Salman Tin & Oğuzhan Koç – Eylül Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Salman Tin & Oğuzhan Koç 🕒 14 Şub 2025
Salman Tin & Oğuzhan Koç – Eylül video

🎵 Salman Tin & Oğuzhan Koç – Eylül Sözleri

Dursun zaman şurada seni koydum bu sonsuza
Ahtım yarım kaldı sana kızmak ne haddime

Nasıl bir hasrettin bir gurbettin bir yangın başlatıp gittin

Eylül bilir hayali narin kalbimin hali
Yani her giden miras sendi sen
Hep öyle gül gül gül gül

Eylül bilir hayali narin kalbimin hali
Yani her giden miras sendi sen
Hep öyle gül gül gül gül

Kısmet dediğin sevince olur
O dar ve narettiği sözler buruk
Hep o gözlerin benimle uyur
Düştükçe uslanmaz bir kör kuyu

Eylül bilir hayali narin kalbimin hali
Yani her giden miras sendi sen
Hep öyle gül gül gül gül

Eylül bilir hayali narin kalbimin hali
Yani her giden miras sendi sen
Hep öyle gül gül gül gül

Eylül bilir hayali narin kalbimin hali
Yani her giden miras sendi sen
Hep öyle gül gül gül gül

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Müzik, bazen en derin hislerimizi kelimelere dökerken, bazen de kelimelerin ötesine geçerek ruhumuza dokunan melodilerle bizi sarıp sarmalar. Salman Tin & Oğuzhan Koç iş birliğiyle ortaya çıkan "Eylül" şarkısı, tam da bu hisleri barındıran, dinleyenin iç dünyasında hüzünlü bir yolculuğa çıkaran özel bir eser. Bu şarkının sözleri, ayrılığın ve hasretin zamansızlığını, bir mevsimin adıyla nasıl iç içe geçtiğini ustaca anlatıyor.

Zamanı Durdurma İsteği ve Yarım Kalan Ahtlar

Şarkı, dinleyiciyi doğrudan bir kabullenişin ve derin bir özlemin içine çekiyor. İlk dizeler, kaybedilen bir aşkın ardından duyulan çaresizliği ve zamanı durdurma arzusunu gözler önüne seriyor:

Dursun zaman şurada seni koydum bu sonsuza
Ahtım yarım kaldı sana kızmak ne haddime

Bu ifadeler, sevgiliyi sonsuzluğa, yani anılara ve kalbe hapsetme isteğini anlatırken, aynı zamanda zamanın akışına karşı bir isyanı da barındırıyor. "Ahtım yarım kaldı" demek, belki de verilmiş sözlerin, hayallerin yarım kalışına bir gönderme. Ancak "sana kızmak ne haddime" cümlesi, ayrılığın getirdiği acıya rağmen, giden kişiye karşı duyulan sevginin ve saygının büyüklüğünü, hatta belki de kaderciliği vurguluyor. Salman Tin & Oğuzhan Koç, "Eylül" şarkısında bu ikilemi oldukça güçlü bir şekilde işliyor.

Hasretin Yangını ve Gurbet Hissi

Şarkının ilerleyen dizeleri, ayrılığın yarattığı boşluğu ve içsel yangını daha da derinleştiriyor:

Nasıl bir hasrettin bir gurbettin bir yangın başlatıp gittin

"Nasıl bir hasrettin" ifadesi, özlemin sadece bir duygu olmadığını, bizzat giden kişinin kendisi olduğunu ima ediyor. Bu, özlenen kişinin varlığının bile bir özlem kaynağı olabileceği, yokluğunun ise tarifsiz bir boşluk yarattığı anlamına geliyor. "Bir gurbettin" benzetmesi, gidenin ardından kalan boşluğun bir yabancılaşma, bir yersiz yurtsuzluk hissi yarattığını anlatıyor. Bu derin ayrılık, iç dünyada "bir yangın başlatıp" gitmiş; geriye sadece külleri ve dumanı kalmış bir yıkım bırakmıştır. Salman Tin & Oğuzhan Koç'un "Eylül" şarkısı, bu yangının sıcaklığını dinleyenin ruhunda hissettiriyor.

