Safiye Ayla – Kâtibim (Üsküdar’a Gider iken) Şarkı Sözleri ve Yorumları

🎤 Safiye Ayla 🕒 28 May 2025
Safiye Ayla – Kâtibim (Üsküdar’a Gider iken) video

🎵 Safiye Ayla – Kâtibim (Üsküdar’a Gider iken) Sözleri

Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur
Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur
Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur
Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur

Katip uykudan uyanmış gözleri mahmur
Katip uykudan uyanmış gözleri mahmur
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır
Kâtibime setrede pantol ne güzel yaraşır
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır, aman Allah
Kâtibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır

Üsküdar'a gider iken bir mendil buldum
Üsküdar'a gider iken bir mendil buldum
Mendilimin içine lokum doldurdum
Mendilimin içine lokum doldurdum

Kâtibimi arar ikеn yanımda buldum
Kâtibimi arar iken yanımda buldum, aman Allah
Kâtip benim ben kâtibin еl ne karışır
Kâtibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır

Editörün Şarkı Sözü Yorumu

✍️ Editör Yorumu

Türk müziğinin efsanevi sesi Safiye Ayla’nın yorumuyla dillerden düşmeyen “Kâtibim (Üsküdar’a Gider iken)” türküsü, sadece bir nakarat olmanın ötesinde, derin bir sevgi ve sahiplenme hikayesini barındırır. Bu kadim eser, zamanın ve mekanın ötesinde, bir gönül bağının samimi ifadesidir. Her dizesi, dinleyenin ruhunda farklı bir his uyandırır ve bir dönemin aşk anlayışını gözler önüne serer.

Üsküdar’ın Yağmurunda Başlayan Bir Gözlem

Türkünün açılış dizeleri, dinleyeni hemen Üsküdar’ın o kendine has atmosferine çeker. “Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur” ifadesi, sadece bir hava durumunu belirtmekle kalmaz, aynı zamanda hikayenin geçtiği anın ve mekanın melankolik ama bir o kadar da romantik fonunu oluşturur. Yağmur, belki de gönlün içindeki fırtınanın ya da bekleyişin dışa vurumudur.

Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur
Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur

Ardından gelen tasvir, sevgili kâtibin fiziksel görünümüne odaklanır. “Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur” dizeleri, onun günlük yaşantısına, belki de işine olan bağlılığına dair ipuçları verir. Setresinin uzunluğu ve eteğindeki çamur, onun hayatın içinde, gerçek bir kişi olduğunu gösterir. Bu, idealize edilmiş bir aşık figürü yerine, yaşamın getirdiği tüm gerçeklikleriyle sevilen bir insan portresidir. Safiye Ayla’nın o eşsiz yorumuyla bu dizeler, adeta bir ressamın fırçasından çıkmış gibi canlanır.

Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur
Kâtibimin setresi uzun, eteği çamur

Mahmur Gözlerle Gelen Sahipleniş

Türkünün bir sonraki bölümü, kâtibin daha kişisel bir özelliğine değinir ve ardından gelen o meşhur sahiplenme cümlesiyle zirveye ulaşır. “Katip uykudan uyanmış gözleri mahmur” ifadesi, kâtibin uykudan yeni kalkmış, belki biraz yorgun ama bir o kadar da çekici halini betimler. Bu mahmurluk, ona insanüstü bir varlık yerine, sıradanlığın içindeki güzelliği yakalamış bir karakter özelliği katar.

Katip uykudan uyanmış gözleri mahmur
Katip uykudan uyanmış gözleri mahmur

Ve sonra o unutulmaz deklarasyon gelir: “Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır.” Bu cümle, sadece bir aşk ilanı değil, aynı zamanda bir meydan okumadır. Halkın dilinden dökülen bu sözler, aşkın bireysel ve dokunulmaz doğasını vurgular. Kimsenin bu özel bağa karışamayacağı, onun sadece iki kişi arasında yaşandığı cesurca ifade edilir. Safiye Ayla’nın “Kâtibim (Üsküdar’a Gider iken)” türküsündeki bu kısım, aşkın evrensel ve zamansız gücünü hatırlatır.

Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır
Kâtibime setrede pantol ne güzel yaraşır
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır, aman Allah
Kâtibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır

“Kâtibime setrede pantol ne güzel yaraşır” ve “Kâtibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır” dizeleri, sevilen kişinin giyimine gösterilen özeni ve beğeniyi ortaya koyar. Bu, sadece bir giysi beğenisi değil, aynı zamanda sevilenin her haliyle güzel bulunması, ona yakışan her şeyin ayrı bir takdirle karşılanmasıdır. Bu detaylar, aşkın küçük ama anlamlı gözlemlerle beslendiğini gösterir.

Bir Mendil ve Lokumla Gelen Huzur

Türkünün son bölümü, daha samimi ve içten bir jestle devam eder. “Üsküdar’a gider iken bir mendil buldum / Mendilimin içine lokum doldurdum” dizeleri, sevilen kişiye duyulan düşünceli sevgiyi ve onun için yapılan küçük hazırlığı anlatır. Mendil ve lokum, geleneksel olarak sevgi ve şefkat göstergesi olan, masumane armağanlardır. Bu, büyük laflar yerine, küçük ama kalpten gelen eylemlerin aşkı nasıl beslediğini gösterir.

Üsküdar’a gider iken bir mendil buldum
Üsküdar’a gider iken bir mendil buldum
Mendilimin içine lokum doldurdum
Mendilimin içine lokum doldurdum

Ve nihayet, arayışın sona ermesiyle gelen o tatlı rahatlama: “Kâtibimi arar iken yanımda buldum.” Bu cümle, aslında sevilenin her zaman yakınında, kalbinde olduğunu fark etmenin huzurunu yansıtır. Arayışın dışarıda değil, içsel bir keşif olduğunu fısıldar. Safiye Ayla’nın “Kâtibim (Üsküdar’a Gider iken)” türküsü, bu sade ve içten anlatımıyla dinleyicinin ruhuna dokunur. Aşkın, bazen en beklenmedik anda, en sıradan gözlemle başladığını ve en doğal haliyle ifade edildiğini bizlere hatırlatır.

Kâtibimi arar iken yanımda buldum
Kâtibimi arar iken yanımda buldum, aman Allah
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır
Kâtibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır

Bu türkü, sadece bir aşk şarkısı olmanın ötesinde, kültürel bir miras, zamansız bir duygunun ve halkın diliyle ifade edilen bir bağlılığın sembolüdür. Safiye Ayla’nın yorumuyla “Kâtibim (Üsküdar’a Gider iken)”, her dinleyişte yeniden keşfedilmeyi bekleyen bir hazine.