifadesi, bu yıkımın maddi ve manevi boyutlarını vurguluyor. Yaşanan bu olaylar, anlatıcıyı "olgunlaştırmış" ama bu olgunlaşma dinginlikten ziyade bir durgunluk, bir melankoli getirmiş. "Saygı gösterip de sustuğum" ise, belki de kabullenmenin, yorgunluğun ya da çaresizliğin bir ifadesi.
Bu dizelerdeki teslimiyet ve acı, dinleyiciyi derinden sarsıyor. Anlatıcı, gideni durduracak gücü kendinde bulamıyor. "Ne kadar bozuksam / Sende şimdi o kadar düzgünüm" karşılaştırması, ilişkinin bitişinde tüm yükün kendisinde kaldığını, diğer tarafın ise kusursuz ve rahat olduğunu ima ediyor. Şehrin tanıklığında dökülen gözyaşlarına karşı duyulan mutluluk, acımasız bir vedayı resmediyor. Ve nihayet, "Kısacası ben hayatın ta kendine küskünüm" cümlesi, bireysel bir ilişkinin ötesine geçerek, varoluşsal bir hayal kırıklığını dile getiriyor. Bu, sadece bir kişiye değil, yaşamın kendisine duyulan derin bir küskünlük.
Acının Kaynağı, Şarkıların İlhamı: "Tüm Şarkılarım Sensin Ya"
Şarkının nakaratı, "Hastayken Söylediğim Şarkılar"ın ana temasını ve isminin kökenini oluşturuyor. Seco, bu dizelerde, yaşadığı tüm acının ve bu acıdan doğan sanatın tek bir kişiye adandığını vurguluyor:
İlk iki dize, bu özel kişiye duyulan abartılı bir hayranlığı ve onun varlığının tüm evreni değiştirebilecek gücünü anlatıyor. Ancak asıl vurucu kısım, "Hastayken söylediğim / Tüm şarkılarım sensin ya" tekrarında yatıyor. Bu, sadece bir aşk şarkısı değil; acı, hastalık ve kırılganlık anlarında yazılan, iç dökülen her melodinin, her sözün merkezinde o kişinin olduğunu gösteriyor. Bu kişi, anlatıcının en savunmasız anlarında bile zihnine hükmeden, ilham veren (veya acı veren) bir figür.
Akla Sığmaz Bir Hal: "Utanmadığın Akan Yaşlarımdan"
Şarkının son bölümü, anlatıcının içine düştüğü çaresiz ve katlanılmaz durumu bir kez daha vurguluyor:
"Zamanım az akla sığmaz / Öyle bir halim var katlanılmaz" dizeleri, içinde bulunulan ruh halinin karmaşıklığını ve ağırlığını ifade ediyor. Bu, hem fiziksel hem de zihinsel bir tükenmişlik. "Nelerin duymuştum başkasından / Utanmadığın akan yaşlarımdan" ise, acıya tuz basan son darbe. Dışarıdan duyulan sözler, söylentiler ve en önemlisi, diğer tarafın anlatıcının gözyaşlarından utanmaması, bu ilişkinin ne denli tek taraflı ve acımasız bittiğini gözler önüne seriyor. Seco'nun "Hastayken Söylediğim Şarkılar"ı, bu derin yaraları ve hayata karşı duyulan küskünlüğü en çıplak haliyle sunan, dinleyenin ruhunda iz bırakan bir eser olarak belleklere kazınıyor.