Eylül'ün Sırdaşlığı ve Narin Kalbin Hali

Şarkının nakaratı, "Eylül" ayını adeta bir sırdaş, bir şahit olarak konumlandırıyor. Bu, mevsimlerin insan duygularıyla nasıl iç içe geçtiğinin edebi bir örneği:

Eylül bilir hayali narin kalbimin hali
Yani her giden miras sendi sen
Hep öyle gül gül gül gül

"Eylül bilir hayali narin kalbimin hali" dizesi, sonbaharın hüznüyle özdeşleşen Eylül ayının, anlatıcının kırılgan kalbinin yaşadığı acıları ve hayalleri bildiğini, hissettiğini ifade ediyor. Eylül, sadece bir ay değil, aynı zamanda bu ayrılığın sessiz tanığı, belki de kendisi de hüzünlü olan bir ruh yoldaşıdır. "Yani her giden miras sendi sen" cümlesi ise, giden kişinin sadece bir anı olarak değil, aynı zamanda bir miras olarak, yani geride kalan tüm değerlerin, duyguların ve hatta acıların kaynağı olarak görüldüğünü vurguluyor. Giden, varlığıyla bir iz bırakmış, yokluğuyla ise bir boşluk ve bir miras bırakmıştır. Salman Tin & Oğuzhan Koç, "Eylül" şarkısında bu mirasın ağırlığını derinden hissettiriyor.

Gülüşün Sonsuz Yankısı

Nakaratın sonundaki "Hep öyle gül gül gül gül" tekrarı, şarkının en vurucu ve akılda kalıcı kısımlarından biri. Bu tekrar, birçok yoruma açık bir derinlik barındırıyor:

  • Belki de giden sevgilinin yüzündeki o neşeli gülüşün, anlatıcının zihninde sürekli yankılanan, silinmeyen bir anısıdır.
  • Ya da giden sevgiliye duyulan bir çağrı, bir yakarıştır; "hep öyle gül" diyerek onun mutlu olmasını dileme, hatta bu ayrılığa rağmen onun neşesinin devam etmesini isteme anlamı taşır.
  • Bir başka yorum ise, bu gülüşün, yaşanılan tüm acılara inat, içten içe bir umut kırıntısı taşıması ya da geçmişteki mutlu anlara duyulan özlemin yoğun bir ifadesi olmasıdır.

Salman Tin & Oğuzhan Koç, "Eylül"de bu basit ama etkili tekrarla, ayrılığın içindeki o paradoksal durumu, yani acının içinde bile bir güzelliği veya özlemi barındırma halini gözler önüne seriyor.

Kısmetin Şartı ve Buruk Sözlerin Gölgesi

Şarkının köprü bölümü, kader ve aşk arasındaki ilişkiye dair derin bir sorgulama sunuyor:

Kısmet dediğin sevince olur
O dar ve narettiği sözler buruk
Hep o gözlerin benimle uyur
Düştükçe uslanmaz bir kör kuyu

"Kısmet dediğin sevince olur" ifadesi, kaderin ancak sevgiyle anlam kazandığını, sevginin olmadığı yerde kaderin de bir hükmü olmadığını dile getiriyor. Bu, aşkın kaderi şekillendiren gücüne yapılan bir vurgudur. Geçmişte söylenen "o dar ve narettiği sözler buruk" ifadesi, belki de ayrılığa yol açan kırıcı veya yetersiz sözlere duyulan pişmanlığı, bu sözlerin acı tadını anlatıyor. Bu dizeler, Salman Tin & Oğuzhan Koç'un "Eylül" şarkısında, yaşanmışlıkların ve söylenenlerin ağırlığını dinleyiciye hissettiriyor.

Gözlerin Gölgesi ve Uslanmaz Kuyu

Şarkının en hüzünlü ve etkileyici imgelerinden ikisi bu kısımda yer alıyor:

  • "Hep o gözlerin benimle uyur": Bu dize, giden sevgilinin gözlerinin, anlatıcının zihninde ve rüyalarında ne kadar canlı olduğunu, onunla birlikte uyuyacak kadar içselleştiğini gösteriyor. Bu, sadece bir anı değil, sürekli bir varlıktır, bir hayalettir adeta.
  • "Düştükçe uslanmaz bir kör kuyu": Bu benzetme, anlatıcının içinde bulunduğu durumu çok güçlü bir şekilde ifade ediyor. Aşk acısı, dibi görünmeyen, her düştüğünde daha da derinleşen ve bir türlü çıkılamayan bir "kör kuyu" gibidir. "Uslanmaz" kelimesi ise, bu acının tekrarlayıcı ve öğrenilemeyen, sürekli aynı döngüde devam eden doğasını vurguluyor.

Salman Tin & Oğuzhan Koç – Eylül şarkısı, bu imgelerle dinleyeni, aşkın ve ayrılığın getirdiği dipsiz bir çaresizliğin içine çekiyor. Şarkı, aşkın ve kaybın evrensel duygularını Eylül'ün hüzünlü atmosferiyle birleştirerek, dinleyicisine unutulmaz bir deneyim sunuyor. Bu, sadece bir şarkı değil, aynı zamanda yarım kalmış bir hikayenin, zamana meydan okuyan bir özlemin ve narin bir kalbin feryadının müzikle buluştuğu bir şiirdir.